John Bolton’un görevden alınması 

Geçtiğimiz gün Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik danışmanı John Bolton’u görevden aldığını Twitter üzerinden attığı bir twit ile duyurmuştu. Aşırı sağcı görüşleriyle öne çıkan ve şahin olarak bilinen Bolton’un 2020 seçimlerine doğru, görevden alınmış olması Trump’un dış politikada yumuşama eğiliminde olduğunun göstergesidir. Bundan sonraki sürecin Türkiye açısından nasıl izdüşümleri olabileceği sorusu gündeme geliyor.  

John Bolton’un görevden alınması 

3 Kasım 2020 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ABD Başkanlık Seçimleri’nin seçim çalışmaları bu Kasım ayından sonra başlayacak. Seçim yarışları için Trump birinci dönemindeki sözlerini yerine getirmeye veya neden yerine getirmediğine dair inandırıcı açıklamalar yapmaya odaklanacaktır. Trump’un, Bolton'ın yerine gelecek ismi ise, gelecek hafta açıklaması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da 22-25 Eylül'de ABD'nin New York şehrine yapacağı ziyaret kapsamında Trump ile görüşmesi öngörülüyor. 
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın son dönemde Bolton ile Türkiye-ABD ilişkileri, güvenli bölgenin tesisi ve bölgesel gelişmeleri ele almak üzere telefon görüşmeleri gerçekleştiriyordu. Dolayısıyla Bolton’un yerine gelecek kişi ile önümüzdeki dönemde özellikle Suriye’nin kuzeyinde ABD-Türkiye uzlaşısıyla güvenli bölge kurulması öncelikli gündem maddesi olmaya aday. 
 
Şu an için Bolton’un görevden alınması kategorik olarak ABD-Türkiye ilişkileri üzerinde tam anlamıyla olumlu bir sonuç doğurmayacaktır, en azından bu yönde bir izlenim gözlenmemekte. Şu bir gerçektir ki Amerikan yönetiminde Türkiye’ye yönelik olumsuz bakış açılarına sahip olan sadece Bolton değildi. Ayrıca ABD ve Türkiye ilişkileri sadece yönetimin veya Trump’un inisiyatifi ve düşünceleriyle belirlenmemekte. Sistem içerisinde birçok başka aktörün de etkisi var.  
 
Bolton’un Türkiye’ye yönelik görüşü 
 
Bolton’un görevi süresince Türkiye’yi sert üslubuyla rahatsız ettiği söylenebilir. Fakat bu süreç sadece ABD-Türkiye ortak çalışmalarının atmosferine olumlu etki yapabilir. Bundan sonra ki süreçte Trump kendisiyle daha uyumlu ve Ortadoğu politikasında kendisiyle benzer çizgideki birisini seçecektir. Orta Doğu genelinde ABD’nin dış politikasına ilişkin rahatsızlığı ve bunun temel sebeplerini dönüştürecek biri olmayacaktır. 
 
Türkiye’ye karşı şahin bir tutum beslediği bilinen Bolton, buna rağmen Trump’un Türkiye’ye yönelik politikasını şekillendirmede büyük bir rol oynamadı, dolayısıyla görevden alınması ABD-Türkiye ilişkilerinde oyun değiştirici bir etmen olmaktan uzak. Trump’un Türkiye’ye yönelik politikası üzerinde belirleyici bir etki doğurmayı başaramayan Bolton’un en önemli etkisi, 2018 yılı ağustos ayında yaşanan Pastör Brunson krizinden dolayı Türkiye’ye yönelik yaptırımların başlatılmasını tetiklemesiyle oldu. Bunun dışında Türkiye’ye yönelik politikalarda belirleyici faktör olamayan Bolton, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzeleri satın alması durumunda bile, itirazlar etmesine rağmen Trump’u etkileyememiştir. Bu dönemde Bolton’un aksine Trump Türkiye’ye karşı çok sert bir tutum benimsememişti. 
 
Bolton- Türkiye arası çıkar çatışmaları kesinleşmişti. Türkiye ile ilişkileri İbrahim Kalın üzerinden ilerleyen Bolton, 2-3 haftada bir Kalın ile iletişim halinde oluyordu. Fakat genel olarak Bolton’un Türkiye’ye karşı olumsuz olduğunu tüm kesimlerce bilinmekteydi, özellikle YPG konusu da Türkiye’nin haklı sert çıkışları hem ABD tarafının hem de Bolton’un Türkiye’ye karşı sertleşmesine neden olmuştu. Bilhassa İran’a karşı sert tutumu ve YPG’ye karşı Türkiye’nin karşısında yer alması gibi konular ile de çıkar çatışması daha da keskinleşmişti. 
 
Bolton’un görevden alınması İran ve YPG konusunda olumlu olabilir fakat Trump’un Bolton’un yerine kimi atayacağı önemlidir. Bolton’un ile aynı görüşte olan biri atanırsa YPG ve İran konusunda değişen bir durum olmayacaktır. Önümüzdeki süreçte Bolton’un yerine gelecek ismin Türkiye’yi ne kadar tanıdığı ve nasıl bir tavır alacağını göreceğiz. Ancak Trump’un artık ağırlığını yönetimde daha çok gösterdiğini net bir şekilde görüyoruz. 
 
Son olarak Washington’da yerleşik dış politika uzmanı Ali Çınar’a göre, Başkan Trump ile Bolton arasındaki gerginlik uzun zamandır devam ediyordu ve bilhassa Bolton'un İran konusundaki sert tutumu, Venezuela’daki iç müdahale girişimi, Afganistan’daki son durumlardaki fikir ayrılıkları gibi birçok konuda görüş ayrılığı söz konusuydu. 
 
Sonuç yerine 
 
ABD ve Türkiye arasındaki kriz hali devam eden YPG konusu hala sıcaklığını korurken, YPG tarafında duran Beyaz Saray Ulusal Güvenlik danışmanı John Bolton’un görevden alınmış olması ve yerine atanacak kişinin Bolton’un aksi yönünde birisi olması durumunda Türkiye ve ABD YPG, Güvenli Bölge ve F-35’ler konusunda ilerleme kaydedebilir.  
 
Ayrıca ABD Merkez Komutanlığı’ndan (CENTCOM) ve ABD Avrupa Kuvvetleri’nden (EUCOM) üst düzey yetkililer, Kuzeydoğu Suriye'deki güvenli bölge uygulamasına ilişkin kilit konuları görüşmek üzere bir süredir Türk genelkurmay liderleriyle bir araya geliyorlar. Türkiye ise, güvenli bölgenin kurulmasına dair ABD ile anlaşmanın bu ay sonuna kadar sonuçlandırılması yönünde takvim belirledi. Sayın Recep Tayip Erdoğan, Türkiye’nin güvenli bölgenin yönetimine dair taleplerinin gerçekleşmemesi halinde Suriye’nin kuzeyine operasyon gerçekleştireceğini birçok konuşmasında vurguladı.