İsrail Başbakanı Netanyahu: "Dört ülke ile daha normalleşeceğiz"

İsrail Başbakanı Netanyahu dört ülke ile daha ilişkileri normalleştirmeyi planladıklarını açıkladı. Peki bu dört ülke hangileri olacak? İsrail normalleşmeler ile neyi amaçlıyor? ABD’nin bu ilişkilerde rolü ne? ABD ve İsrail’in ortak amacı ne?

İsrail kurulduğu tarihten itibaren Arap ülkeleri ile sürekli bir savaş halinde oldu. İsrail’in hukuksuz bir şekilde kurulduğunu belirten Arap ülkeleri, İsrail’in meşruiyetini kabul etmedi. Arap ülkeleri İsrail’i, Filistin topraklarını işgal eden bir işgalci olarak tanımladı. İsrail’in kurulması ile birlikte milyonlarca Filistinli; Lübnan, Ürdün, Suriye ve Mısır gibi bölge ülkelerine göç etti. Başta Mısır, Suriye ve Ürdün gibi ülkeler olmak üzere, tüm Arap devletleri İsrail ile ilişki kurmadı. İsrail ile çatışmalar yaşayan Arap ülkeleri, çoğu savaşta başarısız oldu.

İsrail zamanla işgalci ve yayılmacı politikasını sürdürdü. Mısır’dan Sina Adası’nı, Suriye’den Golan Tepeleri’ni ve Ürdün’den Batı Şeria’yı işgal etti. Yayılmacı ve işgalci politikaları Arap ülkeleri tarafından şiddetli tepki gördü. İsrail’e bölge politikalarında en çok destek olan ülkeler ise başta ABD ve İngiltere olmak üzere, Avrupa ülkeleri oldu.

 

NORMALLEŞME MISIR İLE BAŞLADI

1947 yılında kurulan İsrail, 1973 yılına kadar tüm Arap ülkeleri ile savaş halinde oldu. Hiçbir Arap ülkesi İsrail’i tanımadı. 6 Ekim 1973 tarihinde İsrail ile Mısır arasında savaş başladı. Mısırlılar tarafından “6 Ekim”, İsrailliler tarafından ise “Yom Kippur” olarak adlandırıldı. Bu savaşın ardından Mısır-İsrail Barış Antlaşması yapıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında Camd David Sözleşmesi imzalandı. ABD Başkanı Jimmy Carter’ın gözetiminde imzalanan bu anlaşma sonrasında, Mısır İsrail’i resmi olarak tanıdı. Böylelikle İsrail’i resmi olarak tanıyan ilk Arap ülkesi Mısır oldu.

İKİNCİ ÜLKE ÜRDÜN OLDU

İsrail-Mısır ilişkilerinin normalleşmesinin ardından diğer Arap ülkelerinden uzun bir müddet boyunca herhangi bir adım gelmedi. Camd David Anlaşması’ndan 15 yıl sonra Ürdün, İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ikinci ülke oldu. 26 Ekim 1994 tarihinde, dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin ve Ürdün Başbakanı Abdusselam el-Mecali arasında bir antlaşma imzalandı. “Vadi Arabe Barış Antlaşması” olarak isimlendirilen bu antlaşmada, taraflar 46 yıllık savaş halini sona erdirdiklerini bildirdi.

İsrail-Ürdün arasında imzalanan bu antlaşmaya dönemin ABD Başkanı Bill Clinton aracılık etti. İsrail’in sınır güvenliğinin garanti edildiği antlaşma çerçevesinde, Ürdün’e, Kudüs’teki dini işleri denetleme hakkı verildi.

DONALD TRUMP DÖNEMİ İLE BİRLİKTE İSRAİL-ARAP İLİŞKİLERİ

2016 yılında ABD’de yapılan Başkanlık seçimlerini Donald Trump kazandı. Donald Trump dönemi ile birlikte ABD-İsrail ilişkileri geçmişe oranla oldukça gelişti. Tarihleri boyunca müttefiklik ilişkisi içerisinde olan ABD ve İsrail, Trump’ın Başkan olması ile birlikte ilişkilerini en üst noktaya taşıdı. Trump döneminde İsrail’in Başkenti Kudüs olarak tanındı. Bu durum Arap ve İslam ülkeleri tarafından büyük tepki ile karşılandı. Trump’ın; İran’a karşı saldırgan politikaları, Ortadoğu’daki birtakım faaliyetleri İsrail tarafından olumlu karşılık gördü. Trump yaptığı açıklamalarda, İsrail’in güvenliğini ön planda tuttuklarını sık sık vurguladı.

Donald Trump’ın Başkanlık döneminin sonuna doğru, İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşme imzaları imzalandı. Trump bu anlaşmalara aracılık ederek, bölgede İsrail’in güvenliğinin kesin olarak sağlanmasını amaçladı. Trump’ın damadı ve danışmanı olan Jared Kushner, Ortadoğu’daki Arap-İsrail anlaşmalarında başrol oynadı. Trump’ın bu politikalarıyla; İran’a karşı İsrail’i bölgede daha güçlü bir konuma ulaştırmaya çalıştığını söyleyebiliriz.

Mısır ve Ürdün’ün ardından, İsrail’in ilişkilerini normalleştirdiği diğer ülkeler BAE ve Bahreyn oldu. 15 Eylül 2020 tarihinde Beyaz Saray’da bir tören düzenlendi. ABD’nin aracılığında, İsrail-BAE ve İsrail-Bahreyn arasında normalleşme anlaşmaları imzalandı.

 23 Ekim tarihinde Sudan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesinin kabul edildiği ve kısa zamanda yürürlüğe gireceği duyuruldu.

İsrail ile ilişkilerini normalleştirme kararı alan son ülke ise Fas oldu. Fas Kralı 6. Muhammed, 10 Aralık tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail ile en kısa zamanda resmi ve diplomatik ilişkilerin başlayacağını duyurdu.

NETANYAHU: “DÖRT ÜLKE İLE DAHA NORMALLEŞECEĞİZ”

İsrail-BAE, İsrail-Bahreyn, İsrail-Sudan ve İsrail-Fas ilişkilerinin normalleşmesinin ardından diğer ülkeler ile de adımların atılması bekleniyordu. İsrail Başbakanı Netanyahu konu hakkında açıklamalarda bulunarak, dört ülke ile daha ilişkilerinin normalleşeceğini duyurdu.

Yint televizyonuna röportaj veren Netahyahu, “Dört barış anlaşması yaptım, dört tanesi de yolda. Onlardan (yapılacak barış anlaşması) biri hakkında dün akşam konuştum. Dün bölge liderlerinden biriyle 45 dakika telefonda görüştüm” şeklinde konuştu. Netanyahu, dört ülke için herhangi bir isim vermedi.

Önceki ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve Ortadoğu’daki politikalarda önemli bir rol oynayan Jared Kushner, The Wall Street Journal gazetesine bir makale yazdı. Bu makalede, Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Moritanya ülkelerinin İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayacağını belirtti.

ABD VE İSRAİL’İN AMACI NE?

Son zamanlarda İsrail ile diğer Arap ülkeleri arasında imzalanan barış anlaşmalarında ABD’nin etkin bir rolü bulunuyor. ABD, İsrail ile Arap ülkeleri arasında arabuluculuk görevini üstleniyor. ABD’nin bu politikalar ile İsrail’in güvenliğini garanti altına almak istediğini söyleyebiliriz.

İsrail’in, içinde bulunduğu bölgede dost ve müttefik olarak ilişki kurduğu ülke bulunmuyordu. Bu durum İsrail’in güvenliği açısından en büyük tehdit olarak görülüyordu. Önceki ABD Başkanı Donald Trump da açıklamalarında sürekli olarak İsrail’in güvenliğini garanti altına almak istediklerini dile getiriyordu. İsrail’in bu normalleşme anlaşmaları ile bölgede biraz nefes alacağını söyleyebiliriz. ABD’nin de bu anlaşmalardan memnun olduğu ve diğer anlaşmalar için zemin hazırladığını görüyoruz.

 ABD’nin, bu anlaşmalar ile İsrail’in güvenliğini sağlamanın yanı sıra bir diğer önemli amacının ise İran’ın karşısında İsrail’i güçlü bir konuma getirmek olduğunu söyleyebiliriz. Donald Trump döneminde ABD-İran ilişkileri çok sert bir boyut almış ve iki ülke savaşın kıyısından dönmüştü. İran’ın bölgedeki politikalarından ve İsrail karşıtı pozisyonundan rahatsız olan ABD, diğer Arap ülkelerini İsrail’in yanına çekmeye çalışıyor. İran karşıtı bir cephe kurmak isteyen ABD ve İsrail; Suudi Arabistan, Katar, Umman ve bölgedeki tüm Arap ülkeleri ile ilişkilerini düzeltmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Konu hakkında Cumhuriyet gazetesinde bir makale yayımlayan Siyaset Bilimci Barış Doster: “ABD güdümündeki Arap ülkelerinin İsrail’le, Arap İsrail NATO’su diye anılan bir askeri ittifakta buluşması için çabalıyor. Önceki yıllarda İslam NATO’su, Arap NATO’su, Ortadoğu Nato’su gibi projeleri gündeme getiren, bu amaçla öncelikle Mısır ve Suudi Arabistan’ı yoklayan ABD; bu yolla İran’ı kuşatmak, nüfuzunu kırmak, rejimini değiştirmek istiyor” değerlendirmelerinde bulundu. Barış Doster ayrıca, “İlk aşamada İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in katılımını öngören bu yapının, Türkiye’ye karşı olumsuz siyaset izleyeceğini tahmin etmek de zor değil” ifadelerini kullandı.