Kapitalizm tüm insanlığı çöküşe sürüklüyor

Koronavirüs salgınıyla küresel piyasalarda yaşanan çalkalanma devam ederken, milyarderlerin ve üst düzey yöneticilerin açıklamaları piyasalardaki çekimserliğin daha fazla artmasına neden oluyor. Her geçen dakika Covid-19’dan onlarca insan hayatını kaybederken, kapitalizmin çöküşüne de şahitlik ediyoruz. Pek kapitalizmin yerine ne getirilebilir? İslami ekonomi modeli çare olabilir mi?

"Odadaki en zengin kişi oyun hileli diyorsa, kuralları değiştirmenin zamanı gelmiş demektir."

Covid-19 salgını küresel piyasaları ‘roller coaster’ gibi sallerken, piyasalarda yaşanan resesyon henüz atlatılabilmiş değil. Ekonomide yaşanan salgın krizi pozisyonunu korurken, yatırım bankları analistlerinin, devasa fon yöneticilerinin CEO’larının, Dünya Bankası başkanının ve pek çok ekonomistin açıklamaları piyasalardaki çekimser havanın dağıtılmasının aksine daha da artmasına neden oluyor. Nitekim dünyanın en büyük hedge fonu Bridgewater'ın yöneticisi milyarder Ray Dalio'nun sarf ettiği "kapitalizm çöküyor" ve bir "devrim" geliyor sözleri tüm dünyayı şoke etmişti.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün artarken, ekonomide fırsat eşitliğinin sağlanamaması, her geçen gün gelir piramidinin alt tabının genişlemesine, üst tarafının ise daha fazla daralmasına neden oluyor. Bu bağlamda küresel eşitsizliğin artık sürdürülemez seviyelere geldiği ve faiz tabanlı ekonomilerin amaca hizmet edemediği reddedilemez bir gerçeklik. Dolayısıyla kızgın kalabalıklar, sınırlı bir azınlığın refahını sağlayan ‘kapitalist’ ekonomi modelinden yeni bir ekonomi modeline geçişi mum ışığıyla arıyor.

‘Kapitalizm çöküyor’ ifadelerini kullanan Bridgewater'ın yöneticisi milyarder Ray Dalio, ’İslami Ekonomi’ modelini işaret ediyor. Dalio, kapitalizmin yerine geçebilecek ekonomi modelini; “İslam ekonomisi yüzde 2,5 zekât vergisi (başka alanlardaki daha düşük vergileriyle) ile bize dünyadaki sosyal eşitsizliğin çözüm yoluna dair bir ipucu verdiğini düşünüyorum. Ayrıca yüksek faizli işlerin yasaklanması ve faiz tabanlı tasarruf hesaplarından uzaklaşmanın teşvik edilmesi küresel ekonomiyi canlandırabilir. Bunlar sadece İslami ekonomi kavramları değil, evrensel anlamda geleneksel İbrahimi etik kurallarıdır ve hepimizin gerçek anlamda açık piyasadan faydalanabilmesi için sağduyulu bir yoldur.” ifadeleriyle dile getirdi.

‘Kapitalizm çöküyor’ ifadesinin milyarder fon yöneticisinden gelmesi asıl çarpıcı olandır. Bu Papa’nın Katolik inancının çöküyor olduğunu söylemesiyle eş değer. Öte yandan Dalio’nun sözleri küresel zenginlerin en kutsal yazılı olmayan kurallarından biri olan "Eğer ondan oldukça fazla faydalandı isen kapitalizmi eleştirmezsin" kuralını ihlal ettiği için de şok etkisi daha büyük oldu. Zira sistemi eleştirmek ya da memnuniyetsizliği dile getirmek sadece fakirlerin yapabileceği bir şey. Temizlik görevlilerinin veya Amazon depo çalışanlarının ya da Uber sürücülerinin eşitsizliğe kızgın olmaları normal karşılanıyor. Fakat dünyanın en zenginlerinin kamuya açık bir şekilde kendi başarılarını borçlu oldukları düzenin "Amerikan Rüyasını sağlayamadığını" söylemesi çok daha az normal bir durum.

"ZENGİNLER PROTESTO EDEMEZ"

Zekât uygulamasına kapitalist dünyada farklı bir yapıda rastlanıyor. Kapitalist dünyadaki "zenginler protesto edemez" kuralı milyarderlerin sorumluluk duygularını, hüsranlarını hatta suçluluk duygularını hayırseverliğe kanalize etmelerine yol açıyor. Bu durumda zenginlerin, problemlerin çıkış kaynağını tartışmasının önüne geçiyor. Sorunların kaynak noktaları çok derinlere dayandığı için ele alınması gereken sadece ekonomi değil. Bunun yanında politikaların, değerlerin ve siyasi yapıların gözden geçirilmesi gerekiyor.

İKİ ŞEYİN DÜZELTİLMESİ GEREKİYOR: VERGİLENDİRME VE FAİZ SİSTEMİ.

Pek çok insan hatta dünya nüfusunun tamamına yakını gelir dağılımında adaletsizliğin olmadığı bir sosyal düzen istiyor. Fakat kapitalist sistemin enerji kaynağı kumarhane kapitalizmi ve yüksek faizli tüketim ürünleri gelir dağılımındaki adaletsizliği körüklerken, sınıflar arası farkı da artırarak genişletiyor. Dolayısıyla sınıflar arası adaletin sağlanması için elit sınıf (zengin) ve kalabalıklar (fakir) arasında uzlaşmaya imkân sağlayacak bir yapı geliştirilmeli. Bunu başarmanın tek yolu da İslam'ın temel şartlarından biri olan ve günümüz sorunlarına etkin bir çözüm sunan zekât gibi varlık vergileridir. Bunun başarılması içinse öncelikle çöken kapitalizm reforme edilip, iki şeyin düzeltilmesi gerekiyor: vergilendirme ve faiz sistemi.

Vergilendirme sisteminin reforme edilmesi gereken en önemli konulardan biridir. Zira küresel vergilendirme sisteminin artık işe yaramadığı yönünde yükselen bir fikir olduğu ve tamamen zıvanadan çıkmış olduğu tüm mecralarda kendisine yer buluyor. Bu durumun asıl nedeni ise vergilendirme sistemindeki açıklardır. Zenginler, bir dizi vergiden kaçınma taktikleri, vergi cennetleri ve göreceli olarak daha masum olan transfer fiyatlandırmaları hiç ya da daha az vergi ödüyorlar. Bu duruma karşı çözümler üretemeyen hükümetler de çareyi kalabalıklar üzerindeki vergi yükünü arttırmakta buluyor. Bu durum toplumsal adaletsizliğin ayyuka çıkmasına neden olurken, kutuplaşmayı da körüklüyor.   

Faiz sistemini eleştirmek vergi sistemini eleştirmeye oranla çok daha tartışmalı bir konu. İnsanların çoğu paranın sıfır ya da sıfıra yakın bir değeri olması gerektiğine inanıyor. Fakat gelişmiş dünyada yayılan eksi faizler, birçok ülkede çok düşük seviyelere gerileyen faiz oranları tüketicileri tasarrufa teşvik eden bir araç olmaktan uzaklaşıyor. Yani, Deutsche Bank'tan Jim Reid'in geçen yılki araştırma raporunda söylediği gibi "Banknot Paranın Sonunun Başlangıcı"na şahit oluyor olabiliriz.

Reid'in açıklamasının ışığında hali hazırda kullanılan basılı banknot para sisteminin kendini gözden geçirmesi gerekiyor. Bugüne kadar fiziksel paraya dayalı yaşayan insanlık bugün bir reformla karşı karşıya. Deneysel bir hal alan para sistemi bugüne kadar değişimlere uğrayarak geldi ve bugünde devrimsel bir değişimin eşiğinde. Halihazırdaki dijital para destekçileri (nam-ı diğer Bitcoin maksimalistleri) uluslar üstü matematiğe, yani sayısal altına, dayalı yeni bir değer formu önerdiklerini savunuyor.

İSLAM SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM SUNUYOR

İslami ekonomik modeli hem vergi hem de faiz sistemi için çözüm önerilerinde bulunuyor. İslami bağış ya da zekât, yıllık yüzde 2,5’lik gibi basit ve şeffaf bir varlık vergisi konumunda. Sadece dünya genelinde trilyonlarca dolar varlığın tutulduğu vergi cennetlerini göz önüne alalım. Bu varlıklar üzerinden zekât ödendiğini düşünürseniz her yıl dünyanın en fakir bölgelerine 250 milyar dolarlık bir varlık akacağı anlamına gelir.

Faiz probleminin çözümü ise daha aşamalı bir biçimde olacaktır. Fakat şu anda kullanılan para sisteminin tamamen gözden geçirilmesini gerektirecektir. Küresel anlamda faizlerin tamamen yasaklanması gibi bir durum öngörülemiyor ama özellikle düşük faizlerin uygulandığı ülkelerde hükümetler işe başka yatırım yöntemlerini teşvik etmek ve fahiş faiz getirisi sağlayan yatırımlar ve işlerde kuralları sıkılaştırarak işe başlayabilir.