Hafter anlaşmayı neden imzalamadı?

Libya’da 2011 yılından beri süren çatışmaların ve iç karışıklığın sona erdirilmesi amacıyla Türkiye ile Rusya’nın ateşkes çağrılarının ardından Moskova’da başlayan görüşmeler olumsuz sonuçlandı. Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Hailife Hafter’in ateşkes anlaşmasını imzalamadan Rusya’dan ayrılması ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 8 Ocak’ta Suriye ve Libya sorununu görüştükleri toplantının ardından ortak basın açıklaması yaptı. Ortak basın açıklamasında, başta Trablus çevresinde artan çatışmalar olmak üzere, uzun süredir savaştan muzdarip olan Libya'daki gelişmelerin büyük bir endişeyle izlendiği vurgulanarak, şöyle denildi:

“Libya'da kötüleşen durum, geniş mücavir bölgenin, tüm Akdeniz bölgesinin ve Afrika Kıtası'nın güvenliğini ve istikrarını sarsmakta, düzensiz göçü, silahların daha fazla yayılmasını, terörizmi ve yasadışı kaçakçılık dahil diğer suç faaliyetlerini tetiklemektedir. Libya'nın egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine olan güçlü bağlılığımızı yineliyoruz."

Ülkede kalıcı barış ve istikrarın, ancak Libyalılar arasında samimi ve kapsayıcı diyaloga dayanan, Libyalıların öncülüğünde ve Libyalıların sahiplendiği bir siyasi süreçle sağlanabileceğine dikkati çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Libyalılar arasında BM himayesinde kapsamlı bir siyasi süreci başlatmak için en önemli önceliği, ateşkesin derhal sağlanması teşkil etmektedir. Birleşmiş Milletler kolaylaştırıcılığında yürütülen siyasi süreci canlandırmak için elverişli bir ortam yaratmayı amaçlayan Berlin Süreci'ne desteğimizi teyit eder ve sürecin ancak Libyalıların ve komşu ülkelerin katılımı ve bağlılığıyla somut sonuçlar verebileceğini hatırlatırız.

"Mevcut kritik şartlar altında ve ilgili BM Güvenlik Kurulu kararlarının ortaya koyduğu amaçlar ışığında inisiyatif almaya karar verdik. Sahada istikrarın sağlanması ve Trablus ile diğer şehirlerde günlük hayatın normalleştirilmesi için gereken önlemlerle desteklenen sürdürülebilir bir ateşkes ilan etmek, Libya halkının acılarına son vermek ve ülkeye barış ve refahı yeniden getirmek için derhal bir müzakere masasının etrafında bir araya gelme çağrısında bulunuyoruz.

Libyalıların, istisnasız bütün vatandaşlarının çıkarlarını hesaba katan ulusal çapta bir diyalog çerçevesinde, vatanlarının geleceğine bağımsız bir şekilde karar verebileceklerine dair inancımız tamdır."

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ

Bunun üzerine ateşkesin sağlanması için Türkiye ve Rusya’nın öncülüğünde, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Libya Ulusal Ordusu tarafı 13 Ocak’ta Moskova'da bir araya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Devlet Konukevi’nde Türk ve Rus heyetlerinin gözetimindeki diplomasi trafiği 8 saat sürdü. Diploması trafiğinin ardından oluşturulan anlaşma metni, UMH Başabakanı Fayiz es-Serrac ve Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri tarafından imzalandı.

Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Halife Hafter ise sabaha kadar süre istedi. Ancak Hafter’in, kendisinin verdiği süreyi bile beklemeden gece saatlerinde Rusya’dan ayrıldığı açıklandı.

HAFTER NE İSTİYORDU?

Hafter, Türkiye'nin katılımı olmadan uluslararası izleme gücü, Türkiye ve Suriye'den gelen ya da gelecek olan yabancı savaşçıların koşulsuz geri çekilmesi konusunda ısrarcıydı. 

Türkiye’nin Libya’ya gönderdiği askerlerin geri çekilmesini, bundan sonra da gönderilmemesi düşüncelerinde olan Hafter, Türkiye ile UMH arasında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının da kabul edilmemesi konusunda görüş benimsiyordu.

Ateşkes anlaşmasına Hafter’in bu nedenle imza atmadığı ortaya çıkarken, amacının ne olduğu tartışılır oldu.

LİBYA’DA BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Anlaşma görüşmeleri için Moskova’ya gelmesine rağmen buradan imza atmadan ayrılan Hafter, öncelikle zaman kazanmak istiyor. Libya’nın stratejik bölgelerini, su yollarını, Türkiye’nin UMH ile imzaladığı münhasır ekonomik bölge sınırlarını kapsayan kıyı şeridi elinde olan Hafter, herhangi bir siyasi güvence almadan bu gücü kaybetmek istemiyor.

Hafter çok iyi biliyor ki; Türk askeri sahada olursa, kontrol altında tuttuğu toprakları, elindeki gücü kaybedecek. Bu nedenle ateşkes anlaşmasında Türk askerinin ve Suriye’den geldiğini iddia ettiği savaşçıların ülkeden çıkarılması maddesinin yer almasını, bunun güvencesinin kendisine verilmesini istiyor.

Halife Hafter’in ateşkes anlaşmasına imza atması aynı zamanda Türkiye ile Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasını da kabul etmesi olarak görülüyor. Hafter, bu konuda da zaman kazanarak, başka devletlerin olası müdahalesiyle başka bir çıkış yolu arayışlarına giriyor.

Libya’daki iç karışıklığın sona erdirilmesine yönelik ateşkes adımı, Hafter’in anlaşmayı reddetmesiyle sonuçsuz kaldı. Bu da gösteriyor ki; Hafter UMH’nin elindeki bölgeleri de işgal için savaşı sürdürmeye devam edecek. Belki ateşkes masasına oturacak ama elini daha da kuvvetlendirmek, başka aktörlerin kendi yanına almak istiyor.

Ancak Türkiye’nin desteklediği, Birleşmiş Milletler ile ABD’nin de tanıdığı UMH’nin, ateşkese imza atarak barış görüşmelerinden yana olduğunu deklare etmesi, uluslararası alanda uzlaşmadan yana olmadığı imajını gösteren Hafter’i yalnızlaştırabilir.

DÜNYA DEVLETLERİNİN TUTUMU

Türkiye, Libya’daki iç savaşın sona erdirilmesi için kararlı tutumunu devam ettirecektir. İçerideki muhalefet, her ne kadar Libya’ya asker gönderilmesine karşı çıksa da Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarını destekliyor.

Türkiye, Hafter’i barış masasına oturtmak için Hafter’in askeri eğitimi aldığı Rusya ile yine Hafter’i CIA eliyle yıllarca kullanan ABD’yi de masaya çekebilmelidir. Trablus’un Hafter güçlerinin eline geçmesi ve UMH’nin varlığının sona ermesi, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölge anlaşmasının çöp olması demektir.

Her ne kadar Moskova’dan çözüm bulunamadıysa, önümüzdeki ay Berlin’de yapılacak Libya konulu görüşmelerde Türkiye, daha etkin bir diplomasiyle Libya’nın toprak bütünlüğünün korunması, iç savaşın sona erdirilmesinde etkin rol oynayabilmelidir.

Kendi çıkarına göre zaman zaman Suriye’deki iç savaşın sona erdirilmesi için Türkiye ile işbirliği yapan Rusya, Libya konusunda da Türkiye’nin diplomasi çabalarına destek veriyor.  

İdlib’te, İran destekli örgütlerin de yardımıyla Esed rejimiyle işbirliği yapan Rusya, Libya’da Türkiye’nin desteklediği Serrac hükümetini kabul eder mi? Rusya, Suriye ve Libya politikalarını, mezhepsel ayrışmalara göre yönlendirmiyor. ABD’nin Ortadoğu emelleri açısından Suriye rejimiyle işbirliği yapan Rusya, Doğu Akdeniz’deki çıkarları açısından da Türkiye ile işbirliği yapacaktır. Aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel sorunların çözümüne ilişkin yürüttüğü dış politika, Rusya’nın da önünün açılmasına vesile oluyor.

Ayrıca, Libya konusundaki çözüm sürecine, Rusya ile Türkiye’nin yanı sıra Almanya’da sıcak bakıyor. Rusya ile ilişkileri dolayısıyla ABD Başkanı Trump’ın eleştirdiği Almanya Başbakanı Merkel, Libya konusunda Türkiye ve Rusya’nın attığı adımlara da sıcak bakıyor.

Bu durum Atlantik ittifakı içindeki ABD, İngiltere ve Fransa’yı devre dışı bırakmak anlamına geliyor ve düşündürüyor. ABD, Libya konusunda henüz tarafını net olarak belli etmezken, ateşkese destek verdiğini açıklayan Mısır ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa, Hafter’in bel bağladığı ittifaklar gibi duruyor.  

Libya sorununun çözümüne ilişkin gelişmelerde, önümüzdeki günlerde başka küresel aktörlerin de boy göstermesi muhtemeldir.