İHA ve SİHA’lar nerelerde kullanılıyor?

Son dönemlerde Türkiye, teknolojik gelişmelerin sayesinde terörle mücadelede önemli bir mesafe aldı. İngiliz gazetesinden, insansız hava araçları teknolojilerinde dünyada 2’inci sırada yer alan Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği bu teknolojiyi gölgeleyecek özel bir dosya haber hazırlandı.

İHA ve SİHA’lar nerelerde kullanılıyor?

İngiliz gazetesi The Guardian’ın editörleri, Türkiye’nin milli imkanlarla ürettiği İnsansız Hava Araçlarında (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava (SİHA) Araçlarında geldiği noktayı gölgelemeye çalışan özel bir dosya hazırladı. Yerli ve milli imkanlarlar geliştiren İHA-SİHA teknolojisini The Guardian gazetesinde ele alan gazeteci Bethan McKernan ve Dan Sabbagh, aktif olarak kullanılan İHA ve SİHA modellerini değerlendirirken İngiltere firmaları olmadan bu başarının sağlanamayacağı iddiasını yazdılar.

Gazeteciler kaleme aldıkları dosyada, Türkiye’nin insansız hava araçlarında üretimi başarılı bir şekilde sürdürmesini ve Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) sonra İHA-SİHA teknolojisinde dünya sıralamasında 2’inci sırada olmasını EDO MBM Technology şirketinin üretmiş olduğu füze kilit sisteminin sayesinde olduğunu ileri sürdü.

The Guardian gazetesinde, Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği bu teknolojiyi gölgelemek amacıyla yayınlanan dosya haberin ardından Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, sosyal medya üzerinden yanıt verdi. Bayraktar sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımında, “Mekanik kilit sizden almıyoruz, hiç almadık. Her koşulda çalışmadığı gibi çok pahalı. Çok daha gelişmişini, uygun maliyete kendimiz özgün tasarlayıp ürettik” ifadelerini kullandı.

İHA VE SİHA’LAR NERELERDE KULLANILIYOR?

İHA ve SİHA’lar yurtdışı ve yurtiçi operasyonların vaz geçilmezlerinden. Türk Silahları Kuvvetleri tarafından aktif bir şekilde kullanılan SİHA’lar, 250kg ekstra yük ile 8 bin metre yükseklikte 24 saat uçma kabiliyetine sahip. İnsansız hava araçlarının kalkış ve iniş pistine ihtiyaç duymaması, savaşlarda pilot zayiatı verilmesini önlemesi, zor alanlara tereddütsüz bir şekilde girilmesine olanak sağlaması ve keşif operasyonlarında kullanılması açısından Türkiye için PKK terör örgütüyle mücadelede “devrim niteliğinde” yeni bir dönem başlattı.

Bayraktar TB2 İHA

 

İngiliz gazetesinde yayımlanan haberde ayrıca Türkiye’nin İHA-SİHA’ları kullandığı alanlara da değiniliyor. Türkiye’nin terörle mücadelede insansız hava araçlarını etkin bir şekilde kullanması haberde üstü örtülü bir şekilde eleştiriliyor.

TÜRKİYE’NİN İHA-SİHA ÜRETMİ NE ZAMAN BAŞLADI?

Kayıtlara geçen ilk SİHA saldırısı 1849 yılında Avustralya İmparatorluğu tarafından Venedik’e gerçekleştirildi. Sıcak hava balonlarına bağlanan mühimmatlarla gerçekleştirilen saldırı bir kısım hedefleri başarılı şekilde vurmuş olsada tam anlamıyla başarılı olamamıştır. Fakat Avustralya İmparatorluğu’nun girişimi dünyanın epey bir ilgisini çekti. Nitekim Soğuk Savaş döneminde yaşanan teknolojik savaşlarda bu tür girişimler hat safhaya çıktı ve ABD tarafından ilk insansız helikopter üretildi. Vietnam savaşıyla da ABD, insansız savaş uçaklarının testine başladı.

Teknolojik gelişmelerle birlikte İHA-SİHA’ların üretim hızı artarken kabiliyetleri de yükseldi. İHA-SİHA’ların tercih edilmesinin pek çok nedeni var fakat en önemli neden savaşlarda pilot kaybının azaltılmasıdır. Ayrıca SİHA’ların konvansiyonel uçaklara nazaran daha uzun süre havada kalması, otomatik inik kalkış gerçekleştirmesi, herhangi bir uçak kalkış pistine ihtiyaç duymaması ve pilotlu savaş uçaklarına göre daha ucuz olması insansız hava araçlarının tercih edilmesindeki ana unsurlardan.

Türkiye’nin insansız hava araçlarına yönelmesindeki en önemli etkenlerin başında uzun yıllardır teröre karşı vermiş olduğu mücadele geliyor. Bu çerçevede Türkiye’nin İHA serüveni, operasyonel anlamda ilk insansız hava aracı GNAT’ı 1990’lı yılların başında ABD’den alması ile başladı. Müteakip süreçte de farklı sınıflarda hem yabancı hem de yerli İHA’ların tedarikiyle güçlü bir insansız hava araçları envanteri oluşturuldu. 

2016 yılında Bayraktar’ın envantere girmesine kadar Türkiye pek çok farklı proje gerçekleştirdi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından sırasıyla; İHA-X1 (1992), Turna- Keklik (1996), Pelikan- Martı (2003), Gözcü (2007), Öncü (2008), Şimşek (2012) ve en nihayetinde de ANKA insansız hava araçları geliştirildi.

Türkiye, bir taraftan yerli ve milli imkanlarla kendi İHA’larını geliştirmeye çalışırken diğer taraftan da güvenlik güçlerinin acil ihtiyaçlarına cevap verilebilmesi açısından da ABD ve İsrail’den ithalat gerçekleştiriyordu. Bu çerçevede 10 adet Heron İHA, 3 yer kontrol istasyonu ve ilgili ekipmanların tedarikine yönelik olarak, İsrailli IUP Konsorsiyumu ile yine Türk Havacılık ve Uzay Sanayii üzerinden anlaşıldı. Ancak projede yaşanan gecikmeler sonrası Heron İHA’lar, 23 Mart 2010’da envantere girebildi. Heronların geç teslim edilmesinden ve ithal edilen insansız hava araçlarına olan güven eksikliğinden ötürü Türkiye kendi İHA-SİHA’sını üretmeye yöneldi. Zaman içerisinde yaşanan gelişmelerle birlikte de hedeflediği noktaya yaklaşan Türkiye, yerli, milli ve operasyonel İHA-SİHA’sını Bayraktar ve ANKA’lar ile elde etti. Hali hazırda Türkiye’nin envanterinde farklı modellerden 80 adedin üzerinde İHA-SİHA mevcut.

Sonuç olarak

Türkiye, 1992 yılından beri milli ve yerli kaynaklarıyla üretmeye çalıştığı insansız hava araçlarını tüm zorluklara rağmen üretmeyi başardı. 2010 yılında yerli imkanlarla üretilen ve kullanıma alınan ilk İHA olan ANKA ile Türkiye operasyonel anlamda teknolojik geliştirmelere başladı. Bu bağlamda Baykar firmasının ürettiği Bayraktar TB-2 İHA ve SİHA’ları ile de dünya sıralamasında 2’inci sıraya yerleşmiş durumda.

The Guardian gazetesinde yayınlanan haberde, Türkiye’nin İHA ve SİHA’larını teknolojik anlamda bu denli geliştirmesinin arkasında EDO MBM Technology şirketinin olduğuna dair veriler yer alıyor. Fakat gazetenin iddiasının aksine Türkiye insansız hava araçlarında elde ettiği üstün başarıyı tamamen yerli ve milli imkanlarına dayanarak gerçekleştirdi. Nitekim 10 yıldır Avrupa Birliği ülkelerinin ve ABD’nin Türkiye’ye yönelik takınmış olduğu tavırlar da herhangi bir AB ülkesinin teknoloji paylaşımına yanaşmayacağının göstergesidir.

Türkiye’nin müttefiklerinden hava savunma sistemi almak istemesine rağmen ne ABD ne de AB ülkeleri hava savunma sistemleri satışına sıcak bakmadı. Bu durum da Türkiye’yi Rus yapımı S-400’lere yöneltti ve 2 batarya olmak üzere S-400 alındı. Aynı şekilde İHA-SİHA üretim aşamasında da Türkiye, ABD’den görüntüleme sistemleri satın almak istedi fakat ABD satış talebini karşılamadı. Amerika’nın satış talebini karşılamamasının ardından harekete geçen Türk mühendisleri, özgün sistem geliştirdi. Türk İHA’larını kör bırakmak için her yolu deneyen ABD, Türkiye’nin bu atağına karşı bir kez daha “ucuza verelim” teklifini sundu ancak kabul görmedi.

Türkiye’nin son dönemlerde müttefikleriyle yaşamış olduğu sorunlardan da anlaşılacağı üzere İHA-SİHA’ların üretiminde EDO MBM Technology şirketinden herhangi bir destek alınmamıştır. Öyle ki Türkiye’nin askeri teknolojide tamamen yerli üretime geçmesi müttefikleri tarafından istenmemektedir. S-400 ve görüntüleme sistemlerinde yaşanan sorunlar bu durumun en net göstergesidir.