Hukukun üstünlüğü mü sosyal medyanın baskısı mı? Kadir Şeker davasında son durum nedir?

Konya'da, parkta ağlayan bir kadın sesi duyarak yardım etmek için sevgilisini döven Özgür Duran ve Ayşe D.'inin yanına gelen Kadir Şeker, Özgür Duran'ın ikilinin arasında yaşanan arbede sırasında kalbinden bıçaklanacak ölmesi sonucunda tutuklandı. Olayın Twitter'a yansımasının ardından binlerce kişi #kadiricinadalet etiketi ile Kadir Şeker'e destek verirken, Konya Barosu'ndan da açıklama gecikmedi. Kadir Şeker davasında son durum ne? Kadir Şeker tutuksuz yargılanacak mı?

Konya’da, parkta sevgilisini döven Özgür Duran’a müdahale ettiği sırada yaşanan arbede sırada Duran’ın ölmesi üzerine tutuklanarak cezaevine gönderilen 20 yaşındaki Kadir Şeker’e Türkiye’nin dört bir yanından destek mesajları gelmeye devam ediyor.
 
Üniversite hazırlık öğrencisi olan Kadir Şeker, Selçuklu İlçesi, Kosova Mahallesi’nde bir parkta ağlama sesi duyarak, Özgür Duran ile Ayşe D. Arasında yaşanan tartışmaya ve Duran’ın sevgilisini dövdüğüne şahit oldu. Meyve soymak için yanında taşıdığı bıçağı çıkararak Duran’ın kendisine saldırmasına engel olmaya çalışan Şeker, boğuşma sırasında kalbinden yaralanan Duran’ın hastanede hayatını kaybetmesinin ardından, teyzesinin evinde gözaltına alındı.
 
‘Kasten yaralama’, ‘yağma’, ‘hırsızlık’ ve ‘uyuşturucu madde ticareti’ suçlarından toplam 19 ayrı suç kaydı bulunan Duran’ın ölümünün ardından Kadir Şeker verdiği ilk ifadesinde; olayda bir kastı olmadığı, dayak yiyen kadına yardım etmek istediğini belirtti. Yüzünde çok sayıda darp izi olan Şeker, ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklandı.


 
KADİR ŞEKER SERBEST BIRAKILSIN
 
Kadir Şeker’in tutuklanmasının basına yansıması sosyal medya kullanıcılarını aynı hastag altında bir araya getirdi. Twitter’da #kadiricinadalet etiketiyle kampanya başlatıldı. Ünlü isimlerin de destek verdiği etikete, hızlı bir biçimde Türkiye genelinde binlerce mesajın yazıldı. Hemen ardından Kadir Şeker’in tutuksuz yargılanması için bir imza kampanyası hayata geçirildi. Kampanyada binlerce imza toplanırken, Konya Barosu’ndan bir açıklama geldi.
 

Tanık ifadelerinin alındığı davada, olaya balkondan şahit olan iki kişi Kadir Şeker’in ifadeleri doğrularken, çeşitli kurum ve kuruluşlar da davaya müdahil olarak Kadir Şeker’e destek vermek için sıraya girdi.
 
Sosyal medyada büyük bir destek kampanyasının oluştuğu Kadir Şeker davası süreci tüm Türkiye tarafından merakla izlenirken, son yıllarda sosyal medyaya yansımalarının ardından karar değişikliği ile sonuçlanan davalar da bir kez daha gündeme geldi.


 
CEZA HUKUKUNDA SOSYAL MEDYANIN YERİ
 
Günümüzün en hızlı ve etkili iletişim araçlarından olan sosyal medya, birçok davanın seyrini değiştirerek topluma mâl olmuş konularda ‘kamu vicdanı’ olma rolünü üstlendi.
 
Konya’da tartıştığı eşini öldürmek üzere Aksaray’a gittiğinin annesinin ihbar etmesi ile yakalanan ve serbest bırakılan K.Ç., sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine tutuklandı.
 
Zonguldak’ta 50 yaşındaki Leyla Köse’ye baltayla saldırarak ağır yaralayan, karakoldaki ifadesinin ardından serbest bırakılan Savaş Orhan Köse, sosyal medyada gösterilen tepki üzerine tutuklandı.
 
İstanbul’da, trafikte hamile kadına ve eşine saldırarak araçlarını tekmeleyen, yumruklayan baklavacı kardeşler sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine tutuklandı.
 
Hemşire Ayşegül T.’yi, şort giydiği gerekçesiyle tekmeleyen ve savcılıkça serbest bırakılan Abdullah Çakıroğlu, sosyal medyada gösterilen tepki üzerine tutuklandı.
 
Şule Çet davası, sosyal medyada uzun süre yürütülen destek etiketlerinde gösterilen tepki üzerine yeniden açıldı ve sanıklar yeniden yargılanarak, cezaları kesinleşti.
 
Haluk Levent tarafından kurulan AHBAP platformu, birçok davaya müdahil olarak kısa sürede sonuçlanmasında önemli rol oynadı.
 
Bu ve benzer davalar hem toplumda hem de hukukçular arasında “Hukukun tıkandığı yerde Twitter devrede” fikrinin de hızlıca yayılmasını sağladı.

Son olarak Kadir Şeker’in tutuklanmasının ardından binlerce kişi, ünlü isimler ve hukukçular, Şeker’in tutuksuz yargılanması için yine Twitter’da toplandı.
 
‘Normlar Hiyerarşisi’nde henüz
 
-       Anayasa
-       Milletlerarası Andlaşmalar
-       Kanun
-       Cumhurbaşkanı Kararnameleri
-       Yönetmelikler
 
arasında yeri bulunmayan sosyal medya hukuk düzenini ihlal mi ediyor?
 
Alanında uzman hukukçular, davaların seyri sırasında sosyal medyaya yansıyan mesajların, süreci etkilememesi gerektiğini savunurken, STK’lar sosyal medyanın süreci hızlandırdığı noktasında hem fikir.
 
Özellikle ‘adil’ olmadığı iddiası ile sosyal medyaya yansıyan olaylarda, olayın seyrini önemli oranda değişmesi, suçlunun bulunması ya da serbest bırakılan zanlının tutuklanması noktasında hızla bir karar çıkması en sık karşılaştığımız durumlar oldu. Bu durumda, mağdurların adalet için sosyal medyaya koşması ‘denge – denetleme’ işlevinin ağırlıklı olarak sosyal medyaya geçtiği yönündeki kanıyı önemli oranda beslerken, toplumsal baskının görünür hale geldiği platformlar, kimi zaman tepkiyi dindirmek için atılan adımları da beraberinde getiriyor.
 
Sosyal medyanın kararları önemli oranda değiştirmesi aynı zamanda adli makamların güvenirliğini de düşüren faktörler arasında üst sıralarda yer alıyor. Televizyon, gazete vb. kitle iletişim araçlarından çok daha hızlı reaksiyon veren sosyal medya kullanıcısı, bir davanın sonuçlanması ya da olayın dindirilmesi ile de yetinmiyor. Sürekli ve anlık takip yapan kullanıcılar, olayların devamında alınan kararları da sürekli olarak platformlarda ilgilileri ile paylaşıyor.

Konvansiyonel bir yapılanmanın sonuçları bakımından bugün Türkiye’de ve dünyada önemli olayların hem çözümünde hem de insanların bilinçlendirilmesinde önemli rol oynayan sosyal medya, yalnızca resmi kurumlar ya da hukuki durumlar için değil aynı zamanda yüksek oranda takipçisi bulunan, halkın sevdiği sanatçı, sivil hesap ya da sivil toplum kuruluşları üzerinde de önemli oranda baskı oluşturuyor.
 
Önümüzdeki dönemlerde ‘sosyal baskı’nın artacağına vurgu yapan uzmanlar, önemli adımlar atılmadığı takdirde, sosyal medya platformlarında bilginin yanı sıra var olan bilgi kirliliğinin problem hale geleceği noktasında hem fikir.

Olayın meşru müdaafa sınırları içerisinde kalmaması halinde haksız tahrikin ağır hükümlerinin uygulanacağını vurgulayan uzmanlar, Türk hukuk sistemini sosyal medyanın yönetmediğini ve tutuklanma yapılmasının normal olduğunu belirtiyor. Olay sırasında Kadir Şeker'in bıçak çıkarmasının tutuklamaya sebebiyet verdiğini söyleyen hukukçular, hakimin davaya önceden tasarlayarak öldürme şeklinde bakmayacağını vurguladı. 

AYŞE D.'NİN İFADESİNDE KRİTİK DEĞİŞİKLİK

Konya'da yaşanan ve Özgür Duran'ın ölümü ile sonuçlanan olayın ardından ilk ifadesinde Kedir Şeker'in kendisini korumak için yanlarına geldiğini söyleyen Ayşe D., Kadir Şeker'in tutuklanmasının ardından verdiği röportajda, "Kavga etmiyorduk. Kadir'in bıçaklamasına gerek yoktu. Özgür'ün 19 suçtan sabıkası olması onu kötü birisi yapmaz. Ben onun için 3 çocuğumu bıraktım. Güzel bir birlikteliğimiz vardı." ifadelerini kullanması dava sürecini takip eden binlerce kişi tarafından tepki ile karşılandı. 

ABDÜLHAMİT GÜL: KİMSE 'KADİR SUÇLUDUR' DİYEMEZ AMA ORTADA BİR CESET VAR

Olayın yankısı hem sosyal medyada hem de basında sürerken, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Kadir Şeker davasına ilişkin ilk açıklamayı yaptı. 

Abdülhamit Gül açıklamasında; "Olay çok yeni, zaman tanımak lazım. Savcı verileri topluyor, soruşturmayı sürdürüyor. Bu soruşturma neticesinde karar varılacak. Savcılık makamı kişilerin sadece aleyhine verileri toplayan verileri toplamıyor. Kişinin lehine olan ne varsa onları da toplayarak soruşturmayı tamamlayacak. Kimse Kadir suçludur diyemez. Ama ortada bir ceset var. Cinayet soruşturması sürüyor. Burada olay meşru müdafaa mıdır, hukuka uygunluk sebebiyle ortada bir suç yok mudur... Bir haksız tahrik midir... Bunların hepsi soruşturma aşamasından sonra ortaya çıkacaktır." dedi. Tutukluluğun bir tedbir olduğunu belirten Gül, açıklamasının devamında dava sürecinin ilenmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Hakim savcı da sizin bizim gibi bir insan. Onların da bir vicdanı, kalbi var. Veriler çerçevesinde soruşturmayı tamamlayacaklar. Hepimize düşen soruşturmanın sonucunu beklemektir. Bizim de beklentimiz soruşturmanın bir an önce tamamlanmasıdır. Bir kişi tutuklu olunca kesin baştan bir mahkum olmuş gibi değerlendirmek yanlıştır. Tutukluluk bir tedbirdir. Tutuklu oldu diye mahkum oldu, suçludur demek doğru değildir. Salıverildi diye, serbest bırakıldı diye suçsuzdur anlamı da çıkmaz. Bunların hepsi yargılama aşamasında hakim savcının vereceği kararla çıkacaktır. Dolayısıyla hepimiz bu sonucu bekleyeceğiz." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, toplumun tamamında derin bir üzüntü ile karşılanan Kadir Şeker davasını TBMM'de partisinin grup toplantısında gündemine aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Kadir Şeker davasına ilişkin, "Tabii orada Kadir insani, vicdani bir durum sergiledi, ortaya koydu. Temenni ederiz ki adil bir karara varılır" dedi.