İsrail - Lübnan gerilimi Netenyahu'nun koltuğunu kurtarabilir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesini vurmasının ardından Hizbullah'tan da yanıt gecikmedi. İsrail'de Netenyahu'ya karşı gösteriler sürerken, muhtemel bir Lübnan savaşı Netenyahu'nun koltuğunu kurtarmaya yeter mi?

srail ordusu, Lübnan sınırında yaşayan İsrail vatandaşlarına, bölgede meydana gelen bir “güvenlik olayı” nedeniyle evlerinde kalma çağrısı yaptı ve ardından Lübnan’ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesinde bazı hedefleri vurdu. İsrail basını olayı Hizbullah güçlerinin sınırda İsrail zırhlısını hedef almaya çalışması üzerine bir müdahale şeklinde duyururken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail parlamentosunda yaptığı konuşmada, “Kuzey sınırlarımızda yaşananları takip ediyoruz. Politikamız açıktır. İran’ın Suriye sınırımızda askeri konuşlandırmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Lübnan Hizbullahı'ndan İsrail'e yanıt da gecikmedi. Olayı yorumlayan uzmanlar, bölgede yaşananların pek de basına yansıdığı gibi olmadığı görüşünde. 

Bölgedeki durumu Independent Türkçe'de yer alan makalesinde değerlendiren akademisyen ve yazar Tarık Fehmi, şunları söyledi:

Hizbullah ve İsrail arasında çekişmenin başlaması ve saatler içinde iki tarafın durumu kontrol altına alması garip bir durum değil. İsrail tarafının anlatımına göre, İsrail ordusu 4 kişiden oluşan bir Hizbullah hücresinin Şebaa Çiftlikleri bölgesindeki Cebel Rus’a sızma girişimini engelledi.

Her iki tarafın da çekişmeyi başlatan taraf olduğuna itiraz etmesine rağmen, konuyla ilgili analizler, İsrail ordusunun muhtemel bir çatışma için alarm halinde olduğuna ve son dönemde popülaritesi iyice düşen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu olaydan faydalanmaya çalışacağına işaret ediyor. Nitekim İsrail’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ekonomideki durumların kötüye gitmesi üzerine binlerce vatandaş son günlerde Netanyahu’nun görevden alınması talebiyle gösteriler düzenliyor.

Diğer taraftan Hizbullah da Lübnan’daki kötü ekonomik koşulların gölgesinde yapısal krizlerden payını alıyor. Netanyahu, Hizbullah’ın muhtemel bir misillemesine karşı Lübnan’ı sorumlu tutacağını ve bu nedenle bedel ödeyebileceğini söyledi.

Önemli işaretler

Eldeki tüm veriler Hizbullah’ın gerçek anlamda bir savaşa kalkışmayacağına işaret ediyor. Hatta bunun da ötesinde mevcut statükoyu ve İsrail ile anlaştığı angajman kurallarını koruyacağını gösteriyor. Netanyahu ise mevcut koşullar altında Hizbullah cephesini kızıştırma gibi bir kumar oynama lüksüne sahip değil. Böyle bir çatışmanın patlak vermesi halinde Netanyahu için olumsuz sonuçları olabilir. Diğer taraftan İsrail’deki hükümet koalisyonu da Netanyahu’nun askeri seçeneğine yeşil ışık yakmıyor aksi takdirde bu seçenek koalisyonun dağılmasıyla sonuçlanabilir.

Buna karşılık Hizbullah tarafı da Lübnan’ın hassasiyetlerini korumasının kendisi için ne kadar önemli olduğunun farkında. Bu hassasiyetleri gözetmemesi halinde de Suriye’de kalmaya devam etme durumunu gözden geçirmek zorunda kalacağını biliyor. Lübnan’daki ekonomik durum giderek kötüleşiyor. Hizbullah’ın halihazırda ihtiyaç duyduğu en son şey İsrail ile savaşmaktır.

Caydırma denklemi

İsrail’deki yaygın kanaate göre, kısa vadede gerçek manada bir çatışmanın patlak vermesi veya Hizbullah’ın daha önce iki taraf arasında imzalanan caydırma denklemini -İsrail’in Suriye’deki İran ve Hizbullah mevzilerine düzenlediği hava saldırılarına rağmen- ihlal etmesi beklenmiyor. Zira bu iki tarafın da çıkarlarına uygun.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, daha önceki açıklamasında İsrail’in Suriye’deki hava saldırılarında herhangi bir Hizbullah üyesinin ölmesi halinde misilleme yapma sözü vermişti. Ancak İsrail’in Şam’da düzenlediği saldırılarda Hizbullah’ın saha komutanlarından Ali Kamil Muhsin'in ölümü sonrası gözler Hizbullah tarafına çevrildi. Hizbullah, misilleme yapma kararını sırf ‘misilleme yapmış olmak için’ almamalı. Bilakis kapsamlı stratejik bir vizyonu ve özel birtakım değerlendirmeleri hesaba katmalıdır.

Yaklaşım biçimleri

İsrail hükümetinin önümüzdeki süreçte Hizbullah’a yaklaşımında iki yol izlemesi bekleniyor. Birinci yol olarak İsrail, İran ve Hizbullah ile iyi ilişkilere sahip olan Rusya üzerinden stratejik dengeleri koruma ve çatışma seçeneğine başvurmaktan kaçınma mesajı verebilir. Özellikle İsrail’deki siyasi söylem ve medya şunu gösteriyor: İsrail uzun bir süredir Suriye’deki hava saldırıları sırasında Hizbullah üyelerini hedef almaktan kaçınmaya çalışıyor. Nitekim İsrail’in Eylül 2019’dan bu yana Suriye’de düzenlediği onlarca hava saldırılarında hiçbir Hizbullah unsurunun ölmemesi bu gözlemi destekliyor.

İkinci yol ise İsrail ordusunun, Lübnan ile olan Kuzey sınırındaki askeri alarm seviyesini üst seviyeye çıkarması ve sınıra askeri takviye göndermesidir. Bu bağlamda İsrail ordusunun Lübnan sınırında yapılması kararlaştırılan geniş kapsamlı deniz tatbikatını iptal etmesine dikkat çekmek gerekir.

İsrail bundan sonraki süreçte muhtemelen kendini en kötü senaryoya hazırlayarak, ülkenin batısından Golan Tepeleri’ne uzanan Kuzey sınırında her türlü zamanlamaya karşı askeri teyakkuzu üst seviyede tutmaya çalışacak. Dolayısıyla İsrail, hangi yaklaşımı benimserse benimsesin, Lübnan’daki siyasi ve ekonomik durum nedeniyle Hizbullah’ın kafa karışıklığı yaşadığını ve iyi bir durumda olmaması gerçeğine dayanan stratejiye odaklanacak.

Lübnan’daki koronavirüs krizinin Hizbullah üzerindeki baskıyı artırmasını göz önüne alan İsrail, şu iki ihtimali değerlendiriyor: Hizbullah -misilleme hakkının önümüzdeki süreçte saklı olduğunu ilan etmiş olsa bile- ya mevcut durumda misilleme yapma fikrini erteleyecek ya da İsrail’i karşı misilleme yapmak zorunda bırakmayacak şekilde bir yanıt verecek.

Hizbullah’a karşılık verme

Hizbullah’ın Suriye’de bir üyesinin öldüğünü duyurması, İsrail’e misilleme yapacağı anlamına geliyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Suriye’deki İsrail hava saldırılarında örgüt üyelerinden birinin ölmesi halinde misillemenin olacağını açıklamıştı.

Peki, Hizbullah’ın bu misillemeyi yapması halinde İsrail tarafının karşılık verme ihtimali var mı? İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, seleflerinden farklı olarak Hizbullah’ın saldırılarına yanıt vermekten kaçınmayı asla kabul etmemesiyle biliniyor. Nitekim Kochavi, son aylarda iki tarafın karşılıklı kara, deniz ve hava ihlalleri sonrasında Lübnan-İsrail sınırında gerilimi tırmandırmıştı.

Muhtemel senaryolar

Hizbullah, kendisini ciddi bir baskı altında hissettiği bu dönemde, bir taraftan Lübnan ve dışındaki imajını korumak diğer taraftan mensuplarına moral mesajı vermek adına İsrail’e karşı sembolik bir misilleme yapmakla yetinebilir. Bu, mevcut koşullarda en muhtemel senaryo olarak görülüyor.

İkinci senaryo ise Hizbullah’ın gerçek bir askeri saldırı düzenlemesidir. Ancak bunun tıpkı Eylül 2019’daki saldırı gibi İsrail tarafında can kaybı veya askeri zayiat verilmeden yapılması gerekir. Nitekim Hizbullah Eylül 2019’da İsrail’in Lübnan sınırına yakın noktada bulunan Avivim bölgesinde, İsrail ordusunu kornet füzeleriyle vurduğunu duyurmuştu. Ancak bu saldırıda İsrail tarafında ölen veya yaralanan olmamıştı.

Üçüncü senaryo olarak Hizbullah, stratejik saldırı yerine Şebaa Çiftlikleri bölgesinde taktiksel bir saldırı seçebilir. Hizbullah 2002’de söz konusu bölgeye katyuşa ve anti tank füzeleriyle saldırmıştı. Ancak kapsamlı bir savaştan kaçınan Hizbullah’ın bu seçeneğe başvurması uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Ayrıca İsrail de böyle bir saldırıyı angajman kurallarının ihlali olarak değerlendirebilir.

Bu çerçevede dördüncü bir senaryodan söz edilebilir. Bu senaryoya göre, Hizbullah angajman kurallarını değiştirerek ‘Suriye Cephesi’nden İsrail’e saldırabilir. Örgüt daha önce Suriye’den saldırı düzenlememişti. İran, 2018’de Suriye’den İsrail’e füze fırlatmıştı. İran, bu saldırıyı Suriye’deki T-4 Hava Üssü’nden havalandırdığı insansız silahlı hava aracını İsrail’e doğru göndererek düzenlemişti. Ancak bu senaryo çatışmanın seyrini tümüyle değiştirebilir.

İran’ın rolü

Lübnan-İsrail sınırında son yaşanan güvenlik sorunun İran’ın talimatları doğrultusunda gerçekleşmiş olması ihtimal dahilinde. İran, bu talimatı, son olarak İran’daki Natanz nükleer tesisini vuran siber saldırılar nedeniyle vermiş olabilir. Zira bu saldırılar hem İran dini lideri Ali Hamaney’i hem de İran halkının uluslararası kamuoyu önünde zor duruma sokmuştu. Hamaney’in öldürülen İranlı General Kasım Süleymani için verdiği misilleme sözüne şu ana kadar sadık kalmaması da Tahran’ın böyle bir talimat vermesi ihtimalini güçlendiriyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, İran’a yönelik siber saldırıların bir ön mesaj niteliğinde olduğunu belirterek, İsrail’in bu saldırılarda rol aldığının sinyalini verdi. Kochavi, İsrail’in farklı askeri araçları kullanmaya devam edeceğini de sözlerine ekledi. İsrail'in eski Askeri İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, İran’ın İsrail'de su altyapı sistemini hedef alan ve büyük zararlar vermekte başarısız olan siber saldırısının, İsrail’in Suriye’deki İranlı güçlere düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak yapıldığını ifade etmişti. Tahran, ayrıca söz konusu siber saldırısını daha önce İran’ın Bender Abbas Limanı’na gerçekleştirilen siber saldırısına karşılık olarak verdi.

Hizbullah, İran’ın bölgedeki vekilleri arasında gösteriliyor. Tıpkı Hamas, İslami Cihad, Haşdi Şabi ve Husi örgütü gibi. Ancak İran ile müttefiklik yükünü tek başına yüklenen bir vekil değil. Ayrıca İsrail de Arap-İsrail ilişkileri ve resmi olmayan ilişkilerin başlamasının, kendisini çatışmalara girmekten alıkoyduğunun farkında.

İran’ın siyasi ve stratejik denklemde İsrail-İran mücadelesinde tek başına olmadığı şüphe götürmez bir gerçek. Zira bu denklemde bir de İran’ın bölgedeki vekilleri bulunuyor.

Tahran’ın açık bir askeri çarpışmaya girmek istemediği doğru fakat İsrail’in pozisyonu göz önüne alındığında İran’ın nabız yoklama girişimlerinden geri durmadığı görülebilir. Sözgelimi İran, gönderdiği mesajlarla, karşılıklı caydırma dengesi oluşturma arzusunu ve bölgede gerilimi tırmandıracak alternatif araçlara sahip olduğunu gösteriyor. İsrail ise buna karşılık olarak 2006’da Lübnan Savaşı sırasında Lübnan altyapısına zarar vermekten kaçındığı dönemin sona erdiğini ve İsrail’in hayati hedeflerine verilecek zararın bedelini Lübnan Devleti’nin ödeyeceğini belirtiyor.

Uzun lafın kısası

İsrail’in Hizbullah’ın misilleme ihtimaline karşı attığı adımlar bir kenara bırakılırsa, Hizbullah ve İsrail halihazırda tümüyle bir çatışmanın içine girmek istemiyor. Bu bağlamda Nasrallah’ın ‘direniş ekseni, daha sonra beyan edeceği sebeplerden ötürü İsrail’in Suriye’deki operasyonlarına karşılık vermekten kaçınıyor’ ifadesini hatırlatmakta fayda var.

Nasrallah ayrıca Hizbullah’ın İsrail operasyonlarına nihai bir şekilde misilleme yapmayı seçtiğini ifade etmişti. Dolayısıyla Hizbullah, Lübnan haricinde Batı Şeria, Gazze ve Suriye’de bu misillemeyi gerçekleştirebilir. Çeşitli stratejik değerlendirmeler, ABD Başkanlık Seçimlerinden önce İsrail’e yönelik kuzey sınırından (Suriye-Lübnan) savaş açılması ihtimalini dışarda bırakmıyor.