İran’da hafta sonu yaşanan olaylar

İran'da ülke geneline yayılan protesto gösterileri sosyal medyanın da etkisi ile tüm dünyada geniş yankı buldu. Tahran yönetiminin sert tedbirler aldığı gösterilerde, kadınların en ön sıralarda olması dikkat çekti. Birçok basın yayın organına yansıyan görüntüler, "İran'da rejim değişikliğini kadınlar mı sağlayacak?" sorusunu akıllara getirdi.

Kasım Süleymani’nin ABD tarafından Bağdat’ta öldürülmesinin ardından, Ukrayna’ya ait uçağın düşmesi sonucunda 176 yolcu hayatını kaybetti.
 
İran, düşen uçak hakkında yaptığı açıklamada, “hassas askeri bir noktanın" üzerinden geçerken "insani hata" sonucu hava savunma sistemi tarafından yanlışlıkla düşürüldüğü” ifadeleri yer almıştı.
 
Başta Ukrayna olmak üzere dünyanın birçok noktasında tepkilere yol açan bu açıklama, sonrasında İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif özür dilerken, İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı General Hüseyin Selami, düşen yolcu uçağından dolayı üzüntü duyduğunu belirterek, “Yolcu uçağının düşmesine herkesten çok ben üzüldüm. Canımız İran milletine feda olsun. Keşke ben de düşen yolcu uçağında olsaydım.” dedi.

 “180 MİL HIZLA KALKAN UÇAK NASIL KARIŞTIRILABİLİR?”
 
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in açıklamasına, Emekli Hava Korgeneral Orhan Köse’den yanıt geldi. Independent Türkçe’ye konuşan Köse, Cruise seyir füzelerinin ses hızına yakın ya da üstünde uçtuklarını belirterek, “Oysa yeni kalkan bir yolcu uçağının hızı 170-180 deniz milidir hadi diyelim en fazla olsun 200 mil. Hava savunma operatörünün bu hızda hareket eden uçağı neredeyse ses hızında uçan bir füzeyle karıştırmış olması imkânsız.” dedi.
 
Sosyal medyada yeni görüntülerin yayınlaması ile uçak krizi derinleşirken, İran’da rejim karşıtı eylemleri de beraberinde getirdi. Tahran’da başlayan protestolar, basının desteği ile ülke geneline yayıldı. Bazı İran gazeteleri olayları “utanç” ve “affedilmez” başlıklarıyla duyururken, Tahran’da başlayan gösterilere; Meşhed, Tebriz, Şiraz, Arak, Yezd, Ahvaz, Kazvin, Kermanşah ve Senendec kentleri de eklendi.



İran Devrim Muhafızları Ordusu ve güvenlik güçlerinin güvenlik tedbirlerini artırdığı, kimi göstericileri darp ettiği eylemler sırasında, “Devrim Muhafızları utan”, “Yalancılar istifa”, “Bana fitneci deme, fitneci sensin”, “Yalan söylüyorlar. Düşmanımızın Amerika olduğunu söylüyorlar. Düşmanımız burada” şeklinde sloganlar atıldı. Sosyal medya platformu Twitter üzerinden yapılan paylaşımlara öfkeli kalabalığın sloganları yansırken, yere serilmiş olan bir ABD ve İsrail bayrağına kimsenin basmaması dikkat çekti.


ABD Başkanı Donald Trump eylemlere sosyal medya üzerinden Farsça mesajlar yayınlayarak destek verirken, İran halkının cesaretinin ‘ilham’ verdiğini vurgulayarak, “Cesur ve acı çeken İran halkına: Başkanlığımın başlamasından bu yana sizlerle birlikte durdum ve yönetimim sizlerle birlikte durmaya devam edecek. Protestolarınızı yakından takip ediyoruz. Cesaretiniz ilham verici” mesajını paylaştı.
 
İran’da yaşanan protestolara, İngiltere'nin Tahran Büyükelçisi Rob Macaire’in, “yıkıcı eylemleri organize etmeye çalıştığı” iddiasıyla gözaltına alınarak serbest bırakılması damga vurdu. Diplomatların gözaltına alınmasının yasadışı bir uygulama olduğunu belirten Macaire, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hiçbir gösteride yer almadığımı doğrulayabilirim. Trajedinin kurbanları için düzenlenen anmaya katıldım. Saygı göstermek istemek normaldir. Çünkü kurbanlardan bazıları İngilizdi. Beş dakika sonra, bazıları slogan atmaya başlayınca oradan ayrıldım. Diplomatları gözaltına almak elbette tüm ülkelerde yasa dışıdır.” ifadelerine yer verdi. Macaire’nin gözaltına alınmasına İngiltere’den de sert tepki geldi. İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, yaptığı açıklamada, “Tahran Büyükelçisi Rob Macaire’in gözaltına alınmasının, uluslararası hukukun “fahiş biçimde ihlali” olduğunu söyledi.

Uzmanlar, ABD’nin Kasım Süleymani’ye düzenlenen saldırının ardından İran’da yaşananları ülkenin itibarının zedelenmesi yönünde yorumlarken, Washington – Tahran hattında başlayan gerilimin, İran’ın iç politikasında nasıl yansıyacağına ilişkin, ilk açıklamalarda yer alan ‘İran kendi içerisinde rejimin yanında birlik sağlayacak’ görüşü de asılsız çıktı.

Asya’nın birçok ülkesinde devam eden olaylara bir yenisi İran’da eklenirken, öne çıkan en büyük detay ne siyaset ne bombalar, ne füzeler ne de görüşler oldu. İran’da yaşanan protestolara da kadınların sokakta olması damga vurdu.


İnternetin birçok bölgede yasaklandığı İran’da sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, kadın sayısının fazlalığı dikkatli gözlerden kaçmadı.
 
Yalnızca İslam ülkelerinde değil dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlar sosyal, siyasal ve ekonomik hakları için mücadele ederken, baskı ve otoritenin kuralları kıskacında mücadelelerine devam eden kadınların cesareti akıllarda da yeni soru işaretleri oluşmasına neden oldu.


 
Türk siyaset bilimci, akademisyen ve yazar Fatma Gül Berktay'a, dünya genelinde yaşanan ve kadınların başı çektiği protesto gösterilerini sorduk.
 
Fatma Gül Hanım, Asya cephesindeki protestolarda kadınların yoğun katılımı dikkat çekiyor. Bu durum nasıl yorumlanabilir?
 
Öncelikle, dünyanın hemen her yerinde son yıllarda kadınlar demokrasiden yana tavır alıyorlar. Bu, Amerika’da da, Polonya’da da, İran’da da böyle. Gerçekten bu gelişme oldukça ilginç. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, birçok ülkede 18-39 yaş arasındaki genç kadın ve erkekler arasında yapılan kamuoyu yoklamalarında, kadınlar demokrasi ve eşitlikten yanayken, genç erkekler ise daha ok muhafazakâr ve patriyarkal yanıtlar veriyorlar. Bu bile kendi başına ilginç bir veri. Biz şu ana kadar, “dünyanın geleceği kadınların omuzlarında” derdik fakat bu giderek daha fazla gerçeğe dönüşüyor.
 
Bunu yalnızca Asya ile sınırlayamıyoruz o zaman…
 
Evet, yalnızca Asya blokunda değil, Batı’da da aynı durum geçerli. Bir yandan kadınlar demokrasi ve daha fazla eşitlik isterken buna karşı bir geri tepme hareketi de mevcut. Aynı ölçüde muhafazakarlaşma gerçekleşiyor. Bunun içerisinde dinlerin faktörü var ama esas olarak bunu ataerkilliğin bir şekilde intikam almaya çalışması olarak da yorumlayabiliriz. Bunun karşısında kadınlar da direnmeye devam ediyor.
 
Kadınlar yirminci yüzyılda çok önemli kazanımlar elde ettiler, eşitlik yönünde. Bu da bir geri tepmeye yol açıyor ama kadınlar haklarını kullanıyorlar. Bunu, Türkiye’nin her kesiminde de görmemiz mümkün.


 
SONUÇ:
 
İran, ABD’nin Kasım Süleymani’ye düzenlediği saldırının ardından hem iç hem de dış politikada zor günler yaşıyor. Ülke içerisinde rejime yönelik protesto gösterileri artarken, sosyal medya aracılığı ile sesini duyurmak isteyen binlerce kişi, bu platformlardan attığı mesaj ve videolarla ülkede yaşananları an be an dünyaya duyurmaya devam ediyor.
 
Ülkede yaşanan gösterilerde en dikkat çeken detaylar ise; dış politikasının temelini ‘emperyalist’ güçlerle mücadele olarak belirleyen ülkenin vatandaşları, bölgede karşı karşıya geldiği iki önemli devlet olan ABD ve İsrail bayrağına basmaktan imtina ederken; yine iç politikanın hâkim görüşlerinden olan kadınlara yönelik uygulamalara rağmen gösterilere katılanların büyük çoğunluğu kadın.
 
Protesto gösterilerinde ‘demokrasi’ isteyen binlerce kişi sokaklarda Süleymani, Hamaney ve Ruhani aleyhine sloganlar atarken, ülkenin güvenlik güçleri de teyakkuzda.
 
İran’da benzin zammı nedeniyle başlayan gösterilerde 15 gün süreyle internet erişimini yasaklayan Tahran yönetiminin, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun düzenlediği operasyonlarda 1500’e yakın kişinin öldürüldüğü iddiası henüz netlik kazanmazken, ülkede yayılan yeni protesto gösterileri nedeniyle daha katı önlemlerin alınması bekleniyor.


İran’da yaşanan protestolarda dikkat çeken en önemli detay ise kadınların gösterilerin ön sıralarında yer alması. Düzenlenen gösterilerde, eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin kızı Faize Haşimi’nin de yer aldığı iddiası gündeme bomba gibi düşerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyadan destek verdiği eylemler sonucunda Tahran’da adım adım rejim değişikliği yaşanacağı iddialar arasında.