Herkes yıktı Türkiye onarmaya gitti

Suriye’de bulunan koalisyon, Musul ve Rakka’da sivilleri katletti, şehirleri harabeye çevirdi. Rusya ve Esed rejimi ise Halep, İdlib, Doğu Guta ve Han Şeyhun’da kimyasal silahlar ile halkı öldürdü, şehirleri yakarak bölge insanını göçe zorladı. Suriye’nin kuzeyine düzenlediği 3 operasyonda da bölge halkına ve şehirlerin dokusuna zarar vermeyen tek ülke Türkiye oldu.

Herkes yıktı Türkiye onarmaya gitti

Türkiye Cumhuriyeti, Fırat’ın batısında 24 Ağustos 2016-29 Mart 2017 tarihleri arasında düzenlediği Fırat Kalkanı, 20 Ocak-18 Mart 2018’de Zeytin Dalı ile geçen ay yapılan Barış Pınarı Harekatı’nda sivil ve yerleşim yerlerine zarar vermemek için büyük hassasiyet gösterdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye sınırı boyunca yapılan tüm harekatlarda, sadece terör örgütlerinin silah mevzisi, sığınak, barınak ve araç-gereçlerini hedef aldı.

KATLİAM YAPTILAR

Bölgede Rusya ile birlikte hakim konumda olan ABD, sözde DEAŞ ile mücadelesi sırasında Musul ve Rakka başta olmak üzere birçok kentte katliam yaptı. Bölgeyi ABD ve diğer ülkelerin emellerine bırakmak istemeyen Rusya ise Esed’in hamisi olarak geldiği topraklarda başta Halep, İdlib, Doğu Guta ve Han Şeyhun’da rejim ile beraber sivilleri öldürdü. ABD öncülüğündeki koalisyon ile Esed rejimi ve Rusya, bombaladıkları şehirlerde neredeyse yaşam alanı bırakmadı.

 MUSUL VE RAKKA TOPLU MEZARA DÖNDÜ

Terör örgütü DEAŞ’a karşı diğer terör örgütleriyle birlikte hareket eden ABD, 2016 yılında Musul’a 9 ay boyunca hava harekatı düzenledi. DEAŞ’lı teröristlerin kentten çıkmasının ardından yapılan incelemede, Musul’un harabeye döndüğü görüldü.

DEAŞ ile mücadele bahanesi ile en çok yıkıma uğrattığı beldelerden biri de Rakka oldu. DEAŞ ile mücadele koalisyonunun bileşenleri ABD ve terör örgütü PKK/YPG’nin Rakka’ya operasyonunun bitmesinin ardından şehir adeta toplu mezarlığa döndü.

Suriye’de iç karışıklık başladığı sırada iki mezarlık bulunan Rakka’da, ABD’nin saldırılarının ardından ölen sivillerin cenazeleri bu alanlara sığmadı. ABD ve PKK/YPG’nin katlettiği sivillerin cenazeleri rasgele boş alanlara gömüldü.

4 BİN 500 KEZ BOMBALADI

4 bin 500 kez bombalanan şehirde 35 cami, 6 hastane, 53 okul yerle bir edildi. ABD savaş uçakları Rakka’ya düzenlediği bombardımanlarda günde ortalama 37 ton mühimmat kullandı. Kurtarmak bahanesiyle girilen şehirleri yıkan ABD’nin terör örgütü PKK/YPG işbirliğindeki saldırıları sonucu burada 4 binin üzerinde sivil öldürüldü.

 Uluslararası Af Örgütü, ABD öncülüğündeki Rakka operasyonu sırasında sivil kayıpların boyutuna dikkati çekerek, başta ABD ve diğer koalisyon ortakları Fransa ile İngiltere’yi, sivil katliamların yanı sıra şehrin yıkımına ilişkin açıklama yapmaya davet etmişti.

Bölgedeki yıkım nedeniyle yaklaşık yarım milyonun üzerinde sivil, evlerini ve topraklarını terk etmek durumunda kalmıştı.

İKİ ŞEHİRDE 23 BİN SİVİL ÖLDÜRÜLDÜ

Aynı bahaneyle operasyon düzenlenen Irak’taki Musul ile Suriye’deki Rakka’da 23 bin sivil öldürüldü. Deniz, hava ve karadan düzenlenen saldırılarda öldürülen terör örgütü DEAŞ militanı sayısı ise sadece 2 bin 700 olarak tarihin sayfalarına yazıldı.

 

Kızılderilileri katleden, Afrikalıları köleleştiren ABD’nin ayak bastığı topraklarda kan durulmuyor. Irak’ta ABD işgalinin başladığı 2003 yılından günümüze 1,2 milyon insanın hayatını kaybettiği belirtiliyor. Suriye’de ise iç karışıklığın başladığı 2011’den beri hayatını kaybeden 600 binin üzerindeki insanın bir bölümünde de ABD’nin direk ve dolaylı etkisi var.

HALEP’İN YARISI HARİTADAN SİLİNDİ

DEAŞ karşıtı koalisyonun yaptıklarının bir benzeri de Halep’te yaşandı. Rusya’nın 2016 yılında yaklaşık 3 ay kuşatma altında tuttuğu Halep’in bir kısmı adeta haritadan silindi. Suriye İnsan Hakları Ağı, operasyonun sürdüğü eylül-aralık arasındaki sürede, Rusya’nın hava saldırılarında 71’i kadın, 12’'i çocuk 442 sivilin öldürüldüğünü, 50 bine yakın insanın başka bölgelere göç ettirildiğini açıkladı.

Rusya ve Esed rejimi askerleri, yıllardır İdlib’i sözde terörle mücadele adına havadan ve karadan bombalıyor. Rejim ile Rusya’nın saldırılarında buradaki katliamın boyutu henüz tam olarak bilinmezken yerel kaynaklar bin 300’den fazla sivilin öldüğünü öne sürüyor. Saldırıların yoğun olduğu bölgeden savaşın olmadığı yerlere özellikle de Türkiye sınırına göç etmek zorunda kalanların sayısının ise son bir yıl içerisinde bir milyonu geçtiği belirtiliyor.

İran ile Rusya’nın desteklediği Esed rejimi, hem Doğu Guta, hem İdlib’e bağlı Han Şeyhun’a kimyasal silahlar ile saldırı düzenleyerek binlerce sivili katletti.

SİVİLLER TÜRKİYE’Yİ BEKLİYOR

Öte yandan, sözde DEAŞ karşıtı koalisyonun gittiği yerde bıraktığı yıkımı ve Esed rejiminin zulmünü gören bölge halkı, Türkiye’nin yaptığı harekatlara tam destek verdi. Bölgede yaşayan, etnik kimlikleri ne olursa olsun siviller, yaşadıkları yerlere huzurun gelebilmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri’ni beklediler.

Suriye’nin kuzeyinde yaşayan aşiretlerin önde gelenleri, Türkiye lehine açıklamalarda bulunurken, Azez, Cerablus, El Bab ve Rakka başta olmak üzere birçok şehirlerde binleri bulan kalabalıklar, buraların işgalden kurtarılmasının ardından Türkiye lehine de gösteriler düzenledi.

Bu nedenle, Türkiye’nin hassasiyeti dolayısıyla Suriye’nin kuzeyine düzenlenen ve düzenlenecek harekatlar, gerekçe ve amaçlar açısından büyük önem taşıyordu.

FIRAT KALKANI

 

Suriye’de 2011’de başlayan iç karışıklığın ardından ABD, kendi ürettiği DEAŞ’ı saf dışı bırakmak amacıyla, bölgeden cebine indireceği ekonomik kazanımların peşinde tıpkı daha önce Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi buraya girdi. Terör örgütü PKK eliyle ABD’nin politikalarına karşı Rusya ve İran’da bölgenin geleceğinde söz sahibi olmak istedi.

Suriye’nin kuzeyi hem terör örgütleri hem de küresel emperyalizmin temsilcileri tarafından yıkıma uğrarken, ülkenin en uzun sınırına sahip komşusu Türkiye, milyonlarca mazlumun sığındığı yer oldu.

Bu insanların huzur bulabilmesi ve terör koridoruna yönelik Türkiye 2016’da başlatılan ve yaklaşık 7 ay süren Fırat Kalkanı Harekatı ile Cerablus ilçesiyle Bab ilçesi arasındaki 2 bin 55 kilometrekare alanı terörden temizledi. Harekatın tamamlanmasının ardından bölgede hayat normale dönerken, Türkiye bölgeye sağlık, eğitim ve hizmet alanlarında da yoğun katkıda bulundu. Bölgede yaşayan siviller bölgeye gelen huzurun mutluluğunu yaşarken, bölgenin nüfusu kısa sürede 2 milyona yaklaştı.

Harekatın dikkat çeken sonuçlarından biri, sivillere ve yerleşim yerlerine zarar verilmemesi oldu. Bölge halkı, Mehmetçik ve Türk ordusu ile birlikte hareket eden milli ordusunu sevinçle karşıladı.

ZEYTİN DALI VE BARIŞ PINARI

Suriye’nin kuzeyindeki Afrin bölgesine 20 Ocak 2018’de başlatılan Zeytin Dalı Harekatı ise 58 gün sürdü. Afrin terör örgütlerinin işgali ve halk teröristlerin zulmünden kurtarılırken, Suriye’deki krizin siyasi çözümüne de bir pencere açıldı.

Geçtiğimiz ay düzenlenen Barış Pınarı ile “Güvenli Bölge” konusunda önce sahada, ardından ABD ve Rusya karşısında masada diplomatik zafer kazanıldı. Her iki harekat sırasında da, her zaman olduğu gibi sivillere ve yerleşim yerlerine zarar verilmemesi için özel hassasiyet gösterildi.

Zeytin Dalı ve Barış Pınarı’nın sonucu, Afrin, Tel Abyad ve Rasulayn işgalden kurtarılırken bölge halkı huzura kavuştu. Teröristlerin işgalinde neredeyse 5 yıl geçiren Rasulayn ve Tel Abyad’da günlük olağan yaşamına dönen siviller, her harekatta olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu bileşenlerini bağrına bastı.

ARADAKİ FARK GÖRÜNTÜLERE YANSIDI

 

Milli Savunma Bakanlığı, daha önceki operasyonlarda olduğu gibi Barış Pınarı’nda da bölge halkının, dini ve tarihi ve yapıların, şehir tesislerine zarar verilmediğini duyurdu.

Her zaman olduğu gibi terör örgütlerinden kurtarılan bölgelere önce Türk Silahlı Kuvvetleri, ardından da Kızılay ve devletin tüm birimleri yardıma koştu. Barış Pınarı’nın getirdiği bereket, terörden arındırılan bölge halkının gözlerine yansıdı.

Terör örgütü PKK/YPG’nin elebaşları ve örgüte yakın hesaplar ya da dünyadaki savunucuları, Türkiye’yi harekâtın başından beri sivilleri vurmakla suçlamıştı. Halbuki, daha önceki yıllarda yapılan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı harekatlarında olduğu gibi Barış Pınarı Harekatı’nda da yerleşim yerlerine ve sivillere zarar verilmediği kaydedilen görüntülerle ispatlandı.

Türkiye’nin harekat gerçekleştirdiği bölgelerin daha sonra havadan görüntüleri çekildi. Çekilen görüntülerde, sadece terörist mevzilerinin zarar gördüğü diğer yerleşim birimlerine zarar verilmediği tespit edildi.

Halbuki, ABD’nin başındaki koalisyon güçleriyle Esed rejimi ve Rusya’nın Musul, Hakka, Halep, İdlib ve Han Şeyhun’daki tahribatı gözler önündeyken.

“BÖYLE KURTULUŞ OLMAZ OLSUN”

PKK’nın Suriye kolunun eski lideri Talal Silo, ABD’nin Rakka operasyonuna ilişkin, “SDG’nin kuruluş amacı halk ve topraklarımızı DEAŞ terörü ve zulmünden kurtarmaktı. Ancak kurtuluş denilen şey benim gördüklerimse, böyle bir kurtuluşa gerek yoktu. Çünkü bu yıkımdı. Yıkım iki tarafın eliyle oldu. DSG yıktı, ABD de kentin tamamının yıkımına neden oldu” sözleriyle itiraf etmişti.

GÜVENLİ BÖLGE NE GETİRDİ?

Türkiye'nin, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları’nın ardından düzenlediği Barış Pınarı Harekatı, bir dönüm noktası oldu.  PKK/YPG ve DAEŞ'ten temizlenmiş alanlara şu ana kadar 370 bin kişi döndü.

Fırat Nehri'nden Irak sınırına kadar bir bölge “Güvenli Bölge” oldu. Buralarda, Aynularab da dahil, PKK/YPG’li teröristler silahlarıyla birlikte 30 kilometrenin altına gönderiliyor.

Güvenli Bölge oluşturularak, hem bu alanda bir terör devletinin önüne geçildi, hem de Suriyeliler’in ülkeleri dönmeleri konusunda önemli bir adım atıldı. Barış Pınarı bölgesine, Türkiye’de bulunan 350 bin Suriyeli’nin dönmesi bekleniyor. Türkiye, Fırat’ın batısında olduğu gibi, doğusunda da bölge halkı için kalıcı çözümler üretme adına gerekli çalışmaları yapıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye Milli Ordusu’nun çabalarıyla huzura kavuşan  bölge topraklarının büyük bir kısmı terör örgütlerinin işgali dolayısıyla atıl durumdaydı. Bundan böyle bu topraklar ekilip biçilerek bölgeye ekonomik anlamda katkı sunacak. Bölgede hayvancılıkta yeniden gelişecek.

Daha önceki harekatlarda güvenli hale getirilen Cerablus, El-Bab, Azez ve Afrin'de Gaziantep Üniversitesi'ne bağlı fakülte ve yüksekokullar öğretime başladı. Oluşturulan bölgelerde sağlık ve eğitim başta olmak üzere barınma, yol, elektrik dahil tüm temel hizmetleri Suriyeliler’in kullanımına sunuldu.

TÜRKİYE’NİN PLANI

Türkiye’nin Güvenli Bölge planına göre, Suriye'nin kuzeyinde Ayn El Arap olarak bilenen Kobani’den  Derik'e kadar olan bölgeye bir milyon kişinin yerleşimi sağlanacak. Bu hatta öncelikle 10 bölge ve 140 köy kurulacak. Bölgelerde 30'ar bin, köylerde ise 5'er bin kişi iskan edilecek.

Ayn El Arab’tan Akçakale'nin karşısındaki Tel Abyad’a kadar olan alanda 1 bölge, 7 köy kurulacak. Bura yerleşim birimlerinde 65 bin kişi yaşayacak. Tel Abyad ile Rasulayn arasında 3 bölge ve 63 köy oluşturularak 405 bin kişi yerleştirilecek. Rasulayn’dan Derik'e kadar ise 6 bölge, 70 köy kurulacak ve 530 bin kişinin iskanı sağlanacak. Plan için ihtiyaç duyulan arazi 9 bin 260 hektar. Mevcut arazi ise 16 bin 191 hektar.

SONUÇ

Suriye’de başlayan iç karışıklık, bölgedeki terörle mücadele adı altındaki çatışmalar ülkede yaşayan halkın 600 bininin ölümüne, 13 milyondan fazlasının da göçüne sebebiye verdi.

Astana sürecinin garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran, 13. görüşme sonunda taraflar, bölgede uzun vadeli istikrar ve güvenliğin ancak Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesiyle mümkün olduğu görüşünde birleşti. Görüşmelerin sonuç bildirgesinde, “Özerk yönetim kurulmasına dönük inisiyatifler de dahil olmak üzere, terörle mücadele bahanesiyle sahada yeni gerçeklikler oluşturmayı amaçlayan tüm girişimleri reddettik. Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik ayrılıkçı planlara karşı çıkma kararlılığımızı dile getirdik” denildi.

2015 yılında BM Güvenlik Konseyi kararıyla çalışmalara başlayan Suriye Anayasa Komitesi ise geçen ay sonunda rejim ile muhalif temsilcilerini bir araya getirdi. Tarafların Suriye’deki çözüm için yeni Anayasa görüşmeleri yıllardır sürerken diğer yanda ülkedeki halk, halen rejim ve Rusya, terör örgütlerinin saldırılarında ölüyor ya da topraklarını terk etmek zorunda bırakılıyor.

Suriye’de savaş bitmedi, sadece bazı bölgelerde çatışmalar bitti. Halen Suriye’de yarın ne olacağı belli olmayan bir ortam sözkonusu. Suriye’deki savaşın henüz bir kazananı olmadığı gibi tüm taraflar masada anlaşarak Suriye’nin geleceğini planlamadı.

Şu an Suriye topraklarında bulunan her grup, Suriye için kendisine göre bir plan ve çıkar peşinde. Sadece Türkiye’nin harekatları ile yaşanabilir hale getirilen Azez, Cerablus, El Bab, Afrin, Soran, Aktarin gibi şehirler var. Bu şehirlerde de yaşam yine Türkiye’nin katkılarıyla mümkün oluyor. Bir örnek vermek gerekirse, Afrin’deki Meydanki Barajı, terör örgütü PKK/YPG’den ilçenin temizlenmesinin ardından 6 yıl sonra ilk kez Azez’e temiz su sağlayabildi. Suriyeliler, ülkelerine döndüklerinde sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçlarında da zorlanacak.

İşte tüm sorunların çözümü, Türkiye’nin harekat bölgelerine götürdüğü hizmet ile mümkün kılınacak.

SURİYELİLER NE ZAMAN DÖNER?

Suriye’de ne zaman savaş biter, güven ve istikrar ortamı yeniden tesis edilir ise o zaman insanlar geri dönmeyi düşünür. Nitekim Türkiye’nin hem Fırat’ın batısı, hem doğusunda oluşturduğu güvenli bölgelere peyder pey dönüşler yapılıyor. Eğer Suriye’nin tamamında Türkiye’nin 3 harekat sonucu bölgelerdeki gibi güvenli ve yaşanacak alan oluşturulamaz ise Avrupa Birliği ülkelerinin ağzı sütten daha çok yanacak. Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri sadece şu anda ülkelerinde barındırdığı Suriyeliler’e değil yeni göçler ile de karşılaşmak zorunda kalacak.