İnsanlığın bittiği yer: Filistin

Yüzyıllarca esenlik şehri olarak bilinen Filistin'de İsrail işgalinin başladığı günden beri akan kan durmuyor. Medeniyetler beşiği olan Kudüs, Batı Şeria Gazze ve dahi birçok Filistin toprağı bugün İsrail'in ekonomik, askeri ambargoları ile karşı karşıya. Her krize yönelik kınamalarla yetinen ve bağlayıcılığı kalmayan BM'nin Ticaret ve Kalkınma Konferansı İsrail'in işlediği suçlara dair rapor yayınladı. Rapor işgalci İsrail'in işlediği suçların sonuçlarına ilişkin ciddi veriler içeriyor.

İnsanlığın bittiği yer: Filistin

Yüzyıllarca Müslümanların, Yahudilerin ve Hristiyanların barış içinde yaşadığı medeniyetler beşiği Filistin, 1946 yılından beri İsrail’in işgali altında. 1516’dan 1917’ye kadar Osmanlı yönetimi altında huzurun ve barışın kenti olarak kalan esenlik şehri Filistin’de 1917 yılından beri akan kanlar durmuyor.

İsrail’in Filistin’deki işgali 1946 yılından beri artarak devam ediyor. 1917’lerin başında başlayan işgal hareketleri ilk olarak yasa dışı yerleşimlerle başladı. 1946 yılına kadar giderek artan yasa dışı yerleşimler sonunda devletleşme süreciyle baş gösterdi. Bu tarihten sonra da İsrail’in zulmü başlamış oldu.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) 1946 yılından beridir süren İsrail işgalinin 2000-2017 arası dönemde Filistin’e vermiş olduğu ekonomik zarara ilişkin rapor yayınladı. UNCTAD’ın yayınladığı “İsrail işgalinin Filistin ekonomisine maliyeti: Kamu maliyesi yönleri” başlıklı rapor, İsrail işgaline ilişkin çarpıcı bulguları ortaya koyuyor.

UNCTAD’ın yayınladığı rapora göre 2018-2019’un başlarında Filistin ekonomisi durgunlaştı ve kişi başına düşen milli gelirde yüzde 1,7 oranında düşüş yaşandı. Milli gelirde yaşanan düşüşün dışında işgücü piyasasındaki üç Filistinliden biri işsiz durumda. Fakat Filistin’in her yerinde aynı durum söz konusu değil. Nitekim Gazze ve Doğu Kudüs’te işgalin etkileri en fazla hissedilen yerlerin başında geliyor. Öyle ki Gazze’deki işsizlik oranı yüzde 50 ve yoksulluk seviyesi de yüzde 53 olarak ölçüldü.

İşgalci İsrail’in Filistin halkına yönelik uyguladığı etnik temizlik politikaları her geçen gün ağırlaşarak devam ediyor. UNCTAD’ın yayımladığı raporda belirtilen değerler uygulanan zulmü gösteriyor. Öyle ki rapora göre Filistin ekonomisi, İsrail işgali nedeniyle 2000-2017 yılları arasında 47,7 milyar dolar zarara uğradı. Bu miktar Filistin'in 2017 bütçesinden üç kat daha büyük. Söz konusu zarar olmasaydı 2000-2017 yılları arasında Filistin'de 2 milyon yeni istihdam sağlanacaktı.

UNCTAD'ın ekonomi uzmanlarından Mutasim Elagraa, rapora ilişkin BM Cenevre Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, İsrail işgali sürdükçe Filistin ekonomisinin kayıplarının artmaya devam ettiği uyarısında bulundu. "Son 10 yılda bazı UNCTAD çalışmaları ve raporları Filistin'den İsrail'e mali sızıntıları ele aldı." ifadelerini kullanan Elagraa, Filistin ekonomisinin kayıplarının açığa çıkarılmasıyla diğer uluslararası organizasyonların bu durumu sorgulamasının yolunun açıldığına dikkati çekti. Böylelikle Filistin devletinin geriye dönük olarak mali kaynaklarının bir kısmını İsrail'den geri almasına yardımcı olunduğunu ifade eden Elagraa, raporun yarın BM Genel Kurul'una sunulacağını sözlerine ekledi. 

Uluslararası kamuoyunun gözleri önünde Filistinlilerin yaşamsal değerlerinin her geçen gün ciddi oranlarda düşmesine rağmen İsrail’e yönelik uygulanacak herhangi bir yaptırım söz konusu değil. Öyle ki Filistinlilere karşı işlenen savaş suçlarında ciddi oranda artışlar var. İşgalci İsrail Filistinlilerin kullanımında olan yeryüzü sularını kendi yerleşim alanlarına çeviriyor.

“İsrail’in Filistin işgali, modern dünyadaki en uzun saldırgan işgal”

İsrail, Filistin’de 1946 yılında başladığı işgali uluslararası yasaları hiçe sayarak genişletiyor. Her geçen günü yasa dışı yerleşimlere yenileri ekleniyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Filistin Özel Raportörü Michael Lynk, insanı krizin hat safhaya ulaştığı Filistin’e dair açıklamalarda bulundu. BM Genel Kurulu’nun insan hakları konularının görüşüldüğü Üçüncü Komitesine, yıllık raporunu sunan Lynk, raporuyla Gazze’deki insani krize dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Filistin Özel Raportörü Michael Lynk

 

Lynk, "İsrail'in 12 yıldır hava, deniz ve karadan uyguladığı Gazze ablukası trajediden ziyade, dünya gündeminde ilk sıralarda olması gereken bir adaletsizlik...Gazze ablukası, dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 33. maddesinde açıkça yasaklanmış kolektif bir cezalandırma yöntemi." değerlendirmesinde bulundu. 

Diğer taraftan Michael Lynk İsrail yasa dışı yerleşimlerine de raporunda yer verdi. Lynk, "İsrail'in 12 yıldır hava, deniz ve karadan uyguladığı Gazze ablukası trajediden ziyade, dünya gündeminde ilk sıralarda olması gereken bir adaletsizlik...Gazze ablukası, dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 33. maddesinde açıkça yasaklanmış kolektif bir cezalandırma yöntemi." ifadelerini kullandı. 

SONUÇ: BM ÇARESİZLİĞİNİ SERGİLEDİ

İsrail, 71 yıldır işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında Filistinlilerin yaşamasına izin vermiyor. Uluslararası kamuoyunun gözleri önünde yüz binlerce Filistinli göçe zorlanırken on binlercesi de İsrail zulmü altında yaşamlarını yitirdi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) hazırladığı raporda, İsrail zulmü altında yaşamlarını yitirenlerin sayısına dikkat çekti. Yayımlanan raporda İsrail'in 2014 yılında Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs'te toplam 2314 Filistinliyi öldürdüğü belirtildi.

2017 yılında ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkent olarak tanımasının ardından BM yapmış olduğu açıklamayla uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini gözler önüne serdi. Öyle ki BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ABD'nin adımı sonrasında "Tek taraflı adımlar çözüme yardımcı olmaz" ifadelerini kullanmıştı. Guterres, nihai çözüme ulaşmak için İsrail ve Filistinli yetkililerle çalışmaya devam edeceğini, bu hedefe ulaşmak için elinden geleni yapacağını ifade ederek "B planı yok. İki devletli çözümün alternatifi yok" diye de eklemişti.

BM’nin uluslararası ilişkilerde kronikleşen sorunlara ve kendisini ilgilendiren tüm konulara ilişkin yapmış olduğu çalışmalar sadece kağıt üzerinde kalıyor. Bu durum da BM’nin bağlayıcılığını yitirdiğini gösteriyor. Nitekim Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Filistin Özel Raportörü Michael Lynk’ın, 2014 yılında İsrail’in yapmış olduğu katliamlara yönelik uluslararası kamuoyunu “İSRAİL MALLARINI BOYKOT” etmeye çağırması da BM’nin çaresizliğinin en net göstergesidir.