Avrupa'da İslamafobi neden yükseliyor?

Son dönemlerde Avrupalı Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen saldırılar, İslamafobi’nin yani İslam karşıtlığının Avrupa’da yükselişe geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Avrupa nüfusunun yüzde 4,9’unun Müslüman olmasına rağmen saldırılar neden yükselişe geçti? İslamafobi’nin çözülmesi için ne yapılması gerekiyor?

Son 20 yıl içinde özellikle 11 Eylül terör saldırılarından sonra meydana gelen olaylar dünya genelinde Müslüman karşıtlığının yani ‘İslamafobi’nin artmasına neden oldu. Özellikle 2010 yılından sonra ‘Arap Baharı’yla birlikte radikal dini grupların ortaya çıkması ve dünyanın pek çok noktasında şiddet eylemleri gerçekleştirmesi Müslümanlara yönelik saldırıların artmasına neden oldu. Müslümanlara yönelik saldırıların en fazla artışa geçtiği bölge ise Avrupa.

Fransa’da 2019’da İslam karşıtı saldırılar, bir önceki yıla göre yüzde 54 artış gösterdi. Fransa İslam Konseyi'ne (CFCM) bağlı Fransa İslamofobi Gözlemevi tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, ülkede saldırıların en çok Rhones-Alpes, Paca ve Paris'in de içinde olduğu Ile-de-France bölgelerinde yaşandığını belirtti. Yapılan açıklamada geçen yıl Müslümanlara yönelik 154 saldırı gerçekleştiği vurgulandı. Fransa ile aynı doğrultuda Almanya’da da 2018 yılına oranla 2019 yılında Müslümanlara yönelik saldırılarda ciddi oranda artış yaşandı.

Aşırı sağ ve Neo-Nazi örgütlerin her geçen gün güçlendiği Almanya’da 2019 yılında Müslüman kuruluşlara ve temsilciliklere yönelik 184 saldırı gerçekleşti. Almanya merkezli Tageszeitung gazetesinin (TAZ) Berlin hükümetinin verilerine dayandırdığı haberine göre ülke genelinde 2019 yılında iki günde bir Müslüman kuruluşlara ve temsilciliklere karşı saldırılar gerçekleştirildi. Almanya ve Fransa örneğinde olduğu gibi pek çok Avrupa ülkesinde aşırı sağcı partilerin yaklaşımlarından ötürü Müslümanlara yönelik saldırılarda artışlar yaşanıyor.

Avrupa genelinde aşırı sağcı partilerin popülist yaklaşımlarından ötürü Müslümanlara yönelik saldırılarda artış yaşanırken, Avrupa içindeki Müslüman oranlarında da artış yaşanıyor. ABD merkezli araştırma kuruluşu Pew’in 2017 yılında yayınladığı rapora göre, Avrupa’daki Müslümanların nüfusu 25 milyon civarında. Yine aynı rapora göre 2050 yılında Avrupa’daki Müslümanların sayısı 75 milyona ulaşacak. Müslüman nüfusunda ve anti-İslamist saldırılarda yaşanan artışın doğru orantılı olması ilerleyen dönemlerde Avrupa’da toplumsal çöküntüye neden olabilir.

İSLAMAFOBİ NEDEN YÜKSELİYOR?

Avrupa’nın nüfusunun yüzde 4,9’unun Müslümanlardan oluşmasına rağmen insan haklarına dair, Müslümanları veya farklı dine sahip insanları korumaya yönelik herhangi bir girişim gerçekleştirilmiyor. İnsan haklarının, din özgürlüğünün kağıt üzerinde yazmasına, Avrupa Birliği’nin (AB) bütünleyici maddelerinden biri olmasına rağmen farklı dine mensup insanlara yönelik gerçekleştirilen saldırılar her geçen gün artıyor.

İslamfobi’nin artışa geçmesinin başlıca nedeni, bunun en büyük sebebi, Avrupa'da yayın yapan gazete, dergi ve TV'lerin çoğunun İslam ve Müslümanlar hakkında olumsuz yayın yapmaları. Bu yayınlara ek olarak bazı marjinal politikacıların İslam karşıtlığı söylemleri de Avrupa'da yaşayan Müslümanların dışlanmalarına ve ayrımcılığa uğramalarına sebep oluyor. Diğer taraftan Avrupalı siyasetçilerin daha fazla oy alma adına popülist akıma kapılarak ırkçı politik söylemlerini defaatle tekrar etmeleri de Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen saldırıların artmasını tetikliyor. Avrupalı siyasetçilerin oy için nefret söylemleri kullanmaları, politik dengeleri değiştirme adına insanları, Müslümanlara ve İslam'a karşı kışkırtıyor.

Öte yandan İslamofobi’nin etkisini sürdürmesinin bir diğer nedeni de Batılı ülkelerin yöneticilerinin yapılanlar karşısında tepkisiz kalmaları ya da kimi zaman destek vermelerinden kaynaklanıyor. Zira ülke yöneticileri, İslamofobi karşısında daima sessiz ve tepkisiz kalıyor. Gerekli yaptırım ve cezayı vermemeleri Avrupa'da yaşayan Müslümanların en temel haklarından mahrum kalmasına neden oluyor. Çok sesliliğe önem veren, kendilerini özgürlükçü, eşitlikçi ve medeni olarak tanımlayan Avrupalı yöneticilerin, tüm inançlara ve bütün ırklara eşit mesafede yaklaştıklarını ifade etmesine rağmen İslamafobi’ye karşı çözüm üretmemeleri aksine İslam karşıtlığını destekleyen yayınlara ve gruplara arka çıkması Avrupa toplumunda dinler çatışmasının temellerini atıyor.

İSLAMAFOBİ’NİN ÇÖZÜMÜ; SAMİMİYET

Kültürel ve dini çeşitliliğe önem verdiklerini belirten, kendilerini özgürlükçü, eşitlikçi ve medeni olarak tanımlayan Avrupalı yöneticilerin, kendilerini tanımladıkları gibi Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen saldırılara samimiyetle yaklaşmamaları, gerçekleştirilen saldırılara ve düzenlenen negatif yayınlara karşı önlem almamaları İslamafobi’nin yükselmesine neden oluyor. Dolayısıyla İslamafobi’nin çözüme kavuşması için, Batılı liderlerin söylediklerinin arkalarında durmaları gerekiyor.

İslamafobi’nin gelecek nesillere taşınmaması için anti-semitizmle mücadelede gösterilen kararlığın anti-İslamizmle mücadelede de göstermeleri gerekiyor. Nasıl ki, Yahudi düşmanlığı yapanlar, insanlık suçu işlemiş sayılıp gerekli cezaya çarptırılıyorsa Müslümanlara saldıranlar da aynı suçtan cezaya çarptırılmalılar. Dolayısıyla, Batı ülkelerinde ‘anti-semitizm’ de olduğu gibi ‘anti-İslamizm’ de bir insanlık suçu sayılmalıdır.

Diğer taraftan anti-İslamizm mücadele noktasında Batılı medya organlarına da çeşitli görevler düşmektedir. Söz konusu medya organları İslamofobi’yi körükleyen yayınları bırakıp olumlu yayınlara yönelmelidir. Ayrıca İslam’ı yanlış anlatan tüm yayınlar ve belgeler ortadan kaldırılarak, İslam dininin ilke ve prensiplerinin daha doğru anlatıldığı yayınlara yer verilmelidir.