İsrail - Türkiye ilişkileri 2020'de düzelecek mi?

İHH İnsani Yardım Vakfı ve Özgür Gazze Hareketi organizasyonu ile, 2010 yılında Türkiye'den Filistin'e doğru yolan çıkan yardım gemisi Mavi Marmara'ya İsrail tarafından düzenlenen operasyonun ardından gemi Filistin limanına ulaşamamış, yolculardan bir kısmı hayatını kaybetmiş, bir kısmı da yaralanmıştı. İsrail'de yeniden hükümeti kuran Başbakan Netenyahu dönemin Genelkurmay Başkanı'nı Dışişleri Bakanı olarak atarken, İsrail- Türkiye ilişkileri 2020'de düzelecek mi? sorusu yine gündemde...

2010 yılında gerçekleşen Mavi Marmara olayının ardından oldukça dşük seyreden İsrail – Türkiye ilişkileri, son altı ayda Akdeniz ile birlikte yeniden hareketlendi.

İsrail’in,11 Mayıs’ta Doğu Akdeniz'deki East Med Boru Hattında stratejik ortağı olan ülkeler; Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransa tarafından deklare edilen kınama bildiregesinin altında imzası olmaması dikkatlerden kaçmazken, srail devleti resmi Twitter hesabından yayınlanan bir iletide, "Türkiye ile diplomatik ilişkilerimizle gurur duyuyoruz. Bağlarımızın gelecekte daha da güçlenmesini umuyoruz" ifadelerine yer verilmesi şaşkınlık yaratmıştı.

Bununla birlikte dış basında iki ülke arasındaki buzların eridiğine yönelik haberler art arda gelirken, İsrail eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ankara Maslahatgüzarı, deneyimli diplomat Alon Liel, Cumhuriyet’ten M. Birol Güger’in sorularını yanıtladı.

Liel, Türki – İsrail arasındaki ilişkilerin düzelip düzelmeyeceği sorusunu Filistin’e bağlı olduğunu vurgulayarak, “İsrail’de yeni hükümet, Pazar günü edilen yeminin ardından göreve başlayacak. Bu noktada, Türkiye ilişkilerimizde en kritik nokta, Başbakan Benjamin Netenyahu ve ortağı Benny Gantz arasındaki, Batı Şeria’nın %30’unun İsrail’e ilhakına yönelik anlaşmadır. Burada Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini arzu edenler olsa da, ilhakın gerçekleşmesi halinde buna olanak kalmayacak” derken, Netenyahu’nun Trump’ı kaybetmemek adına bu planı en geç 1 Haziran’da meclise sunacağının altını çizdi.

Trump’ın ABD seçimlerini kaybetmesi halinde, İsrail’in büyük bir desteği yitirmiş olacağını belirten Liel, İsrail’in bu ilhak planını gerçekleştirebilmesi için Haziran’dan Eylül ortalarına kadar az vakti olduğunu belirtti.

İrail’in büyük olasılıkla planları doğrultusunda hareket edeceğini vurgulayan Liel, ilhakın gerçekleşmesi halinde Türkiye – İsrail ilişkilerinin gelebileceği durumu da şu sözlerle ifade ediyor; “Eğer İsrail bu ilhakı gerçekleştirirse, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti ve İsrail ilişkilerinin bugünkü düzeyinden daha kötü bir şekilde seyredeceğinin garantisini verebilirim.”

YENİ KABİNENİN TÜRKİYE ALGISI

İsrail’de kurulan yeni kabinenin Türkiye algısını Mavi Marmara olayını hatırlatarak veren Liel, Türkiye – İsrail ilişkilerinin ilerlemesinin önündeki en büyük engelin ise Başbakan Netenyahu olduğunu vurguluyor.

Kabinede yer alan isimlere dikkat çeken Liel, “Artık yeni bir Dışişleri ve Savunma Bakanımız var. Üstelik bu isimlerin ikisi de geçmişte İsrail Ordusunda Genelkurmay Başkanlığı yapmış isimler. Bir bakıma, Türkiye’nin bölgesel rolünün farkında olan ve Türk ordusunu yakından tanıyan isimler. Yeni Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi 10 yıl, yeni Savunma Bakanı Benny Gantz ise 5 yıl önce Genelkurmay Başkanıydı.

Şimdi Mavi Marmara olayını anımsayın. Türkiye o dönem, olayla bağlantılı olarak dört İsrailli generali yargılamış ve Türkiye’ye iadesini talep etmişti. Onlardan biri de o dönem Genelkurmay Başkanı olan Ashkenazi’ydi. Yarın Dışişleri Bakanı olarak göreve başlayacak. Ashkenazi’nin, Türkiye’ye karşı Netenyahu ve Lieberman’dan farklı bir yaklaşım benimsediğini gözlemliyorum. Ashkenazi, bölgesel anlamda Türkiye’nin öneminin farkında olan bir kurmay. Bu durum ilişkileri nasıl etkiler bilemiyorum ama bunu sizlerle bir arka plan bilgisi olarak paylaşıyorum.

Yarın kabinenin açıklanmasıyla birlikte başka isimler de gündeme gelecek. Bunlardan biri de İşçi Partisinden Amir Peretz, o da, Çevre Bakanı olduğu dönemde Türkiye’yi ziyaret etmiş son bakan olma özelliği taşıyor. Türkiye’yi krizin devam ettiği dönemde ziyaret etmişti. Ondan başka Türkiye’yi ziyaret eden başka hiçbir üst düzey resmi yetkili olmadı. Bu ekonomik açıdan olumlu sonuç verebilir ama sorun şu ki Türkiye ile İsrail arasındaki problemler ekonomik değil siyasi temelli. Burada politika her şeyin üzerindedir ve bana sorarsanız en büyük problem ve bu ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel Başbakan Binyamin Netanyahu’dur” dedi.

Mısır ve Ürdün faktörünün de Türkiye – İsrail ilişkilerine etki ettiğini vurgulayan Liel, “Belki size komik gelecek ama Ürdün Vadisinin İsrail’e ilhakını engelleyebilecek yeryüzünde tek ülke var, o da Ürdün. Şayet Ürdün, ilhak gerçekleştiği takdirde İsrail ile arasındaki barış anlaşmasını yırtıp atacağını açık bir şekilde belirtirse, İsrail bu ilhakı gerçekleştiremez” diyor.

Akdeniz’de yaşanan hareketliliğin ardından Türkiye ve İsrail arasında, kısa ya da orta vadede, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması olup olamayacağına ise Liel, “Libya, İsrail tarafından düşman olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, bahsettiğiniz olasılığın gerçekleşmesi şansı epey düşük” sözleriyle en net yanıtı veriyor.