İran Hürmüz Boğazı'nı kapatabilir mi? Sadece blöf mü yapıyor?

ABD'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesi ardından İran’ın misilleme olarak ABD'nin Irak'taki Ayn el-Esed hava üssünü onlarca füzeyle vurmasıyla artarak devam eden gerilim ne kadar sürecek? İran, ABD ile yaşadığı her krizde gündeme getirdiği elindeki en kozlardan biri olan dünyanın en önemli petrol koridoru Hürmüz Boğazı’nı kapatabilir mi?

İran Hürmüz Boğazı'nı kapatabilir mi? Sadece blöf mü yapıyor?

Hürmüz Boğazı neden stratejik olarak bu kadar önemli? Hürmüz Boğazı’nın kapatılması petrol fiyatlarını ne kadar etkiler? Boğazda bugüne kadar hangi olaylar yaşandı? Hürmüz boğazından geçişin hukuki boyutu nedir? Bu derlememizde Hürmüz Boğazı'nın ekonomik ve stratejik öneminden bahsedeceğiz.

İran‟ın Körfez’deki hakimiyeti ve stratejik öneminden bahsedildiğinde akla gelen ilk yer “Hürmüz Boğazı” oluyor. İran başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinden gelen tehditleri karşı ültimaton vermek istediğinde genellikle bu kozu öne sürüyor. Geçmiş dönemlere bakıldığında İran-Irak ve Körfez Savaşları ile başlayan daha sonra ABD’nin İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesiyle devam eden ABD'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürülmesi, İran’ın ABD’nin Irak’taki hava üslerine yönelik füze saldırısı ile artık savaş senaryolarının bile konuşulduğu bir dönemde “Hürmüz Boğazı” daha da çok konuşulmaya başlandı.

EN ÖNEMLİ PETROL TRAFİĞİNİN OLDUĞU BÖLGE

İranlı siyasilerin ve askerlerin Amerika Birleşik Devletleri ile çeşitli çatışma biçimlerini öngören bir dizi seçenekler geliştirdikleri biliniyor. Bu seçeneklerin merkezinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılması da yer alıyor. Çünkü Hürmüz Boğazı dünya petrolünün büyük bir kısmının geçtiği en önemli petrol trafiğinin olduğu bölge. O yüzden boğazın uzun olması önemli değil kısa bir süreliğine de kapatılması küresel ekonomiye büyük bir darbe indirerek ve uzun vadede siyasi krizlere neden olabiliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını tehditleri tarihte ne ilk ne de son olacak. ABD ile yaşadığı her kriz sonrasında İran’ın bu tür misillemeye başvurduğu görülüyor.

İRAN NEDEN TEHDİT EDİYOR?

Uzmanların yaptıkları analizlerde, İran’ın teknoloji ve coğrafi koşullar nedeniyle böyle bir kapasiteye sahip olmadığı yorumları yapılıyor. Ancak İran’ın uluslararası ekonomik yaptırımların kaldırılması sonrası ekonomik ve askeri anlamdaki kapasitesini daha da güçlendirmek ve Ortadoğu’daki dengelerin sağlanmasında yeniden oyun kurucu bir rol üstlenmek istendiği belirtiliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili sıkça tehditte bulunmasının sebeplerinden biri olarak görülüyor. Ayrıca bu şekilde alınacak bir kararın ortaya çıkardığı ağır sonuçlar değerlendirilirken İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde uluslararası hukuk açısından yetkilerinin bulunduğu ortaya konuyor.  Bu nedenle İran’ın bazı denetim yetkileri, boğazın geçişlere kapatılmasına yönelik tehditlerinin arkasındaki dayanaklarından biri olarak da nitelendiriliyor. Özetle, İran’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamaları yorumlanırken Ortadoğu’daki mevcut konumunu da dikkate almak gerekiyor. 

ENERJİ TAŞIMACILIĞINDA ALTERNATİFİ YOK

İran’ın coğrafi konum açısından en stratejik noktası şüphesiz Hürmüz Boğazı. Boğaz, hem Körfez Ülkeleri hem de petrol ithalatı bakımından bu ülkelere bağımlı olan yabancı devletlerin ekonomik güvenliği meselesinde hayati önem arz ediyor. Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi arasında kuzey kıyısında İran, güney kıyısında ise Umman toprakları bulunuyor.  Boğaz; 193 kilometre uzunluğunda, en dar yeri 34 kilometre (18 mil) olmakla birlikte 54 kilometre (29 mil) genişliğinde ve 70-100 metre derinliğinde. İki ülkenin de kıta sahanlığı yaklaşık tam ortadan geçiyor. Buna rağmen ağır taşımacılık açısından önem arz eden derin deniz suları Umman kara ülkesine yakın olan tarafta bulunuyor. Doğu petrollerinin yüzde 40’ını (ABD, Batı Avrupa ve Çin’e gönderilen petrolün yaklaşık yarısı) bu boğazdan geçen transit gemiler taşıyor. Hürmüz Boğazı enerji taşımacılığı açısından alternatifsiz. Kuveyt, Irak, İran, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ihraç ettikleri petrolü Hürmüz'den uluslararası pazarlara ulaştırıyor. Dünya sıvılaştırılmış gaz (LNG) ihracatının yüzde 66'sı Hürmüz Boğaz’ından geçiyor. Körfez; İran, komşuları ve dünya devletleri için büyük bir stratejik belirsizlik oluşturuyor. Bu 600 mil uzunluğundaki su kütlesi; İran’ı, Arap yarımadasından ayırıp ve dünya petrol taşımacılığı açısından en önemli su yollarından biri olması sebebiyle bütün dikkatleri üzerine çekiyor.

1980 ve 1988 yılları arasında savaş sırasında İran ve Irak, birbirlerinin petrol ihracatına yine bu boğaz üzerinden zarar vermeye çalıştı ve bu çatışmalar tarihe “tanker savaşları” olarak geçmişti.

 İRAN’IN ENERJİ TİCARETİ HEDEF ALINDI

İran’ın bölgedeki artan etkisinden rahatsız olan ABD Başkanı DonaldTrump seçildiği ilk günden bu yana imzalanan nükleer anlaşmayı ciddi bir şekilde eleştirmeye başladı. Nükleer anlaşmadan çıkmak Trump’ın seçim vaatlerinden biriydi. Ancak bu seferki rahatsızlık İran’ın nükleer programı üzerindeki çalışmalarından ziyade bölgede oynamak istediği stratejik rol ve bu yöndeki faaliyetlerinden kaynaklandı.  Bu duruma son vermek isteyen Trump yönetimi, 8 Mayıs 2018 tarihinde nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak ayrıldığını açıkladı. Bu şekilde, İran’a karşı yeniden uygulayacağı yaptırımlarda ülkenin can damarı olan enerji ticaretini hedef alındı. 26 Haziran 2018 tarihinde Trump yönetimi, tüm müttefiklerinden 4 Kasım 2018 tarihine kadar İran’dan yaptıkları petrol ithalatlarını tamamen sonlandırmalarını istemesi, İran ve ABD arasında karşılıklı tehditlerin yükselmesine yol açmıştı.

RUHANİ’DEN ÇOK SERT AÇIKLAMA

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 2018 Temmuz ayı başında ABD’nin abluka planına karşı yaptığı 'İran'ın petrol ihracatı engellenirse hiçbir ülke petrol ihraç edemez' açıklaması 'İran Hürmüz Boğazı'nı kapatacak' şeklinde yorumlanmıştı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji güvenliğinin en fazla tehdit edecek gelişmelerin başında geliyor. Hürmüz Boğazı’nın önemi konusunda fikir birliği sağlanmış olmasına rağmen zaman zaman söz konusu boğazın kapatılmasına yönelik tehditlerin gerçekleşmesi, bölgedeki güçler dengesindeki değişiklikten dolayı farklı yorumlanmıştı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yaptığı açıklamanın bir tehdit olarak yorumlanması, ortaya çıkan durumun öncekilere kıyasla farklı sonuçlara yol açabileceğine dair tartışmaları da beraberinde getirmişti.

STRATEJİK AÇIDAN ÖNEMİ

ABD’nin Körfez’deki varlığı Hürmüz Boğazı’nı stratejik açıdan da değerlendirildiğinde en önemli yerlerden biri konumuna getiriyor. Bunun nedeni ABD Donanması’na ait 5. Filo Üssü Bahreyn’de ve bu filonun amacı bölgedeki ticaret gemilerini korumak. Aslında ABD’nin, Körfez’deki tüm askeri varlığının ve ticaret gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli bir şekilde geçmesiyle doğrudan veya dolaylı bir şekilde ilişkisi bulunuyor. Bush döneminde, Arap Körfezi’nde uçak taşıyan bir gemi sürekli devriye geziyordu. Obama döneminde ise bölgedeki uçak gemisi sadece kısa süreli aralıklarla görev yaptı. Bu gelişme, İran ile yapılacak nükleer anlaşma öncesinde Tahran’a yönelik bir iyi niyet göstergesi olarak yorumlanmıştı. Hürmüz Boğazı’ndaki serbest geçişlere müdahale edilmesi veya boğazın bloke edilmesinin yaratabileceği muhtemel sonuçları daha iyi kavrayabilmek adına ABD’nin bölgedeki askeri varlığından bahsetmek gerekiyor.  Boğazın kapatılması durumunda Amerika’nın askeri müdahale potansiyelinin Körfez ülkelerindeki üsler (Bahreyn, Umman, BAE, Suudi Arabistan) düşünüldüğünde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, 2016 yılında günlük ortalama 18,5 milyon varil petrol bu boğazdan geçti. Bu sayı bir önceki yıl oranla yüzde 9’luk bir artışa tekabül ediyor. Dünyada her yıl deniz yoluyla taşınan petrol ve diğer sıvı yakıtların yüzde 30’u yine bu boğazdan geçiyor. Ayrıca Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Irak da ham petrol ihracatının önemli bir bölümünü bu boğaz üzerinden yapmakta. Katar doğal gazının neredeyse tamamı yine buradan aktarılıyor.  Bu kapsamda Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve Singapur, Hürmüz Boğazı üzerinden en çok petrol ihraç eden ülkeler olarak ifade ediliyor. Dünyadaki enerji talepleri dikkate alındığında; 2030 yılında Hürmüz Boğazı’ndan geçmesi tahmin edilen petrol miktarının günlük 28,1 milyon varil olacağı değerlendiriliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uzun bir süre tamamen kapatması ihtimal dışı olsa da böyle bir hamle ülkenin kendi ekonomik çıkarlarını da kötü yönde etkileyecek. Çünkü boğazın kapatılmasıyla İran’ın kendi petrol ihracatı ve taşımacılığı da duracak. Ancak İran’ın petrol ihracatı, ABD baskıları altında durdurulacaksa söz konusu olumsuz etkinin İran açısından hiçbir önemi kalmayacak. Hürmüz Boğazı’nın ekonomik açıdan öneminin başka bir göstergesi de boğaza alternatif olarak inşa edilecek muhtemel boru hatlarının dünyanın petrol ihtiyacını karşılamada yetersiz kalacak olması.

BOĞAZDAN GEÇİŞLERİN HUKUKİ BOYUTU?

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki uluslararası hukuk açısından hangi hak ve yetkilere sahip olduğunu anlamak için boğazların statüsünü düzenleyen uluslararası sözleşmelere göz atmak gerekiyor. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve hakimiyeti hususunda kuşku olmasa da karasuları, kanallar ve boğazlardan geçişi düzenleyen çeşitli uluslararası hukuki düzenlemeler bulunuyor. Bu bağlamda Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri ilgilendiren iki temel uluslararası hukuk düzenlemesinden bahsetmek gerekiyor.

Bunlardan ilki, 1958 Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölgeler Sözleşmesi (KBBS) ve ikincisi de 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’dir (BMDHS). İran, 1982 tarihli sözleşmeyi imzalamış ancak anlaşma meclis onayından geçmemiştir. Doğal olarak sözleşmenin yasal herhangi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Buna rağmen prensipte İran, bu sözleşmelere uygun hareket etmektedir. Dolayısıyla İran, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik müdahalesini de söz konusu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde gerçekleştirebilir. Bu sözleşmelerdeki düzenlemeye göre, sahil devletinin barışına, düzenine ve güvenliğine zarar verecek şekilde olmadığı sürece geçiş zararsızdır.

1958 Sözleşmesi’nin 16. maddesi ve 1982 Sözleşmesi’nin 25. Maddesi, sahil devletine tanınan “geçişe müdahale etme veya durdurabilme hakkını” düzenlemiştir. Buna göre sözleşmelerin ilgili maddelerinde; “Sahil devleti zararsız geçişi ve güvenliği için kesin bir zorunluluk varsa, durdurma usulüne uygun olarak ilan edildikten sonra yürürlüğe girmek koşuluyla, yabancı gemiler arasında fark gözetmeksizin, karasularının ancak belirli bölgelerinde ve geçici bir süre durdurabilir” açıklaması yer almıştır. İran, kendi petrol ihracatının engellenmesi durumunda ABD’ye karşı bir önlem olarak uluslararası hukuk çerçevesinde sahip olduğu yetkilerle geçişlere müdahale ederek petrol ihracatı ve ithalatı yapan tüm ülkelere zorluklar çıkartabilir. Bu önlemler, genelde sahil devleti olmaları açısından güvenlikle ilgili çeşitli gerekçelere dayandırılabilir.

İRAN MİSİLLEME OLARAK HÜRMÜZ’Ü KAPATABİLİR Mİ?

İran boğazı kapatma noktasında bir misilleme iradesi gösterecek olursa bunun üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir adım olması gerekiyor. En yakın müttefiki olarak görünen Çin’in bile bu adımın ardından İran’a tavır alması muhtemel çünkü enerjide dışa bağımlı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının temelde ABD’ye bir zararı olmayacak. ABD hem doğal gaz hem de petrol ihracı yapan bir ülke konumunda. Olası bir enerji geçişinin tıkanmasında petrol ve doğalgaz fiyatları artış gösterecek. Bu durum en çok Rusya’ya yarayacak. Güvenli enerjinin limanı olarak öne çıkacak. Enerjide dışa bağımlı Avrupa ülkeleri, Japonya ve Çin gibi devletler, Japonya’nın yaptığı gibi bölgeye kendi gemilerini korumak için savaş gemisi gönderecekler. Bu da olası bir deniz savaşını körükleyecek bir adım olarak öne çıkacak.

Boğazın kapatılması halinde, o bölgeyi by-pass etmek isteyen ülkeler Suudi Arabistan’a yönelecek ancak bu durum da enerjide dışa bağımlı ülkelerin enerji arzı güvenliği noktasında sıkıntılara neden olacak. Oluşan güvensizlikten dolayı İran’ın müşterisi azalacak. En büyük gelir kaynağı petrol olan İran’ın ekonomisi orta ve uzun vadede zarar görecek. Müşterilerinin büyük bir kısmını rakibi Suudi Arabistan’a kaptıracak. Petrol ticaretinin büyük çoğunluğu deniz yoluyla yapıldığı düşünüldüğünde Çin’in bu noktada daha agresif politikalar izlemesi olası olacaktır. Japonya büyüyen bir dev ülke olarak II. Dünya Savaşı’na girdi. Savaşa girme nedeni ise enerji arzı güvenliğini sağlayamamış olmasıydı.

Bu etmenler düşünüldüğünde, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ABD’den çok İran’a ve enerjide dışa bağımlı ülkelere zarar verecek. Üstelik bu durum dünya ülkelerinin ABD kontrolündeki Suudi Arabistan’a ve Körfez ülkelerine daha da bağımlı olmasına neden olacak. En büyük gelir kaynağı petrol olan İran’ın orta ve uzun vadede azalan güvenden dolayı müşterisi azalacak. Bu notada İran ile birlikte zararlı çıkacak diğer bir ülke Katar olacak. Suudi Arabistan ile mevcut ilişkilerin sorunlu olması Katar’ın doğal gaz ve LNG ticaretinde tek çıkış kapısı olan Hürmüz’ün, olası bir çatışma ile kapanması, ekonomisinin büyük zarar görmesiyle sonuçlanacak. Bu durumda Türkiye’yi dolaylı yoldan etkileyecek. Katar 2018 yılında doğrudan 15 milyar dolar Türkiye’ye yatırım yapmıştı.

Doç. Dr. Deniz Tansi

 

 BASRA’DAN ÇIKIŞA ENGEL ABD İÇİN SAVAŞ SEBEBİ

Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Deniz Tansi, Amerika’nın Sesi haber sitesine verdiği röportajında şu açıklamalarda bulundu:

ABD’nin körfez doktrini aslında 1979’dan beri var. Carter döneminden beri var yane İran devriminin olduğu dönemden beri var. Buradaki kırmızı çizgi dünyaya sevk edilen ham petrolün Basra körfezinden çıkışı ile ilgili engel kim teşkil ederse ABD için savaş nedenidir. Bu ABD’nin kırmızı çizgisidir. Kaldı ki İran devriminden beri yaşanan bir tramva var. Çünkü Hazar havzasından Basra havzasına kadar Orta Asya’dan Orta Doğu’ya kadar olan bir alan ki İran’ı tek başına ele almamak lazım. Lübnan’da Hizbullah’la, Suriye’de Esad’la, Irak’ta Haşdi Şabi ile, Yemen’de Husilerle kendi yakın vekil güçleri olan ve hücreleri olan bir ülke. ABD şu mesajı veriyor “sen ne kadar terör networkü kurarsan kur, ne kadar kendi örgütlerini örgütlersen örgütle” benim elimde teknolojik olanaklar var. Senin en seçkin adamını hatta siyasi liderlerini işaret edeceği komutanları ortadan kaldırabilirim.

Stephen Brennock

 

BÖLGEDE ASKERİ ÇATIŞMAYI ARTTIRABİLİR

CNBC'ye açıklama yapan Tribeca Investment Patners yatırım analisti James Eginton ise İran'ın petrol sevkiyatının önemli yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kapatması durumunda petrol fiyatlarının "tavan yapabileceğini" söyledi. PVM Oil Associates petrol analisti Stephen Brennock da, petrol sevkiyatında bir aksamanın üç haneli petrol fiyatları görülmesine neden olabileceğini belirterek, ”Burada ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, İran'ın boğazdan gemi geçişini engellemesi Washington için de bir kırmızı çizgi olur. Böyle bir durum da bölgedeki askeri çatışmayı artırabilir.”  ifadelerini kullandı.

2018 yılında yeni ABD ile yaşanan gerilimin ardından ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş ve  Rus araştırma şirketi AKRA Direktör Yardımcısı Vasiliy Tanurkov, Sputnik’e bu konuyla ilgili demeçler vermişlerdi.

ABD, AVRUPA VE ÇİN’E SAVAŞ İLANI ANLAMINA GELİR

 VASİLİY TANURKOV

Hürmüz Boğazı'nın kapatılması küresel enerji krizine ve petrol fiyatlarının kontrol dışı yükselişine yol açar. Burada aklınıza gelebilecek her rakam söylenebilir, varil başı 200 dolar da 400 dolar da olabilir. Ama buna inanmıyoruz zira bu İran'ın Hürmüz üzerinden petrol ihraç eden tüm ülkelere ve onların temel partnerleri ABD, Avrupa ve Çin'e savaş ilanı anlamına gelir. Hürmüz Boğazı üzerinden İran, Kuveyt, Katar ve BAE'nin petrolü ve ayrıca Suudi Arabistan ve Irak petrolünün büyük bir kısmı taşınıyor. Toplamda dünya petrol ticaretinin yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor. Söz konusu, günde 17-18 milyon varil. Buna Katar'ın sıvılaştırılmış doğalgazını da ekleyin. Bu petrol tüm dünyaya sevk ediliyor ve Hürmüz'ün alternatifi yok.

Rafet Aslantaş

 

İRAN BİR VAR OLMA MÜCADELESİNE GİRERSE GERÇEKLEŞEBİLİR

RAFET ASLANTAŞ

Hürmüz Boğazı ile ilgili husus, İran’ın dünyaya meydan okuduğu son çarelerden biridir. Bunu yapabilir mi; köşeye sıkışan kedi her şeyi yapabilir. İran’ın elinde kullanacağı hiçbir enstrüman kalmamışsa, bir var olma-yok olma mücadelesi içine girmişse ve tehdit çok büyümüşse yapabilir. Daha önce de ‘Hürmüz Boğazı’nı kapatırım’ diye meydan okumuştu. Bunun zaten belli bir süre olması bile dünya piyasalarını büyük ölçüde etkiler. Kimse bunu göze alamaz. Ben ABD’nin de göze alabileceğini düşünmüyorum. İran bunu son çare olarak bu kozu elinde bulunduracaktır. İran bunu hep söyler. Askeri hazırlıkları da o yöndedir. ABD’nin büyük gemilerine karşı küçük askeri deniz vasıtalarıyla intihar saldırılarına varacak hazırlıklar yapmıştı İran. Bu noktadan bakıldığında İran bir var olma savaşı içinde olabilir iş sıcak çatışmaya dönüşürse. Böyle bir şey yapılırsa bunun sonu sıcak çatışma, savaş demektir ve bu durum İran’a karşı uluslararası bir konsensüsün oluşmasına neden olur. İran Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa, ABD’ye istediği bahaneyi vermiş olur ve ABD uluslararası bir koalisyonla askeri olarak İran’a karşı harekete geçebilir.

Japon petrol tankeri M Star

 

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA NELER OLMUŞTU?

Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İran'ın taraf olduğu pek çok tarihi olay yaşandı.

- 1988 yılında ABD savaş gemisi USS Vincennes bir İran yolcu uçağını düşürdü ve uçaktaki 290 kişi yaşamını yitirmişti. Washington, bölgedeki filosunun savaş uçağı sanarak yanlışlıkla uçağı hedef aldığını savundu ancak Tahran bunu bilinçli bir saldırı olarak nitelemişti.

- 2008’de ABD, İran'a ait teknelerin boğazdaki üç ABD savaş gemisine yaklaşarak taciz ettiğini öne sürmüştü. Bunun üzerine İran Devrim Muhafızları'nın o dönemki başkomutanı olan Muhammed El-Caferi, saldırıya uğradıkları takdirde boğazdaki gemilere el koyacaklarını söylemişti.

- 2010’da El Kaide'ye bağlı Abdullah Azzam Tugayları'nın üstlendiği saldırılarda Hürmüz'deki Japon petrol tankeri M Star hedef alınmıştı.

- 2012’de Tahran yönetimi, İran'ın petrol gelirlerini hedef almakla suçladığı ABD ve Avrupa'nın yaptırımlarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı bloke etme tehdidinde bulunmuştu.

- İran 2015'ta bir sondaj platformuna zarar verdiği gerekçesiyle Singapur bandıralı bir tankeri hedef aldı, bir konteyner gemisini de ele geçirmişti.

- Temmuz 2018'de İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ülkesinin petrol ihracatını sıfıra düşürme çağrısında bulunan ABD'ye tepki göstererek, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını aksatabileceğini ima etmişti.

- İran Devrim Muhafızları'ndan bir komutan da, İran'dan petrol ihracatının durdurulması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki ihracatın tamamını engelleyecekleri uyarısında bulunmuştu.

SONUÇ:

Basra Körfezi’nin güvenliği Körfez ülkelerinin kadar sahip olduğu doğal kaynaklar nedeniyle ve askeri üslerinin bulunması nedeniyle başta ABD ve diğer büyük ülkeler için de oldukça büyük önem arz ediyor. Körfezin en hassas noktası olan Hürmüz Boğazı da alternatifsiz deniz geçiş yolu olmasından dolayı en kritik geçiş noktası olarak karşımıza çıkıyor. İran da zaman zaman ABD ile yaşanan krizlerin ardından sık sık Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditlerinde bulunuyor. Fakat derlememizde de belirttiğimiz üzere gerek uluslararası hukuk kuralları, gerekse güç dengeleri nedenleriyle İran’ın kısa vadede bu tip tehditleri uygulamaya sokacak bir güce sahip olamayacağı görülüyor.  Sonuç olarak Hürmüz Boğazı’nın uluslararası boğaz niteliği bulunması ve Umman Denizi ile Basra Körfezini birbirine bağlaması ve herhangi bir adanın etrafından dolaşarak bu bağlantıyı aynı mesafeyle kat etmenin mümkün olmaması nedeniyle, buradan yapılacak geçişlerde “transit geçiş” rejimi uygulanabileceği değerlendiriliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri engelleme kararı alması halinde bile bu eylemin boğazın geçişlere kapatılması anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. Düşük bir ihtimal de olsa İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya yönelik askeri müdahalesi; enflasyon, işsizlik, yolsuzluk, kuraklık, susuzluk gibi sosyo-ekonomik sorunlarla boğuşan İran’ın daha da kötü durumlara sokabilir. Bu nedenle İran’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin kararı, her ne olursa olsun askeri anlamda değil, daha çok uluslararası hukuk çerçevesinde kendisine sunulan bazı özel hakların kullanılması şeklinde olabilir.