Dünya kendi yıkımını finanse ediyor

Tüm dünyayı tehdit eden iklim değişikliği, ülkelerin siyasi ve ekonomik gelişmelerin gölgesinde kalıyor. Uzmanlar tarafından açıklanan raporlar büyük tehlikeyi gözler önüne serse de büyük güçlerin rekabeti iklim politikalarının önüne geçiyor.

Şeyda Kübra Ayaz
seydaayaz@intell4.com

 

Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (UNDRR) tarafından yayınlanan yeni bir rapor, son yirmi yılda dünya genelinde her yıl 350 ila 500 afet meydana geldiğini ortaya koydu. Açıklanan oranların önceki yıllara göre beş kat daha fazla olduğu kaydedildi.

İklim değişiminin getirdiği kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve yıkıcı sellerin yol açtığı afetlerin gelecek yıllarda daha da sık yaşanması bekleniyor. Rapora göre, 2030 yılına kadar her yıl 560 afet ya da her gün ortalama 1,5 afet meydana gelecek.

UNDRR, küresel olarak meydana gelen afetlerdeki keskin artışın iyimserlik ve iklim değişikliğine bağlı riskleri küçümsemeye bağlanabileceğine dikkat çekti. Bu durumun da güvenlik açıklarını artıran ve insanları tehlikeye atan politika, finans ve kalkınma politikalarına yol açtığı ifade edildi.

“İNSANLIK KENDİ KENDİNİ YOK ETME SARMALINA GİRDİ”

BM destekli Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli, iklim değişikliğinin yol açtığı etkilerin daha sık ve yoğun hale gelerek doğaya, insanlara ve yaşam yerlerine zarar vereceği konusunda uyarıda bulundu. Panelde ayrıca emisyonları azaltmak ve küresel ısınmaya uyum sağlamak için alınan önlemlerin geciktiği de belirtildi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed, karşılaştığımız yüksek riskleri görmezden gelmenin “insanlığı kendi kendini yok etme sarmalına soktuğunu” söyledi.

UNDRR raporunda, son on yılda dünya genelinde meydana gelen afetlerin her yıl yaklaşık 170 milyar dolara mal olduğu kaydedildi. Ancak afetlerdeki maddi kaybın çoğunun, zengin ülkelerdeki yüzde 0,1 ila 0,2'ye kıyasla GSYH’lerinin ortalama yüzde 1'ini afetler nedeniyle kaybeden düşük gelirli ülkelerde meydana geldiği tespit edildi.

Endonezya'nın Bali adasında düzenlenmesi planlanan küresel afet forumu öncesinde yayınlanan rapora göre, Asya-Pasifik ülkeleri GSYH’deki yıllık yüzde 1,6 düşüş ile en kötü darbeyi aldı. Filipinler'de, aralık ayında meydana gelen Rai Tayfunu, 300'den fazla kişinin ölümüne ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açarken, yaklaşık 500 milyon dolarlık zarara neden oldu.

Rapora göre, iklim değişikliği ve afetlerin etkileri nedeniyle 2030 yılına kadar 37,6 milyon daha fazla insanın aşırı yoksulluk koşullarında yaşayacağı tahmin ediliyor.

DÜNYANIN TEPESİNDE BEŞİNCİ BİR OKYANUS

Son 30 yılda Kuzey Kutbu'ndaki en kalın buz tabakası yüzde 95 oranında inceldi.  Bölgede artan insan varlığı, hâlihazırda tehlike altında olan doğal ortam için daha fazla tehdit oluşturuyor. Sera gazı emisyonları mevcut oranlarında artmaya devam ederse Kuzey Kutbu’nun 2040 yılına kadar yaz aylarında buzsuz olabileceği öngörülüyor.

Bölgede kışların daha sıcak ve kısa geçmesi, zeminin sertleşmesine ve nehirlerin donmasına engel oluyor. İklim değişikliği ayrıca ısı dalgalarını körüklediği ve yangın mevsimlerini uzattığı için Kuzey Kutbu’nda orman yangınlarına da neden oluyor. Sibirya'daki orman yangınları Rusya’yı oldukça kötü etkilemişti.

Diğer yandan Kuzey Kutbu’nda eriyen buzlar, bölgedeki siyasi ve ekonomik manzarayı değiştiriyor. Norveç Savunma Araştırmaları Enstitüsü'nde profesör olan Katarzyna Zysk, “Dünyanın tepesinde beşinci bir okyanus oluşabilir. O okyanus oluştuğunda ekonomik ve askeri amaçlarla kullanılacak" yorumunda bulundu.

Arktik Okyanusu kıyı şeridinin yüzde 53'ü Rusya’ya ait. Bu sınırlar şimdiye kadar buzla korunuyordu, ancak buzların potansiyel olarak saldırıya açık hale geliyor. Rusya da bu nedenle kuzeydeki varlığını giderek artırıyor. Nükleer enerjiyle çalışan dev buz kırıcılardan oluşan bir filoyla hâlihazırda eriyen buzulları parçalayarak bölgedeki egemenliğini güvence altına almaya çalışıyor.

Rusya’nın enerji şirketi Rosatom, buz kıran filosunun geliştirdiğini ve 22024 yılına kadar 735 milyar ruble yatırım yapacağını açıkladı. Beş buz kıran filosuna e bir konteyner gemisine sahip olan Rosatom, önümüzdeki beş yıl içinde dört nükleer enerjili gemi daha inşa etmeyi planlıyor.

Kırım’ı ilhak ettiği 2014 yılında Kuzey Kutbu’ndaki askeri faaliyetlerini de artırarak bölgede daha saldırgan bir tavır aldı. 2016 yılından itibaren de Kuzey Kutbu’ndaki askeri tatbikatlarını artırdı. Ayrıca İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması halinde Rusya’nın Baltık bölgesine nükleer silah ve hipersonik füze konuşlandıracağı belirtildi.

Rusya’nın kuzeyde ağırlığını ortaya koymasının nedenlerinden biri de bölgedeki kaynaklar. ABD Jeoloji Araştırmaları tarafından 2008 yılında yapılan bir araştırma, Kuzey Kutbu'nun dünya üzerindeki keşfedilmemiş en büyük petrol ve gaz rezervlerine ev sahipliği yapabileceğini öne sürdü. Bu rezervlerin çoğunun Rus denizlerinde olduğu düşünülüyor.

Kuzey Kutbu’nun ulaşım açısından da önemli bir potansiyeli bulunuyor. Rusya’nın kuzey kıyısı boyunca uzanan Kuzey Denizi rotası yılın büyük bölümünde buzla kaplı. Ancak buz olmasaydı Rusya için oldukça kârlı bir nakliye kanalı haline gelebilirdi. Güney Asya ve Süveyş Kanalı üzerinden kullanılan mevcut rota yerine Kuzey Kutbu üzerinden seyahat edilseydi, Çin ile Avrupa arasındaki nakliye süreleri ve yakıt maliyetleri önemli ölçüde azaltılabilirdi.

UKRAYNA SAVAŞI KUZEY KUTBU’NDAKİ DENGELERİ TEHDİT EDİYOR

Rusya, Kuzey Kutbu'nda NATO üyeleriyle deniz sınırı paylaşıyor. Çevresel kaygılar ve ekonomik çıkarlar bölgede iş birliği gerektirse de son zamanlarda Ukrayna'daki savaş bu dengeyi tehdit ediyor.

Kuzey Kutbu Konseyi’ndeki üst düzey Rus diplomat Nikolai Korchunov, NATO'nun Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana Kuzey Kutbu'ndaki varlığını artırmasına dikkat çekti. Korchunov, bölgede NATO, Finlandiya ve İsveç arasında planlanan askeri tatbikatların Rusya için “endişe kaynağı” olduğunu söyledi.

Arktik bölgesi, enerji kaynakları ve nakliye yollarının kullanımı için Kuzey Kutbu ülkeleri arasındaki ikili anlaşmalar çerçevesinde yönetiliyor. Sekiz Arktik ülkesinin (Kanada, Finlandiya, Danimarka, ABD, İzlanda, Norveç, İsveç ve Rusya) bu doğrultuda iş birlikleri bulunuyor. Ancak Ukrayna'nın işgalinin ardından bu dengenin bozulduğuna dair işaretler var.

Rusya’nın Kuzey Kutbu kıyı şeridini paylaştığı beş ülke de Ukrayna'ya yardım etmek için askeri ve mali destek gönderiyor. Diğer yandan, Arktik Konseyi'nin Rusya dışındaki tüm üyeleri, Atlantik Konseyi'ne başkanlık edecek olan Rusya'daki müzakereleri, Ukrayna'nın egemenliğini “açık bir şekilde ihlal etmesi” nedeniyle 2023 yılına kadar boykot edeceklerini duyurdu.