İdlib için yeni stratejiye mi ihtiyaç var?

Suriye ve İdlib sorununun çözümü için Türk ve Rus heyetleri arka arkaya toplantı düzenliyor. Türk ve Rus dışişleri bakanları görüşmeler gerçekleştirilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir Putin bir Trump ile telefon görüşmesi yapıyor. İdlib sorununun çözümü çıkmaza mı girdi? Suriye ve İdlib sorununun çözümü için yeni bir yaklaşıma mı ihtiyaç var? Türkiye, Suriye krizinde ABD ile Rusya’nın çıkar savaşlarının arasında mı kaldı?

İdlib’te Türk askerlerine yönelik iki ayrı saldırı sonrası artan gerilim, Türkiye ile Esad rejiminin destekçisi Rusya arasında ikili görüşmelerle çözülmeye çalışılıyor. Genelkurmay Başkanlığı ile Rusya Federasyonu askeri yetkilileri rasında sorunun çözümü için görüşmeler gerçekleştirilirken, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin hem Ankara hem Moskova’da gerçekleştirdikleri temaslar sürüyor. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Rus mevkidaşı Lavrov ile 3 gün süren Münih Güvenlik Konferansı sırasında bir araya geldi. 

Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptıkları görüşmeye ilişkin, "Artık İdlib'de bu saldırganlığın durması gerektiğini vurguladık ve kalıcı, bundan sonra ihlal edilmeyecek bir ateşkesi tesis etmemiz gerektiğini de söyledik" bilgisini paylaştı.

Dışişleri Bakanlığı nezdinde yürütülen diplomatik görüşmelerde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şam yönetimine şubat ayı sonuna kadar tanıdığı süre, Türk askerilerine yönelik yeni bir saldırı olması halinde Türkiye’nin sahada karşılık vereceği hatırlatılıyor.

Temasların en önemli konu başlıklarından birini de Türkiye’nin İdlib’te bulunan 12 gözlem noktasından 4’ünün Esad rejimi askerlerinin çok yakınında bulunması ve buradaki Türk birliklerinin güvenliği oluşturuyor.

ABD’NİN TAVRI

Yine İdlib’teki gerginliğe ilişkin 15 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Judd Deere, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump'ın cumartesi günü yaptığı telefon görüşmesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada, "Başkan Trump, Suriye'nin İdlib ilindeki şiddete ilişkin endişelerini dile getirdi ve Erdoğan'a Türkiye'nin insani bir felaketi önlemek için gösterdiği çabalardan ötürü teşekkür etti" ifadesine yer verildi.

Trump'ın görüşmede, Rusya'nın Esad rejimine desteğinin son bulması ve Suriye'deki iç savaşın siyasi bir çözüme kavuşturulması için isteğini dile getirdiğine işaret edildi.

Rusya ise Türkiye’nin Astana ve Soçi mutabakatına ilişkin İdlib’in terör örgütlerinden temizlenmediği konusunda Türkiye’yi sorumluluklarını yerine getirmemekle suçluyor.

TÜRKİYE NE YAPMAK İSTİYORDU?

Suriye’de 2011 yılında başlayan hareketliliğin ardından, Türkiye Esad’ın reformlar ile sorunu çözüm yoluna gitmesini bekledi. Ancak, Rusya ve İran desteğiyle Esad, halkın taleplerine duyarsız kalarak, gösterileri güç kullanma yöntemiyle sona erdirme yolunu seçti.

Bundan sonra başlayan mülteci akını ve ABD’nin Suriye politikasının bir gereği olarak terör örgütlerine verdiği destek, Türkiye’nin güney sınırında güvenlik sorununa yol açtı.

Türkiye güvenlik sorununa ilişkin bölgeye 3 askeri harekât düzenlerken, Rusya ve İran ile Astana, Soçi mutabakatlarıyla çözüm arayışlarına girdi.

Terör örgütlerine verdiği destek dolayısıyla Astana ve Soçi mutabakatlarıyla ABD masanın dışında bırakılırken, bu süreç Rusya ile Türkiye’nin ilişkilerinin güçlenmesine neden oldu.

Astana ile başlayan işbirliği sayesinde Suriye’de çatışmaların bir nebze de olsa azalmasını sağlasa da çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İdlib bundan nasibini alamadı.

İdlib’teki terör örgütlerinin varlığını bahane eden Rusya destekli Esad rejimi, bölgeyi sürekli bombalayarak Türkiye’ye doğru yeni göç dalgasına neden oldu.

Astana ile başlayan ve Soçi ile devam eden siyasal ve toplumsal çözüm süreci, İdlib özelinde ortaya çıkan yeni sorunlar nedeniyle krize yol açtı.

2016 yılından başlayarak düzenlediği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları sonrası Türkiye, ABD ve onun desteğindeki terör örgütlerini güneye doğru itti. Bu da Rusya’nın ve dolayısıyla Esad rejimine avantaj sağladı.

Türkiye’ye verdiği güvence dolayısıyla Esad rejimini frenlemesi gereken Rusya, bu sorumluluğu yeterince yerine getiremediği için İdlib’teki sorun bugünkü noktaya geldi. Bölgesel çıkarları itibariyle Rusya, Esad rejimini ayakta tutmaya çalışırken, Türkiye’nin endişelerini görmezden geldi. 

BUNDAN SONRA HANGİ YOL İZLENECEK 

Türkiye, gözlem noktalarının bulunduğu bölgeye sürekli askeri personel ve teçhizat sevkiyatı gerçekleştirerek, rejimi geri adım atmaya zorluyor. Türkiye’nin bu yöndeki politikası ABD’nin bölge çıkarları açısından da destek buluyor. 

İdlib nezdinde Türkiye’nin yanında olduğunu açıklayan ABD, Rusya ile Türkiye’nin ilişkilerini bozmaya hatta tamamen koparmaya çalışıyor. Ortadoğu politikasını bir bakıma İsrail’in güvenliği üzerine kuran ABD, Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki belirsizliğin sona ermesini istemiyor. Nitekim petrol kaynaklarını PKK aracılığı ile elinde tutan ABD, istikrarsız bir Suriye için çaba harcamakta. 

Suriye, Irak ve İran gibi komşu ülkelerinin toprak bütünlüğünü güvenliği açısından  kendi çok önemli olan Türkiye, adeta ABD ile Rusya’nın bölgesel politikaları arasına sıkışmış bir durumda. 

Rusya, bölgesel güvenliği yönünde Türkiye gibi bir komşusuyla ilişkilerin zedelenmesine razı olmayacaktır. İki ülke arasındaki diplomatik temaslardan, Suriye ve İdlib sorununa çözüm için somut adımlar atılacağı umut ediliyor. 

Ancak Suriye’nin 3’te birine vekalet savaşçısı terör örgütleri dolayısıyla hakim olan ABD, petrol yatakları bakımından da zengin olan bu toprakları terk etmeyecek gibi görünüyor. 

Rusya ise askeri olarak davet edildiği Suriye’den çıkarları sebebiyle ayrılmayacaktır. Esad rejimi ise kendi iktidarını sürdürmesi için Rusya ile İran’ın içişlerine karışmasından rahatsızlık duymayacaktır.

Suriye’de ABD ile Rusya’nın çıkarlarına karşı Türkiye’nin hem güney sınırı güvenliği hem de mülteci göçünü önlemesi, bölgede istikrarın sağlanması adına çok güçlü bir politika yürütmesi ve sonuçlarını alabilmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin güney sınırlarında daha yıllarca sürecek bir güvenlik sorunu, Türkiye’nin diğer sorunlarıyla da uğraşmasını akamete uğratıyor. Türkiye’nin diplomasi başarısı ve sahadaki caydırıcılığı bütün tarafların razı olabileceği çözümün yolunu açabilir. 

Esad rejimi ve Rusya’nın rahatsızlık duyduğunu belirttiği İdlib’teki terör örgütlerinin buradan çıkarılması konusunda Türkiye, daha somut adımlar ile çözümün güvenilir ortağı olduğunun işaretlerini verebilmelidir.