Izzadeen Ahmad: İsrailliler, Netanyahu'nun vaatlerini karşılıksız bırakmadı

İsrail'de 9 Nisan 2019'da gerçekleştirilen genel seçimler, Başbakan Netanyahu'nun zaferiyle sonuçlandı. Netanyahu böylece üst üste beşinci kez ciddi bir kazanım elde etmiş oldu. Bu süreçte Netanyahu'nun Filistinlilere karşı saldırgan vaatleri ve hakkında devam eden yolsuzluk davası dikkat çekti. İsrail seçimleri ve bölgedeki son gelişmeleri Filistinli kıdemli gazeteci Izzadeen Ahmad ile konuştuk.

Izzadeen Ahmad: İsrailliler, Netanyahu'nun vaatlerini karşılıksız bırakmadı

Londra merkezli Arabi21 haber ağından kıdemli gazeteci Izzadeen Ahmad, İsrail seçimlerine ilişkin Intell4 Global Strateji Ajansı'na özel değerlendirmelerde bulundu. İsmail Okan'ın sorularını cevaplayan Ahmad, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun zaferiyle sonuçlanan seçimlerde İsrail toplumununun kararının Filistinlilere yönelik düşmanlık düzeyiyle belirlendiğinin altını çizdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin veto gücünü Filistinlilerin maruz kaldığı hak ihlallerine karşı kullanıldığını da söyleyen Ahmad, "Filistinliler, İsrail'in aşırılık yanlısı hükümetine karşı gerçek bir yetenek birliği sağlamalı." dedi. Ahmad ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan rejimlerinin Netanyahu ile doğrudan ilişkisi olduğunu belirtti.

"Filistin halkı için İsrail hükümetleri arasında hiçbir fark yok"

İsrail'de yönetime gelen hükümetlerin birbirinden farklı renklere sahip olsa da aynı amacı yerine getirmek için çalıştığını belirten Filistinli gazeteci, bölge halkına yönelik tutumun İsrail İşçi Partisi döneminde dahi değişmediğinin altını çizdi. Ahmad konuya ilişkin, "İsrail seçimleri yeni hükümetin şekillenmesiyle Filistinlileri doğrudan etkileyecek ve görünen o ki bu yönetim Filistin haklarına el koymaya devam edecek. Şunu özellikle belirtmekte fayda var, Filistin halkı için İsrail hükümetleri arasında hiçbir fark yoktur. Buradaki tek soru, sağ veya sol hükümetlerin Filistinlilere karşı hangi araçları hakların ihlali yönünde kullanacağıdır. Bu bağlamda, Filistinlilere karşı işlenen birçok katliamın İsrail İşçi Partisi tarafından yönetilen hükümetler tarafından yapıldığını hatırlamalıyız." ifadelerini kullandı.

"ABD, İsrail saldırganlığına yeşil ışık yaktı"

Ahmad, Netanyahu'nun seçim sürecinde Batı Şeria ve Gazze'yi Filistinlilerden arındırmayı vaat eden söylemlerini Amerikan yönetiminin gözetimde gerçekleştirdiğini vurgularken, Netanyahu'nun planlarını uygulamakta tereddüt etmeyeceğini belirtti. Filistinli gazeteci sözlerine şöyle devam etti: "Batı Şeria ve Gazze'nin Filistinlilerden arındırılması yönünde Amerikan yönetimininin İsrail Başbakanı Netanyahu'ya yeşil ışık yaktığı açık. Netanyahu, Filistinliler için hiçbir şey yapmayan bölgesel ve uluslararası durum ışığında vaatlerini ve planlarını uygulamakta tereddüt etmeyecek. Netanyahu'nun planlarını engelleyen tek şey ise Filistin direnişi. Ancak bu noktada Filistinliler, İsrail'in aşırılık yanlısı hükümetine karşı gerçek bir yetenek birliği sağlamalı."

"İsrail, Filistinlilere karşı toplu cezalandırma politikaları uyguluyor"

İsrail'in uluslararası yasaları ihlal ettiğinin altını çizen Ahmad, bununla birlikte dünya kamuoyunun ABD'nin etkisi altında kaldığını söyledi. Ahmad, Kudüs ve Golan Tepeleri'ne ilişkin kararları hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "Uluslararası toplum mevcut ABD yönetiminin, saldırganlığı ve işlediği suç ne olursa olsun İsrail'i desteklemesi karşısında korku içerisinde. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump hükümeti, İsrail'e yarar sağlayan kararlar ile Filistinlilere karşı birçok suç işliyor. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve İsrail işgali altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri'nde İsrail egemenliğinin tanınması bunlardan birkaçı. Maalesef mevcut dünya düzeninde Filistinlileri destekleyebilecek uluslararası bir eylem olmayacak. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM) gibi organizasyonlarda veto hakkını elinde bulunduran ABD, bunu Filistin'e karşı müdahale için kullanmayı sürdürecek. İsrail, uluslararası yasaları ihlal ederek Filistinlileri hedef alan toplu cezalandırma politikaları güdüyor. Yanı sıra İsrail, Filistinlilerin haklı direnişini terörizm olarak tanımlıyor. Ne yazık ki, Filistinlilere karşı uygulanan ve cezasız kalan gerçek terörizm İsrail ile yükselmeye devam edecek."

"İsrailliler, Netanyahu'nun vaatlerini karşılıksız bırakmadı"

Netanyahu'nun seçim vaatlerinin şiddet ve saldırganlık içerdiğini belirten Ahmad, Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davalarına dikkat çekti. Ahmad, söz konusu soruşturmaların İsrailliler için bir etki oluşturmadığının gözlemlendiğini vurgularken, buna karşılık saldırgan vaatlerin karşılık bulduğunun altını çizdi. Ahmad konuyla ilgili, "Son İsrail seçimlerinde gördüklerimiz, İsrail toplumunun tutumlarının Filistinlilere yönelik düşmanlık düzeyiyle belirlendiğini kanıtlıyor. Netanyahu'yu çevreleyen yolsuzluk davalarına rağmen İsrailliler ona beşinci bir dönem verdi. Bu önceki İsrailli liderlerin başına gelmedi. Netanyahu'nun temel propagandası Filistin toprakları ve insanlara yönelik saldırganlığın devam etmesine dayanıyordu. İsrailliler bu vaatleri karşılıksız bırakmadı." dedi.

"Filistin'e yönelik saldırılar, İsrail devlet olduğundan bu yana hiç durmadı"

İsrail'in saldırganlığına tepki gösteren Filistinli gazeteci ayrıca, bölgedeki Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik şiddetin İsrail'in tarihi boyunca sürdüğünü hatırlattı. Ahmad, Filistinlilere yönelik olası yeni müdahalelerle ilgili şu ifadeleri kullandı: "İsrail'in saldırganlığı devam edecek ve durmayacak. Gazze'deki iki milyon insanın devam eden kuşatma altında yaşamasına ne diyebiliriz? Filistin topraklarına el koyulmasına devam edilmesine, buralara daha fazla yeni yerleşim birimi inşa edilmesine ne diyebiliriz? İsrail'in işgal altındaki Kudüs'te Müslüman ve Hristiyanlara yönelik saldırganlığına ne diyebiliriz? İsrail'in Filistinlilere karşı saldırısı, uluslararası toplumun İsrail'e Filistin topraklarında devlet hakkı vermesinden bu yana hiç durmadı."

"İsrail, BAE ve Suudi Arabistan ilişkisi buzdağının görünen yüzü"

Son dönemde özellikle BAE ve Suudi Arabistan'ın İsrail ile yakınlaşması söz konusu. Bu duruma ilişkin raporların üç ülke arasındaki ilişkilere dair buzdağının görünen yüzü olduğunun altını çizen Ahmad, İran bahane edilerek Riyad ve Abu Dabi'deki yönetici ailelerin çıkarlarının korunmak istendiğini söyledi. Ahmad konuşmasına şöyle devam etti: "İsrail'in BAE ve Suudi Arabistan ile ilişkileri hakkında şimdiye dek bildirilen raporlar ile bunun sadece bir buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyebiliriz. Netanyahu'yu Suudi Arabistan ve BAE'deki rejimlerle ilişkilendiren gerçek çıkarların olduğu açık. İlişkilerin tam normalleşmesi şüphesiz gerçekleşecek. İran'a yönelik tutuma bakıldığında da, Riyad ve Abu Dabi, halklarının çıkarlarını göz ardı ederek bu ülkelerdeki yönetici ailelerin çıkarlarını korumak için acele ediyorlar."

"Türkiye'nin Filistin için yaptıkları, Arap ülkelerinin tavanını çok aştı"

Türkiye'nin Filistin'deki rolüne de dikkat çeken Ahmad, Ankara'nın Filistin politikalarının Arap ülkelerinden daha etkili olduğunu vurguladı. Filistinli gazeteci ayrıca bölgesel barış için Türkiye'ye düşen rolün önemini ifade ederken, Filistin davasını tasfiye etmek isteyen girişimleri işaret etti. Ahmad konuyla ilgili, "Filistin meselesiyle ilgili Türkiye'nin politikasının, Filistinlilere bir şey teklif etmesi gereken Arap ülkelerinin tavanını çok aştığını düşünüyorum. Türkiye, Filistin halkının çeşitli kesimlerini içeren Filistin otoritesi ve Arap Birliği'nin taleplerine de cevap vererek Filistin davası için çok şey yaptı. Türkiye'nin Filistin'e yönelik insani yardımları ve destekleyici çalışmaları çok önemlidir. Aynı zamanda bence, Türkiye'nin Filistinlileri savunmak için örgütlü ve stratejik bir İslami çalışma yürütmesi, ayrıca bu kapsamda yüzyılın anlaşması adıyla Filistin davasını tasfiye etme girişimlerini durdurması gerekiyor." ifadelerini kullandı.