Hong Kong’daki belirsizlik sürüyor

Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 70'inci yılı dolayısıyla düzenlenen gösterilerde 100'den fazla kişi yaralandı. Şiddetin dozunun arttığı olaylarda polisin gerçek mermiyle bir göstericiyi vurması büyük tepki çekti.

Hong Kong’daki belirsizlik sürüyor

1 Ekim 1949'da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti'nin 70. yılı dolayısıyla düzenlenen gösterilerde 18 yaşındaki bir protestocu, polisin açtığı ateş sonucu omzundan yaralandı. Tai Ho Caddesi'nde, kalabalık gösterici grubunun güvenlik güçlerine saldırdığını belirten yetkililer, polisin önce göstericileri uyardığını daha sonra ateş açtığını ifade etti.

1 Ekim'de sabah saatlerindeki yürüyüşler sırasında, Pekin yönetimi yanlısı ve hükümet karşıtı iki grup arasında tartışma çıktı. Hükümet karşıtı göstericilerin, şehrin çeşitli noktalarında protesto gösterileri düzenlemeyi planladıkları gerekçesiyle Hong Kong hükümetince güvenlik önlemleri artırılmıştı.

Hong Kong’daki protestolar

Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'ndeki protestoların hedefindeki zanlıların Çin'e iadesi tasarısı yerel meclise nisanda sunulmuş ancak protestolar üzerine Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam temmuzda tasarının "öldüğünü" açıkladı.

"Tasarı öldü" açıklamasına rağmen devam eden gösterilerin ardından Lam, 4 Eylül'de tasarının geri çekileceğini belirterek, "Hükümet, halkın endişelerini yatıştırmak için tasarıyı resmi olarak geri çekecek." ifadesini kullandı.

Protestocular, tasarının geri çekilmesinin yanı sıra eylemcilere yönelik polis şiddetinin soruşturulması için bağımsız bir komisyon kurulmasını, tutuklanan protestoculara af çıkarılmasını, protestoların "ayaklanma" olarak adlandırılmasına son verilmesini ve siyasi reformların yeniden başlatılmasını talep ediyor.

Protestolar, zaman zaman göstericiler ile polis ya da karşıt görüşlü göstericiler arasında çatışmalara sahne oluyor.

Belirsizlikler içindeki Hong Kong ekonomisi

Yukarıda yapılan siyasal sistem analizine tekrar geri dönersek, sistemin aslında siyasi ve ekonomik gücü merkezîleştirdiği görülebilir. Bu merkezîleşme, nispeten az sayıda aile ve şirketin, servetin ve politik gücün çoğunu kontrol etmesine sebep olmuştur. Servetin ve gücün eşit dağılmaması ise Hong Kong halkının kendi hükümetine karşı yüksek düzeyde yabancılaşmasına neden olmuştur. Ayrıca Hong Kong ekonomisi finans, gayrimenkul ve aracı ticaret üzerine kurulu bir büyüme modelini benimsemiştir. Gayrimenkul firmalarının anakarada da yatırımları bulunmakta, aracı ticarette ise anakara üreticilerinin ürünlerini dünya pazarlarına sunmaktadırlar. Finans sektöründe ise anakaranın dev firmaları, biriken sermayelerini Hong Kong borsalarında değerlendirmektedirler. Doğal olarak Hong Kong’da serveti elinde bulunduran azınlığın anakara ile yakın ilişkileri ve karşılıklı bağımlılıkları söz konusudur.

Bununla birlikte, Hong Kong’u küresel sermaye için çekici kılan nokta, anakara pazarına yakınlığı ve entegrasyonu ile birlikte korunmuş hukuk sisteminin getirdiği istikrarlı yapısıdır. Kısacası Hong Kong ekonomik anlamda anakarayla bütünleşmiştir. Çin’in dijital ekonomi modeline yaptığı yatırımlar, bununla birlikte Hong Kong’a sınır olan Shenzhen şehrinde açtığı serbest ticaret bölgesiyle uluslararası ticareti kolaylaştırması, Hong Kong’un aracı ticaret üzerine kurduğu sistemi de olumsuz etkilemekte. Fotoğrafa uzaktan bakıldığında, Hong Kong ekonomisinin şu anda “sismik” bir değişim geçirdiği görülebilir. Gayrimenkul fiyatlarındaki artış, ticari arabuluculuk rolünün azalmasıyla gelen işsizlik, mevcut iş olanaklarının kuzeydeki yüksek teknoloji endüstrileriyle yükselen Shenzhen ve Guangzhou gibi anakara şehirlerine kayması gibi sebepler, günümüzde Pekin’e ve mevcut Hong Kong hükümetine gençlerin gösterdikleri tepkileri ve protestoları açıklamakta kullanılabilecek gerçeklerdir.

Rakamlar da Hong Kong’daki ekonomik durumla ilgili yaptığımız incelemeyi onaylıyor. Hong Kong ekonomisi 2018 yılındaki yüzde 3 büyümeyle, hükümetin öngördüğü yüzde 3,2’lik büyüme oranının gerisinde kalmış durumda. Aynı şekilde, 2017’deki büyüme oranı yüzde 3,8 ve 2019 için yapılan tahminler yüzde 2 ila yüzde. Ayrıca 2019 yılında ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret savaşlarının etkisi Hong Kong açısından daha fazla hissedilir hale gelebilir. Hong Kong’un en büyük ticari ortaklarının, yüzde 50’lik oranla anakara ve yüzde 7’lik oranla ABD olduğu hesaba katıldığında, durumun ciddiyeti daha net görülmektedir. Özellikle Hong Kong’un ticaretini oluşturan lojistik ve depo hizmetleri sektörlerinde toplam işgücünün yüzde 12’sinin istihdam edildiği ve Hong Kong ekonomisine katkısının yüzde 18 oranında olduğu da düşünülürse, olası ekonomik durgunluğun Hong Kong ekonomisinde bırakacağı hasar yadsınamayacak derecelere ulaşabilir.

Çin’in Hong Kong politikası

AA’dan edinilen bilgilere göre, Çin’in (Hong Kong özelinde olmasa da) Hong Kong ve Macau’yu da içine alarak tüm İnci nehri deltası boyunca oluşturmayı planladığı Büyük Körfez Bölgesi (GBA) kalkınma planı ilgi çekici nitelikte. İlk olarak 2016 yılında 13. beş yıllık plan kapsamında ortaya çıkan bu plan, Hong Kong-Macau ve Çin’in Guangdong eyaletini yüksek teknoloji ve yenilikçilik merkezi haline getirerek ABD’nin Silikon Vadisi’ne rakip bir bölge oluşturmayı amaçlıyor. Bölgenin 70 milyon nüfusa, 1,6 trilyon dolarlık gayrisafi mili hasılaya ve Huawei, Tencent gibi teknoloji devlerine ev sahipliği yaptığı da düşünülürse, planın sağlam temellere oturduğu söylenebilir. Planda Hong Kong uluslararası finans, ticaret, ulaşım ve havacılık için bir merkez olarak öne çıkarken, komşusu Shenzhen ise bölgenin teknoloji ve inovasyon merkezi rolünü üstlenmiş olarak görünüyor.

Plan kapsamında geçtiğimiz yıl hizmete açılan 55 kilometrelik Hong Kong-Macau-Zhuhai köprüsü Hong Kong’u anakaraya batıdan bağlarken, kuzeyden de hızlı demiryolu hattı Guangzhou ve Shenzhen şehirlerine bağlandı. Aslında Ekim 2018’de açılan köprü Hong Kong açısından olumlu ekonomik etkisini ilk aylarında göstermişti. Hong Kong perakende pazarının yaklaşık yüzde 40’ını anakaradan gelen ziyaretçiler oluşturuyor. Köprünün açılışının ardından Hong Kong’a gelen Çinli ziyaretçi sayısında 2018’in son iki ayında yüzde 20’den fazla artış görüldü. Perakende satışlarına etkisi ise Ocak ayındaki verilere göre yüzde 7 oldu.

Tüm bu siyasi gelişmeler ve ekonomik veriler göz önüne alındığında Çin’in, söz verdiği 50 yıllık süreç içerisinde, yani 2047 tarihine kadar ya da daha önceki bir tarihte, küresel ekonomik düzendeki konumuna da saygı göstererek, Hong Kong’u anakaranın mevcut sistemine entegre etme çabası net olarak anlaşılabilir. Ancak 2003 yılından beri belirli aralıklarla devam eden, giderek yayılan ve artık şiddet olaylarını da içeriyor olmasından dolayı en üst seviyeye ulaşan protestolar, sebebi ister ekonomik durgunluk isterse de siyasi sistem açmazı olsun, Hong Kong halkının sahip olduğu kendine özgü kimliği ve yasal korumalarını kaybettiğini hissetmesinden kaynaklanan varoluşsal kaygıların bir yansıması niteliğindedir. Bu noktada Pekin hükümetinin ve Hong Kong yönetiminin Hong Kong gençliğini ikna edebilme kabiliyeti önem kazanmaktadır. Aynı şekilde protestocuların da, gösterilerin süresi uzadıkça Hong Kong’un küresel ekonomik güven merkezi olma özelliğine zarar verdiklerinin bilincinde olmaları gerekmektedir. Bloomberg’in yayınladığı verilere göre, protestoların başladığı Temmuz ayından itibaren bir buçuk aylık süreçte Hong Kong borsası yüzde 12 düşüş göstermiş, yabancı ziyaretçi sayısında yüzde 30 ila yüzde 50 arasında düşüş gözlenmiştir.

Dünya basınında en çok sorulan soru ise Çin’in bu sorunun çözümü için askeri müdahalede bulunup bulunmayacağıdır. Tüm uluslararası platformlarda barışçıl söylemlerde bulunan ve mevcut uluslararası sistemin devamlılığını savunup koruyuculuğunu üstlenmeye çalışan Çin açısından askeri müdahale seçeneği uzak görünüyor. Ayrıca Kuşak ve Yol Girişimi (KYG) ile çok geniş kapsamlı küresel bir atılım gerçekleştiren Çin açısından, olası bir askeri müdahale, KYG kapsamındaki ülkelerde soru işaretleri oluşturacağından, öncelikli tercih olarak kabul görmeyecektir. Özellikle son dönemlerde “neo-kolonyal politika” ve “borç tuzağı politikası” gibi yakıştırmalara maruz kalan KYG çeşitli sorunlara rağmen devam ederken, Hong Kong’a yapılacak olası bir askeri müdahale, Çin’in oluşturmaya çalıştığı barışçıl kolektif büyüme imajını da zedeleyici nitelikte olacaktır.

Görüldüğü gibi, Hong Kong’da yaşananlar tek bir sebeple açıklanamayacak kadar karmaşık siyasi, ekonomik ve uluslararası boyutları olan derin bir sorunun yansımalarıdır. 2019 senesi, başta ticaret savaşları ve Hong Kong sorunu, sonrasında iç dinamikler ve geçiş ekonomisinin de getirdiği ekonomik durgunluk gibi üst üste gelen problemlerle birlikte, Çin açısından büyük güç olma sınavı verilen bir sene oldu.