İdlib ve Libya sorunu masaya yatırılacak

Almanya Başbakanı Angela Merkel, üç hafta sonra Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek. Esed rejimi ve Rusya’nın İdlib’teki operasyonlarından sonra artan göç tehdidi ve Libya özelinde Doğu Akdeniz’de yaşanan sıcak gelişmelerin olduğu bir döneme denk gelen süreçte Merkel, Avrupa’nın sorunlarına çözümü Ankara’da arayacak.

Başbakan Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek üzere ocak ayında Ankara’ya gelecek. Başbakanlık sözcüsü, ziyaret haberini "Merkel’in uluslararası ziyaretlerini, yolculuktan bir hafta önce doğruluyoruz" şeklinde açıklarken, Türk ve Alman diplomatik çevreler ziyaretin önümüzdeki ayın üçüncü haftasında yapılacağını, Merkel’in Erdoğan’la bir araya gelmek amacıyla günübirlik Ankara’ya ziyaret düzenleyeceğini bildirdi.

Zirvenin ana konuları, Suriye’deki son gelişmelerle bağlantılı mülteci krizi ve Libya’da süren sıcak gelişmeler olacak. Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Türkiye ile AB arasında 2016’da imzalanan Mülteci Geri Kabul Anlaşması’nın uzatılması konusunu da gündeme getireceği tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esed rejimi ve Rusya’nın İdlib’teki saldırılarına ilişkin geçen hafta yaptığı açıklamada, “Bombardımandan kaçan 80 binin üzerinde İdlibli kardeşimiz ülkemiz sınırlarına doğru göç etmeye başladı. Bu sayı artarsa Türkiye bu yükü tek başına taşımayacaktır. Bunun olumsuz yansımaları başta Yunanistan olmak üzere tüm Avrupalı ülkelerinin de hissedeceği bir konu olacaktır” şeklindeki sözleri Almanya’da geniş yankı uyandırmıştı. Basında, Almanya’ya yeni bir sığınmacı akını olabileceği yorumları yapılmıştı.

Konu Almanya’da gündeme damgasını vururken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından sonra Yeşiller Eş Başkanı Robert Habeck, Yunanistan’daki kamplarda zor şartlarda yaşayan 4 bin çocuğu, Almanya’nın hemen almasını talep etti.

Yunanistan’ın da 7 bin 500 kişi kapasiteli kamplarda 40 bin mültecinin yaşadığını, gelecek yıl Türkiye üzerinden 100 bin mülteci beklediğini açıklamasının ardından, koalisyon ortaklarından CDU/CSU Birlik Partileri’nden ve muhalefet partisi FDP’den siyasetçiler, Mülteci Geri Kabul Anlaşması’nın sürdürülmesi gerektiği yönünde çağrılar yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşma kapsamında AB tarafından söz verilen 6 milyar Euro'luk yardımın ödenmediğini, Türkiye’nin bu yükün altından tek başına kalkamayacağını sıklıkla dile getirdi.

MÜLTECİ MUTABAKATI

AB ve Türkiye arasında yapılan mülteci mutabakatı, Avrupa Birliği ülkelerine kaçak yollarla varan göçmenlerin Türkiye’ye geri gönderilmesini ve bunun karşılığında da Türkiye’de yasal olarak kalan Suriyelilerin Avrupa’da mülteci olarak kabul edilmesini içeriyor. Mülteci anlaşması gereği Avrupa Birliği’nin, Suriyeli göçmenlerin misafir edilmesi için Türkiye’ye 6 milyar Euro yardım etmesini öngörüyor.

Merkel-Erdoğan arasındaki zirvenin bir diğer önemli gündem maddesi de Libya’daki gelişmeler olacak. Türkiye’nin Libya'ya asker gönderme planları ve iki ülke arasında deniz sınır anlaşması Almanya’da olumsuz yorumlara neden olmuştu.

Türkiye, Libya'ya asker gönderme kararıyla, bölgede belirleyici aktörlerden biri olmaya talip olduğunu gösterdi. Alman medyasının gündeminde de Türkiye’nin son dönemde attığı adımlar var.

LİBYA’DAKİ SICAK GELİŞMELER DE GÖRÜŞÜLECEK

DW Türkçe’nin derlediği Alman basın özetlerine göre; Neue Osnabrücker Zeitung’da ülkedeki duruma müdahale edecek konumda olmayan Avrupa Birliği’nin uzun vadede Ankara ve diğer devletlerin müdahalesinden gelecek sığınmacı akını yoluyla etkileneceğine dikkat çekiliyor:

"Diktatör Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin üzerinden sekiz yıl geçmişken, Avrupa Birliği buradaki kaosu kontrol altına almak için oldukça dağınık bir durumda ve bununla başa çıkabilecek bir konumda değil. Rusya ve ABD’nin yanı sıra Trablus’taki hükümeti devirmek isteyen Mısır ve Suudi Arabistan da bölgedeki duruma müdahale ediyor.

Türkiye ise tam da bunun önüne geçmek istiyor. Ankara bu yüzden birliklerini bölgeye gönderiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüzyıllarca Doğu Akdeniz’de hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun güç politikalarını bu şekilde devam ettirmiş oluyor. Bu oyunda ise dengeleri etkileyebilecek çok fazla etken var. Bu, Almanya için de geçerli. Zira, Afrika’dan gelecek sığınmacı akınının büyüklüğü Libya’nın istikrarından da büyük ölçüde etkilenecek."

Alman siyasetçiler ise Libya konusunda AB'yi tek ses olamamak ve bölgede Türkiye ile Rusya'ya alan açmakla eleştirdi. Alman siyasetinin etkili isimlerinden Hür Demokrat Parti‘nin (FDP) dış politika uzmanı Alexander Graf Lambsdorff, "Rusya ve Türkiye'nin Avrupa'ya komşu bölgeleri kendilerine göre şekillendirmeye çalıştığı" uyarısında bulundu.

FDP Meclis Grup Başkanvekili Lambsdorff, "Başta Fransa ve İtalya olmak üzere AB ülkelerinin fikir birliği içinde olmaması, bizim güvenliğimiz ve çıkarlarımızı doğrudan ilgilendiren kararları başkalarının almasına yol açıyor" diye konuştu.

Yeşiller Partisi’nin dış politika uzmanı Omid Nouripour da AB'nin Libya konusundaki tutumunu eleştirerek, "Avrupalılar görüş ayrılıkları nedeniyle sadece zaman değil nüfuz da kaybetti. Şimdi bu nüfuzu diğerleri kazanıyor" diye konuştu. Nouripour, Libya için çözüm çabaları çerçevesinde ocak ayında uluslararası bir konferans düzenlemeyi planlayan Almanya'yı da çok geç kalmakla eleştirdi.

İtalya ve Fransa arasındaki ayrılık Avrupa Birliği'nin de Libya konusunda ortak bir tutum geliştirmesini engelliyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini derhal ateşkes sağlanması ve insani bir koridorun oluşturulması çağrısı yaptı. Üye devletler de Libya'dan Avrupa Birliği'nin en yakın limanı olan İtalya'ya gelen sığınmacıların dağıtımı konusunda bir uzlaşmaya varma konusunda başarısız oldu. Bunda Avrupa Birliği içerisindeki göçmen karşıtı havanın etkisi de büyük.

Her ne kadar Almanya, çatışmaları yatıştırmak için acil bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı talep etmiş ve Başbakan Angela Merkel Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el Sisi'ye gerilimi düşürme noktasında baskı uygulamış olsa da Almanya'nın tepkisinin sonuç vermeyeceğine inanılıyor.

AVRUPA’NIN UYKULARI KAÇIYOR

Almanya, Berlin Süreci'yle Birleşmiş Milletler (BM) Özel Temsilcisi Gassan Salame'nin Libya’da barış çabalarını desteklemeyi amaçlıyor. Almanya bu kapsamda şubat ayında bir konferans düzenleyecek. Libya sorununda AB’nin çıkar ilişkilerine dayanan belirsizliği dolayısıyla Almanya Başbakanı Angela Merkel, adeta çözüm arayışlarını tek sahiplenen lider olarak kendisini ön plana çıkarıyor. Merkel de mülteci ve Libya konusunda çözümün yolunun Türkiye’den geçtiğinin de farkında.

Almanya’nın Libya konusundaki çabalarının desteklenmesi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki son telefon görüşmesinde de ele alınmıştı. İki lider, Almanya’nın bu konudaki çabalarının desteklenmesi gerektiği görüş birliğine varmışlardı.

Bu nedenle Merkel’in Ankara ziyareti, Libya konusunda da çok önemli sonuçlar doğurabilir. Çünkü Rusya, Libya’da meşru olmayan Hafter güçlerini desteklerken Türkiye ise Birleşmiş Milletler tarafından da meşru olarak kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin varlığının kabul edilmesinde ısrar ediyor. Libya’daki iç karışıklığın uluslararası bir adımla sonlandırılmasına yönelik alınacak mesafeler, Avrupa’nın uykularını kaçıran göç dalgasının da çözümlenmesine katkı sağlayacaktır.

BM, AB, Türkiye ve Rusya’nın da aralarında bulunduğu uluslararası bir mutabakat ile Libya sorununa yapılacak katkı, burayı kontrol etmek isteyen Mısır’daki darbeci Sisi ile Körfez ittifakının emellerini de sekteye uğratacaktır.

Türkiye’nin Libya’daki barış çabalarına karşı, “Kimsenin Libya’yı kontrol etmesine izin vermeyeceğiz” şeklinde açıklamalar yapan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Hafter güçlerine silah ve asker desteği sağlayarak aslında kendisi Libya’yı kontrol altına almak istiyor.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesi bu bağlamda, İdlib kaynaklı göç sorunuyla Libya’daki sıcak gelişmelerin uluslararası zeminde çözülmesi yolunda olumlu katkı sunacaktır.