Sızdırılan ses kaydı Zarif ve Keryy'nin başını çok ağrıtacak

Geçtiğimiz günlerde basına sızdırılan ses kaydı İran’da ve ABD’de şok etkisi yarattı. Ses kaydının sızdırılmasının ardından İran’da Cevad Zarif, ABD’de ise John Kerry vatan haini ilan edildi. Peki, söz konusu ses kaydında Cevad Zarif neler söyledi? İran’da ve ABD’de neler yaşandı? Cevad Zarif kendisini nasıl savundu? İran’da neler oluyor?

İran ile yapılan nükleer anlaşmanın yeniden gündemde olduğu günlerde, Mart ayında İranlı ekonomist Said Lilaz ile İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif arasında geçen bir sohbetin ses kaydının yayımlanmasıyla büyük bir siyasi kriz meydana geldi. Londra merkezli İran International sitesinde yayımlanan ses kaydında, Cevad Zarif’in iç ve dış politika hakkındaki çarpıcı açıklamaları ülkeyi karıştırdı.

Sızdırılan ses kaydında Cevad Zarif, ABD tarafından Ocak 2020’de Bağdat’ta öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani de dahil Devrim Muhafızları’nın ülkede her alanda etkili olmasını ve karar mekanizmasını ele geçirmesini ciddi bir şekilde eleştiriyordu. Zarif, Devrim Muhafızları’nın nükleer anlaşmayı engellemek için derin bir çaba sarf ettiğini, süreç içerisinde Dışişleri Bakanlığı’nı hiçe saydığını ve askeri alan ile siyasi alanın birbirine karıştığını söylüyordu.

Cevad Zarif’in sızdırılan ses kaydının ardından ülkede büyük bir kıyamet koparken, en büyük eleştiri ve tepki ise Kasım Süleymani ile ilgili açıklamaları hakkında oldu. İran’da çoğu insan tarafından bir halk kahramanı olarak görülen ve İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e olan yakınlığı sebebiyle muhafazakar kesim tarafından çok sevilen Kasım Süleymani, Cevad Zarif tarafından siyasi alanlara çok karışmak ve karar mekanizmasını ele geçirmek ile suçlanıyordu.

Sızdırılan ses kaydı ile birlikte İran’da büyük bir kaos yaşanırken, özellikle muhafazakar gazetelerin, halk topluluklarının ve birtakım çevrelerin Zarif’e olan öfkesi her geçen gün arttı. Cevad Zarif ülkedeki birçok muhafazakar tarafından vatan haini ilan edilmiş durumda. Özellikle Cevad Zarif’e karşı atılan “İran’a karşı”, “Dost değil”, “Zarif’in bitişi”, “Milli çıkara ateş”, “Zavallı” gibi gazete manşetleri oldukça dikkat çekti.

İran, Cevad Zarif’in ses kaydında söylediği sözler ile çalkalanırken, Cumhurbaşkanlığı tarafından konu hakkında bir açıklama geldi. Dışişleri Bakanı’nın savunulduğu açıklamada, Zarif’in bazı sözlerinin cımbızlanarak alındığı ve birtakım çevreler tarafından çarpıtıldığı savunuldu.

Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, söz konusu ses kaydını sızdıran isimler hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu. Faillerin yakalanması için İstihbarat Bakanlığı’na talimat verildiğini kaydeden Rebii, söz konusu ses kaydının çalındığını ve bu şekilde İran halkına karşı bir komplo kurulduğunu dile getirdi.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan bir diğer isim ise İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade oldu. Hatipzade, “Zarif’in söylediklerine bir bütün olarak yaklaşılmalı, bütünün içinden kendilerine uygun olanı çekip almışlar” ifadelerini kullandı. Zarif ile Lilaz arasında geçen görüşmenin bir röportaj şeklinde olmadığını ve içeriğinin yayınlanmasının söz konusu olmadığını söyleyen Hatipzade, bu sohbetin İranlı ekonomistin araştırma projesi için gerçekleştirildiğini söyledi.

Çarpıcı açıklamalarda bulunan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Yönetim içinde gerçekleşen rutin ve gizli bir konuşmaydı. Dışişleri Bakanlığı, görüşmeyi gerçekleştiren ve kaydeden ekibin seçilmesi ve sonrasında dosyaların saklanmasında rol oynamamıştır. Bunu kimin yaptığını ve neden yaptığını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

BAŞI YANAN BİR DİĞER İSİM JOHN KERRY OLDU

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in, ses kaydında eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry hakkında söylediği sözler, ABD’de ortalığı karıştırdı. ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Kriziyle Mücadeleden Sorumlu Özel Temsilcisi konumunda olan Kerry, Zarif’in açıklamalarına göre İsrail’i satarak operasyonların bilgisini İran’la paylaştı.

Cevad Zarif Kerry ile ilgili olarak, “Kerry beni arıyor, İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine 200 saldırı düzenlendiğini söylüyor ve ben bunu bilmiyordum. ABD, Ayn el-Esed Hava Üssü’ne saldırıyı benden önce öğrendi. Kudüs Gücü’nün iki yetkilisi, saldırıdan 45 dakika önce Irak Başbakanı’na giderek, ABD’nin bir üssünü vuracaklarını söylüyor. Savaş meydanındaki politikalar ülkenin stratejisine tabidir fakat böyle olmadı ve ülkenin siyasetinin nasıl olacağını savaş meydanı belirledi” ifadelerini kullandı. Zarif, bu ifadeleri ile İran siyasetindeki rolünden yakınıyordu.

Zarif’in açıklamaları ile okların kendisine çevrildiği John Kerry, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Şunu ifade edebilirim ki, bu haber ve tüm bu iddialar kesin surette yalandır. Ne bakanken ne de bakanlıktan sonra böyle bir şey olmuştur” ifadeleri ile Zarif’i yalanladı.

John Kerry’nin açıklamaları birçok kesimi tatmin etmedi. Cumhuriyetçi partililer, Kerry’nın derhal görevden alınması ve soruşturulup yargılanması gerektiğini söylediler. Trump döneminde BM Daimi Temsilcisi olan Nikki Haley, “Bu tam anlamıyla iğrenç bir olay, Kerry ile Biden’ın, Kerry’nin neden dünyanın bir numaralı terör destekçisi olan İran’a ipucu verirken en büyük ortağımız İsrail’i sattığına cevap vermesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Trump döneminde Dışişleri Bakanlığı yapan Mike Pompeo ise Kerry hakkında soruşturma açılması gerektiğini söyledi. Ayrıca Pompeo, İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin başlamasından önce Kerry ile Zarif arasında geçen görüşmelerin ayrıntılarına ulaşılması gerektiğini savundu. Cumhuriyetçi Senatörler Rick Scott ile Dan Sullivan ise Kerry’nin istifa etmesi gerektiğini kaydetti.

ZARİF YAZILI AÇIKLAMA YAPTI

Sızdırılan ses kaydında Devrim Muhafızları hakkında kullandığı ifadeler sebebiyle hedef tahtasına oturtulan Cevad Zarif, sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Zarif, diplomasi ile askeri alan arasındaki sinerji ihtiyacına yönelik yaptığı gizli sohbetin, ülke içinde çekişmelere yol açmasına ve kişisel eleştiri konusu haline gelmesine çok üzüldüğünü dile getirdi.

Cevad Zarif, Kasım Süleymani hakkında kullandığı ve ülkede Devrim Muhafızları’nın siyasetteki rolünü tartışmaya açan ifadelerini savundu. Kasım Süleymani ile 20 yıllık dostluklarının bulunduğunu ve onun insacıllığını, barışçı yapısını ve karakterini uluslararası alanlarda savunduğunu söyleyen Zarif, ses kaydındaki sözlerinin, “askeri alan ile siyasi alan arasında akıllı bir uyumlanma ihtiyacı” ile ilgili olduğunu söyledi.

Askerler ile diplomatların birbirini tamamlayan iki unsur olduğunun altını çizen Zarif, İran’da bu iki kanadın arasındaki ilişkide doğru bir ayarlama ihtiyacı olduğunu vurguladı. Ayrıca Zarif, kullandığı ifadeler sebebiyle pişman olmadığını, uzmanların bilgi sahibi olduğu konularda konuşması gerektiğini, asıl kendisine otosansür uygularsa bunun vatana ihanet anlamına geleceğini ve İran’da müesses nizamın aldığı kararlara 40 yıldır uyum sağlamaya çalıştığını söyledi.

İRAN’DA NELER OLUYOR?

Son dönemlerde özellikle siyasi ve ekonomik krizler ile mücadele etmekte olan İran, iç ve dış politikada oldukça kritik bir dönemden geçiyor. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ülkeye uyguladığı ağır yaptırımlar, İran parası Tümen’in değerinin oldukça düşmesine sebep oldu. Ekonomik olarak zor günler geçiren İran’da halk; yoksulluk, pahalılık, enflasyon, işsizlik ve döviz kurlarından yakınmakta.

Halk ülkedeki ekonomik krizden ve yoksulluktan yakınırken, ağır ambargolara rağmen siyasetçilerden bir çıkış yolu bulmalarını istiyor. ABD ve Avrupa’nın ağır yaptırımlarına maruz kalan İran hükümeti ise çareyi Rusya ve Çin gibi ülkeler ile yapılan anlaşmalarda arıyor. Ancak bu ülkeler ile yapılan ve miktarı hayli büyük olan ekonomik işbirliği anlaşmaları ülkenin derin bir nefes almasına yetmiyor.

İran’da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, iç ve dış politikada çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Son yıllarda özellikle Yemen, Suriye ve Irak gibi ülkelerde dolaylı yoldan Suudi Arabistan ile savaş içerisinde olan İran, ikili ilişkilerin normalleşmesi için adımlar atıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde çıkılan nükleer anlaşmaya geri dönmek için Avrupa ve ABD ile müzakere süreçlerini yürütüyor. Tüm bu gelişmelere rağmen, son yıllarda yaşanan ekonomik krizin halka yönelik ağır faturası, Hasan Ruhani hükümetinin sona yaklaştığını gösteriyor.

İran’ın; Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan, Yemen, Bahreyn, Lübnan ve Filistin gibi ülkelerde ciddi bir ekonomik ve askeri harcamaları söz konusu. İran’ın bu ülkelerdeki harcamaları, faaliyetleri, yatırımları ve yardımları ekonomik olarak ülkeyi daha da zora sokuyor. Ancak İran hükümeti, kendi güvenliği ve ABD’nin bölgedeki faaliyetleri sebebiyle bu ülkelerdeki çıkarlarından vazgeçmiyor. İsrail ve ABD ise İran’ın bölgedeki faaliyetlerinden ve rejimden ciddi bir rahatsızlık duyuyor.

İç ve dış politikada yaşanan gelişmelere bakıldığında, İran’ı önümüzdeki dönemde kritik bir süreç bekliyor. Özellikle Haziran ayında yapılacak seçimler tüm dünya tarafından merakla bekleniyor. Önceki Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ABD ve İsrail karşısında daha sert ve radikal bir politika izlerken, Hasan Ruhani ise Cumhurbaşkanlığı dönemi boyunca muhafazakarlar tarafından ılımlı politika izlemesi sebebiyle eleştirildi. İran’da göreve gelecek yeni hükümetin, ABD ve İsrail’e karşı nasıl bir politika izleyeceği merakla bekleniyor.