İsrail ile Körfez ülkelerinin düzelen ilişkileri

İsrail, Körfez ülkeleriyle ilişkilerde normalleşmeye gidiyor. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, yaptığı açıklama ile hedeflerinin Körfez ülkeleri ile ilişkilerin normalleşmesi ve diplomatik barış anlaşmaları yapmak olduğunu söyledi. İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki tarihi ilişkiler ve son yaşanan gelişmeler..

İsrail ile Körfez ülkelerinin düzelen ilişkileri

Geçmişe bir bakış

İsrail Devleti’nin kurulmasından hemen sonra 15 Mayıs 1948’de Mısır, Irak, Lübnan ve Ürdün orduları İsrail’e saldırmıştır. Savaşın başlarında üstünlüğü elinde bulunduran ve birçok önemli bölgeyi ele geçiren Arap Devletleri, savaşın ilerleyen zamanlarında bu üstünlüğü koruyamamış ve ele geçirdiği toprakları İsrail’e geri vermek zorunda kalmıştır. BM, her iki taraf için de ateşkes çağrısında bulunmasına rağmen bu çağrıya uyan olmamıştır. Daha sonrasında ise 10 Haziran 1948 tarihinde ateşkes sağlanmış fakat İsrail’in bu ateşkese uymaması sonucu 7 Temmuz tarihinde çatışmalar tekrar başlamıştır. BM, 15 Temmuz tarihinde ateşkes kararı almış fakat bu karara uyan olmamıştır. Aralık ayına doğru ilerleyeşini  sürdüren İsrail, Mısır’ın Sina Yarımadası’nı ele geçirmiş ve bu Mısır açısından büyük bir yenilgi olarak tarihe geçmiştir. Sina’nın ele geçirilmesinin ardından Mısır’da birtakım iç karışıklıklar yaşanmaya başlamıştır. Akabinde ise İngiltere devreye girmiş ve İsrail’in geri çekilmemesi halinde savaşa müdahil olacağını açıklamıştır. İngiltere’nin bu uyarısı karşısında geri çekilmek zorunda kalan İsrail, bir yıl sonra Mısır, Lübnan, Suriye ve Ürdün ile ateşkes imzalamıştır. 

Yaşanan bu savaş sonrası İsrail, 5.800 mil olan toprağını 8.000 mil’e çıkartarak Kudüs’ün yarısını, Filistin topraklarının ise %80’ini ele geçirirken, 900.000 Filistinli ise yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmıştır.

Arap Devletleri ile İsrail 1967 yılında tekrar karşı karşıya gelmiş ve altı gün savaşları olarak adlandırılan bu savaş sonucunda; İsrail topraklarını genişletirken, bölgede sınırlar değişmiştir. Bunun yanında; Mısır’ın aldığı yenilgi ile Arap dünyası liderliğini yitirmesi, Arap Devletlerini destekleyen SSCB’nin eski etkinliğini yitirmesi, mülteciler sorununun yoğunlaşması, İsrail’i destekleyen ABD’nin gücünü artırması savaşın diğer sonuçları arasındadır.

Arap Devletleri ile İsrail arasında yaşanan son savaş ise 1973 yılında gerçekleşmiştir. Yom Kippur adı verilen bu savaşın sonuçları, tüm taraflar için ağır olmuştur. İsrail, Mısır ve Suriye Devletleri arasında gerçekleşen bu savaşa, Ürdün ve Lübnan gibi ülkeler destek vermiştir. 

 Günümüze geldiğimizde; 

Tarih boyunca Arap Devletleri ile İsrail arasında savaşlar yaşanmıştır. Taraflar birbirlerini siyasi olarak tanımamış ve özellikle Filistin toprakları üzerindeki mücadeleleri sürekli devam etmiştir. Yaşanan son gelişmelere baktığımızda, İsrail ile Arap Devletleri arasındaki ilişkilerin normalleşmeye başladığını görmekteyiz. İsrail için bir numaralı tehdit olarak görülen İran’ın, Arap Devletleri üzerinde oluşturduğu baskı sebebi ile Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Bahreyn ve özellikle Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerin İsrail’e yakınlaşmaya çalıştıklarını söyleyebiliriz. Hem Körfez ülkelerinin hem de İsrail’in İran karşıtı politika izlemeleri, bölgede İran’ın etki alanını azaltmak hatta yok etmek istemeleri, İran’ın Lübnan’daki Hizbullah güçleri ile olan yakınlıklarından çekinmeleri, Irak, Suriye, Bahreyn, Yemen gibi ülkelerde İran’ın faaliyetlerini sürdürmesi taraflar arasındaki yakınlaşmanın başlıca sebeplerindendir. 

Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere bazı Körfez ülkeleri, bu gelişmeler sonrasında Filistin üzerindeki bazı haklardan vazgeçmeye ve İsrail’e karşı birtakım tavizler vermeye başlamışlardır. Yine aynı şekilde Mısır’ın da son zamanlarda İsrail ile normalleşmekte olan ilişkileri dikkat çekmektedir.

Öte yandan ABD’nin; İran karşıtı bu cepheye büyük destek vermesi, İsrail ile Körfez ülkelerinin arasındaki ilişkilerin normalleşmesini istemesi, hem İsrail hem de Suudi Arabistan, Katar, BAE, Ürdün gibi Körfez ülkeleri ile birçok alanda ilişkilerini genişletmek istemesi bu süreç üzerinde büyük rol oynamaktadır. Ayrıca İsrail; Körfez ve Arap ülkeleri ile geliştirdiği ilişkileri ile hem İran karşıtı cepheyi birleştirmeye çalışırken hem de Filistin halkını yalnızlaştırma stratejisini uygulamaktadır. 

 Bu çerçeve ile birlikte;

Belirtmiş olduğumuz bu sebeplerden ötürü İsrail ve Körfez ülkeleri arasında birtakım gelişmeler yaşanmaktadır. 2018 yılının son çeyreğinde oluşan süreç bu yakınlaşmayı net bir şekilde ortaya koymaktadır. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun diplomatik ilişkilerinin olmadığı Umman’a 26 Ekim 2018’de resmi ziyaret gerçekleştirmesi, Katar’ın Başkenti Doha’da 25 Ekim - 3 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Dünya Jimnastik Şampiyonası’na İsrail milli takımının katılım göstermesi, İsrail İletişim Bakanı’nın 30 Ekim 2018’de BAE’nin Dubai kentinde bir konferansa katılıp konuşma yapması gibi gelişmeler taraflar arasındaki normalleşme sürecinin boyutunu açık bir şekilde göstermektedir.

İsrailli Bakandan normalleşme açıklaması

Yedioth Ahronoth gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre Katz, Meclis Dışişleri ve Güvenlik Komitesi'nde yaptığı konuşmada, “Hedefim, Körfez ülkeleriyle açıktan normalleşme sürecine girmek, bunu genişletmek ve bu ülkelerle diplomatik barış anlaşmaları yapmak” ifadelerini kullandı. Bu hedef doğrultusunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da desteğini aldığını belirten Katz, Filistin ile aralarında kapsamlı bir barış anlaşması yapılamadığını fakat Körfez ülkeleriyle tam normalleşme anlaşmaları imzalayabileceklerini açıkladı. Arap ülkelerinde Filistin meselesine bakış açısının İsrail’den farklı olmasının ikili ilişkilerin ilerlemesi yolunda bir engel oluşturmadığını belirten Katz, 1978 ve 1994 yıllarında imzalanan barış anlaşmalarına da atıfta bulundu.