Hong Kong, Çin ve dünya arasında bir köprü olabilir mi?

Uzun süredir dünya kamuoyunu ilgilendiren Hong Kong, Çin’in ‘bir ulus, iki sistem’ statüsü yok eden girişimiyle farklı bir boyuta taşındı. Hong Kong’un özerk statüsü yok olmaya başlarken, Çin piyasasını küresel ekonomiye bağlayan pozisyonunun geleceği sorgulanmaya başlandı. Zira baskıcı Pekin yönetiminin tutumları, yabancı yatırımcıların güvenini sarsmış durumda. Peki her şeye rağmen Hong Kong, Çin ve dünya arasında bir köprü olabilir mi?

Çin ve Amerika, finansal sistemleri çözme mücadelesine başladı. Beyaz Saray’ın Wall Street’in kapılarını Çinli firmalara kapatma sinyalini vermesinin ardından, Hong Kong’a akış başladı. Son olarak Hong Kong’a kayan şirket ise Çinli oyun devi NetEase oldu. Wall Street’ten Hong Kong’a akış, bölgeyi dünyanın en büyük 3’üncü büyük finans merkezi yaparken, jeopolitik olarak da bir parlama noktası haline getirdi. Hong Kong’un küresel sermaye piyasaları ve Çin’in kapalı finansal sistemi arasındaki kanal olarak benzersiz pozisyonu, her iki tarafın da dikkatli bir şekilde hareket etmesi gerektiğini gün yüzüne çıkardı.

28 Mayıs’ta Pekin yönetimi, Hong Kong’un “bir ülke, iki sistem” formülasyonunu baltalayacak, yeni bir ulusal güvenlik yasasını çıkaracağını duyurdu. Pekin’in hamlesinin ardından, Beyaz Saray, özerk olarak gördüğü Hong Kong’a tanınan yasal ayrıcalıkların kaldırılabileceğini söyledi. İngiltere ise, 3 milyon Hong Konglunun krallığa gelerek çalışıp, vatandaşlık kazanabileceklerini söyledi.  

Hong Kong’un dünyadaki yeri, hukukun üstünlüğüne, güvenilir itibarına ve Batı finans piyasalarına kesintisiz erişimine bağlıdır. Şangay ve Shanzhen gibi diğer Çin şehirleri de büyük borsalara sahip olmasına rağmen adil mahkeme, bağımsız bir merkez bankası, serbest sermaye dolaşımı ve uluslararası piyasalara açık olmaması cazibelerinin yok olmasına neden oluyor. Diğer bölgelerin söz konusu durumu Hong Kong’da 10 trilyon dolara yakın bir rezervin tutulmasını sağlıyor. Ayrıca Hong Kong’un özel statüsü Çin’li firmalara serbest piyasada işlem yapma şansı tanıyor.

Yakın zamana kadar, geleneksel bilgelik Hong Kong’un konumunu 20-30 yıl boyunca güvence altında olacak şekilde düzenledi, çünkü Çin pazarlarının Batı standartlarına yükseltilmesi ya da Yuan’ın dünya piyasalarında baskın para birimi olacak kadar güçlenmesi uzun sürecekti. Fakat ticaret savaşları, sokak protestoları ve Çin’in inen demir yumruğu, Hong Kong’un dayanıklılığı hakkında soru işaretlerinin yükselmesine neden oldu. Pekin’in bölgeye yönelik politikaları Hong Kong’un özerk olduğu düşüncesini aşındırıyor.

Hong Kong’un özerk statüsünü her geçen gün ezen Pekin’e karşı, ABD’nin, Hong Konglu yetkililere, firmalara veya bankalara kısıtlamalar getirerek dolar kullanılmasını engellemenin dışında bir yolu daha var. Amerika’nın Hong Kong’da bağlanmış olan paranın küresel finansal sistemdeki parayla tamamen telafi edilip edilemeyeceğini sorgulayabilir. Küresel piyasalarda endişelerin yükselmesine neden olacak bu durum yayılırsa, Hong Kong’da yaşanacak istikrarsızlık, Çin piyasalarında bir şok ve istikrarsızlığa neden olabilir.     

Bununla birlikte, Çin için ihtiyatlı politika, anakaradaki mali yeteneklerin gelişimini hızlandırmak ve böylece potansiyel Amerikan cezalarına daha az maruz kalmaktır. Bu da anakaranın daha fazla küresel bankalardan ve yatırımcılardan daha fazla yatırım çekmesi anlamına geliyor. Pekin, geçen yıl Wall Street firmaları için lisans kurallarını hafifletti, ancak birçoğu uzun süredir süren buzul müzakerelerinden ve Çinli yetkililer tarafından geri izlemeden sonra her şeyin gerçekten değişeceğine şüpheyle yaklaşıyor. Fakat Çin’in bu yaklaşımı Yuan’ın küresel gücünü artırma ve dolara bağımlılığı azaltma noktasında iyi girişimdi. Pekin hükümeti her ne kadar bunu hedeflemiş olsa da başarısız oldu. Dolayısıyla Çin’in bir sonraki çabası daha da sofistike olacaktır. Dijital ödeme sistemlerine geçiş gibi.

Yine de Çin’in doların etkisini kırmak için dijital para birimlerine geçmesi ya da Merkez Bankası’nın dijital para birimi planını desteklemesi zor olacak ve uzun zaman alacaktır. Bu da Çin için Hong Kong’un hali hazırda önemli olduğu anlamına geliyor.

Asya piyasalarında operasyonlar gerçekleştiren bir yatırım fonunuz varsa veya çok uluslu bir şirket ya da banka işletiyorsanız, Hong Kong'un finansal sağlığını anlamak için üç parametreye bakmalısınız. Birinci parametre, Çin'in yeni güvenlik yasasını nasıl uyguladığıdır. Örneğin, bağımsız yargıçlar veya Pekin'e yakın yargıçlar tarafından mı uygulanacağı. İkincisi, Amerika'nın Hong Kong'daki dolar ödeme sistemini hedefleyip hedeflemediği. Son parametre ise Pekin yönetiminin sadece protestoları mı bastırmak istediği yoksa arka planda tüm kurumları ele geçirmeye mi çalıştığıdır.