İHA’ların savunma sanayi harcamasında yeri

İnsansız hava araçlarının kullanımıyla birlikte, bu sistemler ülkeler için savunma sanayide önemli bir kuvvet hâline gelmiştir. Yerli ve milli imkanlar çerçevesinde ülkemizde üretilen Bayraktar, TB2, ANKA, Karayel insansız hava sistemlerinin yerli olmasının savunma sanayi harcamalarına etkisi önem arz eden konulardandır.

İHA’ların savunma sanayi harcamasında yeri

İnsansız hava aracı (İHA), içinde pilotu ve yolcusu olmayıp sadece amacına uygun ekipman taşıyarak uzaktan kumanda veya otomatik olarak görevini gerçekleştiren uçaklardır. İHA’ların askeri, sivil ve bilimsel amaçlı olarak kullanılması ülkemizde ve dünyada her geçen gün artmakta ve gün geçtikçe daha da değer kazanmaktadır. İHA’ların giderek daha yoğun şekilde kullanılmasının nedenleri; özellikle sivil amaçlı kullanılan İHA’ların geniş kullanım alanlarının olması, birçok mesleki kullanımlarda yüksek doğruluk sağlaması, zaman ve maliyet tasarrufu sağlaması olarak gösterilebilir.

İHA denilince sadece uçakların anlaşılması aslında eksik bir nitelik göstermektedir. İHA’lar temel olarak üç bileşenden oluşur; uçağın kendisi, uçaktaki faydalı yük (payload) ve yer kontrol istasyonu. Uçağın kendisi; uçak gövdesi, uçak motoru (elektrikli veya yakıtlı), uçuş planlama ve kontrol sistemi (PC), navigasyon sistemi (GNSS) ve çarpışma güvenlik sisteminden oluşmaktadır. Uçak faydalı yükü olarak anılan bileşen ise; kameralar, fotoğraf makineleri ve lazer tarayıcılar, termal görüntüleme sistemleri, radarlar, meteorolojik sensörler ve silah sistemleri olabilmektedir.

İnsansız hava araçlarının tarihi

Uzaktan kumandalı hava araçlarının tarihsel geçmişi oldukça eskiye dayanmaktadır. 22 Ağustos 1849 yılında Avusturyalıların, içinde zaman fitilli bombalar bulunan 200 pilotsuz balonu İtalya’nın Venedik şehrine göndermesi, hava saldırısında ilk İHA kullanımı olarak kabul edilmektedir. İnsansız balonların askeri amaçlı olarak kullanımı Amerika’da 1793 yılına denk gelmekte olup, balonların iç savaş sırasında sadece keşif amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmektedir.

1908 yılında en az yarısı Alman olan 25’ten fazla havacıyı taşıyan 10 tane Alman balonunun Fransa sınırından geçerek bu ülkeye iniş yaptığı kaydedilmiştir. Bu olayların etkisiyle 1910 yılında Paris Konferansı düzenlenmiştir ve böylece somut adımlar atılmamasına rağmen hava hukukunun uluslararası platformda düzenlenmesine yönelik olarak ilk diplomatik çaba olması yönüyle bu olay tarihe geçmiştir.

İlk İHA, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1916 yılında tasarlanmıştır ve ilk insansız kullanımı ise “uçan bombalar” olarak bilinen “Hewitt-Sperry” jiroskop kontrollü otomatik uçak ile gerçekleştirilmiştir. Kasım 1917’de “otomatik uçan uçak” ABD Silahlı Kuvvetleri'nin resmi uçağı olmuş, ilk uçuşunu 1918 yılında gerçekleştirmiş ancak Birinci Dünya Savaşı'nda kullanılmamıştır.

İHA’larla ilgili çalışmalar İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında da devam etmiş, Bosna-Hersek, Kosova, Afganistan, Irak, Suriye çatışma alanlarında gelişerek devam etmiştir. Havacılık endüstrisi, ülkelerin teknoloji elde etmedeki gelişmişlik seviyelerinin aynası olarak görülmektedir. Bu endüstri, sadece bir sektörde değil, birçok alanda etki göstererek sürekli olarak bir gelişim ortamı sağlamaktadır. Bu gelişmelerin içerisinde, günümüzde de çokça üzerinde durulan bir teknolojik gelişme olan ‘yapay zeka’ da vardır. Yapay zeka İHA’lar için ayrı bir önem taşımaktadır. İHA’ların faaliyetlerini gerçekleştirmesinin yanı sıra ulaşılması gereken noktanın operasyonel icrai faaliyete sahip jet uçaklarının insansız olarak kullanılırken yapay zekanın bir pilotun anlık duygularıyla karar verip harekete geçebileceği forma ulaşacak seviyeye gelmesi olmuştur. Bu seviye ise maksimum katma değerli mühendislik projeleriyle gerçekleştirilebilir.

Ülkemizde İHA kullanımı

Ülkemizde İHA’lar ilk olarak Meggiti firmasının üretimi olan Bonshee sisteminin kullanılmasıyla başlamıştır. 1994’te Almanya’dan, 1995’te ABD’den, 2007 ve 2010 yılları arasında İsrail’den alınan ve kiralanan İHA’lar ülkemiz için kullanılmaya başlamıştır.

İHA’ ların avantajı

Haberleşme sistemleri teknolojik gelişmelerden en çok etkilenen alanlardan olmasıyla öne çıkmaktadır. Ülkeler de kendi haberleşme ağlarını kurarken aynı zamanda gizli bilgileri titizlikle saklamak istemeleri nedeniyle istihbarat, keşif, gözlem alanında teknolojiye kendi imkanlarıyla ulaşmak istemişlerdir.

Ülkemizde Göktürk-1 uydusuyla, coğrafi kısıtlama olmaksızın dünya üzerinde herhangi bir bölgeden sivil faaliyet ve askeri istihbarat ihtiyacını karşılamak hedeflenmiştir. Havacılık ve uzay sanayisinde dünya genelinde gelişmelerin hızlanmasıyla İHA’lara olan ilgi de artmış, yerli üretimle maliyetine göre avantajlı olması dikkatleri çekmiştir.

İHA’ların genel olarak ifade edilebilecek olan avantajları şunlardır:

- Düşük sürdürebilme ve işletme maliyeti

- Daha uzun uçuş süresi tanıması, uçuş süresi limitinin uçuş ekibi kaynaklı problemlerinin önüne geçilebilmesi durumu

- Havada yeniden yönlendirilebilme imkanı

- İnsan kaynaklı risklerin en aza indirgenmesi

- Kaza durumunda insani risk bulundurmaması

- Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer açıdan tehlikeli görevlerde uçuş ekibinin risklerinin düşünülmüyor olması.

Uydulara göre avantajları ise yine İHA’ları ön plana çıkarmaktadır. Düşük tedarik, yineleme ve işletme maliyetiyle uyduların önüne geçmektedir. Ayrıca İHA’larla elde edilen veriler daha doğru ve kaliteli olmaktadır. Daha yüksek olan manevra kapasitesi de İHA’ların uydularla karşılaştırıldığında öne çıkan özellikleri olarak görülmektedir.

İHA maliyetleri

İHA’ların kendi içerisinde çeşitliliğiyle birlikte sistem maliyetleri de değişkenlik göstermektedir. Küçük İHA’lar birkaç bin dolar, karasal ekipmanların maliyetinin katkısının yüksekliği nedeniyle Global Hawk gibi büyük İHA’lar ise 67 milyon dolar gibi maliyetlere sahiptir. ABD’de bir polis için tasarlanan küçük İHA’lar yaklaşık 8 bin dolara gelmektedir. Sivil uygulamalar için tasarlanan sistemler daha ucuzdur, fakat aynı zamanda uygulamadan uygulamaya değişmektedir.

Global Hawk ile ilgili bilgileri biraz daha genişletmek gerekirse; bu tür İHA’lar kendisinden önceki nesillerle karşılaştırılırken çok daha ucuz ve hızlı olacakları belirtilmişti. Teknolojideki gelişmeler nedeniyle hızlanan değişim akışı, kendisini sürekli yenileyerek standart üstü üretimi ortaya çıkarmıştır. Teknolojideki hızlı gelişmeler nedeniyle, sürekli olarak daha üst versiyonların üretilmesi gerekliliği meydana gelmiştir.

ABD; Pioneer, Predator serisi, Global Hawk gibi İHA’larıyla bu teknolojiye verilen önemi artırmış ve zaman içerisinde hep yeni projeler üreterek pazar payına yüksek oranda hakim olmayı hedeflemiştir.

İHA’ların kullanımı günümüzde sınır güvenliği, iç güvenlik ve operasyonel kabiliyetlerin artması bakımından çok önemli bir konuma gelmiştir. Bu nedenle İHA’ların kullandığı teknolojiyi üretmek ve gerektiğinde ihraç edebilmek ülkeler arasında kritik önem taşımaktadır. Ülkemiz de kamu veya özel firmalar aracılığıyla önemli bütçeler ayırarak bu teknolojiyi üretmektedir. Ülkemizde her geçen yıl, İHA’ların önemi daha da anlaşıldığından dolayı ayrılan ödenek miktarı da artış göstermektedir.

Milli İHA’lar ile satın alınan İHA’ların maliyet farkı

İsrail yapımı HERON İHA 3 Sistem (10 uçak) için yaklaşık 180 bin 500 milyon dolar istenmiştir. Buradan da anlaşılacağı gibi birim maliyet 18 milyon doların üstüne denk gelmektedir. Milli imkanlarla üretilen ve neredeyse yüzde yüz yerli üretim olan BAYRAKTAR TB2 İHA’nın 12 adedi ise 47 milyon dolardır. Birim maliyeti 4 milyon dolar olarak görülmektedir. Bu spesifik karşılaştırmaya göre; yabancı kaynaklardan satın alınan İHA’lar, yerli İHA’ların 4,5 katı pahalısı olarak görülmektedir.

Yerli ve milli imkanlarla üretilen ANKA ve BAYRAKTAR TB2 İHA sistemleri, ülkemiz dışında üretilen muadillerinden daha üstün özelliklere sahipken fiyat olarak da uygundur. BAYRAKTAR TB2 İHA sistemi 2017 yılında ilk olarak Katar’a ihraç edilmiştir. Katar, bu sistemden 6 tane uçak almıştır.

Savunma Sanayisinde yerli ve milli olan silahların üretilmesi, kullanılması ve satılması her geçen gün artarak devam etmektedir. Savunma Sanayisi ürünleri arasında İHA’ların yeri ise ayrı bir noktada durmaktadır. Dünyanın teknolojisine yetişebilmek için bu sistemlerin üzerinde önemle durmak gerekmektedir. Hem maliyeti hem de milli olmasının sağladığı diğer avantajların hepsi birden ele alındığında ülkeler için ne kadar önemli olduğu açık bir şekilde görülmektedir.