Hong Kong sokakları neden savaş alanına döndü?

Hong Kong'da, şüpheli veya zanlıların Çin'e iade edilmesini kolaylaştırmayı öngören yasa tasarısına karşı çıkan halk, aylardır sokaklarda. On binleri ayaklandırarak Hong Kong sokaklarını savaş alanına çeviren bu yasa tasarısı neydi, tek ülke iki ayrı sistemle yönetilebilir mi?

Hong Kong sokakları neden savaş alanına döndü?

Fethiye Mutaf Narin - INTELL4

Hong Kong’da yaşanan gerginliği anlayabilmek için ilk olarak Hong Kong’un tarihi ve idari yapısını anlayabilmek gerekli. Eskiden önemsiz bir balıkçı kasabası olan bu adanın bağımsızlığı 1839 yılında Çin’e devredilmiş ve 1997 tarihine kadar  İngiltere’nin elinde kalmıştır. Ada, belirtilen bu süreç içerisinde, İngiliz Koloniyel İdaresi altında merkezden atanan bir Vali aracılığıyla yönetilmiştir.

1898’de İngiltere ve Çin arasında imzalanan anlaşma gereği ana karada yer alan bazı topraklar ve bir kısım adalar, 1997 yılında sona eren bir kira sözleşmesi ile 99 yıllığına İngiltere’ye kiralanmıştı. Gerek askeri mücadeleyle ve gerekse barışçı yollardan elde edilen bütün toprakların 1997’de Çin’e devredilmesinin gerekçesini bu anlaşma oluşturmaktadır. Anlaşmanın ana fikri, 1997 yılının 1 Temmuz tarihinde Hong Kong’un egemenliğinin Çin’e devri ile ülkenin en az 50 yıllık süreç boyunca “Tek Ülke İki Ayrı İdari Sistem” esası çerçevesinde kendi yönetsel bağımsızlığını ve yapısını korumak ve yalnızca dışişleri ve savunma konularında doğrudan Çin’e bağlı olmak suretiyle ayrı bir Özel İdari Bölge şeklinde yönetilmesiydi.

Hong Kong’un Çin’e iadesi kapsamında 1984 yılında İngiltere ve Çin tarafından yayınlanan ortak bildirimde Çin, Hong Kong halkının ‘’Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’’nde yer alan haklardan yararlanacağına dair bir söz vermişti. Söz konusu sözleşme zamanla Hong Kong yönetmeliği haline dönüştü. Bunlara ek olarak Çin ve Hong Kong, bölgedeki halkın haklarının korunması için, kısmen Hong Kong’da hukuk devletinin uygulanacağına ve bağımsız bir yargının bulunacağına dair de bir anlaşmaya vardı.

Bu anlaşmalar neticesinde Hong Kong’da sivil ve siyasi haklar bakımından liberal bir düzen bulunuyor. Bugün yaşanan olaylara da bakıldığında, Hong Kong halkının bu haklara oldukça büyük değer atfettiği görülüyor.

Hong Kong’da yönetim

Hong Kong’un yönetim sistemine göz attığımızda ise, bu sistemin sivil ve siyasi hakların uygulanışına göre oldukça karmaşık olduğunu ifade edebiliriz. Hong Kong’un Çin’e iadesinin sağlanmasının ardından, Hong Kong Yasama Konseyi üyelerinin neredeyse yarısı halk tarafından seçilen üyelerden oluşuyor. Geri kalan bölüm ise “işlevsel seçim bölgeleri” adı altında seçilen ekonomi ve profesyonel iş yaşamı temsilcilerinden oluşmakta.

Bu bağlamda mevcut siyasi seçimlerde, üst düzey pozisyonların belirlenmesi konusunda kontrolün Çin hükümetinin elinde olduğu ve muhalif sayılabilecek fikirleri önceden engelleyebileceği bir sistem tasarlandığı söylenebilir. Bu da demek oluyor ki, Hong Kong tam anlamıyla ne Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı bir şehir ne de tamamen bağımsız bir ülke durumunda. Hong Kong, tam anlamıyla Çin’e bağlı özel idari bölge konumunda. 

Olayların bugüne gelişi

Hong Kong’daki bu siyasi sistem tüm belirsizliklerlerine rağmen işlevselliğini koruyordu ancak Pekin hükümetinin Hong Kong Yasama Konseyi seçim prosedürlerini iyileştirme kararı alması Hong Kong halkının olumsuz tepkisiyle karşılaştı. Bugün yaşanan olayların da fitilinin yakıldığı ilk karışıklıklar, bu önerinin ardından, Hong Kong’daki Pekin karşıtı demokratların, seçim komitesinin üyelerinin Pekin müttefiki olduklarını ve bütün olarak Hong Kong halkını temsil etmediklerini iddia etmeleriyle başladı.

Bunun üzerine, 2014 yılında arka arkaya “Central’ı İşgal Et” ve “Şemsiye Hareketi” protestoları düzenlendi. Göstericiler ve yetkililer arasında yaşanan sağduyulu iletişim sayesinde, bu iki gösteride de küçük olaylar dışında şiddet olayları yaşanmadı ve gösteriler temelde yasal ve barışçıl bir şekilde sonlandırıldı. Hong Kong, 2014'te Şemsiye Devrimi olarak adlandırılan sokak olaylarının ardından en büyük protesto gösterileriyle son dönemde yeniden gündeme geldi.

Pekin yönetimi, Hong Kong'daki şüpheli veya zanlıların Çin'e iade edilmesini kolaylaştırmayı öngören bir yasa tasarısı çıkartacağını duyurdu. Çin’in hukuk sistemine güvenmeyen ve bu tasarı yasalaşırsa muhaliflerin hedef alınacağını belirten protestocular sayıları milyonları bulan katılımlarla gösteriler düzenlediler.

Çinli yetkililer Hong Kong halkına tanınan ayrıcalıkların onların doğal hakkı olmadığı, bu durumun iktidarın onlara tanıdığı imtiyazlardan kaynaklandığı konusunda yeni bir tartışma başlattı. Söz konusu durum Hong Kong vatandaşlarının Çin’e karşı güvenini kaybettirdi.

Çin’in 2017 seçimlerinde kendi belirlediği isimlerin aday olacağını duyurmasıyla da Hong Konglular serbest ve demokratik seçim sözünün de yerine getirilmeyeceğini anladı. Tüm bu süreçleri bir arada değerlendiren on binler protestolara devam etti.  Pekin yönetimi geçtiğimiz günlerde yasa tasarısını geri çektiğini açıkladı ancak Çin’in geri adım atmasına karşın protestocular sokakları terk etmedi.

Protestocular, "demokratik reform" talepleriyle eylemlerine devam edeceklerini duyurdu. Protestocular tasarının geri çekilmesinin yanı sıra, eylemcilere yönelik polis şiddetinin soruşturulması için bağımsız bir komite kurulması, tutuklanan protestoculara af çıkarılması, protestoların ayaklanma olarak adlandırılmasına son verilmesi ve siyasi reformların yeniden başlatılmasını talep ediyor.

 Sonuç olarak şu ana kadar binlerce kişinin gözaltına alındığı protestolar, Hong Kong'un son 10 yılda ilk defa ekonomik durgunluk yaşamasına yol açtı. Mevcut uluslararası sistemin devamlılığını savunup koruyuculuğunu üstlenmeye çalışan Çin açısından Hong Kong'taki protestoları sona erdirmek oldukça zor görünüyor.

Neler bağımsızdır?

Hong Kong ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında varılan sözleşmeye göre; Hong Kong ve Çin arasındaki sınır varlığını korumaktadır. Çinli vatandaşların Hong Kong’a girebilmeleri için vize almaları gerekmektedir. Hong Kong Doları resmi para birimidir. Çin’in resmi para birimi olan Renminbi, Hong Kong’da az sayıdaki birkaç mağaza haricinde kabul edilmemektedir. Hong Kong doları da Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde kanuni para birimi olarak kabul edilmemektedir.

Tüm bu farklılıkların yanı sıra, Hong Kong tamamen ayrı bir hukuk sistemine sahiptir. Hong Kong kendi bağımsız yasama, yürütme ve yargı yetkisini sürdürmektedir. Örneğin; Çin Halk Cumhuriyeti’nden gelen herhangi bir tutuklama veya suçluların iadesi talebi iç hukuka göre değil uluslararası hukuka göre yürütülecektir. Öte yandan Çin ile Hong Kong’un resmi dilleri de aynı değildir.

Fethiye Mutaf Narin - INTELL4