İntiharlar, sosyal medya ve toplumsal yozlaşmanın sorumlusu kim?

Bütün Türkiye yemek zammı tartışmalarının yaşandığı İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli'nin intiharını tartışırken Canan Karatay’ın antidepresanlar intihara sürüklüyor açıklaması yeniden gündeme geldi. Antidepresanlar intihara sürüklüyor mu? Sosyal medyada Sibel Ünli’nin intiharına ilişkin çok sayıda paylaşım yapılarak farklı iddialar ortaya atılmıştı. Kitlesel konularda sosyal medyanın etkisi toplumu ve karar vericileri nasıl yönlendiriyor? Bütün bu soruların cevapları haberimizde...

İntiharlar, sosyal medya ve toplumsal yozlaşmanın sorumlusu kim?

Prof. Dr. Canan Karatay’ın antidepresanlar intihara sürüklüyor açıklamasının ardından psikiyatristler sert tepki göstermişti. İstanbul Üniversitesi’ndeki yemek zammından sonra intihar eden Sibel Ünli vakasının ardından yeniden gündeme gelen antidepresanlar gerçekten intihara sürüklüyor mu? İstanbul Üniversitesi rektörlüğü intihardan ve protestolardan sonra yemek zammını geri çekmişti.

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli'nin intihar etmesi Türkiye'nin en çok konuştuğu konular arasında yer aldı. Ünli'nin sosyal medyadaki genel paylaşımları ve yemek yiyebileceği kadar parası olup olmadığıyla ilgili sorusunu Twitter hesabından paylaşması; intihar sonrasında çok fazla paylaşım aldı. Şahan Gökbakar başta olmak üzere çok sayıda ünlü isim de bu paylaşım kervanına katılınca olay çok farklı bir boyuta ulaştı. 

TARTIŞMALAR POLİTİK BİR HAL ALDI

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nün aldığı yemek zammı kararı sonrasında gelen bu intihar, tartışmaları daha politik bir hale getirdi ve yaşanan bu acı olay Twitter ve diğer sosyal mecralarda eleştirel bir anlam kazandı.

AİLE TARTIŞMALARA SON NOKTAYI KOYDU

Sibel Ünli'nin intiharı tartışmaları üzerinden Türkiye'nin ekonomik olarak bir kriz içinde olduğunu vurgulayan bazı sosyal medya kullanıcılarına cevap ise Ünli'nin ailesinden geldi. Aile yaptığı basın açıklamasında aylık gelirlerinin 10 bin lira kadar olduğunu belirtti ve kızlarının intihar sebebinin geçim sıkıntısı olmadığını dile getirdi.

Ayrıca aile tarafından yapılan açıklamada, kızları Sibel Ünli'nin daha önce 3 başarısız intihar girişiminde bulunduğu ifade edildi. Ailenin açıklaması sonrası psikiyatristler tarafından antidepresanların etkisi ve bu ilaçlarının kullanımının gerekli olup olmadığı yönünde tartışmalar yeniden gündeme geldi.

 

SOSYAL MEDYA GELENEKSEL MEDYA İLE YARIŞIR SEVİYEYE GELDİ

İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber geleneksel medyanın etki gücü azaldı ve internet sitelerinin önemi bu süreçte doğal olarak yükselmiş oldu. 2020'lere yaklaşırken ise internet sitelerindeki tek taraflı içerik bombardımanı sosyal medya mecralarının trend olmasına sebebiyet verdi. Bireyler tek tek içerik üretip paylaşmaya başladılar.

Bu kimi sosyal medya analizlerinde özgürleştirici ve tek kutuplu düşüncelerin dikte edilmesi durumunu ortadan kaldırdığı için olumlu bir sonuç olarak görülse de bilgi kirliliğinin artması ve bilginin teyit edilmesinin zorlaşmasının ortaya çıkması sosyal medyaya temkinli yaklaşılması gerektiğini ifade edenlerin sayısını da bir hayli artırdı.

SİBEL ÜNLİ VAKASI VE...

Rabia Naz vb. cinayetlerde olduğu gibi Sibel Ünli'nin intihar vakası üzerinden yeniden incelediğimizde bilgi kirliliği ve toplumun sadece bir tweet ile nasıl manipüle olabileceğini görebiliriz. Üniversite öğrencisi Ünli'nin ağır bir depresyon yaşadığı, daha önce 3 kez intihar girişiminde bulunduğu, ekonomik olarak da büyük bir problemlerinin olmadığı, ailesinin açıklamaları ile öğrenilmişti. Aile tarafından yapılan açıklamalar sonrasında, sosyal medya üzerinden intihar vakasını politik bir temele indirgemeye çalışan kullanıcıların söylemsel harekat alanları daralmış oldu zira zamanlama olarak İstanbul Üniversitesindeki yemek zammı sonrasına meydana gelen bu intihar vakası; sosyal medyada oluşturulan bir kampanya ile "Yemek zammı sonrası intihar etti", "1 liraya dahi ihtiyacı varken genç kızı intihara sürüklediniz" tarzı söylemler ile okunmaya ve böyle algılanmaya başlanmıştı.

DEZENFORMASYONUN ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR 

Ailenin resmi açıklaması beklenmeden ve Sibel Ünli'nin kendi iç dünyasındaki problemlerin öğrenilmeden yapılan bu yorumlar kısa sürede gündem olunca sosyal medyada bir konunun gündem olması ve herkes tarafından konuşulması için meselenin doğruluğunun önemi olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Teyit.org gibi siteler bu algı yönetimi ve yalan ve çarpıtma haberlerin dolaşımının engellenmesi noktasında önem arz ediyor fakat gün geçtikte kullanıcı sayısı artan bu mecralarda yalan bilginin yayılmasının önüne halen geçilebilmiş değil.

 

Türkiye gibi aşırı politize olan toplumlarda gerçekliğin önemi de pek değer bulmuyor zira insanlar siyasi olarak "işlerine gelen" konuyu kendi yorumları ile aktarırken; partizan bir edim ile hareket ederek, konuyu teyit etme gibi bir anlayıştan uzaklaşıyorlar.

 KİM SORUMLU!

Türkiye'deki farklı toplum kesimlerinin son yıllardaki ortak sorunu medyanın tek sesliliği ve yozlaşması olduğu çok rahat gözlemlenebilir. Ancak şunu da eklememek eksiklik olur. Sosyal medya hesaplarında, yani bireylerin şahsi medya mecralarında paylaşım yaparken toplumsal değerler üzerinden değil de kendi politik düşüncelerine göre belli bir algıyı oluşturmaya yönelik paylaşımlar yaptığı ve kendilerinin de tek sesli ve yozlaşan medyanın hatasına düştüğünü nedense gör(e)müyor... Kısaca medyanın teksesliliği ve yozlaşması medya patronlarının veya iktidarın sorunundan öte toplumsal büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor.

 Sonuç olarak manipülasyonla ve yalanla mücadele için adımlar atılıp belki buna sert cezai yaptırımlar getirilse bile bireysel bilinçlenmenin olmadığı her koşulda, yalan ve çarpıtma içeriklerin kolayca kendine yer bulabileceği zamanları görmeye devam edeceğiz gibi görünüyor...