Katılım düşük: İran'da Z kuşağı sandığa gitmiyor!

İran, 18 Haziran’da yapılacak seçimlere hazırlanırken, ülkedeki ekonomik durum ve seçimlerdeki oy kullanım oranı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Seçilecek adayın meşruluğunun sağlanması için seçime katılım oranı oldukça önemli. Ancak Z kuşağı başta olmak üzere birçok vatandaşın sandığa gitmesi beklenmiyor.

İran’da 18 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, ülke için oldukça kritik. En son 2017 yılında yapılan seçimlerden bu yana ülkede birçok değişim yaşandı. Hükümet karşıtı protestolar, siyasi mahkumların idamı ve ABD yaptırımlarından dolayı giderek artan ekonomik krizin etkisi, seçimle birlikte gündemde yer alıyor.

ÜLKEDE EKONOMİK KRİZ

Ülke ekonomisi, tüm adayların listesinde ilk sırada bulunuyor. ABD yaptırımlarının yanı sıra Covid-19 salgınının da etkisiyle İran’daki enflasyon oranı yüzde 50’ye kadar çıktı. 

Kasım 2019’da hükümetin benzin ve akaryakıt fiyatlarını artırmasıyla birçok İranlı vatandaş sokaklara dökülmüştü. Yüzden fazla şehirde, binlerce insanın katıldığı protestolarda, silahsız 300’den fazla göstericinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü tespit edildi.

İran’da hükümete karşı tepkilerin yükselmesinde ekonomik krizin yanı sıra, devlet görevlilerinin karıştığı yolsuzluk iddiaları da oldukça etkili. Yolsuzluk ve ekonomik koşullara tepki gösteren muhaliflere yönelik hükümet kanadından gelen söylemler ve şeffaf olmayan yargı sistemi de halktaki huzursuzluğu artıran etkenler arasında.

Bölgede Arap ülkeleri ile İsrail’in normalleşme sürecine girmesiyle Arap ülkelerinin ABD ile aralarındaki bağ da güçlendi. Böylelikle enerji başta olmak üzere birçok konuda İran devre dışı bırakıldı. Öte yandan, Suriye ve Irak’ta İran varlığının azaltılmaya çalışılması siyesetin yanı sıra ekonomiyi de derinden etkiledi.

ABD’de Biden yönetiminin Beyaz Saray’a gelmesi ile İran nükleer anlaşmasında Trump’tan farklı olarak yeni bir sayfa açıldı ve anlaşmaya geri dönüldü. İran’ı büyük ölçüde rahatlatan bu gelişmenin ardından Çin ile yapılan anlaşma, Rusya ve Suudi Arabistan ile yapılan temaslar da İran’a dış politikada hamle yapma imkanı verdi.

Ruhani hükümetinin 8 yıllık görev sürecinde ABD yaptırımlarının uygulanması İran’daki ekonomik krizi derinleştirdi. Reformist adaylar, dış politikada normalleşme vaatleriyle yaptırımları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Muhafazakar adaylar ise yolsuzlukla mücadele, milli gelirin artırılması ve enflasyonun düşürülmesi gibi doğrudan halka yönelik vaatlerde bulunuyor.

MUHAFAZAKARLARA BASKIN

Son iki seçimi kazan reformistler, nükleer anlaşmadan istenenin elde edilememesi, yaptırımların yürürlüğe konması ve ekonomik koşulların ağırlaşması ile ülkedeki güvenilirliğini kaybetti.

Muhafazakarların kontrolündeki Anayasayı Koyucular Konseyi de bu gidişatın faturasını reformistlere keserek birçok adayın başvurusunu veto etti.

Öte yandan, İran’daki muhafazakar ve reformist kavramlarının karşılığı biraz daha farklı. Reformist adayların söylemleri, muhafazakarlara göre daha açık görünse de temelde iki taraf için de yapısal bir dönüşüm söz konusu değil. Bu durumdaki en büyük etken de bütün kişi ve kurumların üzerinde bulunan Ruhani Rehberliğin varlığı.

Seçimlere katılan adaylar arasında iki farklı grup varmış gibi görünse de İran’ın esas problemlerine yönelik çözüm önerisi sunulamıyor olması, seçimlerin sonucunda çok büyük bir değişiklik olmayacağı görüşünü destekliyor.

Öne çıkan muhafazakar adaylar, reformist Ruhani hükümetini ülkenin durumuyla ilgili suçluyor. Ancak ülkede kronikleşen ekonomik ve sosyal sorunların yakın veya orta vadede çözülebilmesi mümkün değil. Bu durumun en büyük etkisi ise seçime katılım oranlarında etkisini gösterecek 

SEÇİMLERE KATILIM ORANINDA BÜYÜK DÜŞÜŞ

Anayasayı Koyucular Konseyi’nin adaylar üzerinde baskı yaratması nedeniyle seçimlerin adil ve özgür olmadığı kanısı hakim. Bu nedenle de seçilen yeni İran liderinin meşruluğunu kanıtlayabilmesi için seçime katılım oranının yüksek olması oldukça önemli.

Yüksek katılım oranları tartışılırken, AKK Sözcüsü Abbas Ali Kethüdayi, düşük katılımın hukuken bir sorun teşkil etmeyeceğini söyledi. Seçim sonrasına hazırlık gibi görünen bu açıklama, olası bir meşruiyet krizini önlemek amacıyla dile getirildi.

İran’da devlete bağlı anket kuruluşu ISPA’nın açıkladığı son araştırma sonuçlarına göre, seçimlere katılımın yüzde 38 oranında olması bekleniyor.

Ankette, yurtdışındaki İran vatandaşlarının seçime katılım oranlarının ise çok daha düşük olacağı ortaya konuldu. Yurtdışından katılacak yaklaşık 6 bin kişiden sadece yüzde 4’ünün seçimlerde oy kullanacağı belirtildi.

İRAN'DA Z KUŞAĞININ SEÇİMLERE ETKİSİ

Siyasetten ticarete kadar her alanda hedef kitle olarak görülen Z kuşağının İran seçimlerinde de büyük ölçüde etkili olması bekleniyor.

Ancak İran’daki siyasetçilerin Z kuşağını dikkate almadığını belirten Hediye Levent, ne reformist ne de muhafazakarların gençlere yönelik bir söylemde bulunmadığına dikkat çekiyor.

Evrensel’deki yazısında Z kuşağının İran’daki 59 milyonluk seçmenin büyük bir kısmını oluşturduğunu söyleyen Levent, adayların gençlerin ilgisini çekecek bir şey söylemediğini ifade ediyor. Öte yandan, 18 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İran’daki Z kuşağının sandığa gitmeyeceğini de sözlerine ekliyor.