İklim değişikliğinin gezegenimize etkisi

Dünyanın akciğerleri olarak bilinen Amazon yağmur ormanlarından Avustralya'ya, ABD'den Sibirya'ya orman yangınları, 2020 yılında sayısı 30'u bulan ve rekor kıran kasırgalar, rekor seviyelere yükselen hava sıcaklıkları ve Kuzey Kutbu'nda buzulların hızla erimesi iklim değişikliğine bağlanıyor.

Kopernik İklim Değişikliği Servisi’nden en son verilere göre; 2020, dünya genelinde 1981-2010 ortalamasının 0,6 santigrat derece üzerinde sıcaklıklarla, 2016 ile birlikte kaydedilen en sıcak yıl olarak kayda geçti.

1851'den bu yana farklı bilimsel kurumların on yıllık ortalamalarına göre son 40 yılda ısınmada çok net bir artış gözlenmekte. Koronavirüs de tüm Avrupa'da izolasyonlara sebep oldu. Sokaklar birden boş kaldı ve hava temizlenmiş oldu.

Hatta bazı yerlerde araçlardan kaynaklanan nitrojen dioksit kirliliği seviyelerinin yüzde 50'ye kadar düştüğü kaydedildi. Ancak bu değişiklikler uzun süreli olmadı.

Kopernik Atmosfer İzleme Hizmeti'nden Richard Engelen bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Emisyonlar azalırsa, konsantrasyonlar düşer, emisyonlar tekrar yükselirse konsantrasyonlar tekrar yükselir. Bunun nedeni temelde bu kirleticilerin atmosferde kısa bir ömre sahip olmalarıdır. Ya yağmurla dünya yüzeyine geri dönerler, ya da atmosferdeki diğer gazlarla reaksiyona girerler, bu nedenle ömürleri sınırlıdır. "

Böylece 2020'deki hava kirliliği, karantinalarla birlikte artış ve azalış gösterdi. Bu arada karbondioksit emisyonları da geçen yıl yüzde 7 düştü.

Ama bunun iklimimiz üzerinde gerçekten etkisi oldu mu?

HAVADAKİ KARBONDİOKSİT SEVİYELERİ YÜKSELİYOR

Cenevre Botanik Bahçesi'nde karbondioksit emisyonu uzmanı Oksana Tarasova; “Salgın nedeniyle emisyonlardaki düşüşün iklim değişikliği açısından önemli değil, metan ve nitröz oksit gibi diğer önemli sera gazlarının yanı sıra atmosferdeki karbondioksit seviyeleri de yükseliyor. Yani konsantrasyonda herhangi bir düşüş görmüyoruz. Yani eğriye bakarsanız yukarı doğru yükseliyor, 2019 ve 2020 bir istisna değil, yine de artıyor." şeklinde açıklama yaptı.

Karbondioksit, Dünya atmosferindeki ısıyı hapsediş şekli nedeniyle sera etkisi yaratır. Oksana Tarasova: "Burada, insanlar herhangi bir faaliyete başlamadan önce de devam eden doğal bir sera etkisi var. Bizim emisyonlarımızla ilgili olan insan kaynaklı sera etkisi var. Yani, atmosfere ek karbondioksit, metan veya nitröz oksit saldığımızda, eklediğimiz tüm moleküller küçük ısıtma makineleri olarak çalışıyorlar." dedi.

Bu 'küçük ısıtma makineleri', önümüzdeki on yıllarda bir buçuk derecenin üzerinde küresel ısınmaya ulaşacağımız anlamını taşıyor. Ayrıca, Max Dilley'in açıkladığı gibi, iklim sisteminin çok yavaş tepki verdiğini unutmayın: "İklim sisteminin bugün atmosferde olanı yakalaması gerçekten on yıllar alıyor. Dolayısıyla, küresel olarak gördüğümüz sıcaklık modeli, atmosferde sahip olduğumuz sera gazı konsantrasyonlarının gerçekten bir ürünüdür. Bu nedenle, ileriye dönük olarak düşünürseniz, iklimin bugün atmosferde sahip olduğumuz sera gazı konsantrasyonlarına dayalı bir dengeye yaklaşması 30 yıl daha alacak."

BU MİKTARDA CO2 3-5 MİLYON YIL ÖNCE DE VARDI

İnsan faaliyetleriyle karbondioksit seviyelerinin sanayi öncesi ortalamadan milyonda 280 parçadan şu anda milyonda 410 parçanın üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu yükselişin sonuçları çok derin ve önemli.

Oksana Tarasova: "Dünya atmosferinin bu miktarda karbondioksidi en son gördüğü zaman üç ila beş milyon yıl önceydi. Ve bu süre zarfında iki ila üç derece daha yüksek bir sıcaklığa ve on ila yirmi metre daha yüksek deniz seviyesine sahiptik. Ama insan yoktu." şeklinde konuştu.