İran, ABD'ye rağmen nükleer programı devam ettirebilecek mi?

İran, ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ile sarsılmıştı. ABD'nin yaptırım kararını genişletmesinin ardından nükleer programa Rusya destek verirken, bugünlerde koronavirüsün hızla yayılmasından dolayı zor günler geçiren İran, Avrupalı devletlerle bir kez daha bir araya gelmeye hazırlanıyor. Viyana'da gerçekleştirilmesi planlanan ikinci toplantıda İran nükleer programa devam kararı aldırabilirse, ABD'nin tutumu ise merakla bekleniyor.

ABD ve İran arasında yaşanan gerilimin kamuoyuna yansıyan kısmında ‘ambargo’ ön plana çıkarılırken, perde arkasından İran’ın nükleer çalışmalarına ilişkin yaptırımlar da dikkat çekiyor.
 
Amerika Birleşik Devletleri’nin 2018 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) adı verilen nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini askıya aldığını duyurmasının ardından İran uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurmayacağını açıklamıştı.
 
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ABD’nin anlaşma çekilme kararının ardından düzenlediği basın toplantısında, İngiltere’yi hedef alan açıklamalar yapmıştı. Anlaşmaya taraf olan İran, Çin, Fransa, Rusya, Almanya ve Britanya ile birlikte Avrupa Birliği yetkililerinin Viyana’da bir araya gelmesinin ardından bölgede dengeler İran aleyhine değişmeye devam etmişti.

ABD ve İran’ın nükleer anlaşmaya için masaya oturmasında etkili olan devletlerin İran’a karşı tavrı, İngiltere’nin İran’a ait petrol tankerine Cebelitarık Boğazı’nda el koyması hadisesi bu toplantıya katılan Rusya ve Çin’i harekete geçirmişti.
 
Süveyş Krizi’nin ardından İngiltere ve Fransa’nın bölgede bıraktığı boşluğu Rusya’nın doldurmasından endişe duyan ABD, 1960 ve 70’li yıllarda bölgedeki en büyük silah ithalatçılarından olan İran’ın nükleer çalışmalarına destek vermesine rağmen, İran’ı 1977 yılında ‘en çok gözetilen ulus’ ilan etmiştir.
 
1979 devriminin ardından yavaşlayan nükleer çalışmalarına 1984 yılında hız veren İran, Asya bloku ülkeler tarafından kısmen desteklenirken, Avrupa ve ABD tarafından uygulanan ambargo ile karşı karşıya kalmıştır.

İran, nükleer çalışmalarına dönem dönem ara vermiş olsa da Obama ve Ruhani arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından 2014 yılında Cenevre Anlaşması çerçevesinde oluşturulan Ortak Eylem Planı, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma ile birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri farklı bir noktaya taşımıştır.
 
Bölgesel bir güç olarak küresel anlamda kendi varlığını ‘nükleer’ politikası ile kanıtlamaya çalışan İran ve ABD arasındaki anlaşmalar hem kısa süreli hem de çekişmeli bir biçimde devam ederken, Avrupa ülkeleri ile birlikte Rusya ve Çin, İran’ın nükleer çalışmalarını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı nezdinde yürütmesine destek olmaya devam etmişti.

Bu kararın ardından İran, öncülüğünü Fransa’nın yaptığı, nükleer anlaşma sınırlarına dönülmesi için teklif edilen 15 milyar doları reddetmişti.
 
İran – ABD arasında yaşanan gerginliğe bir çözüm bulmak isteyen Avrupalı ülkeler çözüm ararken, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya hesabından paylaştığı, “İran hiçbir savaşı kazanamadı ama hiçbir müzakereyi kaybetmedi.” mesajı, bir müzakere mi yapılacak yorumlarına neden olmuştu.
 
Bu mesajın hemen akabinde Çin’in kendileri ile çalışmak için özel bir mektup gönderdiğini söyleyen ABD Başkanı Trump, nükleer anlaşmadan ayrılmalarının İran ekonomisini oldukça etkilediğine vurgu yaparak, “Yapmaları gereken şey şu: Beni arasınlar, oturup konuşalım ve adil bir anlaşma yapalım. Nükleer silaha sahip olmalarını istemiyoruz; istediğimiz çok bir şey değil. Bu, onları yeniden iyi bir pozisyona getirebilir. İran'a zarar vermek istemiyoruz.” demişti.

Donald Trump, bu sözlerinden çok kısa bir süre sonra kritik bir emir verdi. ABD’li yetkililerin yaptığı açıklamaya göre, İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi emrini veren Trump, bu kararının ardından tırmanan gerilim sürecinde İran’a yönelik yaptırım kararının kapsamını genişletti.
 
İRAN NÜKLEER ANLAŞMAYI KURTARMAYA ÇALIŞIYOR
 
ABD’nin tek taraflı çekilmesinin ardından İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı hayata geçirme arayışındaki Avrupa, Rus ve Çin’den yetkililer, nükleeri görüşmek üzere Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir araya gelecek.

2018’den sonra ilk kez yetkilileri bir araya getirecek olan toplantıya, Almanya, Fransa ve İngiltere temsilcileri de katılacak. Toplantı, Avrupa ülkelerinin yaşanan zor günlere rağmen hala durumun iyileşmesine dair umutlu olduğu şeklinde yorumlanırken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov toplantıyı “Tırmanan tansiyonu düşürmek için bir şans” olarak nitelendirdi.
 
Avrupa ülkelerinin Rusya’nın arabuluculuğu ile mi bu toplantıyı düzenlediğine dair bir açıklama yapılmazken, toplantı sonrasında İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile çalışmalarına devam etmesi bekleniyor.

ASYA ÜLKELERİ, AVRUPA ve AB’YE KARŞI: ABD
 
ABD, bölgedeki siyasi argümanlarını güçlendirmek için Hindistan, Pakistan ve hatta Kuzey Kore gibi ülkelerle anlaşmalarını yenileyerek silah ve güvenlik sözü vererek Asya blokunu bölmeye çalışsa da en güçlü küresel rakiplerinden Rusya ve ekonomik olarak ABD’yi geride bırakmaya hazırlanan Çin İran’ın nükleer çalışmaları için destek olmaya devam ediyor.
 
ABD’nin yaptırım kararlarına karşı nükleer tesislerde kripto para madenciliği ile ambargoyu delmeyi başaran İran, Rusya ve Çin’in desteklediği nükleer çalışmalarından vazgeçmiyor.

Son olarak İran’ın bundan sonra uranyum zenginleştirme, depolama, araştırma ve geliştirmeyle ilgili hiçbir taahhüde uymayacağı, santrifüj sayısında sınırlamaya gitmeyeceği ve ülkenin, nükleer programı da teknik ihtiyaçlarına göre uygulayacağı açıklamasına Rusya’dan tam destek gelmiş, yapılan açıklamada, “Tahran'ın JCPOA'da öngörülen uranyum zenginleştirme konusundaki kısıtlamaları reddetmesi, nükleer silahların yayılması bakımından herhangi bir tehdit oluşturmaz. İran, tüm faaliyetlerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) ile yakın etkileşim içinde ve UAEK'nın sürekli kontrolü altında yürütüyor. İran yönetiminin UAEK'yla iş birliğine bağlı kaldığını, kapsamı ve derinliği açısından benzersiz olan denetimlerin seviyesini koruyacağını açıkladığına dikkat çekmek isteriz.” denilmişti. Rusya’nın bu açıklamaya desteği nükleer çalışmaların ‘yeni hamisi’ olarak yorumlanmasına neden olmuştu.
 
NATO tartışmalarının ardından Avrupalı ülkelerin ve AB’nin ABD ile ilişkilerinde belirli oranda dönüşümler gözlemlenirken, Rusya ve Çin’in, ABD’nin en fazla etkin olduğu Afrika, Latin Amerika gibi bölgelerde ülkelerle faaliyetlerine hız vermesi küresel bir güç olarak kabul edilen ABD’nin, yirmi birinci yüzyılda gittikçe yalnızlaştığı ve bu nedenle, kısa vadeli politikalarla birlikte adını duyuracak adımlar atmaya çalıştığı şeklinde yorumlanmıştı.

İran'da hızla yayılan ve son olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Masume İbtikar'da görülen koronavirüse rağmen Avrupalı devletlerin bu toplatıyı kabul etmiş olmaları da büyük şaşkınlıkla karşılandı.