Hindistan: Bölünmüş bir toplumun yeniden inşası mümkün mü?

Uzun yıllar önce dünyanın en büyük liberal demokrasisi olarak görülen Hindistan, tamamen bölünerek siyasi kurumlara güvenin sıfıra indiği bir ülke haline geldi. Peki, böylesine bölünmüş bir toplumun yeniden inşası mümkün olabilir mi? Yükselen Hindu milliyetçiliği Müslümanları nasıl hedef alıyor?

Fethiye Mutaf Narin/INTELL4

Çin'in ardından dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan ( 1,353 milyar), bir zamanların en büyük liberal demokrasisi olarak anılıyordu. Bugün ise tarihinin en önemli sınavlarından birini veriyor. Bir yandan salgın sonrası ekonomik toparlanma endişesi, diğer yandan sahip olunan demokratik kapasitenin her geçen gün biraz daha aşılıyor olması, ülkenin en büyük problemi haline geldi.

Geçtiğimiz günlerde hükümetin yeni tarım yasalarını protesto etmek isteyen çiftçiler tarihi Kızıl Kale’ye traktörlü saldırı gerçekleştirdi. Bu durum, hem büyük bir kaos ortamının ortaya çıkmasına neden oldu hem de ülkedeki azalan siyasal güvenin hangi seviyelere indiğini gözler önüne serdi.

Bu gibi şiddet olaylarının son yıllarda artması ve azınlıkların dışlanması, toplumun daha da bölünmesine neden oldu. Bu süreçte Hindistan, Demokrasi Endeksi Raporu’nda 41’inci sıradan 51’inci sıraya geriledi. Ayrıca her yıl hazırlanan Güney Asya’da Azınlıkların Durumu 2020 Raporu’nda da artık Müslümanlar için tehlikeli ve şiddet içeren bir ülke olarak tanımlandı.

HİNDİSTAN NASIL BU HALE GELDİ?

Peki, bir dönemin en büyük liberal demokrasisi olan ülke nasıl oldu da bu duruma geldi?Siyasal analistlere göre, tüm bu yaşananların en büyük sorumlusu Hindutva olarak popülerleşen Hindu milliyetçiliği.

Hindu milliyetçiliği, modern Hindistan’ın şekillenmesinde büyük rol oynayan en önemli stratejik düşüncelerden biri. Bu düşünce yapısı, toplumların bütün farklılıklarını aynı çatı altında birleştiren anlayışa karşın radikal bir milliyetçilik çizgisinden ilham alıyor. Bu görüş bünyesinde 'öteki'ne şiddeti de barındırıyor. Şu an iktidarda olan Hindistan Halk Partisi’nin (BJP) de bu görüşü savunuyor olması, ayrışmayı tetikleyen en önemli unsur.

TARİHSEL KIRILMA NOKTASI

Günümüzdeki olayların gerçekleşmesine neden olan tarihsel kırılma 2014 seçimlerinde yaşandı. Şu anki Modi yönetiminin iktidara gelmesiyle güçlenen Hindu milliyetçiliği, 2019 seçimleriyle daha da konsolide edildi.

Ülke yönetimi, her ne kadar kalkınmacı bir söylem üzerinden politikalar uygulamaya çalışsa da, başta ekonomik kriz ve ardından koronavirüs (Covid-19) sürecinde yaşanan problemler buna pek olanak vermedi. Özellikle insanı krizlerle ortaya çıkan devlet kapasitesi yetersizliği Modi yönetiminin iyice Hindu milliyetçisi bir çizgiye kaymasına neden oldu. Böylece ülke, tüm farklılıkların siyasallaştığı derin bir bölünmeyle karşı karşıya kaldı.

BÖLÜNMÜŞ BİR TOPLUM YENİDEN İNŞA EDİLEBİLİR Mİ?

Hindistan’ın muhalefet partileri, iktidarın Hindu devleti inşa etmek istediğini ve bunun için tüm devlet kurumlarını teker teker ele geçirmeye çalıştığını öne sürüyor. Ülkede yaşanan gelişmeleri analiz eden uzmanlar, böylesine büyük bir kurumsal dönüşümün toplumsal destek gerektirdiğini ve ihtiyaç duyulan rızanın Müslüman karşıtlığı üzerinden Hindutva söylemleriyle üretildiğini savunuyor.

Hindistan’da söz konusu bölünmeyi önlemede ekonomik çözümlerin yeterli olmadığı görülüyor. Bu konuda sosyal çözümlere ciddi ölçüde ihtiyaç olduğu önemli bir gerçek. Her şeyden önce halkın yeniden devlet kurumlarına güvenmesi gerek. Bununla birlikte, çatışan kimlikler arasındaki bağları güçlendirebilmek adına gruplar arası temasın geliştirilmesi de oldukça önemli bir unsur.

Ülkenin kısa süre içerisinde yeniden bir inşa politikası geliştirmemesi halinde, bölgesel milliyetçiliğin en yoğun biçimde yaşandığı Batı Bengal, Kerala ve Tamil Nadu gibi eyaletlerde, seçim süreçleri bölünmüşlüğü ileri noktalara taşıyabilir.

Ülkede daha çok Müslümanlar üzerinden gündeme gelen ‘parçalanma’ söylemi, Güney Hindistan’ın ya da Batı Bengal’in ülkeden ayrılma talepleri ile sonlanabilir.

Bu açıdan Delhi eyaletinde bile özerklik taleplerinin dile getirildiği ülke siyaseti Hindistan’ın birliğini devam ettirebilmesi adına yeniden bir onarım sürecine acilen ihtiyaç duyulduğunun göstergesi.

Fethiye Mutaf Narin/INTELL4