Hava şartlarına müdahale etmek mümkün mü?

2018 yılında yaşanan büyük kuraklık sonrası bazı İranlı yetkililer, İsrail'in ülkelerinin bulutlarını kısırlaştırdığını öne sürmüştü. O dönem birçok kesim tarafından alay konusu yapılan açıklamalar, 2019'un başından bu yana yaşanan şiddetli yağışlara bağlı sel felaketleri sebebiyle yeniden gündeme geldi. Dünden bugüne sürdürülen çalışmalar incelendiğinde ilginç verilere ulaşılırken, İran'ın böyle bir eylemin hedefi olup olmadığına dair net bir bilgi bulunmuyor.

Hava şartlarına müdahale etmek mümkün mü?

İnsani faktörlere bağlı olarak hızla değişim gösteren küresel dengeler dünyanın farklı noktalarında doğal felaketlerin yaşanmasına sebep oluyor. Bu kapsamda Asya kıtasının en büyük göllerinden olan Aral Gölü kururken, İran içerisinde bulunan Urmiye Gölü de kuraklıktan nasibini aldı. Orta Doğu'da son yıllarda artan kuraklık tehlikesini 2018'de şiddetli bir şekilde hisseden İran'da bazı yetkililerin bu konuda İsrail'i suçlaması ise birçok kesim tarafından alay konusu yapılmıştı. Bununla birlikte İran, 2019'un başından bu yana şiddetli yağışlara bağlı sel felaketleri ile karşı karşıya kalırken benzer söylemler yeniden ortaya atılmaya başladı.

İran'ın "bulut hırsızlığı" iddiası

Konuya ilişkin daha önce açıklamalarda bulunan İran Sivil Savunma Kurumu Başkanı General Gulamrıza Celali, "İran'da meydana gelen iklim değişikliğinde yabancıların parmağının olması şüphesi var. Ülkedeki bilim merkezleri de bunu teyit etmektedir. İsrail ve komşu ülkelerden biri, İran'a giren yağmur bulutlarını yağmaması için kısırlaştırıyor. Bunun yanı sıra bulut ve kar hırsızlığıyla karşı karşıyayız." ifadelerini kullanmıştı. Celali, bu alanda yapılan araştırmaların Afganistan'dan Akdeniz'e uzanan şerit üzerindeki 2 bin 200 metre yüksekliğindeki yerlerde kar bulunmasına rağmen İran'da bu yükseklikteki yerlerin kurak olduğunu kaydetmişti. Ülkede kuraklığa bağlı su krizinin derinleştiği dönemde değerlendirmelerde bulunan bir başka isim ise, İran Meteorolojik Tahmin ve Uyarı Genel Müdürü Ahad Vazife olmuştu. "Bilimsel verilere göre, bir ülkenin bulut veya rüzgar çalması mümkün değildir." ifadelerini kullanan Vazife, bulutların yeterli yoğunluğa ulaştığında yağmurun yağdığını, aksi takdirde yağmur yağmasının mümkün olmadığını ifade etmişti.

Şiddetli yağışlar ve sel felaketi

2018'de yaşananlara karşılık, 2019'da İran farklı bir meteorolojik olayla karşılaştı. Ülkede yaşanan şiddetli yağışlar, normal oranların onlarca kat üzerinde seyrederken çok sayıda bölgede sel felaketleri yaşandı. Haftalarca mevcut felaketlerle boğuşan ülkede onlarca kişi hayatını kaybetti, astronomik rakamlara ulaşan maddi kayıplar yaşandı. Söz konusu felaket ve normal oranların üzerinde seyreden rakamlar dolayısıyla 2018'deki kuraklığın tersini işaret eden bir durum ortaya çıktı. Peki gerçekten iddia edildiği üzere hava şartlarına müdahale etmek mümkün müydü? Ülkede yaşanan kuraklıklar sırasında değerlendirmelerde bulunan bazı kaynaklar, İsrail'in ortak çalışmalar yürüttüğü bölge ülkeleri üzerinden böyle bir müdahalede bulunabileceğinin altını çizmişti. Kulağa delilik gibi gelse de bundan yıllarca önce hava koşullarının değiştirilmesine yönelik çalışmalar yapıldığı ve kısmen başarılı olunduğu gerçeği, kafalarda soru işareti bırakıyor.

"Bulut ekme"

Buna örnek olarak 2008 yılında Çin'in Pekin şehrinde düzenlenen olimpiyatların açılış töreni gösterilebilir. Yağmur sezonunda gerçekleştirilen etkinlikte yağmur yağmaması ise ilginç bir detay olarak kayıtlara geçti. Arka plana bakıldığında, bunun insan müdahalesiyle sağlandığı ortaya çıktı. Çinli yetkililer, gökyüzüne binden fazla roket fırlatarak bulutların Pekin'e ulaşmadan yağmur yağdırmasını sağlamıştı. Törenin yapıldığı gece Pekin'e hiç yağmur yağmazken, Pekin çevresindeki kentlerde yağış görüldü. Bu durum insanoğlunun hava şartlarını kontrol altına alabileceğinin kanıtı olarak görüldü. Ancak bu ilk kez yaşanmadı. Pekin Olimpiyatları'ndan onlarca yıl önce Amerikalı bilim insanları bulut oluşturma yoluyla yağmur yağdırmayı deniyordu. Başarılı da oldular. BBC'ye göre bu yöntem 50 yıldan fazla bir süredir Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin California eyaletinde kullanılıyor. "Bulut ekme" olarak ifade edilen bu eylem için farklı yöntemler kullanılırken, bulutlara gümüş iyodür kristalleri ekleniyor. Söz konusu çalışma neticesinde kristaller etrafında buharın sıvılaşarak yağmur damlasına dönüşmesi sağlanıyor. Bu kristaller uçaktan ya da Pekin'de olduğu gibi roketle yapılabiliyor. Aynı zamanda Vietnam Savaşı sırasında Amerikan ordu stratejisinin bir parçası olarak, muson yağmurları döneminin uzatılması için "bulut ekme" yönteminin kullanıldığı biliniyor.

NASA'nın motor testleri

2001 yılında ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'nın roket motoru testlerini takip eden BBC ekibi ise, ilginç bir ana tanıklık etmişti. ABD'nin Mississippi eyaletinde yapılan testlerde roket motorları sıvı oksijen ve sıvı hidrojen iticileri ile çalışıyor. Bu iki madde yandığında, ortaya çıkan 3 bin dereceyi aşan buhar bulutları oluşturuyor. NASA'nın roket fırlatma videolarını izleyenler, roket yükselirken oluşan izleri görebilirler. Ancak videoda yatay şekilde test edilen bir motor söz konusu. Test sırasında oluşan buhar yükselirken, havada soğur ve tekrar suya dönüşür. İlerleyen süreçte oluşan bulutun üzerinde bulunduğu yerlere yağmur yağar. Bu gibi testlerin nasıl sonuçlandığını şaşkınlıkla deneyimleyen Jeremy Clarkson, test sırasında oluşan bulutlardan yağan yağmurla sırılsıklam olmuştu. Testin amacı kesinlikle bulut üretmek değil ama benzer çalışmaların farklı platformlarda gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, bulut üretmek ya da yağmurun yağacağı yeri değiştirmenin mümkün olduğu açıkça görülebiliyor.

Havalimanlarının güvenliği için kullanılan yöntemler

Bu çalışmalar bazı merkezlerin güvenliğinin sağlanması için de kullanılabiliyor. Bu kapsamda ABD'nin batısındaki birçok havalimanında sis bulutlarının dağıtılması için hava koşullarına çeşitli yollarla müdahale edildiği ifade ediliyor. Havalimanlarında ayrıca lazer yoluyla şimşek engelleme mekanizmasının da kullanılabileceği yönünde tavsiyeler sunulurken, bilim insanları bu doğrultuda araştırmalarını sürdürüyor. Bununla birlikte İsviçre Cenevre Üniversitesi araştırmacılarından Jeremy Kasparian ve ekibinin fırtına bulutlarına lazer ışınları göndererek şimşekleri emmeye çalıştığı ama başarılı olamadığı biliniyor. Kasparian bu çalışmalar sırasında şimşeği tetiklemek için daha güçlü bir lazer ışını kullanmak gerektiğini bildirmişti. Söz konusu çalışma, 2012'de başka bir ekip tarafında laboratuvar ortamında bunu başarırken yapay yoldan oluşturulan şimşeğin yönü lazerle değiştirildi. Kasırga ve hortumların engellenmesine ya da etkisinin azaltılmasına yönelik çalışmalar da bulunurken, hava koşullarının tamamen denetim altına almanın mümkün olup olmadığı uzun yıllar daha tartışılacak bir başlık olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda bazı uzmanlar bunun zaten kısmen de olsa yapıldığını ifade ediyor.