İş Bankası’nın durumu ne olacak?

Türkiye İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin Hazine’ye devri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği AK Parti’nin son MKYK toplantısında yeniden gündeme geldi. Erdoğan’ın “Bir an önce getirin” talimatını verdiği İş Bankası’ndaki CHP hisseleri Hazine’ye devredilecek mi? Borsada güne düşüşle başlayan Türkiye İş Bankası’nın durumu ne olacak?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği AK Parti’nin son MKYK toplantısında, İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin Hazine’ye devri gündeme geldi. Hürriyet’te yer alan haberde, AK Parti’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, devire ilişkin hazırladığı taslakla ilgili sunum yaptı. Erdoğan, taslak üzerinde biraz daha çalışılmasını isteyerek, “Bir an önce getirin” talimatı verdi. Sunum sırasında, Atatürk’ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyeti ile CHP hisseleriyle ilgili Menderes dönemindeki tartışmalara ilişkin Meclis tutanakları ekrana yansıdı. Sunumda, Siyasi Partiler Yasası’na göre partilerin bu şekilde mal varlığının olamayacağı savunulurken, CHP’nin bu hisseler üzerinden taşınır ve taşınmazlarının, hatta zeytinliğinin bile bulunduğu bilgisi aktarıldı.

İŞ BANKASI HİSSELERİ GERİLEDİ

Canikli’nin iki seçenekli bir çalışma hazırlayıp 17 Şubat Pazartesi günü düzenlenecek Merkez Yönetim Kurulu toplantısında konuyla ilgili bir sunum yapması bekleniyor. Bu arada Erdoğan’ın talimat verdiği yönündeki açıklamaların ardından, Türkiye İş Bankası'nın hisseleri yüzde 2,31 geriledi. Çarşamba günü kapanışta 7,35 liradan işlem gören hisse değeri, açılışta 7,18 lira değerini gördü.

ERDOĞAN 2018 YILINDA GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’nin İş Bankası’ndaki hisselerinin kamuya devrini ilk olarak 17 Eylül 2018'de gündeme getirmişti. Erdoğan aynı yılın ekim ayında da "İş Bankası'nda yüzde 28'e yakın hisse olayı var ya. Bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk CHP alsın kullansın diye yapmadı, hazineye gitsin diye yaptı. Meclis'e bu konuyu getiriyoruz. MHP de destekleyeceğini açıkladı. Bu hissenin hazineye devrini sağlamış olacağız" açıklamasını yapmıştı.

TÜRKİYE İŞ BANKASI NEDEN KURULMUŞTU?

Ulusal bankacığın geliştirilmesine olan ihtiyaç resmi olarak ilk kez İzmir İktisat Kongresi’nde dile getirilmiş ve yerli burjuvaziyi destekleyecek bir ticaret bankasının kurulması kararı alınmıştır. İş Bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulmuştu. Türkiye İş Bankası’nın ilk ana sözleşmesinde belirtilen görevleri: her türden ticaret bankacılığı faaliyetini gerçekleştirmek ile beraber doğrudan yatırım faaliyetlerinde bulunarak iştirakler oluşturmak şeklinde belirtildi. Madencilik, dokuma, sigortacılık, cam ve şeker sanayisi gibi pek çok önemli girişimde emeği bulunan Türkiye İş Bankası, bankacılık faaliyetlerinin gelişimi ve milli burjuvazinin desteklenmesi açısından önemli görevler üstlendi. Milli bir sanayi kesiminin oluşturulması çabaları çerçevesinde yerel unsurların desteklenmesi ve daha önceden üretim sahası olmayan birçok alanda faaliyete geçilmesi ülke ekonomisi için olumlu katkılar sağlamıştı. Son tahlilde, İş Bankası kuruluşundan itibaren Türkiye’nin kalkınması ve hedeflenen pek çok politikanın gerçekleştirilmesi aşamasında kritik görevler almış ve Türkiye tarihinde önemli izler bıraktı.

ATATÜRK’ÜN İŞ BANKASI VASİYETİ

Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetinde İş Bankası hisselerinin mülkiyetinin Cumhuriyet Halk Partisi'ne bırakılmasını istemişti. Bu hisselerden oluşan karlar ise Atatürk'ün vasiyeti üzerine Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na aktarılıyor.

İş Bankası ortaklık yapısı: Kuruluşundan beri halka açık bir şirket olan İş Bankası, bugün Munzam Sandığı aracılığı ile çalışanlarının ve emeklilerin yüzde 39,89'una ortak olduğu, kolektif sermayeye dayanan ve ülkemizde benzeri olmayan bir ortaklık yapısına sahiptir. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 30 Eylül 2019 tarihi itibarıyla İş Bankası'nın ortaklık yapısı, İş Bankası Munzam Sandık Vakfı: yüzde 39,89, Atatürk Hisseleri: yüzde 28,09, Halka açık pay: yüzde 32,02 şeklinde oluşmaktadır.  Mayıs 1998'de T.C. Hazinesi'nin İş Bankası'ndaki yüzde 12,3 oranındaki payı, başarılı bir halka arz işlemi ile yerli ve yabancı yatırımcılara sunulmuştur. Bu hisseler bugün Borsa İstanbul'da işlem görüyor. İş Bankası'nın 2019 Eylül sonu itibarıyla piyasa değeri 28.904.814.900 TL’dir. Atatürk’e ait hisseler, Atatürk’ün vasiyeti gereğince Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilmektedir. Bu hisselerin temettü gelirleri ise, yine Atatürk’ün vasiyeti gereğince Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na bırakılmış olduğundan, temettü ödemeleri vasiyetname hükümleri ve yasal mevzuat çerçevesinde adı geçen kurumlara yapılmaktadır.

İş bankası 1932 yılında Almanya'nın Hamburg ve Mısır'ın İskenderiye kentinde ilk yurt dışı şubesini kurdu. Banka 1982 yılında Türkiye'de ilk ATM makinalarını getirdi. 1997 yılında ‘mavi hat' ismiyle ilk internet şubesini hayata geçirdi. İş Bankası finans merkezlerinin İstanbul'da toplanmasından ötürü 2000 yılında genel merkezini Ankara'dan İstanbul'a taşıdı.

HİSSELERİNE İKİ KEZ EL KONULDU

Türkiye İş Bankası'nın Cumhuriyet tarihinde ilki 1950’lerde Menderes döneminde, ikincisi 12 Eylül darbesi olmak üzere iki defa CHP’nin hisselerine el konuldu. Her iki durumda da CHP, hukuk yoluyla hisselerini geri aldı. Son olarak CHP, 1992’de yeniden faaliyete geçtiğinde, hisseleri geri alabilmek için dava açtı. Yargıtay Genel Hukuk Kurulu’nun, "vasiyet hakkının miras hukuku gereğince hiçbir şekilde değiştirilemez olduğu" yönündeki kararıyla hisseler yeniden CHP'ye geçti.

Ekonomist Efsender Korkmaz

 

MÜLKİYET HAKKI ANAYASAYA GÖRE ALINAMAZ

Ekonomist Efsender Korkmaz geçtiğimiz 2019 yılının şubat ayında katıldığı bir televizyon programında, Mülkiyet hakkının hem ekonomik hem de hukuki bir hak olduğunu vurgulayarak, “Mülkiyet hakkı ile ilgili Anayasa’nın 35. maddesi diyor ki, “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir” bakın kaldırılabilir demiyor. Burada İş Bankası bir şirket, tüzel bir kişilik. Atatürk de oradaki İş bankası hisse senetlerini, mülkiyetini Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) vakfetmiş. Anayasaya göre vakfetme hakkı var. CHP’nin de mülkiyet hakkı var. Artık o CHP’nin mülkiyetinde. Mülkiyet hakkı, Anayasaya göre alınamaz, sınırlama ayrı bir olay.  CHP’nin elinden bunun alınması bu hakkın ortadan kaldırılması demektir. Bu sistemi ve piyasalardaki düzeni bozar. Bir defa mülkiyet hakkının haksız yere alınması yerli ve yabancı sermaye açısından önemli bir güven sorunu oluşturur. Bir güven bunalımı oluşturur. Sermaye ürkektir, yatırım yapılması için mülkiyet hakkının olması lazım. Hukuki alt yapısının olması lazım. Anayasa ile verilmiş bir hakkı kanunla alırsanız, bu şekilde alınırsa kimse yatırım yapmaz. Çünkü kimsenin mülkiyeti hakkı var bağlı, güvence altında değil demektir. Bu İş Bankası olur, Ahmet olur, Mehmet olur. Mülkiyet hakkı şahıslar ve özel kişiler, tüzel kişiler için değişmez. Bu önemli ölçüde piyasalarda sermayeyi ürkütür.Yabancı yatırım sermayesi gelmez. Yerli yatırım sermayesi de yatırım yapmaz. Hatta dışarıya karşı Türkiye’de mülkiyet güvencesi olmadığı gibi algı yaratır. Birinci açıdan bu önemli bir sorundur. Bunun yapılması anayasaya göre ekonomik istikrar açışından mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR SORUNDUR

Korkmaz sözlerine şöyle devam etti: “İkinci açıdan bakıldığında, İş Bankası’nın hisselerini sürekli gündemde tutmak, hisselerini hazineye devredilmesini konuşmak borsada hisse senetlerinin düşmesine yol açıyor. Bu bir spekülasyondur. Hisse senetleri üzerinde spekülasyon oluşturmak haksız rekabet yaratmak demektir. Bu da SPK yasasına aykırıdır. Hisse senetleriyle ilgili spekülasyon oluşturup, hisse senetlerinin düşmesine haksız rekabete yol açıyorsanız. Bu sermaye piyasası açısından, yasal açıdan suç teşkil eder. Onun için bunun sürekli spekülasyonda tutulmaması gerekiyor. Devletin görevi yine anayasaya göre piyasa düzenini korumak, kartelleşmeyi önlemek, spekülasyonu önlemektir. Devlet şunu diyemiz. İş bankası ile ilgili spekülasyon yaratırsa, haksız rekabet yaratırsa o zaman görevini ihmal etmiş hem de görevini kötüye kullanmış olur. Mülkiyet hakkına karşı bir sorumsuzluk var. Dolayısıyla bu Türkiye açısından önemli bir sorundur. Üçüncü açıdan da bakılabilir. İş bankası hazineye geçerse diğer özel bankalara karşı da bir haksız rekabet olur. Yani neredeyse devlet banka tekeli kuracak. Oysa ki devlet özelleştirme bugünkü siyasi iktidar devlete ait bir çok kurumu özelleştirdi. Şimdi de devletleştiriyor. Yani bankaları özelleştirmediği gibi devletleştirip banka tekeli kuruyor. Bunu da piyasa hoş görmez. Piyasada güven bunalımı yaratır. Bu da bir yerde devlet eliyle bankacılık sektöründe haksız rekabet demektir. Bu üç açıdan bile bunun düşünülmesi bile hukuk üstünlüğünün olduğu, demokrasinin olduğu bir ülkede bunun düşünülmesi bile söz konusu olmaması gerekir.” diye konuştu.

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu

 

AYM, DENETLERKEN HİSSELERLE İLGİLİ BİR BOYUTA DİKKAT ETTİ Mİ?

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, 11 Şubat 2020 ‘deki “AYM, CHP, İş Bankası” başlıklı köşe yazısında, siyasi partilerin mali denetiminin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından yerine getirildiğini belirterek, “O zaman sorumuz şu: ‘AYM, CHP'nin hesaplarını denetlerken acaba İş Bankası hisseleri ile ilgili bir boyuta hiç dikkat etti mi?’ Nedense AYM, büyük önder Atatürk'ün vasiyeti gereği CHP tarafından temsil olunan hisselere ve gereğine şimdiye kadar odaklanmamış. Oysa, buna engel bir hüküm olmadığı hukukçularda hakim kanaat. Kaldı ki ana husus İş Bankası değil zaten. Yerli ve milli bir kurum olan İş Bankası'nın, ekonomideki karşılığı ve ağırlığı su götürmez bir gerçek. Bankanın, CHP yüzünden politik polemik malzemesi haline gelmesi de doğru değil. Kurumsal kimliği, iş yapma kültürü, ölçeği, uluslararası itibarı ile İş Bankası'nı koruyup gözetmek, CHP'nin de meselesi olmak durumunda. Yani, bizlerin gösterdiği özeni, CHP yönetimi de sergilemek zorunda.”ifadelerini kullandı.

YILLARDIR KÂRINI SERMAYEYE EKLEMEYİ TERCİH ETTİ

Müderrisoğlu yazısının devamında, “Gerek Siyasi Partiler Yasası gerekse bankacılık mevzuatı, mülkiyeti CHP'de olan İş Bankası hisselerine cevaz vermiyor. Yani bir siyasi parti, banka hissedarı olamayacağı gibi, yüzde 10'u aşan (yüzde 28.09) hisseye karşılık gelen nitelikli payı da temsil edemez. Kaldı ki Atatürk'ün mirası gereği yüzde 28'lik hissenin temettü gelirinin Tarih Kurumu ile Dil Kurumu'na aktarılması bir mecburiyet. İş Bankası, özgün sermayedar yapısı nedeni ile ihtiyatlı davranıp, yıllardır kârını sermayeye eklemeyi tercih etti. Dil ve Tarih kurumlarına aktarılacak kâr payları da Atatürk'ün hisse payının azalmaması gerekçesi ile kullanıldı. Hal böyle olduğu için... İş Bankası'nda CHP tarafından temsil olunan hisselerin sahipliği noktasında Dil Kurumu ve Tarih Kurumu için yeni hak sahipliği iddiası sağlam zemin kazanmış durumda. Görünür gelecekte…Bu hisselerin ya Hazine tarafından temsili ya CHP'nin yönetim kurulu üyeleri yerine bağımsız üyelerin bankada görev alması ya da Dil ve Tarih kurumlarının iddiasının değerlendirilmesi kaçınılmaz olacak gibi!” dedi.

Sonuçta, İş Bankası’nın Hazine’ye devredilmesi hükümetin muhalefet ait varlıklara el koyuyormuş gibi tüm dünyada Türk bankacılık sistemi açısından negatif bir algı yaratabilir. Çünkü bir özel bankanın böyle bir durumla gündeme gelmesi uluslararası bankacılık ve finans çevrelerinde hoş karşılanmayabilir. Hukuki anlamda, hükümetin bu adımı atıp atamayacağını kestirmek güç. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankanın kurucusu Atatürk'ün, gelirleri Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na aktarılmak üzere CHP tarafından temsil edilen hissesinin Hazine'ye devri için düzenleme yapılacağı söylemiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de destek vermişti. AK Parti de daha sonra hisse devrinin yasal altyapısını oluşturmak için çalışma başlatmıştı. Kısaca, son olarak nedenle 1992'de kanunla verilen hisseler yine bir kanunla CHP'den alınabilir. CHP'nin buna karşı nasıl bir yol izleyeceğini de önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacak...