Hong Kong'daki protestolar nasıl başladı?

Tek ülke, iki sistem yönetim şekliyle, Çin’in otonom bir parçası olarak yönetilen Hong Kong’da suçluların iadesi yasası sonrası ortaya çıkan kriz, 2014 yılından bu yana yaşanan en büyük siyasi kriz olarak addediliyor.

Hong Kong'daki protestolar nasıl başladı?

Her şey genç bir Hong Konglu çiftin Tayvan’ın Taipei şehrine 9 günlük bir tatile gitmesiyle başladı. Tatilin sonunda Hong Kong’a çiftten sadece bir kişi dönmüştü. Yaklaşık 1 ay sonra Chan hamile olan kız arkadaşını öldürdüğünü itiraf etti. Mesele tam da burada başladı. Hong Kong mahkemeleri Chan’ı, suç Tayvan’da işlendiği için yargılayamıyordu. İki ülke arasında suçluların iadesi yasası olmadığından dolayı Tayvan’a da gönderilemiyordu. Hong Kong hükümeti suçluları Tayvan’a iade edebilecek bir yasa tasarısı önerdi fakat aynı yasa tasarısı  suçluların Çin’e iadesine de izin veriyordu. Yaşanan sokak olayları ise bu tasarıdan hemen sonra başladı.

1997 yılında “tek devlet iki sistem” yönetim şekli ile Çin’in idaresi altına geçmesinden bu yana gerçekleşen en büyük sokak olayları, özerk bölgenin lideri Carrie Lam’ın yasa tasarısını askıya almasına rağmen hala sıcaklığını koruyor. Bundan bir kaç yıl önce de göstericiler Çin yönetiminin Hong Kong yönetimine seçilecek başkan adaylarını belirlemesine karşı çıkmıştı fakat yönetim, Pekin’in yönetiminin belirlediği bir komite tarafından onaylanıyor. 

Protestocuların önemli bir kısmı Çin’in yargı sistemine güvenmediklerini, keyfi gözaltılardan, adil olmayan yargılama süreçlerinden ve işkenceye maruz kalabileceklerinden endişe ediyorlar. Göstericilerin asıl endişesi ise 2047 yılında Hong Kong’un tamamıyla Çin’in bir parçası olması. Çin’in ise bu süreyi daha da kısaltmak için çaba sarfetmesinin sonucu olarak gözüken bu yasa tasarısına, protestocuların bu kadar sert tepki göstermesi, aslında meselenin özünü ortaya koyuyor. 

2014 yılında Çin’in, Hong Kong’daki seçimlere müdahale ettiğini öne sürerek düzenlenen protestolar ile suçluların iadesi yasası için düzenlenen protestoların temelde itiraz ettiği nokta aynı. Hong Konglular tamamıyla Çin’in kontrolü altına girdiklerinde özgürlüklerini kaybedeceklerini düşünüyorlar. Göstericilerden bir kaçı özgürlüğümüz için savaşıyoruz gibi açıklamalarda bulunuyorlar. Çin’e karşı gerçekleştirilen bu protestoların zamanla daha sıklaşacağı ve bu tarz olayların tekrarlanacağı izlemi yaşanan olaylara verilen tepkilerden anlaşılıyor.