Pekin’in politikaları Hindistan’ı ABD’ye yaklaştırıyor

Sınır sorunları, Pakistan ile ilişkiler ve Pekin’in agresif politikaları, Yeni Delhi’nin ABD ve Çin arasında patlak veren yeni soğuk savaşta taraf tutmasına neden oluyor. Son dönemde tekrardan patlak veren sınır çatışmaları ve Çin’in Hindistan’a karşı Pakistan’ı desteklemesi Yeni Delhi’nin Batı eksenine kaymasına neden oldu. ABD ve Çin arasında ki ‘yeni soğuk savaş’ derinleşirse, Hindistan’ın Amerika’nın yanında yer alacağına kesine gözle bakılabilir.

Çinli askerler iki ülkenin tartışmalı sınırı boyunca Ladakh'daki Pangong Gölü çevresinde Hintli askerleri püskürttükçe, bir şey daha da açıklık kazandı. Hindistan ve Çin daha önce bölgede karşı karşıya kalırken, yapılacaklar biliniyordu. Fakat artık kimse bundan sonra ne olacağını bilmiyor. Hindistan’ın Çin'le olan dostluğu, bir zamanlar kendi ulusal anayasasına sosyalist ilkeler koyan ve Soğuk Savaş'ın tarafsızlığıyla övünen bir ülke için doğal görünüyordu. Hindistan'ın ilk başbakanı Jawaharlal Nehru yönetiminin Çin de dahil olmak üzere yeni kurulan diğer sosyalist ülkelerle ilişkilerini genişletmekle ilgilenmesi şaşırtıcı değildi. Ancak ideolojik ilişkiden daha güçlü faktörler ilişkiyi rotasından çıkararak gözden kaçan bir savaşa ve bugünün gerilimine yol açtı.

“HİNDİSTAN VE ÇİN KARDEŞTİR”

İlk başlarda ilişkinin tamamı yoldaşlıktan ibaretti. Hint-Çin ilişkileri ilk günlerinde Panchsheel Anlaşması’nda belirtilen beş ilkeye dayanıyordu: Toprak bütünlüğüne saygı, karşılıklı egemenliğe saygı, karşılıklı saldırmazlık, eşitlik ve karşılıklı yarar, iç işlerine karışmama ve barış içinde bir arada yaşama. Bu ilkeler ve sosyalist ekonomiye olan ortak inanç, güçlü bir ilişkiye yol açtı. Zamanla Yeni Delhi ve Pekin arasındaki ilişkiler derinleşti ve bir sloganda vücut buldu; “Hindistan ve Çin kardeştir” (Hindi Chini bhai-bhai).

Mao Zedong ve Jawaharlal Nehru

 

1954'te Jawaharlal Nehru, Pekin'de Mao Zedong ile tanıştı ve iki lider batı emperyalizmine karşı güçlü kalma ihtiyacı başta olmak üzere pek çok konuda anlaştı. Nehru, Başkan Harry Truman, Dwight D. Eisenhower ve John F. Kennedy tarafından ağırlansa da Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik pek sevgisi yoktu. Nehru, Rusya’dan ötürü ABD’ye sıcak bakmazken, Mao kendisini Çin devrimcilerinin anti-emperyalist geleneğini sürdürürken buldu.

“HİNDİSTAN VE ÇİN KARDEŞTİR” MOTTOSU ÖLDÜ

Hindistan ve Çin, kısmen belirsiz sömürge sınırlarının mirası sayesinde iki ülke arasındaki sınırda anlaşamadılar. Ardagh-Johnson Hattı, Hindistan'da Aksai Chin'i Jammu ve Keşmir'in de içinde yer aldığı İngiliz Hindistan'ı tarafından çizilen bir sınırdı. Çin bu sınırı hiçbir zaman kabul etmedi ve bunun yerine daha fazla toprak veren Macartney-MacDonald Hattı'nı savundu. Nisan 1960'ta Hindistan'da Nehru ve Çin Başbakanı Zhou Enlai arasında sınır sorunlarını ele almak için görüşmeler yapıldı ama çözüm bulunamadı. İki ülke arasında stratejik bir engeli korumak isteyen Hindistan, Tibet'teki direniş hareketlerini finanse etmeye devam ederken, kaçan Budist lider Dalai Lama'ya ev sahipliği yaptı.

İki ülke arasında sınır gerginlikleri artarken, Hindistan ve Çin bölgeye asker göndermeye devam etti ve 1962’de savaş patlak verdi. İyi ilişkiler kuran ve ilişkilerin kardeşlik seviyesine ulaştığı dile getirilirken, kardeşlik fikri iki ülke savaşa girdiğinde deniz seviyesinden 14 bin fit yükseklikte öldü. Hindistan askerleri bozguna uğrarken, Çin, ihlal ettiği Hindistan sınırlarından kendi şartlarıyla çekildi.

PEKİN’İN PAKİSTAN POLİTİKASI HİNDİSTANI DAHA DA UZAKLAŞTIRIYOR

Pekin’in Pakistan politikası, Hindistan ve Çin’in birbirinden daha fazla uzaklaşmasına neden oluyor. Başlangıçta ABD Pakistan için önemli bir ittifak oldu ve bunun bir sonucu olarak, Pakistan ve Çin iki ayrı kutup oldu. Fakat çok geçmeden bu durum değişti. Hem Çin’in hem de Pakistan’ın Hindistan ile sınır sorunları olması, iki ülkeyi aynı tarafa çekmeye yetti.

İki ülkenin yakınlaşmasındaki en öneli olay ise 1971 yılında Bangladeş bağımsızlık savaşı oldu. Çin bu savaşta Pakistan’ı hem askeri yardımlarla hem de milyarlarca dolarlık kredilerle destekledi. Pakistan, 1971 yılında Savaşı Hindistan’a kaptırsa da Pekin ve İslamabad arasındaki ilişkilerin temelleri atıldı. Çin, Bangladeş’in Birleşmiş Milletlere girişimini veto ederken, Pakistan, Tiananmen Meydanı olaylarında, Tayvan ve Tibet konularında Çin’in tarafını tuttu.

Diğer taraftan Çin’in 2013 yılında duyurduğu “bir kuşa, bir yol” projesinin bir diğer ortağı da Pakistan. Dünya nüfusunun yüzde 70’ini ülkelerin ise yüzde 40’ını ilgilendirin altyapı projesi kapsamında Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru inşa ediliyor. Çin fonlarıyla proje kapsamında inşa edilen Gwadar Limanı ve diğer ekonomik girişimler iki ülkenin ilişkilerde derinleşmesine olanak sağladı.

Pekin’in Pakistan ile ilişkileri Hindistan’ı daha fazla Batı’ya yaklaştırırken, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkan’ı Xi 2014'te Hindistan'ı ziyaret ettiğinde Modi, Tibetli sürgünlerin Delhi’de protesto etmesine izin verdi. Çin buna Pakistan ile ilişkileri daha da güçlendirerek yanıt verdi. Pekin ve İslamabad hem çekirgelere hem de Korona virüs salgınına karşı çalışmalara katıldılar.

PEKİN POLİTİKALARI HİNDİSTAN-ABD İLİŞKİLERİNİ GÜÇLENDİRDİ

Pekin yönetiminin Pakistan yaklaşımı ve agresif sınır politikaları Hindistan ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine yardımcı oldu. 1990’lardan bu yanan politik olarak Batı’ya daha fazla yanaşan Hindistan, öte yandan ekonomik reformlarla, yabancı yatırımcıları ve üreticileri ülkeye çekmeye çalıştı.

 

Hindistan'ın serbest piyasaları seçmesi bir ulus için deniz değişimi demekti, ülkenin başarısız ekonomi politikalarını geride bırakmaya hazır olduğunu gösterdi ve kısa bir süre sonra Batı/Amerika ekonomik alanına doğru bir kayma yaşandı. Kayma ile birlikte Hindistan yüksek büyüme oranlarını da görmeye başladı ve Çin’e karşı uygun bir rakip oldu. Bu, Hindistan'ın Çin düşmanları olan Vietnam ve Japonya gibi Amerikalı müttefiklerle ilişkilerini sıkılaştırmasıyla birlikte yaşandı.

Ekonominin dışında Batılı ülkeler, Asya’da güç dengesini sağlamak adına Hindistan’a olan askeri desteklerini artırdı. Dönemin Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, 2000'li yılların başında ABD Başkanı George W. Bush ile sivil bir nükleer anlaşma imzaladı ve Barack Obama Yeni Delhi ile yakın ilişkiler sürdürdü. Çin, Pakistan’a desteğini sürdürürken, ABD ve Hindistan arasındaki savunma bağları daha da büyüdü. 2019'da ise Amerikan-Hint ilişkilerinin tarihindeki ilk kara, deniz ve hava tatbikatı gerçekleştirildi.