Termik santrallerin kapatılması milat olur mu?

Küresel çevre örgütü Greenpeace’in raporuna göre, Türkiye’nin hava kirliliği nedeniyle yılda kaybettiği miktar ise ortalama 21 milyar dolar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın veto kararının ardından 2020 yılı ile birlikte çevre mevzuatına uygun yatırımları olmadığı için Sivas, Zonguldak, Kütahya, Manisa ve Kahramanmaraş'ta bulunan beş santralin faaliyetlerinin durdurulması Türkiye için milat olur mu?

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) açıklamasına göre dünya nüfusunun yüzde 91’i hava kalitesi sınırlarının aşıldığı yerlerde yaşıyor. WHO’nun verilerine göre, her yıl 4,2 milyon kişi hava kirliliğinden dolayı ölüyor. Son günlerde TBMM’nin gündeminde olan yeni torba yasanın içerdiği bir madde ise çokça eleştiriliyor. Konda’nın 2018’de yürüttüğü Çevre Bilinci araştırmasına göre, Türkiye’de çevre sorunu denince akla gelen ilk başlık hava kirliliği oluyor.  Ankete katılanların yüzde 68’i “Ekonomik kalkınma için fabrika bacalarından çıkan dumana, hava kirliliğine katlanmak gerekir.” yargısının yanlış olduğunu söyledi.

HAVA KİRLİLİĞİ NEDEN VE NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?

Canlı yaşamına zarar verecek ve genel olarak ekolojik dengenin bozulmasına neden olabilecek düzeyde katı, sıvı ya da gaz formundaki kirleticilerin atmosferde bulunması, hava kirliliği olarak adlandırılıyor. Başlıca nedenleri arasında, fosil yakıt kullanımı, madencilik, trafik, endüstriyel üretim ve inşaat gibi insan faaliyetleri geliyor. Havayı kirlettiği bilinen partikül maddeleri ise (PM) başında kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NOx) ve ozon (O3) gibi gazlar. Partikül maddeler boyutlarına göre PM10 ve PM2,5 olarak sınıflandırılıyor. Hava kirleticileri arasında en tehlikelisi PM2,5.

HAVA KİRLİLİĞİ KANSER YAPICI ETKENLERDEN

Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında hava kirliliğinin sağlığa etkileri kapsamında partikül maddeleri kanserojen olarak sınıflandırmaya başladı. Hava kirliliği, Kanser Yapıcı Etkenler Grup 1 listesine alındı. WHO, söz konusu kirleticiler için birer sınır değeri belirledi. Bu sınır değerlerine göre, dünyada her yedi çocuktan biri kirli hava solunan bölgelerde yaşamını sürdürüyor.

TÜRKİYE’DE AVRUPA’YA GÖRE YÜZDE 33,4 DAHA FAZLA

Çevre Mühendisleri Odası tarafından analiz edilen uygu gözlemlerine göre, Türkiye’de solunan hava son 15 yıldır Avrupa’dan daha kirli. 2018 yılında Türkiye’deki hava kirliliği, Avrupa’ya göre yüzde 33,4 daha fazla gerçekleşti. Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinde görülen PM oranı son 15 yılda yüzde 14,2 azalırken Türkiye’de bu oran, yüzde 8,4’lük bir artış gösterdi. AB genelinde hava kirliliğine ilişkin bir iyileşme yaşanırken Türkiye’de durum daha kötüye gidiyor. Türkiye’de hava kirliliği konusundaki en büyük sorunlardan biri, veri eksikliğinden kaynaklanıyor. Mevzuata göre bir merkezdeki hava kirliliğinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için izleme istasyonunun yılın en az yüzde 75’inde veri üretmiş olması gerekiyor.

ELBİSTAN, IĞDIR VE BURSA EN YÜKSEK İL

Bununla birlikte, 2018 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı 330 Hava Kalitesi İzleme İstasyonundan yalnızca 221’inin verileri kamuoyu ile paylaşıldı. Bu 221 istasyonun da sadece 163’ünde yeterli sayıda ölçüm yapılarak hava kirliliği verilerine ulaşıldı. Son üç yılda il bazında yapılan PM10 ölçümlerine bakıldığında, sağlıklı ölçüm yapılan il sayısının her yıl azaldığı dikkat çekiyor.Yıllık PM10 ortalaması en yüksek 10 istasyona baktığımızda, ilk sırada Elbistan-Kahramanmaraş istasyonu karşımıza çıkıyor. İkinci sırada Iğdır yer alırken üçüncü sırada Bursa geliyor.

2016 YILINDAN BERİ 16 İLDE HİÇBİR İYİLEŞME YOK

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun hazırladığı Kara Rapor’da 2016 yılından bu yana Türkiye’de gerçekleşen hava kirliliğine ilişkin detaylı bilgilere ulaşabiliyor. Rapora göre, son üç yılda ulusal sınır değerlerini karşılayan ve hatta WHO’nun değerlerine de yaklaşan iller Ardahan, Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli oldu. Ayrıca Ardahan, 2018 yılında WHO’nun sınır değerlerini karşılayan tek şehir oldu. Raporda hava kalitesi açısından umut vadeden iller arasında, Aksaray, Aydın, Çankırı, Diyarbakır, Gaziantep, Erzurum, Karaman, Nevşehir, Sinop, Trabzon, Tekirdağ ve Yalova gösteriliyor. Son üç yıldır hava kalitesinde hiçbir iyileşme olmayan ve havası hep kirli şehirler ise Bursa, Sakarya, Afyon, Denizli, Manisa, Muğla, Burdur, Ankara, Osmaniye, Niğde, Çorum, Mersin, Mardin, Kahramanmaraş, Erzincan ve Sivas.

IĞDIR, ÖLÜM ORANLARINDA İLK SIRADA YER ALIYOR

OECD’nin hava kirliliğine ilişkin verilerine göre 2005’ten bu yana hava kirliliğinden dolayı ölen kişi sayısının Türkiye’de arttığını görülüyor. Türkiye’deki durumun aksine, OECD genelinde bu sayı azalıyor. Temiz Hava Hakkı Platformu, TÜİK’in ölüm istatistiklerinden yararlanarak kendi metodolojisi ile hava kirliliğinin yol açtığı ölümleri hesaplıyor. Kara Rapor’da yer alan il bazında hava kirliliğine atfedilen ölüm oranlarına baktığımızda, Iğdır yüzde 25,5 ile ilk sırada yer alıyor. Iğdır’ı Kahramanmaraş yüzde 25,1 ile ve Afyon yüzde 23,4 ile izliyor. Bununla birlikte, hava kirliliğine atfedilen ölüm sayısına baktığımızda, 5851 ile birinci sırada İstanbul geliyor. Ölüm sayısında İstanbul’u, Bursa, İzmir ve Ankara takip ediyor. Kara Rapor’da, Türkiye’de 2017’de hava kirliliğinin, trafik kazalarından yedi kat fazla can aldığı belirtiliyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VETO ETMİŞTİ

Türkiye’nin kabul ettiği PM10 sınır değerlerinin WHO’nun belirlediği standarda hala ulaşmamış olması ve Türkiye’de PM2,5 için herhangi bir yasal sınır değeri bulunmaması, karşılaşılan yasal sorunların başında geliyor. Bunun yanı sıra elektrik üretim şirketlerine çevre yükümlülüklerini yerine getirmesi için tanınan sürenin uzatılması, 2013 yılından beri Türkiye’nin gündeminde yer alıyor. Baca gazı filtresi gibi çevre yatırımlarının yapılması için söz konusu şirketlere* 31 Aralık 2019’a kadar süre tanınmıştı. Ancak Şubat 2019’da bu sürenin iki yıl kadar uzatılması TBMM’de gündeme getirilmiş, buna karşın çok kısa bir sürede yaklaşık 70 bin kişinin imzasının toplanması ile yapılan çağrının sonucunda, torba yasanın ilgili 45. maddesi tüm siyasi partilerin ortak kararı ile geri çekilmişti. 2019’un Temmuz ayına gelindiğinde ise vergi kanunu olarak sunulan torba yasanın geçici bir maddesiyle bu sürenin bu kez 36 ay kadar uzatılması gündeme gelmişti.

5 TERMİK SANTRAL TAMAMEN KAPATILDI

Son olarak 1 Kasım 2019’da Plan Bütçe Komisyonu toplantısında yeniden görüşülen ve bu hafta içinde Meclis Genel Kurulu’nda oylanması beklenen yasal düzenlemenin meclisten geçmesi halinde, 31 Aralık 2019’da dolması gereken sürenin 30 Haziran 2022’ye kadar uzatılması ve “kirletme izni” olarak da anılan bu maddenin yeni bir iş planı ile uygulanması bekleniyordu. Çevrecilerin de büyük tepki gösterdiği kanun teklifi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen yıl aralık ayının başında veto edildi. Erdoğan'ın düzenlemeyi veto etmesinin ardından AKP, bu düzenlemeyi yasa metninden çıkarma kararı aldı. 1 Ocak 2020 süreleri dolan Kahramanmaraş Afşin A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı termik santralleri tamamen, Manisa Soma Termik Santrali ise kısmi olarak kapatılmıştı.

TÜRKİYE'NİN YILLIK KAYBI 21 MİLYAR DOLAR

Greenpeace’in 12 Şubat 2020’de yayımladığı “Zehirli Hava: Fosil Yakıtların Bedeli” adlı rapora göre fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin bir günde yarattığı küresel ekonomik kayıp 8 milyar dolara ulaştı. Bu, küresel gayri safi hasılanın yüzde 3,3’ne, yıllık 2,9 trilyon dolarlık kayıp anlamına geliyor. Raporda Çin, yıllık 900 milyar dolarla birinci, ABD 600 milyar dolarla ikinci, Hindistan ise yıllık 150 milyar dolar ekonomik kayıpla üçüncü sırada. Türkiye’nin hava kirliliği nedeniyle yılda kaybettiği miktar ise ortalama 21 milyar dolar.

TÜRKİYE’DE YILDA 40 BİN BEBEK ÖLÜYOR

Kömür, benzin, gaz gibi yakıtları kullanmak ayrıca, tüm dünyada bir yılda 4,5 milyon prematüre ölüme yol açıyor. Çocukların 40 bini beş yaşına gelmeden hayatını kaybediyor. Türkiye’de prematüre ölümlerin sayısı ise yılda ortalama 40 bin. Küresel çapta kara trafiğinin, hava kirliliği kaynaklı prematüre ölümlerdeki payı yüzde 5. Elektrik üretiminin ise yüzde 14. Trafik kaynaklı kirliliğin en çok olduğu ülkeler raporda ABD, Almanya, Rusya, Türkiye ve Japonya olarak sıralandı. Elektrik üretiminin prematüre ölümlere katkısının en yüksek olduğu ülkeler ise ABD, Rusya, Türkiye, Çin ve Japonya.

30 YIL İÇİNDE 2 DERECE DAHA ISINACAĞIZ

Greenpeace’e göre sera gazı emisyonlarının engellenmemesi durumunda dünya, 2050’ye kadar 2 santigrat derece ısınmış olacak. Oxford Economics’in verilerine göre böyle bir durumda küresel gayri safi hasıla yüzde 2,5 ile yüzde 7,5 azalabilir. Raporda ayrıca, dünya nüfusunun yüzde 91’inin yaşadığı bölgelerde, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği hava kirliliği seviyesinin aşıldığı bilgisi yer aldı.

TEMİZ HAVAYI ODAĞINA ALMAYAN POLİTİKİLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy, örgütün internet sitesinde yayımlanan makalesinde, günümüzde sanayi, ulaşım ve fosil yakıt kullanımı gibi faaliyetler sonucunda giderek daha kirli bir hava solumak zorunda kalındığını belirterek, “ Bir yandan da yanlış enerji politikaları ve temiz havayı odağına almayan politikalarla karşı karşıyayız. Beyaz perdedeki distopik gelecek senaryolarına giderek daha çok yaklaşıyoruz sanki. Kentlerde yükselen binalar, artan araç yoğunluğu, azalan yeşil alanlar bu senaryoyu gerçeğe daha da yakınlaştırıyor. Ancak bireyler, sivil hareketler ve sivil toplum kuruluşları temiz hava hakkı talep etmeye devam ediyor. Çünkü hava kirliliğinin çözümü cam fanuslarda yaşamakta veya temiz havayı pet şişelere sığdırmaktan değil, temiz havaya sahip bir şehre, ülkeye, gezegene sahip olmaktan geçiyor.Sokaklarda yüz binlerce motorlu taşıt hiç durmadan geçiyor. Isınmak ve bitmek tükenmek bilmeyen enerji ihtiyacımızı karşılamak için kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar kullanmaya devam ediyoruz. Yeşil alanlar ise her geçen gün yok oluyor. Bütün bunlar bir araya gelince kentlerde temiz havadan söz etmek mümkün olmuyor. Aldığımız her nefeste, attığımız her adımda hava kirliliğiyle karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

TEMİZ HAVA EYLEM PLANLARINA İHTİYACIMIZ VAR

İklim krizi ve hava kirliliğinin ana etmenleri olan sanayi, ulaşım ve ısınma faaliyetlerinin büyük bir bölümü kentsel alanlarda kümelendiğini vurgulayan Ersoy, “Bu faaliyetler sonucunda, atmosfere salınan CO2, NOx, PM 10 ve PM 2.5 (PM: partikül madde) gibi kirletici maddeler, kentsel alanları içinden çıkılmaz bir kirlilik kapanına çeviriyor. Bu nedenle, gezegendeki her 10 insandan 9’u kirli hava teneffüs etmek zorunda kalıyor. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde hava kirliliği gözle görülür bir hal almışken Türkiye gibi pek çok ülkede hava kirliliği gözle görülmüyor diye yok sanılabiliyor. Ancak PM 2.5 gibi insan saçından bile 30 kat küçük olan kirleticiler, aldığımız her nefeste iç organlarımıza ve dolaşım sistemimize sessiz sedasız giriyor. Bilimsel çalışmalara göre partikül maddelerin insan sağlığını şöyle etkiliyor: Kalp ve akciğer rahatsızlıkları olan insanlarda erken ölümler, Kalp ritim bozukluğu, Kalp krizi, Astım, Akciğer fonksiyonlarında azalma, Solunum yolu hastalıklarında artış, Kısacası hava kirliliği sağlığımızı bozuyor. Kentlerimizde çoğu zaman kirli havayla yaşıyoruz. Kirli hava sadece sağlığımızı bozmakla kalmıyor, çocuklarımızın ise hayatını küçük yaşlardan beri etkiliyor. Kentlerde temiz hava için mücadele vermek aynı zamanda giderek derinleşen iklim krizine karşı bir mücadele anlamına da geliyor. Temiz hava herkesin hakkı. Havayı temizlemek, bize iklimi kurtaracak formülü de verecek. Bu yüzden temiz havaya odaklanan iklim politikalarına, gerekli yasal düzenlemelere, temiz hava eylem planlarına ihtiyacımız var.” dedi.

Sonuçta, Sanayileşme ve kentleşmenin artması, çevre kirliliğinin en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Bunun ortaya çıkardığı en büyük problem ise, yaşanan çevresel sorunlardır. Üretim için kaynak kullanımı arttığında bir yandan üretim faktörleri azalırken bir yandan da üretim ve tüketim sonrası oluşan atıklar çevresel maliyeti arttırabiliyor. Bunun sonucunda da birçok çevresel sorun ortaya çıkmaktadır. Hava kalitesi, Türkiye'de de başta büyük şehirler ve sanayi bölgelerinde olmak üzere önemli sorunlardan biridir. İnce partiküler maddeler haricinde havayı kirleten pek çok madde için sınır değerlerin, 2024 yılına kadar AB standartlarıyla uyumlu hale gelmesi bekleniyor. Halkın, büyük oranda elektrik üretimi ve ulaşım araçları ile salınan tehlikeli düzeyde partiküler maddelere maruz kalma oranı, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlardan yüksekte bulunuyor. Bu maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmak için Türkiye’nin eski kömür santrallerini verimli ve temiz teknoloji ile yenilemesi veya kapatması ve öngörüldüğü üzere konut ısıtmasında kademeli olarak kömürün yerini doğalgazın alması gerekiyor. Ulaşım sektöründe hava kirliliğinin azaltılması için, özel araçlardan toplu taşıma modeline geçilmesi, kamyon filosunun yenilenmesi ve temiz enerjiye dayalı araçların teşvik edilmesi gerekiyor.