Güney Asya raporunda Hindistan Müslümanları için ne denildi?

Hindistan’da vatandaşların önemli bir bölümü Modi yönetiminin getirdiği Yeni Vatandaşlık Yasası’na karşı son iki haftadır sokaklara dökülmüştü. Hindistan vatandaşlığı vermeyi düzenleyen Vatandaşlık Yasası Değişikliği, Müslümanları kapsam dışında tutarak onların saf dışı edilmesinin bir yolu olarak görülürken, Güney Asya raporunda korkutan tablo ilk kez dünyaya duyuruldu.

Af Örgütü'nün Hindistan şubesi ağustosta yayımladığı raporda Delhi polisinin şubat isyanlarındaki rolünü eleştirmişti. Yayınlanan Güney Asya raporu, Hindistan'ın sivil toplum aktörlerinin muhalefet alanını kısıtlamasına vurgu yapılırken, bu ülkenin "Müslüman azınlıklar için tehlikeli ve şiddet içeren bir yer" haline geldiği belirtildi.

Bölgedeki sivil özgürlüklerin durumu takip edilerek her yıl hazırlanan Güney Asya Azınlıkların Durumu'nun 2020 raporunda, federal hükümetin Hindistan vatandaşlarına yönelik ulusal sicil oluşturma gayesi de eleştirilerek böyle bir hamlenin "Müslümanları devletsiz bırakma ihtimali" taşıdığı ifade edildi.

Independent Türkçe'de yer alan habere göre Afganistan, Pakistan ve Bangladeş'ten yasadışı göçmenlere vatandaşlık kazanma yolu açan ancak Müslümanları dışlayan tartışmalı 2019 Vatandaşlık Kanunu sebebiyle Hindistan hükümet karşıtı geniş çaplı protestolara sahne olmuştu.

Raporda, "Hindistan'da insan hakları avukatları, aktivistler, protestocular, akademisyenler, gazeteciler ve liberal entelektüeller gibi sivil toplum aktörleri, yani hükümetin aşırılıklarına ve çoğunlukçuluğuna karşı sesini yükselten herkes gitgide artan biçimde saldırı altında" ifadeleri kullanıldı.

Belgede, Hindistan'daki insan hakları savunucularının "devlet kurumları ve bunlara bağlı ideolojik gruplar tarafından bir tehdit ve sindirme kampanyasına maruz kaldıklarını" belirttiği de kaydedildi.

349 sayfalık raporda ayrıca, "Hindistan'daki kuruluşlara yurtdışından yapılan bağışları düzenleyen Yabancı Katkı (Düzenleme) Kanunu'nun, ilerici ve azınlık sivil toplum örgütlerine karşı daha da silah haline geldiği" ifade edildi.

Raporda, Hindistan'da "yayınlarında hükümeti eleştiren görüşlere yer veren kanalların yasaklandığına ve televizyon haber kanallarına yönelik bir dizi sansür vakasıyla karşılaşıldığına" vurgu yapıldı.

Raporda, Vatandaşlık Kanunu protestoları sonrası şubat ayında patlak veren "Müslüman karşıtı isyanlara" ve mart ayında pandemi tecridinin erken aşamalarında "Delhi'de Tebliğ Cemaati toplantısının Covid-19 noktası haline geldiği" sırada yaşanan "kutuplaşmaya" dikkat çekildi. Hindistan bu yıl nisan ayında Müslümanlara ait bir dini okulun müdürünü, enfeksiyonlarda ani artışa yol açtığı düşünülen bir toplantı tertiplemesi sebebiyle taksirle ölüme neden olmakla suçlamıştı.

Söz konusu rapor, Avrupa Birliği (AB) ve Norveç Kalkınma İşbirliği Ajansı'nın (NORAD) mali desteğiyle "Güney Asya Kolektifi" tarafından hazırlandı.

Diğer Güney Asya ülkelerinin de benzer sorunlarla uğraştığı tespitine yer verilen raporda, "Afganistan, Bangladeş, Butan, Hindistan, Nepal, Pakistan ve Sri Lanka'nın hepsinde, anayasanın tanıdığı ifade, dernekleşme ve toplanma özgürlüklerinin, son 10 yıl gibi bir zaman zarfında ilgili hükümetlerin önceki yasaların yerine koyduğu yeni yasalarla artan biçimde ihlal edildiğine" dikkat çekildi.

Güney Asya Özgür Medya Derneği Genel Sekreteri İmtiyaz Alam, "dünyanın en büyük demokrasisi Hindistan'dan, nispeten daha demokratik Nepal'e, etnik bakımdan bölünmüş Sri Lanka'dan eleştirilerin odağındaki Pakistan'a ve savaşın tahrip ettiği Afganistan'dan 'sekülerleşen' Bangladeş'e çoğu bölge ülkesinin, dini ve etnik azınlıklara ayrımcılık yapma ve faşizme yakın çoğunlukçu bir yönetime başvurmanın yanı sıra ifade özgürlüğünün bastırılması başta olmak üzere, büyük ölçüde yok olan vatandaşlık ve insan hakları açısından birbirleriyle yarıştığını" söyledi.

2015'te kurulan kolektif, bölgede din, dil, etnik köken, kast ve cinsiyet açısından azınlık kesimlerin koşullarını belgeleyerek, bilhassa Güney Asya devletlerindeki azınlıklar için vatandaşlık alanlarının durumunu değerlendiren bir grup insan hakları aktivisti ve örgütten oluşuyor.