İran-Suudi Arabistan rekabeti

İslam dünyasının liderliği tartışmalarıyla farklı bir boyut alan Şii-Sünni çatışması tartışmaları, uzun yıllardır gündemi meşgul etmektedir. Kutsal toprakları sınırlarında bulunduran Suudi Arabistan’ın başı çektiği Selefi Körfez ülkeleriyle, Şia’nın doğduğu İran arasındaki gerilim, ABD’nin krizi daha da derinleştirme çabaları bölgedeki kaosu giderek artırmaktadır.

Orta Doğu bölgesi 2010 yılında başlayan Arap Baharı süreciyle birlikte sıcak çatışmaların, siyasi istikrarsızlıkların, açlığın ve vatansızlığın merkezi oldu. Bu durumdan en fazla yararlanan ülke ise hiç şüphesiz Arapların ve İran’ın ortak düşmanı İsrail. İşin tuhaf yanı ise Körfez ülkeleri ve İran arasında ABD tarafından oluşturulan kaos ortamı, İsrail ve Arap ülkelerini İran’a karşı aynı safa getirdi.

İran’ın Şia, Suudi Arabistan’ın ise Selefi temelli dış politika hamleleri, son 40 yıldır Orta Doğu’daki birçok gerilimin ana sebebini teşkil etmektedir. Tarafların Yemen, Suriye, Irak gibi bölgelerde farklı güçlere verdiği destekler neticesinde bu ülkelerde bir türlü huzur ortamının tesis edilememesi, söz konusu İran-Suudi Arabistan mücadelesinin en yıkıcı ve net örnekleridir.

DESTEKLENEN GRUPLAR

Suriye’de 2011 yılından beri devam eden iç savaşta İran, Esed rejimini desteklerken, Suudi Arabistan demokrasi yanlısı muhalif güçleri desteklemektedir. Bahreyn’de Suudi Arabistan rejim güçlerini desteklerken, bu sefer tam tersi İran bu ülkedeki özgürlük yanlısı muhalif kesimi desteklemektedir. Yemende ise İran Beş İmamcı Şii Zeydi olan Husilere destek verirken, Suudi Arabistan Sünni hükümetin yanında yer almaktadır.

İki ülkenin uyguladığı politikaların doğurduğu terör örgütleri ise Selefi çizgideki el-Kaide ve DEAŞ, Şia tabanlı Haşdi Şabi yapılanmalarıdır. Bu güç mücadelesinin doğurduğu söz konusu terör örgütlerinin yine en fazla İslam ülkelerine zarar verdiği aşikar bir durumdur. Ayrıca Orta Doğu’nun petrol rezervleri açısıdan zengin oluşu, bu iki ülke üzerinden bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmak ve buradan rant elde etmek isteyenlerin de iştahını kabartmaktadır.

Suudi Arabistan ve ABD uzun yıllardır müttefikliklerini sürdürmektedir. Bölgede ABD’nin bir diğer müttefiki ise Suudi Arabistan’ın geçmişte çok haz etmediği İsrail’dir. İsrail-ABD ikilisinin en azılı düşmanları da İran’dır. Ancak Suudi Arabistan’ın İran endişesi öyle bir boyuta gelmiş durumda ki, yıllarca savaştıkları İsrail’le ilişkilerinde ortak düşman İran üzerinden birçok iyileşme sağladılar.

MESELE SADECE SÜNNİ-Şİİ AYRIMINDAN MI İBARET?

Suudi Arabistan ve İran arasındaki mezhepsel mücadele hiç şüphesiz tarihsel sürecin getirdiği gerginlikler kadar, küresel aktörlerin oluşturduğu krizlerden de etkilenmektedir. Özellikle İran’da 1979 yılında yaşanan İslam Devrimi sonrası, ABD’nin İran üzerindeki hegemonyasını kaybetmesi, Sünni-Şii gerilimini farklı bir boyuta taşımıştır. Bu tarihten itibaren İran’a karşı Körfez ülkeleri üzerinden baskı yapan ABD, bölgede sonradan kontrolden çıkan el-Kaide ve DEAŞ'ın kurulmasına zemin hazırlamış ve bölgeyi terörize etmiştir.

Buna karşın İran’ın Şii terör örgütlerini Orta Doğu dış politikasında aktif bir şekilde kullanması, Körfez ülkelerini ciddi şekilde rahatsız etmektedir. ABD’nin yeni planı ise bu endişeden faydalanarak İsrail ile Körfez ülkelerini İran’a karşı birleştirip, ilişkilerini geliştirmektir. Geçtiğimiz gün de basına yansıyan sözde Filistin-İsrail barışını tesis edecek “Yüzyılın Anlaşması”na, Körfez ülkelerinin finans desteği vermesi ABD’nin bu konudaki başarısını gözler önüne sermektedir. İran’ın yeni dönemde karşısındaki ABD-İsrail cephesine, Körfez ülkelerinin de katıldığını söyleyebiliriz.

ABD yaptırımlarla ekonomik açıdan köşeye sıkıştırdığı İran’a karşı Körfez ülkelerini de yanına çekerek ciddiye alınması gereken bir mesaj vermektedir. Bu hamlesiyle İran’a karşı olası bir müdahale durumunda Körfez ülkelerinin sınırlarını kullanmak isteyen ABD, yapılacak operasyonu Körfez ülkelerini korumanın diyeti olarak gösterip maliyeti de bu ülkelere yıkmayı planlamaktadır. Son dönemde bölgede yaşanan kışkırtıcı gelişmeler ise patlak vermesi muhtemel bir çatışmanın artçıları gibi gözükmektedir.