Güvenli bölge Türkiye’nin gücünü arttıracak

Türk ve ABD'li yetkililer, Suriye'de kurulması planlanan güvenli bölge için yoğun bir diplomasi yürütüyor. Peki, güvenli bölge nerede? Türkiye için önemi ne?

Güvenli bölge Türkiye’nin gücünü arttıracak

Türkiye ile ABD’nin Suriye diplomasisi

Suriye’de oluşturulması planlanan güvenli bölge aslında çok uzun süredir konuşulan bir konu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’de oluşturulması planlanan tampon bölge meselesini ilk olarak 2013'teki bir ABD ziyaretinde dillendirmişti. Erdoğan, dönemin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama'ya; Suriye'de uçuşa yasak bölge ilan edilmesi, siviller için güvenli bölge oluşturulması ve koalisyon güçleriyle ortak kara operasyonu yapılmasından oluşan 3 aşamalı bir plan sunmuştu ancak plan farklı sebeplerden dolayı bir türlü gerçekleşemedi. Gerek Suriye sınırında yaşananlar gerekse bazı ülkelerin Türkiye sınırında entrikaların peşinde koşması, güvenli bölge oluşumunu erteledi. Türkiye uzun yıllardır planladığı bu tampon bölge fikrini hiç masadan indirmedi ve her zaman sınırların hemen ötesinde güvenli barınaklar arıyan terör örgütlerine izin vermeyeceğine kararlılıkla vurguladı. Türkiye’nin kararlı tutumunu gören terör destekçisi ülkeler de işin ciddiyetini anlayarak durumu kabul etmek zorunda kaldı.

Yaşanan tüm bu gelişmeler neticesinde Türkiye ve ABD, Suriye diplomasisine yoğunlaştı. Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölge konusunda hafta başından bu yana Ankara’da temaslarını sürdüren ABD’li heyet görüşmelerini dün tamamladı. Türkiye'nin gündeme getirdiği güvenli bölge, Suriye'deki çatışmalardan kaçan sivil nüfusun can güvenliğinin sağlandığı barınma alanı oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca Türkiye bölgenin tüm Suriye'den göç eden sivillerin toplanabileceği bir bölge olarak tasarlanmasını istiyor. Bu bağlamda yaklaşık bir hafta önce tüm bu talepleri masaya yatırmak ve gerekli değerlendirmeleri yapmak üzere ABD’li bir grup yetkili Türkiye’ye geldi. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in başkanlığındaki heyet, güvenli bölge konusunda yeni bir teklifle Ankara’ya gelirken, Jeffrey’in önerisinin kabul edilmediği bildirildi. ABD ile güvenli bölge görüşmelerinden sonuç alınmaması durumunda Ankara, Fırat’ın doğusuna yönelik askeri harekat seçeneğini masada tutuyor. Öte yandan Türkiye, güvenli bölge için Münbiç ve Tel Abyad üzerinden yoğun çalışma yürütüyor.

Görüşmelerde neler yaşandı?

Hafta başından bu yana Türkiye’de olan Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey başkanlığındaki ABD’li yetkililer, önce Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile ardından ise Milli Savunma Bakanı Hulüsi Akar ile bir araya geldi. Milli Savunma Bakanlığındaki toplantıda oluşturulacak güvenli bölgenin sınırları, terör örgütü YPG’nin bölgeden çıkartılması ve ağır silahların teslim alınmasına dair takvim askeri ve teknik düzeyde ele alındı. Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey, dün de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile Beştepe’de bir araya geldi. Ana gündemin Suriye olduğu toplantıda; güvenli bölge konusunda atılacak adımlar gözden geçirildi. Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliklerinin açık bir şekilde vurgulandığı toplantıda, Suriye’nin genelinde terörle mücadele, Menbiç yol haritası, anayasa komisyonu, Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde siyasi çözüme ulaşılması konuları görüşüldü. Güvenli bölgenin kurulmasının, ancak Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak bir plan ile mümkün olacağı ifade edilirken, Suriye konusunda iş birliğinin güven ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda sürdürülmesinin önemine vurgu yapıldı.

Türkiye’nin öncelikleri

Türkiye’nin bir süredir yoğun biçimde yürüttüğü güvenle bölge oluşumunda bir takım önelikleri var. Washington’un Ankara’nın bu önceliklerini dikkate alamaması ve anlaşma sağlanamaması durumunda ABD ile mütabakat yapılamayacak. Türkiye'nin önemli taleplerinden biri Suluk kasabasını da içine alan Tel Abyad hattı. Ayn İsa bölgesini kontrol altında tutmak isteyen Türkiye, Tel Abyad'ın Arap karakterli olduğu, bölgede yönetim ve asayişin Arap unsurlara bırakılması gerektiğini ABD'li muhataplarına iletti. Öte yandan Münbiç'in ABD desteğiyle terör örgütü YPG tarafından ele geçirildiği 2016'dan bu yana Türkiye, YPG'nin kentten çıkarılmasını istiyor. ABD ise Münbiç'i YPG'nin değil Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) yönettiği iddiasını sürdürüyor. SDG'nin ise neredeyse bütün karar mekanizmalarının terör örgütü YPG kontrolünde olduğunu Türkiye biliyor. ABD, DEAŞ Karşıtı Uluslararası Askeri Koalisyon'un önemli bir üyesi olan Türkiye'nin güvenli bölge projesinin içinde yer almasını talep etti. Türkiye ise YPG'nin güvenli bölgeden kaynaklanacak rahatlığı kullanarak güç kazanmasının önüne geçmek niyetinde. Bu nedenle YPG'nin Münbiç'ten tamamen çıkmasını istiyor.

Batı’nın rolü

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’den ABD askerlerini çekme kararı almasının ardından Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması talebini masaya yatırmıştı. Trump yönetimi güvenli bölge konusunu Türkiye ile ilişkiler açısından yeni bir başlangıç olarak nitelendiriyor ancak hükümetin içinde buna yönelik bir direnç olduğunu da biliyoruz. Avrupa ülkeleri başından beri Suriye krizinin çözümünde aktif rol almamış, krizi kendilerine yansıyan boyutuyla Avrupa'ya göç odaklı bir sorun olarak değerlendirmiştir. Bu noktada kilit bir rol oynayacak olan Rusya'dır. Rusya, meseleyi güvenli bölge oluşturma kapsamında okursa sorun çıkarmaz. ABD ile sahada nasıl bir işbirliği ve koordinasyon yapılacağına dair detayları bilmiyoruz. Ancak önümüzde zorlu bir süreç olduğunu unutmayalım. PKK'nın Türkiye-ABD mutabakatına uyması konusunda ve olası sabotaj hamleleri, Esed ve Rusya'ya yanaşması ihtimalleri karşısında ABD'ye ciddi sorumluluk düşüyor.

Güvenli bölgenin ardından

Güvenli bölgenin oluşturulmasının ardından Suriyeli mültecilerin tamamının yani üç buçuk milyon insanın bu bölgeye yerleştirilmeleri şu an için mümkün görünmüyor, zaten yetkililerden gelen böyle bir açıklamada yok. Burada öncelik PKK ve rejim tehdidi ile bu bölgelerden göç edenlerin geri dönmesi olabilir. Bu da önemli sayıda Suriyeli mültecinin güvenli bölgeye yerleştirilmesi anlamına gelir. Bu bölgelerde hayat normalleştikçe ve krizin çözümü ilerledikçe sayıda artışlar yaşanacaktır. ABD ile bir mutabakata varılması durumunda, PKK'nın alanı oldukça daralmış olacak. Ayrıca Türkiye’de sınırlarını koruma ve terörle mücadeleyi dışarıya taşımış olacak. Rusya, İran ve Şam’da kendilerinin içinde olmadığı bir müzakereden çok hoşnut olmayacaktır. Nedeni ise ABD ile Türkiye arasında bir anlaşma sağlandığı taktirde bölgedeki rolleri artacak ve daha fazla söz sahibi olacaklardır.

Güvenli bölge nerede?

Anadolu Ajansı (AA)’nın harita alan ölçümlerine göre, Türkiye-Suriye sınırında 32 kilometre derinlikte oluşturulacak bölge, 460 kilometrelik bir hattı kapsıyor.  Rakka ve Haseke'nin kuzeyindeki yerleşimleri kapsayacak bölge, batıdan doğuya Sırrin, Ayn İsa'nın kuzeyi, Suluk, Resulayn, Tel Temr'in kuzeyi, Derbesiye, Amude, Kamışlı, Verdiyye, Tel Hamis, Kahtaniyye, Yerubiyye ve Malikiye'den geçiyor. Şuyuf Tahtani, Aynularab (Kobani), Tel Abyad, Derbesiye, Amude, Kahtaniye, Cevadiye ve Malikiye ilçeleri idari olarak tamamen bu hattın içinde kalıyor. Hat, batıda, Münbiç'in doğusundaki Sacur çayı kıyısından başlıyor. Münbiç ilçe merkezi, 32 kilometrenin dışında kalıyor.