Kaşıkçı cinayetine ilişkin BM raporu açıklandı: Suudi Arabistan bedel ödeyecek mi?

Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan ve kısa bir süre sonra öldürüldüğü tespit edilen the Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'ya ilişkin BM raporu açıklandı. Cinayete dair önemli bilgilere yer verilen raporda Suudi Arabistan yönetiminin rolüne işaret edildi.

Suudi gazeteci ve Amerikan merkezli the Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018'de evlilik amacıyla gerekli belgeleri elde etmek için girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamadı. Kısa bir süre sonra korkunç bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Kaşıkçı'nın Suudi hükümeti tarafından gönderilen özel bir tim tarafından öldürüldükten sonra cesedinin yok edildiği ortaya çıktı. Aradan aylar geçmesine rağmen cinayete dair birçok soru cevap beklerken, Kaşıkçı'nın naaşına bir türlü ulaşılamadı. Son olarak Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine ilişkin rapor hazırladı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından (OHCHR) uluslararası kamuoyuna sunulan 101 sayfalık raporda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in herhangi bir devleti beklemeksizin Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin uluslararası tamamlayıcı kriminal bir soruşturma başlatması gerektiğine vurgu yapıldı. Raporda ayrıca BM İnsan Hakları Konseyi'ne Kaşıkçı cinayetinin akıbeti ve genel olarak kişilerin ülkeleri dışında hedef alınmasına ilişkin "Arria formülü" (gayrı resmi BM Güvenlik Konseyi toplantısı) görüşmesi düzenleyerek bir araya gelmesi çağrısı yapıldı.

Suudi Arabistan'a "Türkiye'den özür dile" çağrısı

Suudi Arabistan'ın Cemal Kaşıkçı'nın ailesi ve Türkiye'den özür dilemesi gerektiğine işaret eden raporda, "Hesap verebilirlik, Suudi Arabistan hükümetinin cinayetteki sorumluluğunu üstlenmesini gerektirir. Bu aynı zamanda devletin Kaşıkçı'nın ailesine tazminat ödemesini de içeriyor. Aynı zamanda Suudi Arabistan, diplomatik ayrıcalıkların istismarı ve kendi toprakları dışında güç kullanımı yasağını ihlal etmekten ötürü Türk hükümetinden özür dilemeli." ifadelerine yer verildi. Raporda ayrıca Suudi yönetiminin Kaşıkçı'nın yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve çalıştığı the Washington Post kurumundan da özür dilemesi gerektiği belirtildi. Bununla birlikte Riyad rejimine çağrıda bulunan BM raportörü, Suudi Arabistan'da hapsedilen, barışçıl şekilde görüşlerini ve inançlarını ifade eden kişilerin salıverilmesi, işkence ve öldürücü güç kullanımı ve zorla ortadan kaybolan kişilerle ilgili iddiaların bağımsız bir şekilde araştırılması için çalışmalar yürütülmesini istedi. Korkunç cinayetin aktörleri, kurumlar ve infazı mümkün kılan şartların detaylı bir biçimde araştırılması için adımlar atılması gerektiğinin altı çizilen raporda, "Suudi Arabistan, bunların tekrar yaşanmamasını temin etmek için kamu raporu oluşturup gereken reformları belirlemeli." denildi. Bu kapsamda raporda BM'nin ilgili kurumlarının da Suudi yetkililere destek verebileceği bildirildi. Öte yandan raporda Suudi Arabistan'daki soruşturmanın yetersiz olduğu işaret edilirken, "Riyad yönetimi, mevcut yargılamaya ara vermeli. BM tarafından yönetilen ayrı bir cezai soruşturmayla müşterek çalışmalı ve gelecekte gerçekleşecek yargılamanın yeri ve yapısı konusunda verilen kararları uygulamalı." değerlendirmesinde bulunuldu. Aynı zamanda rapora ilişkin yapılan açıklamada Türk hükümetine, "cinayetin soruşturulmasıyla ilgili yaptığı iş birliği ve gösterdiği iyi niyet için son derece minnettar." olunduğu bildirildi.

"Prens Selman'a yaptırım getirilmeli"

Cinayete ilişkin ABD'ye de çağrıda bulunulan BM raporunda, "ABD, henüz açılmadıysa, Kaşıkçı cinayetine ilişkin bir Federal Araştırma Bürosu (FBI) soruşturması başlatmalı ve uygunsa ABD içinde cezai kovuşturma yürütmeli. Aynı zamanda Amerikan yönetimi, 2016 Küresel Magnitsky İnsan Hakları Hesap Verebilirlik Yasası ışığında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın sorumluluğu olup olmadığına karar vermeli ve bu karara nasıl vardığına ilişkin bilgi paylaşmalı." ifadelerine yer verildi. ABD Kongresi'ne ise cinayette parmağı olan Suudi Arabistanlı yetkililere ilişkin oturumlar düzenlenmesi çağrısında bulunulan raporda, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bütün kanıtlar, bilgiler, materyaller ve dinlemelerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. BM raporunda, diğer ülkelere Kaşıkçı cinayeti konusunda hesap verilebilirliğin sağlanması için gerekli bütün uluslararası açıklamalar, çağrılar ve kararları desteklemeleri çağrısında bulunuldu. Yanı sıra raporda, BM üyesi ülkelerin Kaşıkçı'nın öldürülmesine dahil olduğu iddia edilen kişilere yaptırım uygulaması ve yaptırımların Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'ı da kapsaması önerildi. Üye ülkelere çağrı yapan BM raporunda ayrıca, özel olarak geliştirilen gözetim araçlarının ihracatı, satışı, devri, kullanımı veya hizmetinin verilmesi konusunda, insan haklarına uygun bir koruma rejimi uygulanana kadar Suudi Arabistan ve diğer devletlere derhal moratoryum uygulamaları uyarısında bulunuldu. Raporda, uluslararası şirketlerden de Kaşıkçı cinayetiyle dolaylı ya da doğrudan ilişkisi bulunan kişi ve kurumlarla iş yapmaktan kaçınmaları istendi. Öte yandan BM raportörü, Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde her yıl düzenlenen Davos Zirvesi kapsamında Cemal Kaşıkçı ve cinayete kurban giden diğer gazeteciler adına daimi bir panel etkinliği düzenlenmesi çağrısı yaptı.

"Kaşıkçı cinayeti Riyad rejimi sorumluluğunda"

Raporda Kaşıkçı'nın öldürülmesinin Suudi Arabistan'ın sorumluluğunda olduğu belirtilirken, cinayet yargısız bir infaz olarak değerlendirildi. BM raportörü konuya ilişkin, "Kaşıkçı'nın öldürülmesi, Suudi Arabistan'ın sorumlu olduğu bir yargısız infaz teşkil etmektedir. Kaşıkçı'yı kaçırma teşebbüsü de uluslararası insan hakları hukuku uyarınca bir ihlaldir. Kaşıkçı, uluslararası hukuka göre Suudi Arabistan'ın sorumlu olduğu, kasten ve tasarlayarak gerçekleşen bir yargısız infazın kurbanı oldu." ifadelerini kullandı. Raporda, uluslararası hukuk çerçevesinde, Kaşıkçı'nın katledilmesi talimatını hangi devlet yetkilisinin verdiğine, kaçırılmasında bir ya da birden fazla azmettirici olup olmadığına ve Kaşıkçı'nın kazara öldürülüp öldürülmediğine, yetkililerin kendi inisiyatifleriyle hareket edip etmediğine veya bağlantılarına bakılmaksızın, ortada bir devlet sorumluluğu bulunduğu vurgulandı. Kaşıkçı cinayetinin Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesinin ve barış döneminde kendi toprakları dışında güç kullanımına yasak getiren BM şartının da ihlali olduğu ifade edilen raporda, "Suudi Arabistan, bir gazeteciyi öldürerek, BM'nin temel ilkelerinden biri olan ifade özgürlüğünün korunması ilkesine aykırı bir eyleme girdi" değerlendirmesinde bulunuldu. Raporda ayrıca Kaşıkçı'nın öldürülme koşullarının, Suudi Arabistan tarafından onaylanan "İşkenceye Karşı Sözleşme" hükümleri uyarınca işkence eylemi oluşturduğuna dikkat çekilirken, Kaşıkçı'nın cesedine halen ulaşılamamış olmasının da zorla yok etme suçu teşkil ettiği belirtildi. Yanı sıra raporda, "Özel Raportör, Veliaht Prens Selman da dahil olmak üzere üst düzey Suudi yetkililerin bireysel sorumluluğunun daha fazla araştırılmasına haklı neden teşkil eden güvenilir kanıtlar bulunduğunu tespit etti." ifadelerine yer verildi.

Suudi yetkililere İstanbul tepkisi

Öte yandan Riyad rejimine bağlı makamların cinayete ilişkin İstanbul'da yürüttüğü soruşturmanın bulgularına ilişkin BM yetkililerini bilgilendirilmediği vurgulanan raporda, Suudi makamlarınca yapılan açıklamalarda adı geçen bazı kişilerin ve yargılanan 11 şüphelinin kimliğinin eşleşmediği kaydedildi. Raporda, "Suudi yetkililer hala Kaşıkçı'nın kalıntılarının nerede olduğunu açığa çıkarmadı. Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturmada Suudi Arabistan'ın Türk makamlarla iş birliği yapması uluslararası bir zorunluluktu. Özel Raportör, suç mahallinin tamamen, hatta adli olarak temizlenmiş olduğuna dair inandırıcı kanıtlar buldu. Bunlar, Suudi soruşturmasının iyi niyetle yürütülmediğini ve bunun adaleti engellemek anlamına gelebileceğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulunuldu. Yanı sıra BM raporunda, yurt dışında yaşayan Riyad rejimi muhaliflerinin durumuna ilişkin, "İkamet ettikleri ya da sürgünde bulundukları ülkeler, insan haklarına saygı göstermek ve onları kaçtıkları devletlerin şiddetine karşı korumakla yükümlüdür." ifadelerine yer verildi. Raporda Suudi Arabistan'ın cinayete ilişkin soruşturma ve tazminat konularında devlet sorumluluklarını ele almak konusunda isteksiz adımlar attığı vurgulanırken, bu adımların uluslararası hukukun gerektirdiklerini karşılamadığı belirtildi. BM raportörü, Suudi Arabistan'da 11 şüphelinin yargılanmasına ilişkin endişeleri bulunduğunu ifade ederken, duruşmanın askıya alınmasını istedi. Aynı zamanda raporda Riyad rejiminin Kaşıkçı'nın öldürülmesindeki sorumluluğunu kamuoyundan gizlemeye çalıştığı vurgulandı.

"Kral Selman'ın açıklamaları yetersiz"

Bununla birlikte Suudi makamların cinayete kurban giden Kaşıkçı'nın ailesinden, arkadaşlarından ve meslektaşlarından ölümü ve öldürülme şekline ilişkin özür dilemediğine dikkat çekilen raporda, "Özel Raportör, Cemal Kaşıkçı'nın çocuklarına sunulan bir parasal teklif hakkında bilgi edinmiştir ancak bu teklifin uluslararası insan hakları hukuku kapsamında bir tazminat tutarı anlamına gelip gelmediği şüphelidir." ifadeleri kullanıldı. Son olarak Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz'in konuyla alakalı olarak istihbarat servislerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin açıklamasının yetersiz olduğu belirtilen BM raporunda, Suudi Arabistan'dan beklenenin, görüş ve inançlarını barışçıl yollarla ifade eden ancak hapsedilmiş kişileri serbest bırakması, işkence ve ölümcül güç kullanımının resmi ve gayriresmi gözaltı yerlerinde soruşturulması, zorla yok edilenlere ilişkin tüm iddiaların araştırılması ve kaybedilen kişilerin nerede olduğunu kamuoyuna duyurması olduğu vurgulandı. Raporda, "Özel Raportör, Kaşıkçı'nın öldürülmesinin, devletlerin evrensel yargı yetkisi talebini gerektiren uluslararası bir suç olduğuna inanmaktadır. Suudi Arabistan'da yürütülen yargılama güvenilir bir hesap verilebilirlik ortaya koymayacak." değerlendirmesinde bulunuldu.

Suudi Arabistan'dan BM raporuna sert tepki

BM'nin yayınladığı Cemal Kaşıkçı raporuna sert tepki gösteren Suudi Arabistan Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr, raporu ülke liderliğini baltalama girişimi olarak değerlendirirken bu yaklaşımı şiddetle reddettiklerini söyledi. OHCHR tarafından Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklanan 101 sayfalık raporu eleştiren Cubeyr, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kaşıkçı'nın öldürülmesinde ülkemizin liderliğini baltalama girişimlerini reddediyoruz." ifadelerine yer verdi. Davanın uluslararası boyuta taşınmasına karşı çıkan Suudi Dışişleri Bakanı ayrıca, "Suudi Arabistan'ın adli makamları bu davayı değerlendirme ve yetkilerini tamamen bağımsız olarak kullanma yetkisine sahip tek mercidir. Davanın Suudi Arabistan yargısının dışına ve uluslararası boyuta taşınması kabul edilemez." dedi. Suudi Bakanın bu çıkışı sosyal medyada büyük tepkiyle karşılanırken İnsan Hakları İzleme Örgütünden (HRW), "Callamard'ın Suudi Gazeteci Kaşıkçı cinayetine ilişkin adalet çağrısı, Suudi Arabistan'daki hak ihlallerinin izlenmesi için daha kapsayıcı bir sistemin oluşturulmasını sağlamalıdır." değerlendirmesinde bulundu. HRW Cenevre Direktörü John Fisher ise yaptığı açıklamada, "BM İnsan Hakları Konseyi üyeleri için Suudi Arabistan'daki muhaliflere karşı hoşgörüsüzlüğe ve yapılanların yanına kar kalması iklimine odaklanmak çok önemli. Suudi Arabistan'ın hak ihlalleri için hesap vermediği sistemi, Kaşıkçı'nın soğukkanlı ve vahşi bir şekilde öldürülmesine yol açtı." değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Af Örgütü (AI) Ortadoğu Araştırma Direktörü Lynn Maalouf da rapora ilişkin açıklamasında, "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, Callamard'ın uluslararası soruşturma açılması tavsiyesine bir an önce uyma çağrısı yapıyoruz. BM Genel Sekreteri Guterres, tüm dünyada muhaliflerin, gazetecilerin, aktivistlerin ve insan hakları savunucularının hedef alınarak öldürülmesinin güçlü bir karşılık bulacağına ilişkin güçlü sinyal vermelidir." ifadelerine yer verdi.