Hindistan’ın susuzluk mücadelesi

Son yıllarda yeteri kadar yağış alamadığı için hem içme suyu hem de sulama suyu bulmakta güçlük yaşayan Hindistan, sıcak hava dalgalarıyla birlikte felaketin eşiğine geldi.

Hindistan’ın susuzluk mücadelesi

Son yıllarda yeteri kadar yağış alamadığı için susuzluk çeken Hindistan, tarihinin en kurak yılıyla mücadelesini sürdürüyor. Ülkenin Maharaştra eyaletinin başkenti olan Mumbai'ye yaklaşık 400 kilometre mesafedeki bölgelerde çok sayıda köy terk edilmiş vaziyette. Muson yağışları dönemine girilmesine rağmen çoğu bölgede yağışların görülmemesi sebebiyle ciddi bir susuzluk tehdidi baş göstermiş durumda. Ülkenin Beed kenti içme suyunun tamamen tükendiği bölgelerden biri. Bölgedeki insanlar çamaşırlarını, bulaşıklarını yıkayamadıkları ve tuvaletlerinin sifonunu çekemediği belirtiliyor. Halkın kirli su tüketmeye başlaması nedeniyle hastaneler ishal vakalarıyla baş etmekte oldukça zorlanıyor.

Benzer şekilde Hindistan'ın dördüncü en büyük kenti olan Chennai'da da durum çok farklı değil. Geride bıraktığımız günlerde, kentteki su rezervlerinin sonuna gelinmesi sebebiyle milyonca insanın susuz kaldığı bildirildi. Öte yandan ülke artan sıcak hava dalgaları da ölümlere yol açmaya başladı. Normal şartlarda Hindistan’a Haziran ve Temmuz aylarında muson yağmurlarının yaklaşık yüzde 17’si düşüyordu ancak bu yıl Haziran ayında yağması beklenen yağmur, normalin çok altındaydı. Henüz içinde bulunduğumuz Temmuz ayında da durumun farksız olduğunu görüyoruz.

Hint yetkililer barajlardaki su miktarının bu yıl yüzde 50’nin altına indiğini söylüyor. Aralık ayından bu yana devam eden kuraklığın etkilerinin 1972'de 25 milyon kişiyi etkileyen kıtlıktan daha ağır olduğu da belirtiliyor. Ülkedeki bazı bölgeler muson yağmurları ile rahatladı ancak bazı bölgelerde ise yalnızca kısa süreli yağmurlar görüldü. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek yağışlarla da belki Haziran ayının eksiği kapatılabilir ancak bu ayda yağmur göremeyen çiftçiler ürünleri için endişelenmeye başlamış durumda. Geciken yağmurlar su depolarının kapasitesinin de azalmasına sebep oluyor.

Ülkede yaşayan zengin kesimlerin, tonu yaklaşık beş dolara tankerle su getirdiği ancak kurumuş barajlar ve göllerin dibinden çekilen çamurlu ve tuzlu suları tüketenlerin çoğunun hastaneye kaldırıldığı belirtiliyor. Haziran ayında 90 kadar su deposundaki doluluk oranı yüzde 20’nin altına düştü. Tüm bunların yanı sıra dünya nüfusunun yüzde 17’sine ev sahipliği yapan Hindistan, dünyanın temiz su kaynaklarının sadece yüzde 4’ünü elinde bulunduruyor. Bu oran Hindistan gibi bir ülke için oldukça düşük bir oran. Ülkede yaşanmakta olan bu kuraklık, gittikçe artan nüfus sebebiyle gelecekte çok daha büyük felaketlere yol açabilir. Aslında sorunun asıl sebebi bu ülkelerin nüfusu değil. ABD ve Avrupa ülkelerinin karbon salınımları ile karşılaştırıldığında Hindistan’ın karbon salınımı çok düşük kalıyor. Yani gelişmiş ülkelerin daha fazla gelişmek ve rahat etmek için kullandığı fosil yakıtlar, yine dünyanın daha az gelişmiş bölgelerini etkiliyor.

Hindistan’da geride bıraktığımız Mart ayından bu güne dek yetmiş sıcak hava dalgası yaşandı. 22 eyaleti etkisi altına alan sıcak hava dalgaları neticesinde sadece Bihar eyaletinde 200 kişinin öldüğü bildirildi. Ülkede 2010 ve 2016 yılları arasında toplam 178 sıcak hava dalgası tespit edilmişti ancak 2017 yılında toplam 524 sıcak hava dalgası kaydedildi. Bu sayı geçtiğimiz yıl 484’e gerilese de sıcak hava dalgalarındaki genel artış devam ediyor. Bu da ölümlerin artmasına sebep oluyor.

Hint yetkilileri, ülkenin bazı eyaletlerde sıcak oranının mevsim normallerinin ortalama 5 derece üzerinde seyrettiğini belirtiyor. Ülkede yaşanan susuzluk mücadelesiyle ilgili hazırlanan bir raporda yüksek sıcaklık ve nemin insanlarda hastalıklara ve ölümlere sebep olabileceğini belirtiyor. İnsan vücudunun +-1 santigrat derecelik bir aralıkta sağlıklı kalabildiğini ifade eden araştırma, özellikle Güneydoğu Asya’daki kalabalık ülkelerin önümüzdeki dönemde ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor.