IMF: Körfez ülkeleri 15 yıl içinde fakirleşebilir

IMF, Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinin önümüzdeki 15 yıl içerisinde, düşüşe geçeceğini belirtti. IMF’e göre pek çok ülkenin fosil kaynaklardan yenilenebilir enerjiye yönelmesi beraberinde petrol tüketiminde azalmayı getirecek ve ekonomileri hidro karbona dayalı ülkeler mali sorunlarla karşı karşıya kalacak. Petrol zengini ülkelerin karşılaştığı en büyük sorun ne? İktisatçıların deyimiyle ‘petrol lanetli’ mi?

Geçtiğimiz perşembe günü Uluslararası Para Fonu (IMF), gelecekte Körfez ülkelerinin ekonomisine ilişkin projeksiyonda bulundu. IMF’in açıklamasına göre Körfez Arap ülkeleri gerekli mali reformları yapmazlarsa, sahip oldukları refah, karbon yakıtlarından elde ettikleri gelirlerin azalması ile önümüzdeki 15 yılda tükenebilir. Tüm gelirleri petrole dayanan Körfez İşbirliği Konseyi'nin (GCC-altı ülkeli) bugünkü toplam varlığı IMF tarafından 2 trilyon dolar olarak değerlendiriliyor. Bu rakam küresel petrol arzının beşte birine denk geliyor.

2014 yılından bu yana petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle hali hazırda ekonomilerinde düşüş trendi yaşayan bu ülkelerde durum, petrol ithal edenler farklı enerji kaynaklarına yönelmeye devam etmesiyle daha da kötüleşecek gibi duruyor. Dolayısıyla ilerleyen süreçte GCC ülkelerinin ciddi oranda ekonomik reformlara yönelmesi ve yeni gelir kaynakları oluşturması gerekiyor. Zira IMF’in öngörüsünün gerçekleşme ihtimali muhtemeldir.

BOL KESEDEN DAĞITILAN PARA

Reuters'da yayınlanan haberde, para bolluğunun ülkede meydana getirdiği toplumsal çöküntüye yer verildi. Sitede yer alan haberde "Körfez ülkeleri onlarca yıl boyunca petrol gelirleri sayesinde milyonlarca vatandaşlarına devlet garantili iş verebildi ve maaş ödeyebildi. Bu durum adeta yöneten elitler ile onların yaptıklarına ses çıkarmayan toplum arasında bir tür sözleşme gibi görüldü. Ne var ki, yüksek maaşlı ancak son derece düşük verimli kamusal pozisyonlar bu ülkelerde az çalışma ve doğuştan kalite ile lüksü hak etme kültürünü yarattı." ifadeleri kullanıldı.

Bu bolluk ve rahatlık beraberinde hızlı nüfus artışını getirdi. Bonkör sosyal servisler, sübvansiyonlar ve yüksek emeklilik maaşları, artan nüfusa rağmen daha da artarak devam etti. Var olan kaynakların bölüşümü giderek arttı. İhracattaki pazar pastası pek değişmezken ülke içindeki paylar küçüldü.

EKONOMİK REFORMLARIN GEREKLİLİĞİ

Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, geç atılan bir adım olsa da yeni yeni kemer sıkma politikaları uygulamaya başladı. Bunlardan biri alışverişlerde ‘Katma Değer Vergisi’ (KDV) uygulaması oldu. Ancak toplumun alıştığı yaşam standartlarını fazla hızlı şekilde aşağı çekmek gibi bir girişim yok çünkü bunun yöneticilere karşı bir tepki oluşturması da istenmiyor. IMF’e göre KDV’nin uygulanmaya başlanması her ne kadar olumlu olsa da Körfez ülkelerinin bununla yetinmeyip yeni reformlar hayata geçirmesi gerekli. Zira söz konusu ülkelerin petrole bağımlı ekonomileri, petrol gelirlerinin azalmasıyla düşüşe geçecek ve ekonomi bazlı olarak kaotik bir sürecin başlamasına sebep olacaktır.

SONUÇ: PARA YÖNETİMİNDEKİ BAŞARISIZLIK

1960’lı yılların başında Venezüella petrol bakanı olan Juan Pablo Perez Alfonso, petrolü “şeytanın dışkısı” olarak tanımlayarak, “şeytanın dışkısında boğuluyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Juan Pablo, kullandığı ifadelerle, petrol nasıl bir bela olduğunu tanımladı. Nitekim bugün petrole sahip pek çok ülke iç savaşlarla boğuşurken, petrole sahip olan diğer ülkelerde ekonomi belasıyla baş başa kalmış durumda. Körfez ülkeleri de petrolün getirisini iyi yönetemedikleri için ekonominin çökmesiyle karşı karşıya.

Juan Pablo Perez Alfonso

 

Körfez ülkelerinde petrolün bulunmasıyla birlikte söz konusu ülkelerin ekonomileri peak yaptı ve zenginleşme gerçekleşti. Bu ülkelerin petrole dayalı zenginleşmesini iktisatçılar “petrolün laneti” olarak yorumluyor. İktisatçıların bu tür bir yorumda bulunmasının nedeni, petrol getirisinin havadan gelir olarak görülmesidir. Nitekim söz konusu ülkelerin ekonomileri katma değerli ürünlerin üretiminde çok geri seviyelerde hatta yok bile denebilir. Dolayısıyla teknolojide, tarımda ve pek çok alanda dışa bağımlı olan körfez ülkeleri, petrol kaynaklarının tükenmesiyle birlikte ticaret açığı vermeye başlayacak.

Katar’ın yıllık ticaret hacmi 73,9 milyar dolar ve bunun 52,3 milyar dolarlık kısmını ihracat oluşturuyor. Katar’ın ihracatının yüzde 87’lik kısmını petrol-gaz ve yüzde 5’lik kısmını da petrole dayalı ürünler oluşturuyor. Yine aynı şekilde Kuveyt’in yıllık ticaret hacmi 79,4 milyar dolar ve bunun 45,9 milyar dolarlık kısmını ihracat oluşturuyor. Kuveyt’in ihracatının yüzde 84,4’lük kısmını petrol-gaz ve yüzde 6,1’lik kısmını da petrole dayalı ürünler. Diğer taraftan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) 142 milyar dolar olan yıllık ihracatının 48,6’lık kısmını petrol ve gaza dayalı. İstatiksel verilerden de anlaşılacağı üzere söz konusu körfez ülkelerinin tüm gelirleri petrol ve türevleri ürünlere dayalı. Bu da söz konusu ülke ekonomilerinin üretimde tembelleşmesine neden oluyor. Dolayısıyla IMF’in ön gördüğü gibi yakın gelecekte körfez ülkelerinin ekonomilerinde düşüşler yaşanabilir.