Koronavirüs aşılarında cinsiyet eşitsizliği

Koronavirüs aşılarının zengin ve yoksul ülkelerdeki dağılımının yanı sıra cinsiyetler arasında da adaletsizlik olduğu belirlendi. Afrika, Asya ve Orta Doğu’daki bazı yoksul topluluklarda doğurganlık endişesi, bilgi eksikliği ve kamu hizmetlerine ulaşmada zorluk gibi nedenlerle kadınların erkeklere oranla çok daha az koronavirüs aşısı olduğu ortaya çıktı.

Dünya çapında yoksul topluluklardaki kadınlar kültürel önyargılar, teknoloji eksikliği ve aşı önceliğine dair bildi yetersizliğinin yarattığı tehlikeyle karşı karşıya.

Koronavirüs aşıları Asya, Afrika ve Orta Doğu’daki bazı yoksul ülkelerde cinsiyet eşitliği gözetmeden dağıtılıyor. Yetkililer, bazı topluluklarda kadınların aşı dağıtımı konusunda erkeklerin gerisinde bırakıldığını vurguluyor.

London School of Economics Küresel Sağlık Politikası Doç. Dr. Clare Wenham, kadınların toplumdan dışlandığı bir örneğin daha yaşandığını belirterek, “Kadınlar erkeklerle aynı oranda aşılanmazsa daha da ötekileştirilecekler” yorumunu yaptı.

KADINLAR ERKEKLERE ORANLA KORONAVİRÜS AŞILARINA DAHA ZOR ULAŞIYOR

Kadınların koronavirüs aşısı olup olmadığı, genellikle ülkelerin ilk dozlarını neye göre yaptığına bağlı olarak değişiyor. University College London'da cinsiyete göre koronavirüs verilerini inceleyen Sarah Hawkes, Pakistan ve diğer ülkelerin askeri ve göçmen işçiler gibi gruplara öncelik verdiğini ve bunun muhtemelen devam eden cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunduğunu kaydetti.

Toplanan ilk verilere göre, Hindistan ve Doğu Timor'un aşırı muhafazakar ve yoksul bölgelerinde, kadınlar yalnızca 35'i aşı olabiliyor.

Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nde kadın sağlığı konusunda araştırmacı olan Dr. Sasha Fahme, Orta Doğu'nun çoğunda olduğu gibi Lübnan'da da kadınların sosyal mesafe kurallarına uyma olasılıkları daha yüksek olduğu için başlangıçta koronavirüsten korunabildiklerini söyledi.

Öte yandan, zaman içinde virüsün bulaşma kalıpları değiştikçe, kadınların hasta akrabalarına bakmaları gibi sebeplerle bulaşma oranının arttığını sözlerine ekledi.

Fahme, kadınların aşılanma oranının düşük olmasındaki bir diğer sebep olarak da okuryazarlık seviyesindeki düşüklüğü ve aşılanmaya dair güvenilir bilgi edinmenin mümkün olmamasını gösterdi.

Lübnan’ın güneyindeki Sidon kentinde yaşayan üç çocuk annesi 36 yaşındaki Naima Sadaka, aşılarla ilgili bilimsel tartışmalar olduğunu düşündüğü için aşı olmak istemediğini söyledi. AP’ye konuşan Sadaka, “Birçok doktorun aşının uzun vadede güvenli olmadığını söylediğini duydum. Madem bu konuda ilim ehli arasında ihtilaf var, o zaman olmamak daha iyi” dedi.

Bangladeş’te hükümet tarafından bildirilen verilere göre, 8 milyon erkeğe kıyasla 6 milyon kadının koronavirüs aşısı olduğu kaydedildi. Ağustos ayındaki veriler ise kadınların yaklaşık yüzde 38’inin koronavirüs aşısı olduğunu gösteriyordu.

CARE adlı yardım kuruluşunun Bangladeş Direktörü Rmaesh Singh, aşılanmadaki cinsiyet farkı karşısında oldukça şaşırdığını dile getirdi. Ülkenin bazı giyim fabrikalarında koronavirüs önlemleri üzerine çalışan ve işçilerin çoğunun kadın olduğunu fark eden Singh, “Giysi endüstrisi pandemi boyunca çalıştı. Dolayısıyla burada çalışan kadınlar daha yüksek risk altındaydı” dedi.

Singh ayrıca, Bangladeş aşılama çalışmalarının bir mobil uygulama aracılığıyla yapıldığını ve cep telefonu olmayan birçok kadının bu hizmete ulaşamadığını söyledi. Son dönemlerde kayıtlar uygulama haricinde yapılmaya başlansa da kırsal bölgelerdeki kadınların hala bürokratik engellere takıldığını da sözlerine ekledi.

AFRİKA’DAKİ KADINLAR AŞIDAN KORKUYOR

Zengin ve yoksul ülkeler arasındaki aşı dağılımından yakınan yetkililer, Afrika başta olmak üzere kadınların erkeklere oranla daha az aşı olmasının giderek yayılmasından korkuyor.

Afrika’daki sağlık görevlileri kadınları aşı olmaya çağrıda bulunsa da özellikle çocuk doğurmak isteyen kadınların aşı olmak istemedikleri gözlemlendi.

Afrika’da bir kadının evliliğindeki “başarısı” genellikle doğurduğu çocuk sayısına bağlı. Dolayısıyla birçok kadın, mevcut veya gelecekteki gebeliklerinin tehdit altında olabileceğinden endişe duyuyor.

Hamilelik ve doğurganlık ile ilgili endişelere rağmen, aşıların bir kadının hamile kalma şansını etkilediğine dair bir kanıt yok. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri on binlerce aşılanmış kadını izledi ve hamilelik sonuçlarında hiçbir fark bulamadı. CDC, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve diğer kuruluşlar, hamile kadınların ciddi hastalık ve ölüm riski altında oldukları için aşılanmalarını öneriyor.

Yetkililer, aşılara dair yanlış bilgilendirmenin yayılmasında cinsiyet farkının da etkili olduğunu söyledi. Yoksul ülkelere aşı temininde yaşanan gecikmeler, az sayıda insanın akıllı telefona sahip olduğu uzak köylerde bile yanlış bilgilerin yayılmasına neden oldu. Ayrıca kadın okuryazarlığının düşük olduğu Afrika’da kadınlar, ağızdan ağıza yayılan bilgilere güvenmek zorunda kaldı.

Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi'nde görevli Dr. Roopa Dhatt, Afrikalı kadınların erkeklerin gerisinde bırakılmasının şaşırtıcı olmadığını, ancak sorunun ele alınmasının acil olduğunu söyledi. Dhatt, kadınların erkeklerle aynı oranda aşılanmamaları dünyanın pandemiden kurtulmasının zorlaşacağını ifade etti.

Yetkililer, küresel sağlık iş gücünün yüzde 70’ini oluşturan kadın sağlık çalışanlarının yoksul ülkelerdeki cinsiyet farkının giderilmesinde kilit bir rol oynayabileceğini düşünüyor.