‘‘Kanal İstanbul Projesi’’ hakkında merak edilen her şey

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük hayalim dediği ve ‘‘çılgın proje’’ olarak adlandırdığı ''Kanal İstanbul Projesi'' hakkında İBB Başkanı İmamoğlu ‘‘cinayet’’ diyerek gündemin seyrini değiştirdi. Erdoğan’ın projeyi açıkladığı günden bu yana tartışmaların odağında olan ve aslında tarihi Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar dayanan projenin tüm detaylarını sizler için araştırdık. Referandum yapılacak mı? Kanal İstanbul ‘‘Çılgın proje’’ mi yoksa ‘’cinayet’’ mi?

Fethiye Mutaf Narin - INTELL4

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarının 9’uncu senesi olan 2011 yılında İstanbul Sütlüce’de kameraların karşısına geçmiş ve “işte benim en büyük hayalim” diyerek “Kanal İstanbul Projesi”ni tanıtmıştı. “Çılgın Proje” olarak nitelendirilen kanal projesi Erdoğan’ın deyimiyle “Panama Kanalı, Süveyş Kanalı ve Yunanistan’daki Corinth Kanalı ile kıyas dahi kabul etmeyecek yüzyılın en büyük projelerinden biri” olacak nitelikteydi.

‘‘ÇILGIN PROJE'' Mİ YOKSA ''CİNAYET'' Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştirmek istediği en büyük projesi olan ''Kanal İstanbul'' açıkladığı günden bu yana tartışmaların odağındaydı ancak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun projeyi ''cinayet'' olarak tanımlaması tartışmaları bambaşka bir noktaya taşıdı. Peki Kanal İstanbul ‘‘Çılgın proje’’ mi yoksa ‘’cinayet’’ mi?

ERDOĞAN AÇIKLADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Nisan günü projenin detaylarını açıklarken, “Karadeniz ve Marmara arasında yeni bir kanal açılacak. Kanalın uzunluğu 40 kilometre, derinliği 25 metre, genişliği ise 150 metreyi bulacak. Kanaldan dünyanın en büyük gemileri geçebilecek, kanal üzerine inşa edilecek köprülerle kara ve demiryolu ulaşımı hiçbir kesintiye uğramayacak. Üçüncü köprünün bağlantı yolları da bu kanal üzerinden geçecek. Bu kanal sayesinde boğaz trafiği azalacak ve Boğaz’daki risk en aza indirilecek. Yüzyılın en büyük projelerinden biri için bugün kolları sıvıyoruz. Çünkü Türkiye bir istikrar ülkesi, Türkiye bir güven ülkesi. Türkiye 2023’e böyle büyük böyle çılgın, böyle muhteşem bir projeyle girmeyi fazlasıyla hak etmektedir ve bunun adımını attık’’ dedi.

İMAMOĞLU PROJEYİ ‘’CİNAYET’’ OLARAK NİTELENDİRDİ

Projenin çalışmaları sürerken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,  Kanal İstanbul’u “cinayet” olarak tanımladı ve yeni bir tartışmanın da fitili ateşlenmiş oldu. Projeyi neden desteklemediğini anlatan İmamoğlu, hem çevresel açıdan hem de deprem olasılığı nedeniyle projenin tehlike arz ettiğini belirtti ve uyardı; “Bu ucube projeyle, ülkenin deprem riski en yüksek bölgesine 8 milyon hapsedilmiş olacak. Deprem anında bu denli yüksek bir nüfusu başka bir coğrafyaya nakledecek hiçbir devlet yoktur dünyada” dedi.

Açıklamasında projenin 75 milyar dolarlık maliyetine dikkat çeken İmamoğlu; “Bu miktarda parayla ülke genelinde birden fazla başka cazibe merkezleri üretilebilir…Özetle bu proje İstanbul’a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul bitmiş olacak.” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, projeye dair ayrıca “Kanal İstanbul projesinin yüzde 30 civarında su havzalarını yok edeceği, İstanbul için ne kadar gereksiz ve ne kadar riskli bir proje olduğunun da ayrı bir ispatıdır. İstanbulluların projenin etkisi, üreteceği tahribat, neye mal olacağı konusunda, faydaları ve dezavantajları konusunda hiçbir bilgileri yok’’ dedi.  Ayrıca İmamoğlu, projenin referanduma sunulması teklifinde de bulundu.

BUGÜN SONA ERİYOR

Öte yandan İBB Başkanı İmamoğlu,  "Kanal İstanbul demek bu milleti sevmemek demek" sözlerini kullanarak Kanal İstanbul'un yapımına ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne itiraz dilekçesini verdi.

İmamoğlu’nun yanı sıra, projenin iptalini isteyen yurttaşlar da, yalnızca İstanbul'da değil ülkenin dört bir yanından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri önünde uzun kuyruklar oluşturarak itiraz dilekçelerini vermeyi sürdürüyor. Projeye itirazlar, bugün sona eriyor. Vatandaşlar, itirazlarını bugün mesai bitimine kadar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri'ne dilekçeyle başvurarak yapılabildiği gibi, ilgili kurumlara faks göndererek ya da Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden de yapılabiliyor.

TOPLU TAŞIMA EKRANLARINDA

Son olarak İBB, Kanal İstanbul’u neden istemediklerini toplu taşıma araçlarındaki bilgi ekranlarında yurttaşlara anlatmaya başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği metro, metrobüs, otobüs ve şehir hatları vapurlarının bilgi ekranlarında ‘’#YaKanalYaİstanbul’’ etiketiyle Kanal İstanbul karşıtı spotlar yayınlanıyor. Ekranlardaki spotlarda “Kanal İstanbul demek, deprem riskini tetiklemek demek”, “Kanal İstanbul demek, 1.2 milyonluk yeni nüfus demek”, “Kanal İstanbul demek, yeni nüfus demek” gibi yazılar yer alıyor.

PROJE HAKKINDA NELER BİLİNİYOR?

Projeye göre, Kanal İstanbul şehrin Avrupa Yakası'nda hayat bulacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, Kanal İstanbul Projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna göre, 7 yılda tamamlanacak olan Kanalın proje maliyeti 75 milyar TL olarak hesaplandı. Hazırda Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olan İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğini rahatlatmak adına Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir su yolu olma görevini alacak. Kanalın uzunluğu 40 kilometre; genişliği 150 metre, derinliği ise 25 metre olacak.

Güzergahı ise, Marmara Denizi'ni Küçükçekmece Gölü'nden ayıran kıstaktan başlamakta. Sazlıdere ve Altınşehir mahallelerinden devam eden proje Sazlıdere Baraj Havzası boyunca ilerleyecek. Terkos ve Durusu mahallelerinin kenarında da Karadeniz'e ulaşacak. Alan büyüklüğü olarak Arnavutköy 28.6 km, Küçükçekmece 7, Başakşehir 6.5, Avcılar 3.1 km ilçe sınırları içerisinde olacak.

Proje sona erdikten sonra İstanbul Boğazı’ndaki tanker trafiği tarihe karışacak. İstanbul‘da iki yeni yarımada ve ayrıca yeni bir ada meydana gelecek. Kanal İstanbul’un çevresinde kurulacak yeni yerleşim bölgesinin kapsadığı alan yaklaşık 453 kilometrekare olacak. Kadıköy’ün yüz ölçümünün 41 kilometrekare olduğu düşünüldüğünde 10 Kadıköy’ü yan yana koyarak büyüklüğüne dair bir kıyaslama yapabiliriz.

KANAL İSTANBUL’A NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?

Kanal İstanbul projesinin en önemli yansıması, 1936 yılında yürürlüğe giren ve Boğazlar rejimini düzenleyen ''Montrö Sözleşmesi'' ve bu sözleşme ile kurulan jeopolitik denge üzerine yapacağı etki ile ilgili. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Antlaşması sırasında yıllık 3 bin gemi boğazdan geçmekteydi ancak yıllar geçtikçe bu sayı giderek arttı. Gerek boğaz trafiğinin artması gerekse yük gemileri geçiş güzergahları ve planlamaları için alternatif arayışların başlaması projenin tetikleyicisi oldu. Şu anda yıllık 50 bini bulan sayılarda gemi, boğazdan geçiyor. Bu sayının 2050'de 100 bine ulaşması bekleniyor. Günlük balıkçı ve şehir hatları ile 2 bin 500 araç boğazı kullanıyor. Süveyş Kanalı'nda yıllık 17 bin gemi geçiyor.

Tabiki coğrafyalar nedeniyle karşılaştırmak çok sağlıklı sonuçlar vermeyebilir ancak durum itibarıyla büyük bir fark söz konusu. Bazı hukukçulara göre, bu projenin Montrö Anlaşması'na yönelik de bazı ihlaller doğurabileceği yönünde tartışmalar var.

 

FAYDALARI NELER OLACAK?

Kanal İstanbul projesi Montrö’ye tabi olmayacağı için Süveyş gibi ton başına ortalama 5,5 dolardan fiyatlanabilecek. Süveyş’ten en fazla 150 (DWT) gemiler geçebilirken, Kanal İstanbul 300 bin tonluk gemiler için uygun olacak. 193 kilometre uzunluğa sahip Süveyş’ten 148 kilometre daha kısa olacak Kanal İstanbul, tam kapasite çalışması durumunda da yıllık kazanç 8 milyar dolara kadar yükselecek. Maliyeti 40 milyar doları bulacağı tahmin edilen Kanal İstanbul, hesaplanan getirisi ile 5 yıl içinde kendini finanse edecek ve Türkiye’nin boğazlardan elde ettiği gelir artacak.

Projenin tamamlanmasından sonra bölgede 1,5 milyonluk yeni bir iş imkanı ortaya çıkacak. Körfez sermayesinin de dikkatini celbedecek olan Kanal sayesinde yatırımların ciddi oranda artması bekleniyor. İstanbul’a yılda 50 milyon yabancı ziyaretçinin geleceği öngörülürken, bu sayede yıllık 20-30 milyar dolar turizm geliri elde edilecek. 2023 vizyonu çerçevesindeki çılgın projenin bütün gelir kalemleriyle birlikte ilk 5 yılda 100 milyar dolara yakın bir gelir kazandırması hedefleniyor.

DEZAVANTAJLARI NELER?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, projenin dezavantajlarına dair oldukça dikkat çekici bir raporu kamuoyuna sundu. Raporda, Kanal İstanbul projesi ve çevresinde oluşacak yapılaşma alanlarının çok kısa sürede sıcaklık, nemlilik, buharlaşma ve rüzgar rejimlerini değiştirerek birer kentsel ısı adasına dönüşeceğinin altı çizilerek “Bu alanlar iklim değişikliği açısından olumsuz sonuçlar üretecektir” denildi. İstanbul'un bu bölgede sahip olduğu ormanların, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının, çayır ve meraların, kıyı kumullarının, endemik türlerin projenin inşaatı sırasında ve sonrasında mevcut imar planlarına aykırı yeni oluşacak gelişme alanlarından dolayı yok olma aşamasına geleceğine dikkat çekildi.

ECEVİT’İN DE PROJESİYDİ

Bundan tam 9 yıl önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme taşıdığı Kanal İstanbul projesinin fikir babasının Demokratik Sol Parti (DSP) lideri Bülent Ecevit olduğu konuşuluyor ancak projenin tarihi bilinenden çok daha eski. 1994 senesinde partisinin İstanbul adayıyla birlikte İstanbul projelerini halka anlatan Ecevit, dönemin ‘’mega projesi’’ için ‘’Boğaz’da artan deniz trafiğine bir çözüm bulmamız lazım. İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz’le Marmara arasında bir kanal açmalıyız. Böyle bir kanalın açılması durumunda tanker ve şilep trafiği bu kanala aktarılır ve Boğaz trafiği rahatlar” ifadelerini kullanmıştı ancak proje, o dönemin şartlarından mı yoksa bazı gerçeklerin sonradan anlaşılmasından mıdır konuşulmaktan öteye gidemedi.

KANUNİ DÖNEMİNDE MİMAR SİNAN’A VERİLMİŞTİ

Uzun süredir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Kanal İstanbul projesi, aslında 16’ncı yüzyıldan itibaren çok kez gündeme geldi. İlk kez Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele alınan projenin, fizibilite çalışmaları Mimar Sinan tarafından yapıldı.  Sakarya Nehri kullanılarak Marmara ve Karadeniz arasında bir kanal açılması planlandı ancak savaşlar sebebiyle proje bir türlü hayata geçirilemedi.

Ardından Üçüncü Murad döneminde 1591'de gündeme gelen kanal projesi, Keleş suyunun Sapanca Gölü’ne Sapanca Gölü'nün de İzmit Köfezi'ne akıtılması için harekete geçildi. Sokolluzade Hasan Paşa, bu işle görevlendirilmişti. Kanal için her türlü çalışma yoğun bir şekilde devam ederken donanmanın hazırlanmasının ön plana çıkması üzerine faaliyetlere ara verildi.

KARŞI ÇIKILDI

Mehmed devrinde, yeniden 1654'te gündeme taşınan proje için, bölgeye mühendis gönderildi ve bir rapor hazırlandı. Ancak raporda kanalın gerçekleşmesi halinde çevredeki köy, çiftlik ve meraların zarar göreceği belirtildiğinden üçüncü teşebbüs başlamadan sona erdi. Birinci Mahmud devrinde (1730-1754) sadece Sapanca Gölü'nün İzmit Körfezi'yle birleştirilmesi gündeme gelmişti. Bu kez de projeyi bölgenin ileri gelenlerinin desteklememeleri üzerine proje hayata geçirilemedi.

Üçüncü Mustafa zamanında 1759'da kanal meselesi yeniden gündemdeydi. Birinci aşamada Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi birleştirilmeye çalışılacak, bu teşebbüsün gerçekleşmediği takdirde Sakarya Nehri ile Sapanca Gölü birleştirilmeye çalışılacaktı. Kanal için teşebbüse geçildi ancak hafriyat sırasında su çıkması ve kışın gelmesi üzerine faaliyete ara verildi sonrasında da iptali gerçekleşti.

HAYATA GEÇİREMEDEN VEFAT ETTİ

Bülent Ecevit’ten önce kanal projesini gündeme getiren son isim, İzmit valisi Vezir Hacı Ahmed Aziz Paşa oldu. 1813’de İzmit valisi olarak görev alan Aziz Paşa, kanal işinin ekonomiye katkılarına dikkat çekip, kanal gerçekleştirilirse Beypazarı'na kadar olan bölgeden ürünlerin rahatlıkla Marmara'ya ulaştırılabileceğini ifade etti. Bu süre zarfında mühendisler kanal ile ilgili teferruatlı raporlar hazırlandı. Dönemin padişahı İkinci Mahmud da teşebbüsü destekliyordu. Her şey yolunda giderken kanalın başlamasını sağlayan Ahmed Aziz Paşa'nın ölümü altıncı teşebbüsün de gerçekleşmesine imkan vermedi.

TARTIŞMALAR UZUN SÜRE DEVAM EDECEK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Kanal İstanbul konusunda tartışma yaratan açıklamalar yapan İmamoğlu'na, "Kanal İstanbul'a karşı çıkıyorlar. Belediye Başkanı diyor ki 'Kanal İstanbul, buraya uymaz.' Sen otur işine bak, nasıl uyduğunu göreceksin" diyerek restini çekti. Erdoğan, Kanal İstanbul'un kimler tarafından engellenmek istendiğini gayet iyi bildiklerini kaydederek, Türkiye'yi büyütecek bu projenin kesinlikle rafa kaldırılmayacağını söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca, şu anda hazırlıkların son safhada olduğunu ve hemen ihaleyi yaparak 42 kilometre Karadeniz'i Marmaray'a bağlayacaklarını belirtti.

REFERANDUM OLACAK MI?

Kanal İstanbul tartışmaları gündemdeki yerini korurken CNN Türk'te yayınlanan ‘Haftasonu Özel’ programına konuk olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, son olarak projenin referanduma gitmeyeceğini açıkladı. Bakan Soylu Kanal İstanbul projesinin referanduma gitmeyeceğini belirterek, "Birileri çatlasa da patlasa da 2011'de milletimiz karar verdi. 2011'de Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara gelirken projesiydi, halka o zaman soruldu ve halk onu tek başına iktidar yaptı” ifadelerini kullandı. Bakan Soylu’nun ‘’birileri çatlasa da patlasa da’’ şeklindeki sözleri kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve sosyal medyada da gündem oldu.

KANAL İSTANBUL ÇALIŞTAYI 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün CHP lideri Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Akşener ile, Kanal İstanbul Çalıştayı'nda bir araya geldi. İmamoğlu, konuşmasında Kanal İstanbul ile ilgili, ''Hayati bir konu için enine boyuna uzmanlarla tartışmak için toplandık. İstanbul’a tek bir kazma bile vuracak olanın anlatma mecburiyeti vardır. Toplumu ikna etmek zorunlulukları vardır. Kanal İstanbul tamamen yanlış ameliyat. Hayati sistemlerin zarar göreceği bir ameliyat. İstanbul’un bazı bölgeleri sakat kalacak, bazı bölgeleri felç olacak. Bunu yapmayı kafalarına takmış olanlar buna neden mecbur olduğunu anlatmak zorundalar. Hatta 82 milyon vatandaşımızı bu şuursuz ameliyata ikna etmek zorundalar. Ondan sonra hep birlikte kararımızı verebiliriz'' dedi. 

 Fethiye Mutaf Narin - INTELL4