Kanada yerli çocuk mezarları hakkında yargılanabilir mi?

Kanada’daki yatılı kilise okulları arazilerinde çıkan yüzlerce yerli çocuk mezarının ardından araştırmalar devam ediyor. İnsan hakları avukatları ise Kanada’nın yargılanması gerektiğini savunuyor. Peki, Kanada hükümeti ortaya çıkan çocuk mezarlarından dolayı yargılanabilir mi?

Kanada, 1800'lerin sonlarından 1996'ya kadar 150 bin yerli çocuğu zorla alıkoyarak onları yatılı kilise okullarına yerleştirdi. Geleneksel uzun saçlarını kesmek zorunda kalan çocukların dillerini konuşmaları ve kültürlerini yaşamaları yasaklandı. Birçoğu ise fiziksel ve cinsel istismara uğradı. 

O yıllarda Kanada'nın amacı, yerleşimcilere toprak ve kaynak sağlamak için yerli kültürü bitirmekti. Hayatta kalanların hikayelerini belgeleyen Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu (TRC), uygulamanın kültürel soykırım olduğu sonucuna vardı.

Kanada hükümetinin bu kapsamda gerçekleştirdiği soruşmada, 2016 yılında 5 binden fazla tacizci tespit edildi. Ancak bugüne kadar hiçbir kişi veya kurum, 2000 yılında kabul edilen İnsanlığa Karşı Suçlar ve Savaş Suçları Yasası uyarınca suçlanmadı. Yalnızca az sayıda rahip cinsel saldırı ile suçlandı. Ancak konuyu takip eden avukatlara göre hiçbiri cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalmadı.

KANADA YARGILANABİLİR Mİ?

Son dönemde ortaya çıkan çocuk mezarları, yerli grupları ve avukatları, Kanada hükümetine, kiliselere ve kurumlarda işlenen suçların bireysel faillerine karşı suç duyurusunda bulunmaya teşvik etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar dahil olmak üzere dünyadaki en ciddi suçların araştırılmasında ve yargılanmasında rol oynuyor.

Al Jazeera’da yer alan bir haberde, insan hakları konusunda çalışan bazı avukatlar, Kanada hükümeti ve Katolik Kilisesi’nin İnsanlığa Karşı Suçlar ve Savaş Suçları Yasası uyarınca yatılı okullarla ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalabileceğini ifade ediyor.

Kanada, ICC savcılarına yerel yetki veren dünyadaki sayılı ülkelerden biri. Al Jazeera’ya açıklama yapan avukatlar, ICC’nin, yatılı okullar hakkında bir soruşturma başlatabileceğini ve bu doğrultuda Kanada’dan belge talep edebileceğini öne sürdü. Kanada hükümetinin bu sürece müdahale etmesinin ise suç olacağı belirtildi.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğr. Gör. Mehmet Cengiz Uzun, bu tür durumlarda “devletin yargılanması” gibi bir hususun söz konusu olmayacağını söyleyerek, “devletin sorumluluğunun ileri sürüleceği hukuk davaları söz konusu olabilir” dedi.

Uzun, haberin bu anlamda yanıltıcı bir dil ile sunulduğunu belirterek, “Bu ulusal mahkemelerin işi olacaktır ve ulusal hukukun buna imkan tanıyıp tanımadığı ile alakalıdır. Ayrıca başvurulan uzman görüşü de -muhtemelen bu kişi ihtilafa taraf olduğu için- hatalı, şöyle ki Uluslararası Ceza Mahkemesi devletleri değil, kişileri yargılar ve zaman bakımından yetkisi 1 Temmuz 2002'de başlar. Kısacası, o tarihten önceki meselelere bakamaz. Burada bulunan toplu mezarlar çok daha eskiye ait” ifadelerini kullandı.

KİLİSELER ATEŞE VERİLDİ

Kanada’da yatılı okul skandalının ardından kiliselere olan öfke yükselirken, bazı kiliseler ise halk tarafından ateşe verildi.

Yerli halkın öfkesi, Katolik Kilisesi ve Papa’nın özür dilememesi ve araştırmalardaki şeffaflığın sağlanamaması gibi nedenlerle daha çok yükseldi.

British Colombia eyaletinde Aşağı Similkameen Kızılderili Birliği topraklarında bulunan Chopaka Kilisesi ve Yukarı Similkameen Kızılderili Grubu bölgesindeki St Ann Kilisesi’nde çıkan yangınlar sonucu ahşap kiliseler küle döndü.

Kanada genelindeki polis güçleri, son zamanlarda kiliselerin yakılmasını nefret suçu kapsamında araştırıyor. Ancak polisin yatılı okullardaki suçlara dair herhangi bir soruşturma yapıp yapmadığı henüz belli değil.

Yerli halk, mezarların özel bir mülkte bulunsaydı çoktan soruşturma başlatılacağını ancak devlet çatısı altında olduğu için hala işlem yapılmadığı konusunda eleştiride bulunuyor.

Ancak yine de hem uluslararası hem de yerel kamuoyunun baskıları nedeniyle tarafsız bir soruşturmanın başlatılması bekleniyor.