İngiltere’nin ABD desteğine ihtiyacı var

ABD Başkanı Donald Trump eşi Melania Trump beraberindeki geniş heyet ile birlikte, Kraliçe 2’inci Elizabeth'in daveti üzerine  Britanya'ya üç gün süren bir devlet ziyaretinde bulunmuştu. Dünyanın konuştuğu ziyaretin perde arkasında neler yaşandı? AB'den çıkmak üzere olan İngiltere, ABD ile nasıl iş birliği kuracak?

İngiltere’nin ABD desteğine ihtiyacı var

Dünya tarihinin en kanlı olaylarından biri olan ve 2’inci Dünya Savaşı'nın kaderini değiştiren ‘’Normandiya Çıkarması’’ onuruna Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İngiltere'ye bir devlet ziyareti gerçekleştirmişti. Kraliçe 2’inci Elizabeth'in daveti üzerine gerçekleşen ziyarete Başkan Trump, eşi Melania Trump ve beraberindeki geniş heyet ile birlikte katıldı. Üç gün süren bir devlet ziyareti kapsamında İngiltere ve ABD’nin gelecek planlarına dair bir çok konu konuşuldu.

Trump geçtiğimiz yıl yine İngiltere'yi ziyaret etmişti ve o ziyaretinde de Kraliçe Elizabeth ile bir arada bulunmuştu fakat bu ziyaret diğer resmi ziyaretlerden daha farklıydı. Bu kez Trump bizzat Kraliçe’nin daveti üzerine bu görüşmeyi gerçekleştirdi. Trump'ın ziyareti sırasında Buckingham Sarayı önünde ve şehirin birçok bölgesinde çeşitli protestolar yapıldı. Trump ve beraberindeki heyet Londra’da en üst düzeyde ağırlandılar ve dünya medyasına bol miktarda fotoğraf verdiler. Hem Britanya hem de ABD tarafının geziden çok memnun olmadığı ise bu fotoğraflara açıkça yansıdı.

Görüşmenin çarpıcı detayları

Aşırı sağ ve popülist siyasetçiler hariç İngiltere'de pek çok kişinin memnun olmadığı ziyaret için büyük hazırlıklar yapıldı. Söz konusu misafirperverliğin ve Kraliçe 2’inci Elizabeth'in davetinin altında yatan en önemli sebep, AB'den çıkmak üzere olan İngiltere'nin ABD gibi bir müttefiğe her zamankinden çok ihtiyacı olması. Dolayısıyla Londra ziyaret boyunca iki devlet arasındaki özel ilişkinin her zamankinden daha kuvvetli olduğu mesajları sıklıkla dile getirildi.

Donald Trump, ziyareti esnasında istifasını açıklayan ve Muhafazakar Parti liderliğini bırakan Başbakan Theresa May ile de bir görüşme gerçekleştirmişti. May ile Trump'ın görüşmesindeki başlıca gündem maddeleri, iklim değişikliği ve ABD'nin Çinli teknoloji devi Huawei'ye yönelik uyguladığı kısıtlayıcı yaptırımlardı. ABD Huawei'yi güvenlik gerekçeleriyle kara listeye almış olsa da, İngiltere, 5G teknolojisinin bazı parçalarını, önümüzdeki günlerde Huawei'den tedarik etmeyi düşünüyor.

Öte yandan Trump’ın Londra seyahati iki ülke arasında yeni bir stratejik vizyon çizmekten çok İngiltere siyasetinin iç işleyişine odaklı ilerledi. Bu kadar önemli bir devlet ziyaretinin İngiltere’nin iç siyasetine fazlaca odaklanmış olması aslında Britanya siyasetinin nasıl şekilleneceğinin ve İngiltere-ABD ilişkilerinin geleceğiyle doğrudan bağlantılı olmasıyla ilgili. Son derece kırılgan ve belirsiz bir dönem yaşamakta olan İngiltere siyasetinin nasıl şekilleneceği yalnızca İngiltere’nin değil kuracağı mutabakatların geleceğini de belirleyecek. Farklı bir açıdan bakmak gerekirse siyaseten zayıflamış ve etkisizleşmiş bir Britanya’nın, ABD’nin Avrupa’daki varlığını ve etkisini de zayıflatma potansiyeline de sahip olduğunu da söyleyebiliriz.

İlişkiler nereye gidecek?

Görüşmelerin genel söylemleri, gelecek dönemde ABD ve İngiltere arasında, oldukça kapsamlı bir ticaret anlaşması yapılabileceği yönünde ilerledi. İki ülkenin gelecekte işbirliğine devam etmesi ve söz konusu durumu daha da ileriye taşıyıp bir ticaret ortaklığı kurulabileceğinin sinyalleri verildi. Bilindiği üzere İngiltere Avrupa Birliği (AB)’den ayrılma aşamasına geldi ve AB’den ayrıldıktan sonra ABD desteğine ihtiyaç duyacağına dair uzman görüşleri söz konusu.

Bu bağlamda bir değerlendirme yapmak gerekirse, İngiltere'nin ABD gibi bir müttefiğe olan siyasi ve ekonomik ihtiyacının her zamankinden daha fazla olduğunu ifade edebiliriz. ABD Başkanı Trump ise, İngilizlerin ABD’ye ihtiyaç duyduğunun farkında ve buna göre davranıyor. İngiltere AB’den ayrıldıktan sonra diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapabilecek, bu ülkelerden birinin de ABD olması bekleniyor.