I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale ve yedi düveli dize getiren mücadele

28 Temmuz 1914'te başlayan ve dönemin büyük güçleri ile sömürgelerini dolaylı olarak karşı karşıya getiren dev çatışma ve kaos ortamı, I. Dünya Savaşı olarak adlandırıldı. Osmanlı İmparatorluğu savaşa İttifak Devletleri safında, dahil oldu. Osmanlı açısından savaşın en önemli cephelerinden biri de Çanakkale'ydi. Çanakkale cephesinde destansı bir mücadele veren Osmanlı birlikleri, bu mücadeleyi 18 Mart 1915'te büyük bir zaferle taçlandırdı.

Türk savaş tarihinin en önemli muharebeleri arasında bulunan Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı'na damga vuran olayların da başında geliyor. Osmanlı birlikleri, Çanakkale'ye yığılan dönemin süper güçlerine, tüm imkansızlara rağmen büyük bir darbe indirmeyi başardı. Yaşanan kara ve deniz muharebeleri İtilaf Devletleri'ne ağır kayıplar verdirdi. Şiddetli çatışmalar neticesinde Osmanlı güçlerine bağlı on binlerce Mehmetçik şehit olurken, verilen mücadele tüm dünyaya "Çanakkale geçilmez" dedirtti.

OSMANLI'NIN SAVAŞA GİRİŞİ

Balkan Savaşı ve sonrasında yaşanan bazı gelişmeler Osmanlı İmparatorluğu'nun güç ve toprak kaybetmesine sebep oldu. Bu şartlar doğrultusunda 1910'lı yılların başında gerginliğin yükseldiği siyasi ortamda, Osmanlı'nın olası bir savaştan uzak kalması mümkün görünmüyordu. Osmanlı hükümeti bu dönemde, Britanya ve Fransa ile iyi ilişkiler kurmaya çalışsa da Almanya ile süregelen bağı devam ettirerek güçlü ilişkiler kurmak istedi. Gelişmeleri takiben müttefikler ile ortak bir çizgide buluşamayan Osmanlı İmparatorluğu, 2 Ağustos 1914'te Almanya ile gizli bir anlaşma imzaladı. Nitekim Britanya bu anlaşmadan haberdardı. Yaşananların ardından Londra, Osmanlı'ya teslim edilmesi planlanan iki savaş gemisinin teslimatından vazgeçti. Yaşanan diplomatik gerginlik sonrası, müttefik güçlerinden kaçan iki Alman savaş gemisi Çanakkale Boğazı'ndan geçerek Osmanlı'ya sığındı. Müttefiklerin tepkileriyle karşılaşan Osmanlı yönetimi, bir açıklama yaparak gemilerin Almanya'dan satın alındığını duyurdu. Gemilere Osmanlı bayrakları çekilirken, Goeben zırhlısının adı Yavuz, Breslau'nun adı da Midilli olarak değiştirildi. Yavuz ve Midilli'nin de aralarında bulunduğu Osmanlı filosu 29 Ekim 1914'te Rus gemilerine ve limanlarına saldırdı. Bu hamle üzerine Osmanlı'ya savaş ilan eden Rusya, Kafkasya'da saldırıya geçti. Enver Paşa'nın Osmanlı'nın savaşa girdiğini resmen ilan etmesinin ardından, Britanya ve Fransa, Osmanlı'ya savaş ilan ederek, Türk limanlarını bombaladı.

İTİLAF DEVLETLERİ ÇANAKKALE'DE

Gelişmeleri takiben Britanya'nın önderliğindeki müttefik güçler bir plan hazırladı ve harekete geçti. Dönemin Britanya Savunma Bakanı Winston Churchill'in planı, Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u işgal etmekti. Avrupa'nın en güçlü donanma kuvvetleri Çanakkale açıklarında yerini aldı. İlk saldırılar Şubat 1915'te Çanakkale Boğazı çevresindeki Osmanlı mevzilerine yönelik olarak başladı, ancak en güçlü saldırılar 18 Mart 1915'te gerçekleşti. Hatta Çanakkale'yi geçeceğinden emin olan, Britanyalı General Jean Hamilton komutasındaki gemiler Osmanlı mevzilerini bombalarken, "Akşam 5 çayını İstanbul'da içeceğiz" demişti. Yorgun Osmanlı İmparatorluğu'nun Britanya ve Fransa'nın güçlü, uzun menzilli silahlarla donatılmış zırhlılarının karşısında şansı yok gibiydi. Ancak General Hamilton ve dev filosu için savaşın seyri bir anda değişti.

MÜTTEFİK GÜÇLERİNE AĞIR DARBE

Müttefik güçleri ağır bombardıman altında Çanakkale'de ilerlerken Mecidiye tabyası vuruldu. Ağır hasar gören mevzide çok sayıda Mehmetçik şehit oldu. Gemiler bombardımana devam ederken, hayatta kalan Seyit isimli bir Osmanlı neferi, tek başına 275 kg ağırlığındaki top mermisini kaldırarak mevzide çalışır durumdaki topa yükledi. Seyit'in ateşlediği top, Britanya'nın en güçlü savaş gemisi olarak anılan HMS Ocean isabet etti. Beklenmedik saldırı ile panikleyen Britanya gemisi, Osmanlı askerleri tarafından daha önce mayınların döşendiği boğazın karanlık kısmına doğru sürüklendi. Mayınlara çarparak büyük patlamaların ortasında kalan Britanya güçleri, hem en güçlü gemilerini kaybetti hem de ağır hasar gördü. Yaşananlar neticesinde müttefik kuvvetleri 18 Mart günü geri çekildi.

KARA SAVAŞLARI

18 Mart'taki beklenmedik hezimet sonrası geri çekilen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'te geri döndü. Britanya ve Fransa'ya bağlı güçler sömürgeleri altındaki ANZAK birlikleriyle Gelibolu kıyılarına çıkarma yaptı. Müttefik güçler yer yer üstünlük sağlasa da Osmanlı savunmasını geçemedi ve zayiat verdi. Bazı alanlarda müttefik kuvvetleri üstünlüğü ele geçirmeye çalıştı ancak yaşanan çatışmalar ile geri püskürtüldü. Bu noktada mühimmat sıkıntısı yaşandığını fark eden Osmanlı kumandanı Mustafa Kemal, yorgun düşmüş neferleri, "Ben size taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir" ifadeleriyle cesaretlendirdi. Bu emir üzerine yapılan taarruz doğrultusunda stratejik öneme sahip noktalar Osmanlı birlikleri denetimde kaldı ve düşman kuvvetlerinin direnci kırıldı. Müttefik güçlerin 6 Ağustos'taki saldırıları da sonuçsuz kaldı. 9 ve 10 Ağustos'taki Osmanlı hücumu başarılı olurken müttefik kuvvetlerine ağır zaiyat verildi. Britanya ve Fransa desteğindeki güçler Aralık 1915'te geri çekilme kararı aldı. Alınan bu zafer sonucunda, Osmanlı Çanakkale cephesinde kesin zaferini ilan etti.