İnsan ırkını nasıl bir gelecek bekliyor?

Hayatımıza girdiği ilk günlerden beri giderek nesneleri içine çeken internet dünyasında bugün 50 milyarın üzerinde cihaz etkileşim halinde. Son dönemlerde insanların da giderek 'duyuların interneti' kapsamında internetin bir parçası olmaya başlaması, gelecekte yaşanabilecek değişimler hakkında merak uyandırdı. Peki gelecekte insan ırkını bekleyen 10 dijital gelişme nedir?

İnternetin devlet kullanımından ve üstdüzey kullanıcılardan bireysel kullanıcılar seviyesine indiği günden beri ışık hızında bir değişimle karşı karşıyayız. İlk etapta ‘nesnelerin interneti’ terimi ile tanışırken şimdi ise ‘duyuların interneti’ ile karşı karşıyayız. ‘nesnelerin interneti’nin hızlı bir şekilde yayılmaya başlamasıyla birlikte milyarlarca cihaz internete bağlanarak kendi aralarında iletişim kurmaya ve veri paylaşmaya başlamıştı. Bugün dünya genelinde 50 milyarın üstünde cihaz internete bağlı durumda ve bu rakam her geçen gün artarak devam ediyor.

Nesnelerin internete bağlanması ve internetin bir parçası olması her geçen gün hız kazanırken, insanlar da giderek internetin bir parçası olmaya başladı. İnternete bağlı olan eşyalar her geçen gün insanları içine çekmeye devam ederken, insanlar da giderek fiziksek anlamda internetin bir parçası olma yolunda ilerliyor. Bu durum ‘duyuların interneti’ - ‘Human Internet of Things’ terimi ile tanımlanıyor. Yani beş duyu ile etkileşime giren teknolojiler. İnsanların giderek internetin bir parçası olduğu dünyada, beş duyumuz ile etkileşime giren teknolojiler insana yakın gelecekte nasıl bir deneyim yaşatacak? Beynimiz elektronik cihazlarla iletişime girebilen bir arayüze mi dönüşecek? soruları akıllara geliyor.

Fiziksel ve sanal dünya arasında farklar gitgide azalırken komünikasyon altyapısı hizmeti veren Ericsson, '2030 Tüketici Trendleri' anketine katılan 46 milyon kişi ile 10 yıl içinde teknoloji alanında beklenti ve tahminleri araştırdı. Yapay zeka, sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik, 5G teknolojisi ve otomasyon alanlarındaki ilerlemelerin görme, ses, tat, koku ve dokunma duyularımızla etkileşime girmesi ile beklenen 10 gelişme:

1. İnsan Beyninin Arayüzleşmesi: Ericsson’un 46 milyon kişiyle gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 59'u varacakları yeri yalnızca düşünerek rotalarını sanal gözlüklerinde belireceğini öngörüyor. Bu öngörü, Elon Musk'ın insan beynine yerleştirilecek bir çip sayesinde insanlarla bilgisayarlar arasında doğrudan bağlantı kurma hedeflerini de teyit eder nitelikte.

2. Ses Değişimi: Her 10 kişiden yedisi bir mikrofon aracılığıyla bir başkasının sesine sahip olabileceğini düşünüyor. Ses gerçeklik seviyesinin, aile bireylerini bile kandırabilecek düzeyde olması bekleniyor. Aynı zamanda tercüman kulaklıklar sayesinde farklı dillerde anında iletişim kurmanın da mümkün olması beklentiler dahilinde.

3. Sanal Tat: Ankete katılanların neredeyse yarısı sanal olarak istediği tadı tadabilme imkanına kavuşacağını düşünüyor. Bu sayede insanlar hem sağlıklı beslenip hem de damak tadından ödün vermeyebilecek. Söz konusu özellik aynı zamanda bir sipariş vermeden önce yemeğin tadına bakma şansı verecek.

4. Sanal Koku: İnsanoğlu, her ne kadar gerek parfümler gerekse hava kirliliği gibi nedenlerle, isteyerek ya da istemeyerek, kokuları maskeleyerek burnunu köreltmiş olsa da kokular insanlar için derin anlamlar içerebiliyor. 10 kişiden 6'sı 2030 itibariyle kafasında canlandırdığında bir çam ormanının kokusunu oturduğu yerden içine çekebileceğini düşünüyor.

5. Sanal Dokunma: 2030 Tüketici Anketi’ne katılanların yüzde 60’ı bir bileklikle sinir hücrelerinin uyarılması sayesinde, insanların dokunma hissiyatına kavuşabileceğini düşünüyor. Bu bilekliği kilometrelerce uzaklıktaki hareket ve ağırlık hislerinini aktaracağına inanılıyor.

6. Sınırların Kalkması: Sanal gerçeklik ve fiziksel dünya, çağımız insanın içinde yaşadığı iki paralel evren ve sınırları belirgin konumda. Fakat her 10 kişiden 7’si,  sanal gerçeklik (VR) ve arttırılmış gerçeklik (AR) alanlarındaki gelişmeler sayesinde 2030 itibariyle bu iki dünya arasındaki sınırların silikleşeceğini, farkların ayırt edilemez hale geleceğini düşünüyor.

7. ‘Fake News’ Tarihe Karışacak: Sanal ve fiziksel gerçeklik birbirinden ayırt edilemez hale gelince gerçek ve sahte algımız tamamen değişecek. İnsanın içerisinde olduğu fakat avatarların da hüküm sürdüğü sanal ortamda insan olarak da doğrulanmak gerekecek. Bu gibi biraz da korkutucu gelebilecek bilinmezler hayatımıza girecek ancak on kişiden dördü kapsamlı kontrol sağlayan servisler sayesinde yalan haberlerin 10 yıla kadar insan ırkının gündeminden çıkacağını öngörüyor. Bu durum ya gerçeklik algısının tamamen değişmesinden ya da sahteliğin yaygınlaşmasından ötürü yaşanacak.

8. Sosyal Kredi Sistemi: Ankete katılanların yüzde 59'u sosyal kredi sisteminin güncel müşteri programlarının önüne geçeceğini düşünüyor. Buna göre toplum içerisinde gerçekleştirdiğimiz her eylem takip edilecek ve puanlanacak. Banka sisteminde bireysel kullanıcıların kredilendirilmesinin bir benzeri de toplumsal yapı içerisinde olacak. Dolayısıyla kişisel verilerin korunması ise daha da hayati hale gelecek.

9. Dijital Vatandaşlık: Duyuların interneti, seyahat kavramını yeniden tanımlayacak. Katılımcıların yüzde 57'si, iş ve sosyalleşme amacıyla yapılan seyahatlerin büyük oranda sanal ortama taşınacağını düşünüyor. Bu yeni yolculuk şeklinin çevre dostu olması da sorulara cevap verenleri motive eden unsurlar arasında. Sadece sanal olarak seyahat eden insanlar üzerine inşa edilen bir toplumun küresel teknoloji şirketleri tarafından oluşturulan dijital dünyaların çevrimiçi 'vatandaşlar'dan meydana geleceği ise genel kanı.

10. Heyecan Verici Hizmetler: Dijital deneyimleri sürükleyici maceralara dönüştürmek, seyahat ve turizmi anlayışımızı baştan aşağı değiştirebilir. Örneğin Pompeii'nin sadece eski kalıntılarını görmekle kalmayıp aynı zamanda eski sokak yemeklerini tadabildiğinizi, geleneksel banyolarını deneyimlediğinizi ve Vezüv Dağı'nın aniden patladığında kavurucu sıcağı hissedebildiğinizi hayal edin. Ericsson'un '2030 Tüketici Trendleri' anketini cevaplayanların yüzde 43'ü tarihi ve dramatik anları böylesine geniş açıdan deneyimlemek istiyor.