Mesaj açık: Korkuyla yönetim devri başladı

Uzun süredir dünya kamuoyunun yakından ilgilendiği Kong Kong'da yaşananlar tüm tarafları tedirgin ediyor. Hong Kong'un statüsünden ötürü tanınan ekonomik haklar, güvenlik durumu tehlikeye girmiş durumda. Pekin yönetiminin bölge üzerinde giderek etkin hale gelmesi ve özerk yapısını yok sayması, ABD başta olmak üzere pek çok ülkenden yatırımcının güven sorunu yaşmasına ve iş yapma olanağının yok olmasına sebep oldu. Peki Çin'in yaklaşımı ne gibi sorunlara neden oluyor? ABD'nin tutumu ne olacak?

Hong Kong halkı iki şey istiyor: nasıl yönetileceklerini seçmek ve hukukun üstünlüğüne tabi olmak. Çin Komünist Partisi her iki fikri de o kadar korkutucu buluyor ki, birçoğu geçen yıl Hong Kong'daki büyük protestoları ezmek için asker göndermesini bekliyordu. Bu yapmak yerine, zamanını uzattı. Şimdi, Covid-19'un dikkatini dağıtan ve sosyal mesafe nedeniyle kitlesel protestoların zorlaştığı dünya, kimin patron olduğunu göstermek için daha sessiz bir yol seçti. Bu, sadece Hong Kong'un değil, aynı zamanda Güney Çin Denizi ve Tayvan'ın da ötesinde dünyayı daha geniş bir şekilde tehdit ediyor.

21 Mayıs’ta ise ÇKP (Çin Komünist Partisi), partiye tehdit oluşturduğunu düşündüğü Hong Kongluların partinin gazabına uğrayacağını ilan etti. Pekin’de yazılan yeni güvenlik yasası, Uygurlar ve Tibetliler de dahil olmak üzere muhalifleri kilitlemek için Çin’in başka yerlerinde kullanılan, hala tanımlanmamış yıkım ve ayrılma tasarısını hazırlamada söz sahibi olmayacak. Mesaj açık. Korkuyla yönetim devrimi başladı.

Bu, "bir ülke, iki sistem" ilkesinin şimdiye kadarki en açık ihlali. İngiliz kolonisi olan Hong Kong 1997'de Çin'e geri verildiğinde Pekin, Hong Kong'un tarafsız mahkemeler ve ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere "yüksek derecede özerkliğe" sahip olacağını kabul etti. Fakat son yaşanan gelişmeler Hong Kongluları çileden çıkardı.

YATIRIMCILARIN HONG KONG’A OLAN GÜVENİ AZALDI

Yatırımcılar statüde yaşanan söz konusu güven eksikliğiyle bölge ekonomisine dair olan güvenlerini tamamen yitirdi. Bölge borsası 22 Mayıs’ta yüzde 5,6 oranında düşerek son beş yılın en büyük düşünü yaşadı. Hong Kong sadece Çin anakarasının yanında yer aldığı için değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne sahip olduğu için de küresel bir ticari merkez. Bugüne kadar bölgede yaşanan iş uyuşmazlıkları, önceden bilinen kurallara göre tarafsız bir şekilde çözülüyordu. Fakat yaşanan gelişmeler bölgenin küresel firmaların faaliyet göstermesi için daha az cazip bir yer olacağını gösteriyor.

PEKİN’İN HONG KONG DIŞINDA PEK ÇOK ÜLKEYLE ANLAŞMAZLIK YAŞIYOR

Çin'in bu hamlesi Hong Kong'un çok ötesinde de sonuçlar doğurdu. “Bir ülke, iki sistem” modelinin, Tayvan’ın kontrolünde olan fakat Çin’in üzerinde hak iddia ettiği bir ada için örnek olacağı düşünülüyordu. Amaç, ana karayla birleşmenin bölgenin özgürlüğüne sorun teşkil etmeyeceğini göstermekti. Fakat Çin’in Hong Kong’a yaklaşımı, sorunsuz bir birleşme umudunu tamamen tüketmiş durumda.

Çin, Hong Kong sorununun dışında pek çok ülkeyle de anlaşmazlık yaşıyor. İhtilaflı bölge olan Güney Çin Denizi’nde yasa dışı olarak inşa edilen askeri adalar, hak iddia eden ülkeler ile Pekin’in arasını açmış durumda. Öte yandan bu hafta binlerce Çinli asker 60 yıldan uzun süredir ihtilaflı olan Çin-Hindistan sınırına gönderilmiş durumda. Zaman zaman küçük çaplı kargaşalar yaşanırken, iki tarafın birbirlerine olan güveni en alt seviyelere inmiş durumda. Ayrıca ABD ve Çin ilişkisi de son yılların en kötü seviyelerinde. İlişkilerin giderek kronikleşen krizler halini alması, ticaret, teknoloji ve bilim gibi pek çok alanı etkisi altına almış durumda.

HONG KONG’UN ÇİN EKONOMİSİNİN ÖNEMİ

Çin Komünist Partisi, Hong Kong’da demokratların iktidara gelebileceği bir ‘renkli devrimi’ durdurmak istiyor. Fakat bu durum Hong Kong’un ekonomik özgürlüklerini aşındıran bir durum ve bunun başlıca sebebi Pekin yönetiminin bölgeye yönelik politikaları. Pekin’in politikalarına rağmen bölge Çin şirketlerinin uluslararası sermayeyi yükseltmeleri için hala önemli bir yer, özellikle de son dönemde patlak veren ABD-Çin ticaret savaşı göz önüne alındığında. Hong Kong’un Çin ekonomisine olan katkısı 1997’den beri düşerek yüzde 3 seviyelerine gelmesine rağmen, önemi hala ortada. Zira çokuluslu şirketler ve bankalar Hong Kong’u bir üs olarak kullanıp, Çin ekonomisine olan yakınlıklarını koruyorlar.

ÇİN KAYNAKLI GÜVEN SORUNU

Dünyanın geri kalanı Çin'in zorbalığına karşı durmalı. Çin-Hindistan sınırında, liderlerinin 2018'de söz verdiği gibi iki taraf yanlış hesaplamaları önlemek için daha fazla diyalog halinde olunmalı. Pekin yönetimi, Güney Çin Denizi'nde kullandığı taktikleri denerse, tartışmalı zeminde yapılar inşa ederse ve diğer ülkelerin unsurlarını geri püskürtmeye cüret ederse, tüm komşuları güven sorunu yaşayacağını fark etmelidir.

CAYDIRICI UNSUR ABD

Öte yandan bölgesel sorunlarla anılan Çin yönetimi, Tayvan krizinde güçlü bir caydırıcı ile karşı karşıya. Amerika, Çin’e karşı Tayvan’ın yardımını gidebilir. Çin’in ABD’nin Tayvan’a yardım etme ihtimalini test etmede kararlığı risk altında. ABD, Çin’in test etme girişiminin olumsuz sonuçları olacağını belirtmesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin müttefikleri bunu yüksek sesle dillendirmelidir.

Hong Kong’un seçenekleri daha kötü. Hong Kong Politika Yasası, Amerika'nın her yıl bölgenin ticarette olması gerektiğini ve diğer konuların Çin'den ayrı olarak ele alınmasını onaylamasını gerektirir. Bu hafta açıklamalarda bulunan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Hong Kong’un özerkliğinin kalmadığını açıkladı. Bu, Amerika'nın anakaradan gelenlere yaptığı gibi, bölgenin ihracatına gümrük vergisi uygulama olanağı sağlıyor. Bu güç bir silah olurken, yanlış hesaplamalarla için çıkılmaz bir hal alabilir. Zira potansiyel Hong Kongluların zarar görmesi, küresel şirketlerin ve bankaların bölge dışına itilmesine neden olabilir. Dolayısıyla yasanın da önerdiği gibi Hong Kong'da insan haklarını kötüye kullanan yetkililere yaptırım uygulamak daha iyi olur.