Güvenli bölge dengesi

Türkiye’nin 2013 yılından bu yana dile getirdiği güvenli bölge, geçtiğimiz aylarda tekrar dile getirilmiş ve ABD Başkanı Trump’un, “Suriye’den çekileceğiz!” açıklamasıyla süreç duraksamıştı. Zaman içerisinde verilen sözlerin tutulmadığını gören Ankara, S-400lerin de gelmesiyle birlikte artık daha fazla zaman kaybetmek istemiyor.

Güvenli bölge dengesi

Çok katmanlı unsurların, devletlerin ve taleplerin bulunduğu güvenli bölge meselesi, bölgede varlığını sürdüren birden fazla devleti ilgilendiriyor. Bu devletler arasında başta ABD ve Rusya olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, İran, İsrail, Esad rejimi ve Türkiye bulunuyor. Bu kadar fazla güç unsurunun bulunduğu bir bölgede Türkiye’nin tek başına böyle bir meseleyi kendi istediği biçimde herhangi bir engelle karşılaşmadan yapması olasılığı, büyük bir gövde gösterisi olarak görülüyor. Ancak, bunu yapmak hiç de kolay değil. Çünkü birden fazla güvenli bölge talebi bulunuyor.

ABD, PYD/PKK’yı koruma altına alacağı 5 km derinliğinde bir “Tampon Bölge” ve “Uçuşa Yasak Bölge” talep ediyor. Bu talep 90lı yıllarda başlayan ve Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan özerk Kürt devletinin temellerini atan ABD stratejisi ile aynı hüviyete sahip görünüyor. ABD'nin teklifine göre, bölgede sadece ABD varlığı bulunacak ve adeta PYD/PKK’ya kalkan olacak. Türkiye ise, PYD/PKK’nın bulunmadığı ve kendi kontrolü altında bir güvenli bölge istiyor. Bu noktada uzlaşı olması pek ihtimal dahilinde bulunmuyor.

Türkiye’nin nihai hedefi PKK/PYD’nin tamamıyla etkisiz hale gelmesidir. Bu yolda ilk hedefi 32km derinliğe sahip bir güvenli bölgenin kendi kontrolü altında oluşturulmasıdır. Ankara, kendisine yönelik tehlikeyi bertaraf etmek için bunun bir zorunluluk olduğunu belirtiyor. Ayrıca Türkiye, El Bab ve Afrin’deki varlığını misal göstererek bölgenin yeniden imarının da en iyi şekilde kendisi tarafından yapılabileceğini iddia ediyor. Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın, ABD ile bu noktada anlaştıklarını açıklamıştı. 

Ancak ABD’den bu netlikte bir doğrulama gelmedi. Bununla birlilkte Türkiye’nin söylemlerinin Rusya ve Suriye’yi tatmin etme ve onlar tarafından benimsenme ihtimali de bulunmuyor. Rusya, Türkiye’nin sahada bu derece etkin bir güç kazanmasını isteme olasılığı düşük bir ihtimal.

Rusya, güvenli bölgenin Suriye rejimine bırakılmasını savunuyor. Derinliğinin ise 20 km olabileceği ifade edilidi. Tutarlı bir tavrı burada Rusya’nın; daha önce Amerika’nın çekileceği yerlerin rejim güçlerine devredilmesini önermesi olmuştu. Moskova’ya göre güvenliği sağlayacak en iyi çözüm bu.

Lakin buna da Türkiye ve ABD’nin soğuk bakacağı belli. Çünkü bu, hem -rejim ve PYD gibi iki hasmını bir araya getireceğinden- Ankara’nın güvenlik endişelerini arttırır. Hem de sahada dizginleri tamamen Moskova ve Şam’ın eline vereceğinden Washington’un Suriye’nin geleceğindeki belirleyicilik kapasitesini düşürür. Dolayısıyla iki ülke de buna razı gelme olasılığı düşük.

Türkiye ile yapılan müzakerelerin odak noktasında iki konu var: Biri, PYD/YPG’nin sınırdan uzaklaştırılması. Diğeri ise ağır silahların PYD/YPG’den geri alınması. Suriye politikasının tayininde Trump üzerinde etkili olduğu görülen Senatör Graham, Ankara’daki temaslarında bu yönde mesajlar verdi. Graham hem kendileriyle birlikte IŞİD ile savaşan PYD/YPG’ye borçlu olduklarını ifade etti. Hem de PKK’nin uzantısı olduğu açık olan PYD/YPG’nin Türkiye’nin başını ağrıttığını bildiklerini söyledi. Graham’a göre, iki ülkenin yetkilileri bu sorunların çözümü için bir plan üzerinde mesai harcıyorlardı.

ABD, Fransa ve İngiltere ile de güvenlik bölgesindeki askeri rollerini görüşüyor. ABD’nin; Türkiye, Fransa ve İngiltere’nin beraber hareket edecekleri bir model geliştirmeye çalıştığı daha önceden dile getirilen yöntemler arasında. Buna göre, her üç ülkenin askeri güçleri kent merkezlerine girmeyecekler ve kırsal bölgelerde birlikte devriye görevi yapacaklar. Güvenlik, bu dört ülkenin işbirliği ve koordinasyonuyla sağlanacak. Fakat Türkiye'nin Batılı müttefiklerine yaşadığı güven kaybı bu ihtimalide azaltan etmenler arasında.

Genel olarak yoğun diplomasinin yaşanacağı bir süreç önümüzde duruyor. Türkiye 20 km derinliğindeki bölgeye de sıcak bakıyor. Fakat ilk hedefi, 32 km derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmak. ABD ise 5 km de diretiyor. ABD’nin ısrarcı olduğu noktada anlaşma mümkün görünmüyor. Çünkü bu tampon bölgenin PYD/PKK’yı daha da büyüteceğinin farkında. 20 km derinliğindeki güvenli bölge oluşturma fikrine Rusya’nın desteği ve uluslararası kamuoyunun sessizliğini ilave edersek, 20 km'lik bir güvenli bölgenin oluşturulma ihtimali kuvvetle muhtemel gözüküyor. 32 km olması durumunda ise, Türkiye sahada büyük bir avantaj kazanmış olacak ve ABD/İsrail güdümünde kurulmaya çalışılan bir "asker" devleti tamamiyle kuşatmış olacak.