Gürcistan'da protestolar devam ediyor

Gürcistan’daki protestolar, muhalif seslerin eylemi olarak görünüyor olsa da, dünyanın geldiği konjonktürden ötürü, protestoların sebebinin sadece Rusya karşıtlığı olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir.

Gürcistan'da protestolar devam ediyor

Gürcistan kızgın bir demokrasiye sahip. Son yapılan ankette, yaşanan olaylara karşı Gürcü halkının %27’si kendilerini kızgın olarak ifade ediyor. Bu oran aslında 20 Haziran gecesi Tiflis’in geleneksel protesto noktası olan Rustaveli Bulvarı’nın göstericilerle dolmasını da açıklıyor. 

Rusya Duma Meclisi milletvekiline verilen tepkinin bu kadar çabuk ve şiddetli bir şekilde artmasına şaşırmış olmalı. Çünkü 2008 Güney Osetya’da ki savaştan sonra halk nezdinde ilişkiler gözle görülür seviyede gelişmişti. Geçtiğimiz yıl 1 milyon Rus turist Gürcistan’ı ziyaret etmişti.

Protestoların fitilini ateşleyen olay Rus millet vekili Sergei Gavrilov’un Gürcistan parlemento başkanı koltuğuna oturması ve parlamentoya Rusça hitap etmesi oldu. Gürcü muhalifler bu duruma çok sert tepki gösterdi. Bu noktadan sonra başlayan gösteriler kısa sürede yayıldı. 

Aynı Gürcüler Rus turistleri hoş karşılayabilirken, Rus askeri kuvvetlerinin hala Abazya’ da konuşlu olması sebebiyle diplomatik ilişkilerin onarılmasını kesin olarak reddediyor. Diğer bir ifadeyle, halk nezdindeki gelişen ilişkiler iki ülke arasındaki ilişkileri dengelemeye yardımcı oldu fakat derin siyasi farklılıkları çözmek için bundan fazlası gerekecek gibi gözüküyor.

Ne olmuştu?

20 Haziran 2019 günü 26. Parlamentolar Arası Ortodoks Meclisi Genel Kurulu toplantısı düzenlendi. Toplantıya Parlamentolar Arası Ortodoks Meclisi Başkanı, Rus milletvekili Sergey Gavrilov başkanlığındaki Rus heyeti de katıldı. Toplantıyı açan Gavrilov’un parlamento başkanı koltuğuna oturması ve parlamentoya Rusça hitap etmesi, Gürcü muhalifler tarafından öfkeyle karşılandı. Bu noktadan sonra, başlayan toplumsal protesto gösterileri kısa sürede kontrolü zor bir hale dönüştü.

Binlerce kişi parlamento binasının etrafında toplanıp Putin aleyhine sloganlar atmaya başladı. Ardından parlamento binası eylemciler tarafından ele geçirildi. Yoğun protestolar akşam saatlerinde de artarak devam etti. Göstericilerin dört temel beklentisi vardı: Rus heyetin derhal ülkeyi terk etmesi, Parlamento Başkanı Irakli Kobakhidze’nin istifa etmesi, İçişleri Bakanı Georgiy Gahariya’nın görevini bırakması ve parlamento seçim sisteminin değişmesi.

Olaylı toplantıdan sonraki gün Rus heyet ülkeyi apar topar terk etti. Bunun akabinde Parlamento Başkanı Irakli Kobakhidze’nin istifası geldi; ancak bu istifa protestocuların öfkesini dindirmeye yetmedi. Olayların kontrol altına alınamamasından dolayı, göstericilerin bir diğer talebi olan parlamento seçim sistemindeki değişiklik, iktidar partisi başkanı Bizina İvanişvili tarafından mecburen kabul edildi. Bu değişiklikle birlikte, 2020’deki genel seçimler çoğunluk sistemi yerine nispi temsil sistemine göre yapılacak.

 Rusya karşıtı protestolar

Bütün bu gelişmeler, Rusya’da endişeyle karşılandı. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin  Gürcistan’daki rus vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için bir kararname imzaladı. Bu kararnameye göre, 8 Temmuz 2019’dan itibaren Rus havayolu şirketlerinin Gürcistan’a ulaşımı geçici olarak yasaklandı. Ayrıca Gürcistan’a olan tur satışlarıda bu süreçte ertelendi. 

Rusya’nın bu protestolara karşı devreye sokacağı sert yaptırımlar şüphesiz Gürcistan ekonomisine ciddi zararlar verecektir. Nitekim 150 bine yakın Rus bu gelişmeler sonrasında satın aldıkları turları iptal etmek zorunda kalacak ve bu durumda havayolu şirketleri yaklaşık 48 milyon dolar değerinde maddi zarara uğrayacak. Ayrıca Gürcü halkı, iki tarafta ailesi olan ve iki ülke arasında ticaret yapan vatandaşların uğrayabileceği maddi ve manevi zararlardan da endişe duyuyor. Eğer bu yaptırımlar Gürcistan’ın ihracatını da hedef alırsa, yaklaşık 1 milyar dolarlık bir zarara neden olacağı ve yüzbinlerce insanı olumsuz şekilde etkileyeceği tahmin ediliyor.

Sürmekte olan bu protestolar da iki farklı açıdan gerekçelendirilebilir: İlk olarak, Rusya açısından baktığımızda, bu protestoların Rusya ile Gürcistan arasındaki normalleşmeyi hedef aldığını söyleyebiliriz. Nitekim Rus analistlerin yaptıkları açıklamalar da olayı bu pencereden izlediklerini gösteriyor. Fakat 2008 yılından bu yana kopan diplomatik ilişkileri incelediğimizde, kayda değer bir normalleşmenin yaşanmadığını da görmekteyiz. İkinci olarak, Gürcistan’ın ilk kadın cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’nin (Saakaşvili’nin Gül Devrimi sonrası politikalarıyla fazlasıyla örtüşen) NATO ve AB eksenli politikalarının bir sonucu olarak, Rusya’nın Gürcistan’daki yeni iktidarı tehdit addetmesi olarak da okuyabiliriz. Zurabişvili yemin ettiği günden itibaren birçok kez NATO ile üst düzey görüşmelerde bulunmuş, göreve gelmesinin ardından ilk temaslarını Brüksel’de NATO ve AB’nin üst düzey temsilcileriyle gerçekleştirmişti. Ayrıca geçtiğimiz aylarda NATO-Gürcistan ortak askeri tatbikatlarının düzenleneceğini ve NATO genel sekreterinin Tiflis’i ziyaret edeceğini bildirmişti. Tüm bu NATO ve AB eksenli politikalar, 2008 yılında Rusya-Gürcistan savaşında olduğu gibi, en nihayetinde içinde bulunduğumuz olayların da temelini teşkil etmiş olabilir. Bu bağlamda incelediğimizde, ikinci ihtimalin daha baskın olduğu söylenebilir.

Bu süreç kesinlikle basite indirgenmemelidir. Bu protestolar yalnızca halkın onuru zedelendiği için ortaya çıkan tepkiler değildir. Bu olayların temelinde Rusya’nın Gürcistan’ın Batı ile entegrasyonunu tehdit olarak görmesi ve 2008 yılından bugüne gerginliğini koruyan ikili ilişkiler yatmaktadır. Başlayan bu protestolar, bölgenin istikrarı ve güvenliği için tehlike arz etmektedir. Gürcistan-Rusya ilişkilerinin normalleşmesi, hatta ve hatta stratejik düzeye çıkması, gerek Gürcistan’ın gerekse bölgenin kaderi için çok önemlidir. Gürcistan’ın bir taraftan Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi, diğer taraftan ise NATO ve AB kurumları ile bütünleşme sürecini sürdürmesi gerekmektedir. En nihayetinde, Gürcistan’ın Rusya ve NATO arasında bir denge bulması, Gürcü halkının güvenliği için atılacak en önemli adımların başında gelmektedir. Sadece tek tarafa olacak olan eğilim ülkedeki huzursuzluğa katkı vermeye devam edecektir.