Hong Kong’daki protestolar yerel seçimlere yansıdı

Hong Kong’da suçluların iadesi yasasına Çin’in gizlice eklenmesiyle başlayan gösteriler, aylar sonra gerçekleşen yerel seçimlere yansıdı. Hong Kong’da bulunan 18 yerel meclisin 17’sini ‘demokrasi taraftarları’ kazandı. Mevcut lider Carrie Lam, bu sonuçların hükümet politikalarının üzerinde değişiklik yapacağını ifade etti.

Hong Kong’daki protestolar yerel seçimlere yansıdı

Bir Hong Kong vatandaşının kız arkadaşını Tayvan’da öldürmesiyle gündeme gelen suçluları iade yasasına, Çin’in de eklemlenmesiyle Haziran ayından beri devam eden protestolar, ülkenin yakın tarihinin en büyük siyasi krizine dönüştü.

Hong Kong lideri Carrie Lam’in birçok defa yasa tasarısının ölü doğduğunu söylemesine rağmen protestolar dinmedi. Aksine, şiddet olaylarının giderek arttığı manzaralar kameralara yansıdı. Polislere okla saldıran göstericiler ve göstericilere yakın mesafeden gerçek mermiyle ateş eden polisler görüldü.

Yetkililer, geçtiğimiz hafta polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmalarda 116 kişinin yaralandığını duyurdu. Bu gerginliğin gölgesinde gerçekleşen yerel meclis seçimine katılım, yüzde 70’in üzerine çıkarak rekor seviyede gerçekleşti.

SEÇİMLERİ MUHALİFLERİN KAZANMASI NE MANAYA GELİYOR?

Seçimin neden olması muhtemel sorunları anlayabilmek için, Hong Kong’daki siyasi yapının kısaca incelenmesi ve Hong Kong’u Çin’e devreden anlaşmanın maddelerini ve neleri kapsadığını bilmekte fayda var.

Tek Devlet İki Sistem yönetim şekliyle idare edilen Hong Kong, ana kara Çin’den farklı bir  yapıya sahip. Uzun yıllar İngiliz kolonisi olmasının verdiği sosyal hayat ve ekonomik pratik alışkanlıkları olan Hong Kong halkı, sık sık Çin ile değerler çatışması yaşamaktadır. Hong Kong’un 2047 yılında tamamiyle Çin’in bir parçası olması ve Çin’in bu süreyi doldurmayı beklememesi son yaşanan protestoların aslında en temel motivasyonu olarak göze çarpmaktadır.

Hong Kong, 1 Temmuz 1997 tarihine kadar Britanya egemenliğinde kalmıştır. 19 Aralık 1984 tarihinde “Çin- İngiliz Ortak Deklarasyonu” yayınlanmış ve Hong Kong’un statüsü ile ilgili nihai karara varılmıştır. Sonuç olarak, İngiltere, 99 yıllığına kiraladığı Hong Kong’u 1 Temmuz 1997 tarihinde Çin’e devretmiştir. Bu deklarasyonda “Tek Ülke İki Sistem” yönetim modeli benimsenmiştir. Hong Kong’un ismi ise “Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdaresi” olarak yenilenmiştir. Anlaşma uyarınca, Hong Kong’a geniş bir özerklik tanınmıştır. Anlaşmadaki maddelerden bir kaçı aşağıdaki gibidir:

-Sosyalist sistem ve politikalar Hong Kong’ta uygulanmayacaktır.

-Kapitalist ekonomik sistem ve serbest ticaret politikası en az 50 yıl süreyle tatbik edilmeye devam edilecektir.

-Özel mülkiyet hakları kanunla korunacaktır.

-Yabancı ülkelerin Hong Kong’ta yatırım yapmalarına veya herhangi bir şekilde ticari faaliyet göstermelerine ilişkin mevzuat aynen muhafaza edilecektir.

-Hong Kong bağımsız maliyeye sahip olacak, Çin bütçesine karşılıksız aktarma yapılmayacaktır.

-Ülkenin resmi dili İngilizce olmaya devam edecektir.

-Hong Kong Doları uluslararası mali piyasalardaki konvertibilitesini sürdürecek ve kambiyo sınırlandırmalarına gidilmeyecektir.

-Hisse senedi borsaları ile altın ve döviz piyasaları faaliyetlerine devam edecektir.

-Hong Kong serbest ticaret bölgesi olma konumunu muhafaza edecek, ticareti keyfi olarak engelleyecek düzenlemeler yapılmayacaktır

-Hong Kong, ayrı bir gümrük bölgesi olma özelliğini sürdürecektir. Ayrıca -Çin ile arasındaki sınır korunacaktır.

-Son İtiraz Mahkemesi kurulacak ve üyelerden biri İngiliz Milletler Cemiyeti mensubu olacaktır.

-Yargıda İngiliz sistemi uygulanmaya devam edecektir.

-Uluslararası kuruluş ve organizasyonlara olan bağımsız üyeliğini Hong Kong Özel İdari Bölgesi adı altında olmak kaydıyla sürdürecek, kendi menşe şahadetnamelerini düzenlemekte serbest olacaktır. Ülkenin adı Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi olacaktır.

Bu anlaşma metinleri 50 yıllığına imzalanmıştır. 2047 yılında Hong Kong Çin Halk Cumhuriyeti’ne dahil olacaktır. Mevcut sistemde de Hong Kong yönetiminin başkanlık adaylarını Çin hükümeti belirlemektedir. Hong Konglu vatandaşlarsa bu başkan adayları arasından seçim yapmaktadır. Hong Kongluların mevcut hükümete bu kadar kızgın olmalarının nedenlerinden biriside budur. Buna ek olarak Çin, ülkedeki ekonomik etkisini yerel meclislere yansıtmış son seçimde yerel meclislerde de çoğunluğu almaya başlamıştı.

ABD’DEN PROTESTOCULARA DESTEK

Geçtiğimiz günlerde ticaret anlaşmasının önemini vurgulayan Trump, “Hong Kong’un yanında durmalıyız ama ben aynı zamanda Çin lideri Şi’nin de yanındayım” ifadelerini kullanmıştı. Daha öncesinde ise Trump, protestoculara başka bir destek açıklaması yapmış, protestoların amacının demokrasiyi getirmek olduğunu belirtmişti. Açıklamalarının devamında Trump Çin’i kast ederek “Maalesef, bazı devletler demokrasi istemiyor” tespitinde bulunmuştu.

Bunun yanı sıra ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence Hong Kong’daki göstericilere destekte bulunarak, “ABD, sizin yanınızda sizden ilham alıyor” diyerek içten bir destek vermişti.

ABD NE AMAÇLIYOR?

ABD’nin temelde amacı ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim sloganı “Make America Great Again” yani önce Amerika politikasıdır. Çin, ABD’nin istediği şekilde büyüdüğü takdirde, ticaret savaşlarından bir dizi ticaret anlaşmalarına geçilmesi kuvvetle muhtemeldir.

Hong Kong’daki gösterilerde ABD bayraklarının dalgalanması ve Hong Kong’un Çin Halk Cumhuriyeti'nin toprağı olması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Çin, ekonomik olarak dünyanın ikinci gücü olsada nüfusla oranlandığında hala gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bulunmaktadır. Nüfusu, Çin’in hem gücü hem de zayıf noktasıdır. Çin’in ekonomik büyüme hızının yavaşlaması ülkedeki fakirliğin hızlı bir şekilde artması ile sonuçlanacaktır. Ticaret savaşlarıyla Çin’i masaya çeken ABD’nin, müzakereler sürerken Hong Kong’daki olaylara destek açıklamaları yapması aba altından sopa göstermektir. Anlaşma olmaması halinde ABD, Çin’in başka bölgelerinde bu tarz olayların yaşanması ihtimaline adeta atıfta bulunulmaktadır. Nihayetinde ABD’nin derdi Çin’i yok etmek değil, kendi çıkarına uygun bir konuma getirip ondan faydalanmaktır. Yaşanan olaylar ise anlaşmazlıkların artçı sarsıntılarıdır.