İngiltere ve İran arasında yaşanan gerginlik

4 Temmuz’da İngiliz donanması yetkilileri, İngiltere’nin deniz aşırı toprağı olan Cebelitarık’ta, İran’dan yüklenen yakıtı Suriye’ye götürdüğü iddia edilen bir İspanyol tankerine el konulduğunu açıklamıştı. Gelişme sonrası İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi olan Rob Macaire, izahat için İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.  

İngiltere ve İran arasında yaşanan gerginlik

Gelişmeye dair açıklamalarda bulunan Cebelitarık Özerk Hükümet Başbakanı Fabian Picardo, Grace 1 isimli geminin, Avrupa Birliği’nin (AB) Suriye’ye uyguladığı ambargoları ihlal ettiği gerekçesiyle durdurulduğunu kamuoyuna duyurmuştu. İran Dışişleri sözcüsü Abbas Musevi İngiltere’yi uyararak, "İngiltere'nin İran'a ait petrol gemisini alıkoyması hukuksuzcadır. Bir an önce gemiyi bırakmalılar" yetkili makamlara iletmişti. Yaşanan olayların ardından İspanya Dışişleri Bakanı Josep Borrell’in yaptığı açıklamalar ise olaya farklı bir boyut kazandırdı. Borrell operasyonun ABD’nin İngiltere’den talebi üzerine gerçekleştirildiğini söyledi.

İranlı yetkililer tankerin alıkonulmasının İngiltere için ‘sonuçları olacağı’ uyarısında bulunmuştu. Geçen hafta Cebelitarık’ta mahkeme aldığı kararla İran tankerinin 14 gün daha alıkonulabileceğine hükmetmişti.  

Cebelitarık’ta yaşanan olaylar sıcaklığını korumaya devam ederken ABD'li yetkililer, İran Devrim Muhafızları'ndan olduğu düşünülen İranlı görevlilerin, Hürmüz Boğazı'nın kuzeyinde ilerleyen İngiltere'ye ait “British Heritage” adlı petrol tankerine yanaşarak durdurmak istediğini, bölgede bulunan İngiliz savaş gemisi HMS Montrose’un uyarısı üzerine geri çekildiklerini söyledi. İngiltere’ye ait ham petrol taşıyan tankerin, İran tarafından gelen beş bot tarafından durdurulmaya çalışıldığının bilgisini verdi. Gelen botların tankeri İran karasularına çekmeye çalıştığını belirten yetkililer bölgede görevde olan İngiliz savaş gemisinin uyarılarının ardından tankere yanaşan gemilerin bölgeden uzaklaştırıldığı belirtildi.  

İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan henüz bir açıklama yapılmamışken İranlı yetkililer jet hızıyla bir açıklamada bulunarak İran tarafından geldiği iddia edilen botların kendilerine ait olmadığını belirtti. Fars haber ajansının aktardığı açıklamaya göre, İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada, “Basra Körfezi’nde devriye görevini icra eden Deniz Kuvvetlerinin son 24 saat içinde herhangi bir yabancı gemiyle karşılaşmadığı” belirtildi.  

Yaşanan olayların ardından İngiliz tarafından gelen açıklamaya göre, İngiltere HMS Duncan destroyerini Hürmüz Körfezi'nde görev yapan HMS Montrose savaş gemisine yardımcı olarak gönderecek. Yapılan açıklamalara göre, Karadeniz’de katıldığı NATO tatbikatındaki görevini tamamlayan destroyerin buradan bölgeye hareket edeceği ileri sürüldü. Şu an için İngiltere'nin bölgede bir savaş gemisi, 4 mayın temizleme ile bir destek gemisinin bulunduğu belirtiliyor. Gönderilecek olan destroyer ile bölgede bulunan diğer askeri envanterlerin bölgede ticaret halinde olan İngiliz gemilerinin güvenliğini sağlamak amacıyla hareket ettiğini belirtti. 

Körfezdeki gerilim nasıl başladı?

Körfezdeki gerilimin ana nedenlerinden bir tanesi; ABD Başkanı Donald Trump’ın, 2015’te P5+1 ülkeleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekileceğini açıklamasının ardından, İran'a dönük yaptırımlar, 2018'de bazı istisnalarla birlikte yeniden başlatılmasıdır.  

2002 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) İran’ın operasyonel bir uranyum zenginleştirme tesisi olduğunu keşfetmesinden sonra 2006 yılında kurulan, Birleşmiş Milletler 5 daimî üyesinin ve Almanya’nın da dahil olduğu P5 + 1 ülkeleri, İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer faaliyetini etkisiz hale getirmek için çalışmaktadır. Bu bağlamda, 2013 yılı Barack Obama döneminde müzakerelere başlayan taraflar 2015 yılında resmileştirilip bir anlaşmaya bağlanmıştı. Resmi adı Ortak Kapsamlı Eylem Planı olan anlaşmaya göre; Uranyum zenginleştirme sınırı olarak %3,67 oranı belirlenip, totalde 202,8 kilogram zenginleştirilmiş uranyum bulundurabileceği karara bağlanmıştı. İran’ın vermiş olduğu taahhütler karşılığında uygulanan bazı ekonomik yaptırımların kaldırılacağı öngörülmüştü.

2 Mayıs 2019’da ABD tarafından İran’a geniş kapsamlı yaptırımlar başlatıldı, ardından Amerikalı yetkililer İran'dan gelecek tehditlere karşı Orta Doğu'nun çeşitli bölgelerine füze savunma sistemi ve savaş gemisi göndereceğini açıkladı. ABD’nin almış olduğu kararların ardından İranlı yetkililer bir açıklamada bulunarak 2015 yılında imzalanan Nükleer anlaşmayı ihlâl edecek boyutlara ulaştırmadan, nükleer programındaki kısıtlamaları küçük ölçekte aşacağını duyurdu. 12 Mayıs'ta, ikisi Suudi Arabistan'a ait dört petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı. ABD İran'ı suçlarken Tahran, suçlamaları reddetti. İran 20 Haziran’da, ABD’ye ait bir insansız hava aracını, “kendi hava sahasına girdiği” gerekçesiyle düşürdü. 

Bu zaman dilimine kadar Avrupalı ülkelerin garantörlüğünde olan Nükleer anlaşmayı tam anlamıyla ihlal etmeyen İran, 4 Temmuz’da İngiltere’nin de krize dahil olmasının ardından, 7 Temmuz Pazar günü uranyum zenginleştirme oranını arttırdığını ve saklama kapasitesini genişlettiğini duyurdu. Birleşmiş Milletlerin izleme örgütü Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA), pazartesi günü İran'ın anlaşmada belirtilen sınırı aştığını doğruladı.